Tedbir kararıyla herkesi disipline verebiliyor.
İhraç edebiliyor.
İşten atabiliyor.
Paraya el koyabiliyor.
Avukatları ve YSK temsilcisini görevden alabiliyor.
Özgür Özel in grup Başkanlığına itiraz edebiliyor.
Ama kurultaya gidemiyor.
Yüzsüz..!
Takke düştü.
Tüm Cumhuriyet düşmanları aynı hizada.
Meşru muhalefet, ulusal cephe, milli irade de aynı hizaya geçmeli.
Karnından konuşan kaybeder.
Hainler, sinikler, ve ahmaklara tahammül etmek için hiçbir sebep kalmadı.
Dirayetli olma zamanı. Zor olacak. Ama illa ki olacak 🇹🇷
Yılın ilk dört ayında;
-Saniyede 421 bin 736 lira
-Dakikada 25 milyon 304 bin lira
-Saatte 1 milyar 518 milyon lira
-Günde 36 milyar 437 milyon lira
-Dört ayda 4 trilyon 372 milyar lira vergi ödedik. Ama yine yetmedi, yetiremedik. İlk dört ayda bütçe 758,7 milyar lira açık verdi!
-Vatandaşın Devlete olan borcuna uygulanan gecikme faizi yıllık %44,4,
-Vatandaşın Devletten olan alacağına uygulanan kanuni faiz yıllık %24,
-Merkez Bankasının politika faizi ise yıllık %37,
-Sizler de bugün tüketici ya da ticari kredi almak istediğinizde sunulan oranları yazarsanız biz de tam olarak hangi faize karşı olduğumuz konusunda daha net bir fikir sahibi olabiliriz…
Şu anda en düşük prim 10.899 TL, 25 yıl prim ödemiş; 3,3 milyon TL yapar.
Yıllık yalnızca %5 reel getiri sağlayan bir şekilde primi değerlendirilseydi 25 yılda toplam parası 6,4 milyon TL olurdu.
Aynı fondan kendisine 30 bin TL maaş ödenmeye başlasaydı, 40 yıl boyunca maaş alabilirdi.
Yani kendi ödediği primler değerlendirilip kendisine geri verilseydi en az %50 daha fazla emekli maaşı alırdı.
Devlet önce milletin primlerine çöküyor, sonra da emekli maaşına yapılan sembolik düzeltmeleri bir lütuf olarak sunuyor. Halbuki sadece ödenen primleri düzgün şekilde değerlendirip geri verseler %50-60 daha fazla emekli maaşı ödemeleri gerekirdi.
AK Parti’yi kutlarım.
Tüm Türkiye’nin sesi olmuşlar.
Müthiş bir özeleştiri bu.
Biz başka ne desek anlatamazdık.
Evet, benim, bizim, hepimizin hayatından gidiyor…
Götürülüyor…
KAMUOYU DUYURUSU
Son günlerde kamuoyunda Şehir Hatları vapurlarında sunulan Vapur Kafe hizmetlerinin kaldırılacağına yönelik iddialar yer almaktadır.
Şehir Hatları vapurlarında çay, simit ve tost başta olmak üzere sunulan kafe hizmetleri mevcut kapsamıyla devam etmektedir.
5 büyük süpermarketin, 980 gıda ürününün fiyatlarının 1 aylık değişimine bakarak, aralık ayı market gıda enflasyonunun %12.11 olduğunu hesapladık. Ben daha fazla bir şey yazmak istemiyorum, buradan sonrası sövmeye giriyor çünkü. (3/3)
ABD Maduro’yu paketleyince,
Hemen "Muhalifim ama liderimi yabancıya vermem" korosu başladı...
Savunayım derken Türkiye'yi,
Venezuela gibi rezil bir ülke ilan ettiniz!
Yuh! 👏
Kendisi 30 senedir içeride malum.
Çıkmak da nasip olmasın inşallah.
Ama sorum şu: Bu suçlu şahıs, dünyadan ne kadar haberdar?
Şahsın yakalandığı senelerde daha Kurtlar Vadisi çekilmemiş, evlere internet gelmemiş, cep telefonu (akıllısı değil, tuşlu tuğlası) yayılmamıştı!
Misal, şunlardan hangilerini biliyordur?
- Tesla
- PlayStation
- Amazon
- AirPods
- Zoom
- Getir
- Yemeksepeti
- Spotify
- Bitcoin
- Uber
- Netflix
Kendi zamanında da kafalı, dünya görüşü açık biri değildi pek ama şu an zihnen zombi gibi bir şey. Hiçbir şeyden haberi yok. Yetkililer kendisine ne kadarını gösterirse, o.
Bu kadar dünyadan, ülkemizden, insanımızdan habersiz, kalbi de kara bir zombiye bağladılar bütün süreci.
E, sonuçta olacak olan da bu: Sevmediklerine kızıyor, bir şeyler gösterilince sövüyor.
Biz de burada, zombiseverlerden hakaret, küfür dinliyoruz 😒
Sırrı Süreyya Önder’i bir “karşıt figür” gibi tanımlamak, hayatı anlamak yerine karikatürleştirme çabasıdır.
Ve ben, bir Müslüman kadın olarak, onunla oturmuş, sohbet etmiş biri olarak söylüyorum:
Annesi mütedeyyin, Nurcu gelenekten gelen bir kadın e babası solcu.
Sırrı Abi böyle bir evde büyüdü.
Dini de, halkı da, siyaseti de, edebiyatı da çocukluğundan itibaren tanıdı.
Sizce böyle biri her şeyin dışına düşer mi?
Sizce bu kadar derinlikli bir kişilik, sizin çizdiğiniz “seküler solcu” kalıbına indirgenebilir mi?
İşinize gelmeyince her şeyi “dine karşıt” ilan ediyorsunuz.
Ama gerçekte, karikatürleştirdiğiniz şey İslam’ın ta kendisi.
Çünkü o İslam, yalnızca sizin yorumladığınız gibi yaşanıyorsa makbul.
Oysa Sırrı Süreyya, barışı, adaleti, vicdanı ve halkı taşıyan biriydi.
Onun mizahı, sizin “kutsala mesafe” diye yaftaladığınız şey, bu topraklarda İslam’ı zorbalığa teslim etmeyen damarların dilidir.
Barışı savunmak, halkın acısını anlatmak, zalimi teşhir etmek…
Bunlar imanla konuşmanın da yollarıdır.
Siz İslamcılığı tanımlarken ontolojik karşıtlık arıyorsunuz.
Ama milyonlarca insan için Sırrı Süreyya “halkın içinden biri”ydi.
Ve o halkın içinde cuma namazını kaçırmayan da vardı, hiç gitmeyen de.
Ama hepsi “helal olsun” dedi.
Çünkü mesele sizin rahmet verip vermemeniz değil.
Mesele halkın vicdanı.
Ve Sırrı Süreyya o vicdanın içindeydi.
Biz onunla güldük, tartıştık, konuştuk.
Ama asla saygısızlık, küçümseme, taşkınlık görmedik.
Bence asıl sorun şu:
Siz hayatı dinlemeden anlamaya çalışıyorsunuz.
Ve sizi sarsan insanlara “rahmet bile edilmez” diyerek kendi korkunuzu örtüyorsunuz.
Biz razıyız.
Rahmetle anıyoruz.
Allah da razı olsun.
Bu, bizim için şahittir