Beş yıldır internette ilmî videolar çekiyorum. ilk kez benden bu kadar sert bir ifade duyacaksınız.
Çünkü gerçekten artık bu toplumu anlamakta zorlanıyorum.
Karıkoca evin içindeki her hâlini çekiyor. Hamilelik testini Kâbe’nin karşısında açıklıyor. İnsan kendi mahremini milyonlara servis eder mi? Türkiye’de açılan domuz çiftliklerinden midir, yediklerimizden içtiklerimizden midir bilmiyorum ama size ne oluyor kardeşim? Hiç mi arınız, namusunuz, hayânız kıskanmanız kalmadı?
İmam olanlar, din görevlisi olanlar bile eşini evin içinde çekip paylaşıyor. Yüzünü göstermiyor ama sırtından çekiyor; sanki çok takvalı bir iş yapıyormuş gibi… Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Bu nasıl bir şuursuzluk?
Geçen bir video gördüm. Birisi
Elli-altmış yaşındaki anne babasına “Birbirinize sarılın, video çekeyim” diyor. Siz ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz? Yatak odanızı, özelinizi, hamile kaldığınızı, çocuk doğurduğunuzu, yediğiniz yemeği, kavganızı, sarılmanızı… Her şeyi paylaşıyorsunuz. Sizin hiç özeliniz yok mu?
Bırakın Müslümanlığı, bu bir insana yakışır mı?
Az önce gördüğüm video yüzünden bu kadar sinirlendim. Kâbe’nin karşısındaki otelde namaz kılıyorlar. Üç tane kamera koymuş etrafa. Namazın ortasında hamilelik testini çıkarıp “Hamileyim” diye gösteriyor. Bu nasıl bir şuursuzluk, bu nasıl bir edepsizliktir? Kardeşim özelini özel yaşasana
Eskiden insanlar anne babasının yanında böyle meseleleri konuşmaya utanırdı. Siz şimdi milyonların önünde mi konuşuyorsunuz bunları?
Size yazıklar olsun.
Ama suç sadece onlarda değil. Asıl suç toplum da .
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu insanları izliyorsunuz. Takip ediyorsunuz. Prim veriyorsunuz. Onlar da o primden şöhret ve para kazanıyor. Sonra sizin çocuklarınız da onlara özeniyor. Evlenen çocuklarınız da aynısını yapıyor.
Yazıklar olsun.
Başka hiçbir şey söylemiyorum.
Rabbim bu toplumu hayâsızlığın, teşhirin ve edepsizliğin şerrinden muhafaza eylesin.
Pet şişelerden oluşmuş bir pantolon giymek istiyor musunuz?
Bazıları bunu hükümet yasaklasın demiş.
Ama hükümetin o iklim kanunu tam da bu pet şişelerden oluşmuş pantolonu giymeni emrediyor.
Karbon ayak izi, yeşil politikalar, sürdürülebilirlik denilen şey tam da bu.
Biz bunu topluma anlatamadık.
Daha başlangıç diğer markalar da bunu yapmaya zorlanacak.
Ses çıkarmayan bir toplum baştan aşağı pet şişe giyinmeye müstehak olur.
Vay efendim sonra kanser vakaları niye artıyor.
Mikroplastik benim bedenimde niye dolanıyor.
Damacanalar için de aynı şey geçerli.
Çevrecilik, firmaların manyak gibi pet şişe üretmesine izin verip bu pet şişeleri dönüştürüyoruz deyip vatandaşa giydirmek mi?
Bir cam şişe devrimi yapmanın zamanı geldi!
Onu da ne CHP yapar ne AK Parti yapar.
Plastik üretimi azaltılırken özellikle şişelemede cam geri dönüşümüne ağırlık verilmeli.
Hatırlarsanız su istasyonlarının ilk ortaya çıktığı zamanlar herkesin evinde cam şişe vardı.
Sonra hepimiz pet şişelere, plastik damacanalara mahkum edildik ve cam şişe gerçekten pahalı hale geldi ve bir lüks oldu.
Lafı hiç dolandırmadan söyleyelim, Hava Kuvvetleri’ne ait C130 Kargo uçağı maalesef sabotajla düşürülmüştür!
Görgü tanıkları önce patlama sesi geldiğini sonra uçağın düşmeye başladığını ifade ediyor.
Havada uçuşa engel bir durum yok!
Düşme anında çekilen görüntüde uçağın kuyruk kısmı parçalanmış.
Görüntüde düşen ikinci büyük parça da uçağa ait.
Uçak ekibinden yapılan bir acil durum çağrısı da yok.
Uçağın havada 3 parçaya ayrılması, önceden uçağa sabotaj yapıldığını veya zaman ayarlı bir mühimmat ile içeriden patlatıldığını gösteriyor.
Tahmin edileceği gibi olağan şüpheli; Türkiye’nin 1 numaralı düşmanı İsrail’dir!
MODSAD’ın Azerbaycan’da ne kadar rahat hareket ettiği biliniyor.
İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin helikopteri de Azerbaycan dönüşü sabotajla düşürülmüş ama kaza diye üzeri kapatılmıştı.
Türkiye’nin yakın tarihinde yine İsrail kaynaklı önemli hadiseler var ve bunların hiç biri tam olarak aydınlatılamadı.
Toryum üzerine çok ciddi çalışmaları olan Nükleer fizikçi Prof Engin Arık ve ekibi yine böyle tuhaf bir uçak kazasının kurbanı oldu.
ASELSAN ve TÜBİTAK mühendisleri kaza veya intihar süsüyle bir bir öldürüldü.
Maalesef bu acı kayıpların sebebi ve faili az çok bilindiği halde belgeleriyle ortaya çıkarılamadı.
Şimdi birileri çıkıp bunlar komplo teorisi diyecektir, İsrail’in İran’ın askeri teknoloji ve nükleer gelişimini durdurmak için neler yaptığına bir bakın!
İran’ın bilim insanlarını, devlet adamlarını, rütbeli askerlerini alenen hedef alan İsrail’in asıl büyük düşman olarak gördüğü Türkiye ile ilgili hiç bir şey yapmadığını düşünmek saflık değilse ihanettir!
Türkiye’nin son yıllarda büyük gelişim gösterdiği savunma sanayisinin en başta İsrail’i rahatsız ettiği çok açık bir gerçektir.
Durumu anlamak için İsrail medyasında Türkiye aleyhine çıkan haberlere ve tartışma programlarına biraz bakmak kafi.
Türkiye elbette bir İran değil, İsrail’in Türkiye’yi doğrudan hedef alması mümkün değil, ancak MOSSAD’ın ne kadar etkili bir gizli servis olduğunu da unutmamak gerekir.
Bu vesile ile Türkiye güvenlik makamları, başta Sn Cumhurbaşkanı @RTErdogan olmak üzere kritik görev yapan tüm önemli şahsiyetleri ekstra önlemlerle koruma altına almalıdır.
Kuduz aşısı var, ne olacak kuduz köpek ısırınca diyen cahiller iyi dinlesin.
Başa yakın ısırıkta kuduz aşısı falan sizi kurtarmıyor.
Adıyamanda başından ısırılan çocuğun durumu ne yazık ki çok ciddi.
Canan Karatay'ı meslekten men etmek için bugün mahkeme duruşması var. Onunla uğraşanlara sözüm şu eğer cesaretiniz varsa böyle 87 yaşındaki hastaya hakaret eden ahlâksız doktoru meslekten men edin de göreyim sizi.
Muktedirler 300 yıldır insanın çevresine dair ne varsa saldırdılar,tahrip ettiler ve https://t.co/IptMELacqVık saldırı alanı doğrudan insan,insan bedeni,insan beyni ve zihni…”Yenidoğan Çetesi”ni bu minvalde düşünün ve diğer çetelere de odaklanın!
Bu kitabı mutlaka okuyunuz!
Kesinlikle okuyunuz!
Türkiye’nin hain kontenjanının Osmanlı’dan beri “%10 hain kontenjanı”nın başımıza nasıl bela olduğunu görünce bir Türk evladı olarak içiniz burkulacak ve “Eyvah vatanım!” diyeceksiniz!