@DrHasanCinar Ölüden yapıldığı söylenen organ nakli olayının aslında diriden yapıldığını hala yaşayan ama bitkisel hayata giren kişilerden alınabileceğini söylüyor bu işi yapan profesör. Bu durumda cinayet işlenmiş olmaz mı hocam?
Müslüman Gençler İçin Salih Amel Çağrısı
Müslüman Gençler! Mücadelenizi sosyal medya ve YouTube kanallarına hapsetmeyin! Tüm sermayenizi siyasi tartışmalarla tüketmeyin! Vaktinizi başkalarının yaptığı işleri eleştirerek, ona buna laf yetiştirerek çürütmeyin! Güzel bir iş yapmak ve bir hayır işlemek için kimseden bir emir ve talimat gelmesini de beklemeyin! Önce imanınızın emir ve talimatlarını yerine getirin. Allah için bir hayal kurun ve gece gündüz o hayalin peşine düşün!
Kendi derneğinizin, vakfınızın, cemaatinizin sınırlarına hapsolmayın! Hep aynı insanlarla hep aynı şeyleri yapanlardan olmayın! Bu dini asıl ulaşması gereken kitlelere ulaştırmak için gayret edin! Birkaç mahalleyi ziyaret edin! Mahalle parkındaki gençlerle tanışın! Bir okulu ziyaret edin! Oradaki gençlerle bir kitap halkası kurun! Bir öğrenci yurdunu ziyaret edin! Yeni insanlarla tanışın! Haftada bir gün akrabalarınızla bir araya gelin! Anne-babalarınızı ve kardeşlerinizi ihmal etmeyin!
Öğrendiğiniz ilmi hayata hâkim kılın!
Evet, ilahiyat okuyun! Medreseye devam edin! İmam hatiplere gidin! Ama asla İlahiyatların, Medreselerin ve İmam hatiplerin dört duvarı arasına sıkışıp kalmayın! Evet, sohbet halkalarında diz kırın! Zikir sohbetlerinde yerinizi alın! Konferanslara katılın! Ama asla sohbetlerin ve konferans salonlarının sınırları içinde de kalmayın!
Sokağa çıkın!
Bir yetimin başını okşayın! Bir garibin derdiyle ilgilenin! Bir işçiyle konuşun! Bir pazarcıyla sohbet edin! Ekmek kuyruğundaki bir amcayla dertleşin! Bir akraba ziyareti yapın! Hayatın tam ortasında olun! İnsanların gerçek dertlerinden haberdar olun!
Unutmayın!
Okuduğunuz kitap, dinlediğiniz sohbet, öğrendiğiniz ilim; bu zor günlerde bile bir garibe yardıma dönüşmeyecekse, sizi bir Müslüman’ın derdiyle dertlendirmeyecekse, bir iyiliği tavsiye etmenize ve bir kötülüğü önleminize sebep olmayacaksa yani sizi harekete geçirmeyecekse ne işe yarayacak ki?
Sakın hep uygun zamanı bekleyenlerden olmayın! Okulum bitsin, ilim tahsilim bitsin, kendimi iyice yetiştireyim, henüz vakti gelmedi diyerek hayatını ve gençliğini ıskalayanlardan olmayın! Hem unutmayın! Su gibi akıp geçen hayat, asla sizin bir şeyleri bitirmenizi ve hazır hale gelmenizi bekleyecek değildir.
Artık harekete geçin!
Bir günahkâra tevbe kapısını göstererek, aç olan biriyle ekmeğinizi bölüşerek, bir dertlinin derdiyle ilgilenerek, bir borçlunun borcunu ödeyerek, bir düşeni kaldırarak, bir zalimin bileğinden tutup zulmüne engel olarak, bir haksızlık yapana karşı sesinizi yükselterek umut olun! Çünkü İslam, bir umut dinidir.
İnsanlara vaazlarda anlatılan, sohbetlerde dinletilen, kitaplarda okutulan o muhteşem örneklerin ve kıssaların gerçek hayatta ete kemiğe bürünmüş karşılıkları ve yaşanmış halleri olmaya gayret edin!
Bir gün cebinizdeki son parayı bir garibe verin ve yürüyerek dönün evinize. Sokakları, pazarları, caddeleri adımlayın! Kitapları tahlil ettiğiniz gibi hayatı da tahlil edin! Derslerinizi okuduğunuz gibi insanları da okuyun! Çünkü İslam asla hayattan, çarşıdan, pazardan ve insanların gerçek dertlerinden kopuk bir din değildir.
Bir gece uykusuz kalın!
Sokaklardaki evsizlerden, gece çalışanlardan, karanlık bir durakta işçi servisi bekleyenlerden, boş bir sokakta sabah namazına giden hacı amcadan haberdar olun! Bir sabah namazını mahalle mescidinde kılın! Bir caminin çay ocağında oturun biraz. Ayaküstü bir esnafla konuşun!
Aktif olun!
En derin fıkhi meselelerde malumat sahibi olduğunuz gibi, bir cami çıkışı broşür dağıtmasını da bilin! Pankart asmasını da, duvarları afişlemesini de… Bir miting meydanında slogan attığınız gibi bir kürsüden konuşmayı ve bir sohbet halkasında ders yapmayı da öğrenin! Hitabetinizi ve yazı yazma yeteneğinizi de geliştirin!
Ne yaparsanız yapın ama asla hayattan, sokaktan, halktan ve gerçeklikten kopmayın!
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
https://t.co/EY3VYjlr6D
Çocuklarımızı “YouTuberların” eline terk etmeyelim
Efendimiz’in (S.A.S.), “Öyle bir zaman gelecek ki fitneler evlerinize yağmur gibi yağacak” (Buhari) uyarısını yaşadığımız zamanlardan geçiyoruz. Evlerimizin içine kadar giren bu fitnelerin nesillerimizi ve geleceğimizi mahvettiği bir dönemde imtihan oluyoruz…
Eğer böyle giderse çok değil önümüzdeki 5-10 yıllık bir süre içerisinde YouTuberların emzirdiği, büyüttüğü, süt annelik ve bakıcılık yaptığı, hiçbir ahlaki kriter tanımayan, tüketim canavarına dönüşmüş, cinsiyet ayrımı olmayan, kadın mı erkek mi olduğu belli olmayan, lüks ve konfor düşkünü, ana-baba tanımayan, daha çok para kazanmak ya da fenomen olmak için her şeyi yapmaya hazır, merhametsiz bir nesille karşı karşıya kalacağız…
Bu merhametsiz nesli, çocuklarından kurtulmak için ellerine telefonu tutuşturup onları bir kenarda saatlerce YouTuberlarla baş başa bırakan anne-babalar yetiştirecek…
Bu nesli, evine gelen misafirler ya da akşam oturmasına gittiği evde, yaramaz çocuk yetiştirmiş demesinler diye çocuklarına YouTube açıp onları bir kenarda uyuşturan aileler yetiştirecek…
Bu nesli, komşularıyla rahat oturmak ya da izlediği diziyi daha rahat seyretmek veya ev işlerini daha rahat yapmak için evlatlarını YouTuberların insafına terk eden anneler yetiştirecek…
Bu nesli, yorgun argın işten gelip iki dakika kafa dinlemek için çocuğunun eline hemen telefonu tutuşturan babalar yetiştirecek…
Ve maalesef bir ahir zaman fitnesi gibi üzerimize çökecek bu karanlıktan ne hacısı ne hocası ne sakallısı ne de tesettürlüsü kurtulamayacak…
Bu fitnenin büyüklüğünü hacılar, hocalar, çarşaflılar, mücahitler olarak tesettürlü kızlarımızın TikTok videolarının internete düştüğü gün anlayacağız…
Bu fitnenin büyüklüğünü tarikat ehli, İslami bir cemaat ya da teşkilat mensubu Müslümanlar olarak erkek evlatlarımızın bir gün karşımıza çıkıp, “Baba ben cinsiyet diye bir şeye inanmıyorum” dediği gün anlayacağız…
Bu fitnenin büyüklüğünü, YouTuberlar tarafından tüketim, gösteriş ve lüks bağımlısı yapılmış evlatlarımızın sözümüzü dinlemediği, bizi beğenmeyip bizden ve değerlerimizden utandığı gün anlayacağız…
Bu fitnenin büyüklüğünü, çocuklarımızın yılda bir iki ay yolladığımız yaz Kur’an kursları tarafından değil, 7 gün 24 saat ve bütün yıl boyunca YouTuberlar tarafından eğitildiğini öğrendiğimiz gün anlayacağız…
Çünkü çocuklarımızın eline her telefonu tutuşturduğumuzda onları dakikada 500 saatlik ahlaksızlık ve sapkınlık videosunun yüklendiği büyük bir fitnenin çukuruna attığımızı bir türlü fark edemiyoruz…
Daha çok para kazanmak için anne-babaları tarafından birer zombiye dönüştürülmüş çocuk YouTuberların evlatlarımızı da nasıl zombileştirdiğini göremiyoruz…
Çocuklarımızın YouTuberlar aracılığı ile 15-20 yaşında görmesi, bilmesi ve öğrenmesi gereken şeyleri daha 5-8 yaşında gördüğünü, bu durumun onların ruhsal ve zihinsel durumunun yanında fiziksel durumlarında bile değişiklik yaptığını, ergenliklerini, cinsiyet anlayışlarını nasıl etkilediğini bir türlü anlayamıyoruz…
Sürekli farklı oyuncaklar alıp onları, yayınladığı videolarda açıp reklâmını yapan, sürekli yeni giysiler alan, lüks mekânlarda dolaşan, daha çocuk yaşta makyaj yapan, abuk-sabuk kıyafetler giyen, daha çok izlenmek için erkek olduğu halde kadın kıyafetleri giyen, saçını boyayan, şaka adı altında ölüme sebebiyet verecek işler yapan, küfürlü ve argo konuşan çocuk ve genç YouTuberların yavrularımızı nasıl mahvettiğini bir türlü idrak edemiyoruz…
İdrak edemediğimiz gibi hiçbir tedbir de alamıyoruz. Tedbir almak isteyen anne-babalar da internet ve teknoloji konusunda yeterli derecede bilgiye sahip olamadıkları için hiçbir şey yapamıyor…
Çok geç olmadan, nesillerimiz ellerimizden kayıp gitmeden bu konular üzerine ciddi çalışmalar yapmak zorundayız. Alternatifler üretmek zorundayız. Bu imkânı hayra kullanmanın yollarını ve yöntemlerini bulmak zorundayız. Konuyu sadece yasaklama ya da vaaz edebiyatı çerçevesinde değil, bu alanın uzmanlarının rehberliğinde ele almak zorundayız.
Özellikle dindar nesil yetiştirme derdinde olan yetkililer, bir memleketin tüm nesillerini etkileyecek böyle bir alanı nasıl bu kadar denetimsiz nasıl bu kadar başıboş bırakırlar ve bunun vebalini nasıl öderler, bu konuda kafa yormak zorundalar.
Diyanet İşleri Başkanlığımızın açtığı YouTube kanalı bir alternatif olması açısından güzel bir çalışma. Ancak halen YouTuberlarla ilgili bir alternatif oluşturabilmiş değiliz maalesef.
Bugün geldiğimiz noktada çocuklarımızın izlediklerinde değerlerini, kimliklerini, ahlaklarını, örf ve âdetlerini, dinlerini, ana-babaya saygıyı, kanaati, şükrü, edebi öğrenebilecekleri YouTuberlıkla ilgili çalışmalar yapılması artık kaçınılmaz olmuştur.
İslami camianın, STK’ların, vakıf ve derneklerin bu konular üzerine özel çalışmalar yapması gerekmektedir. Hep birlikte farklı teklifler ve çözüm önerileri üzerinde düşünmek zorundayız.
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
https://t.co/GRUjOF9Iz2
İsrail önce masum insanları tutukluyor. Sonra onlara işkence yapıyor ve organlarını çalıyor..
Daha sonra ise idam ediyor!!
Lütfen rica ediyorum. Paylaş.. Tüm dünya görsün
Hastanelerdeki o kalabalık kuyruklara girmeden diyetisyen, psikolog, ücretsiz spor salonu ve detaylı vücut analizi alabileceğinizi biliyor muydunuz? 😱
📌 Kaydedin, lazım olur.
Çoğu kişi MHRS’yi sadece muayene için kullanıyor ancak asıl hazine Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) sekmesinde gizli. 👇🏻
Nasıl Yapılır? (Yeni Nesil Sağlık Rotası):
1.MHRS Uygulaması > Randevu Al > Aile Hekimi Randevusu yolunu izleyin.
2.Hekiminize gidip "Sağlıklı Hayat Merkezi’ne yönlendirilmek istiyorum" demeniz yeterli.
3.Süreç Şöyle İşliyor:
• Diyetisyen: Size özel liste ve haftalık takip.
• Fizyoterapist: Duruş bozukluğu ve ücretsiz egzersiz programı.
• Psikolog: Profesyonel danışmanlık (Tamamen ücretsiz).
• Kanser Taramaları: Ketem birimleri ile erken teşhis testleri.
Özel kliniklerin bu flood'dan pek hoşlanmayacağı kesin. Kontenjanlar dolmadan yerinizi ayırtın.
📌 Kaydedin, bu dev hizmet ileride mutlaka lazım olur.
💬 Daha önce bu merkezleri deneyen var mı? Deneyimlerinizi aşağıya yazın.
@DirectedbyLeone Yanlış bilgiler içeriyor. 142. Madde nisa suresi örneğin 15. Eşcinsel kadınlardan bahsetmiş. Oysa zina eden kadınlara karşı istiyor 4 şahidi. Çok fark yok denebilir ancak eşcinsellik ile zina aynı şey değil. Kadının kadınla zinası ile kadının erkekle zinası farklıdır.
Gençler İçin Emperyalizme Direniş Akaidi
Tarihin bu döneminde milletimizin ve ümmetimizin en kıymetli varlığı; ABD'ye, İsrail'e ve tüm emperyalistlere karşı öfke duyan gençlerdir...
Genç kardeşim!
Emperyalizme direniş akaidimizin birinci şartı Amerika’dan, İsrail’den, tüm zalimlerden ve müstekbirlerden nefret etmektir. Asla onların amelleriyle içini serinletmeyeceksin ve mutlu olmayacaksın. Bu itikadımızın sarsılmaz temelinin Rabbimizin: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun Allah’a ve Resulüne düşman olanlara sevgi beslediğini göremezsin. İsterse onlar babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsun” (Mücadele 58/22) ilahi hükmü olduğunu bileceksin…
Genç kardeşim!
Emperyalistlerle ve zalimlerle asla dostluk kurmayacaksın. Onlara meyletmeyeceksin, yaltaklanmayacaksın ve onlardan razı olmayacaksın, “Müminler, müminleri bırakıp da, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar” (Al-i İmran 3/28) ilahi hükmünü asla aklından ve kalbinden çıkarmayacaksın…
Genç kardeşim!
Her yerde ve her zaman hakkı tutacak ve hakkı söyleyeceksin. Kalabalıklara ve sayılara asla itibar etmeyeceksin. Hak bildiğin yolda trollerin, manşetlerin ve ana haber bültenlerinin kınamasından korkmadan yürüyeceksin. “Onlar Allah yolunda mücadele eder ve hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar” (Maide 5/ 54) ilahi hükmüne mazhar olmanın zor, bir o kadar çetin ve fakat herkese de nasip olmayacak bir mertebe olduğunu iyi bileceksin…
Genç kardeşim!
Emperyalistlerin gücü ve sayısı seni asla geri adım attırmayacak. Bedirde bin kişiyi yenen üç yüz Mü’mini, Mute’de iki yüz bin kişiyi yenen üç bin mücahidi, Kadisiye’de yüz yirmi bin kişiyi yenen kırk bin muvahhidi, Çanakkale’de tüm emperyalistleri dize getiren iki yüz elli bin şehidi unutmayacaksın. Ve Rabbimizin “Nice az topluluklar vardır ki Allah’ın izniyle nice çok topluluklara, kalabalıklara galip gelmişlerdir” (Bakara 2/249) ilahi hükmüne tereddütsüz teslim olacaksın…
Genç kardeşim!
Emperyalistlerin tanklarının, füzelerinin, uydularının, silahlarının, AB’lerinin NATO’larının, BM’lerinin, bankalarının, borsalarının ve tüm birlikteliklerinin ancak senin zaferini daha şanlı bir hale getirmekten başka bir işe yaramayacağını bileceksin. “Onlara düşmanlarınız size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” denildiğinde, bu söz onların sadece imanını artırdı ve ‘hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl’ (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) dediler.” (Al-i İmran 3/174) ilahi övgüsüne mazhar olan yiğitler gibi her daim Allah’a dayanacaksın…
Genç kardeşim!
Bu yolda kınanacaksın, taşlanacaksın, dışlanacaksın, iftiraya uğrayacaksın, yalnız bırakılacaksın, belki bir avuç kalacaksın ama asla emperyalizmin ve Siyonizm’in avucunda olmayacaksın. Âlemlerin rabbi olan Allah’ımızın, “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz” (Al-i İmran 3/139) ilahi tesellisine sarsılmaz bir imanla iman edeceksin…
Genç kardeşim!
Yürüyeceksin, koşacaksın, çalışacaksın, terleyeceksin, teri, tozu ve gözyaşını ihlâsla ve sabırla karacaksın, sonra bir sabah gelecek kardan aydınlık ve âlemlerin Rabbinin “İçinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara Allah’ın vaadidir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri yeryüzünde nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çıkaracaktır. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar” (Nur 24/55) ilahi müjdesine nail olacak ve zaferle buluşacağına inanacaksın.
Unutma kardeşim! Asıl zafer, bu akideyle bu yolda yürüyebilmektir…
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
Unutulmuş Ramazan Sünnetleri
Put kırma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.) Mekke’yi fethetmesinin hemen ardından Kâbe’nin anahtarlarını getirtmiş ve Kâbe’ye girerek burada bulunan bütün putları bizzat yıkmış ve yıktırmıştır. Halid b. Velid’i 30 süvariyle birlikte Uzza putunu yıkmaya, Sa’d b. Zeyd el-Eşhelî’yi 20 süvariyle birlikte Menat putunu yıkmaya göndermiştir. Fetihten sonra Mekke’de herkesin evinde bulunan şahsi putunu imha etmesini istemiş ve bütün putları yok etmek için bir Ramazan gününde emir vermiştir. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği Müslüman olarak Ramazan ayında yapacağımız en önemli sünnetlerden birisi de başta el âlem ne der ve kamuoyu putu olmak üzere bizi Allah’a kulluktan alıkoyan güç ve makam putunu, servet putunu, şehvet ve şöhret putunu, konfor ve lüks putunu, vardır bir bildikleri putunu, kazanımlarımızı kaybetmeyelim putunu, dengeleri koruma putunu ve reel politik putunu kırmak olacaktır.
Düzen yıkma ve düzen kurma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), Mekke’yi bir Ramazan günü fethetmiştir. Bu fetihle birlikte cahiliyenin siyasi, ekonomik ve sosyal bütün düzenlerini yerle bir edip yerine Asr-ı Saadet medeniyetini; şirk düzenini yıkıp yerine tevhit düzenini; zulüm düzenini yıkıp yerine adalet düzenini kurmuştur. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında yeniden hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de hakka, adalete ve tevhide dayalı bir dünya kurma vazifemizdir.
Haksızlığa ve adaletsizliğe başkaldırı sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), güçlünün hep haklı olduğu, adaletin zenginler ve makam sahipleri için bir anlam ifade etmediği, kanunların sadece zayıflara karşı uygulandığı cahiliye medeniyetine karşı esaslı bir başkaldırı olan Bedir Savaşı’nı yine bir Ramazan günü yaparak hak ve adalet yolunda büyük bir zafer kazanmıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de haksızlığa ve adaletsizliğe karşı Müslümanca bir tavır, mümince bir duruş sergileyebilme sünnetidir.
Zulme karşı direniş örgütleme sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), kız çocuklarını diri diri gömen, kadınları insan yerine koymayan, kölelere işkence eden, yoksulları faizle sömüren cahiliyenin ve zulmün elebaşlarına ve kodamanlarına karşı, direnişin ilk fitilini Kur’an’ın “kalk ve uyar” emri gereği yine bir Ramazan günü ateşlemiştir. Yani İslam davetine ve zulme karşı direnecek çekirdek kadroyu örgütlemeye bir Ramazan günü başlamıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de yeryüzündeki tüm zulümlere, işgallere ve sömürüye karşı sonuna kadar direnme sünnetidir.
Ahlâk ve adalet için harekete geçme sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.) içkiyi, kumarı, zinayı, faizi sıradanlaştıran cahiliyeye karşı, ateşe tapan İran’a karşı, insanları arenalarda aslanlara yem eden Roma’ya karşı Kur’an’ın emrettiği ahlâk ve adalete çağırısına yine bir Ramazan günü başlamıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği Müslümanlar olarak, Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de içkiye, kumara, zinaya, faize, rüşvete, torpile, adam kayırmaya ve kula kulluğa karşı ahlaka ve adalete çağırma sünnetidir.
Medeniyet kurma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), pisliğe değil temizliğe, zulme değil merhamete, ırkçılığa değil kardeşliğe, harama değil helale dayanan İslam medeniyetinin temellerini Kur’an’ın nazil olduğu Ramazan ayında atmıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de yeryüzünde Kur’an ve sünnete dayalı bir medeniyet kurmak için gayret etme sünnetidir.
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
https://t.co/TOzLpSoAAH
Paylaşıp - Duyuralım ⚠️
Kontrol Edip Takipten Çıkalım
Türkiye’nin en çok izlenen çocuk kanallarından 4’ünün sahibinin,
Sefarad Yahudilerinden olan çifte
Vatandaş Melih Abuaf olduğu ortaya çıktı.
-Çuf Çuf Çocuk Şarkıları
-Karpuz Adam
-Pırtık
-Afacan TV
PAYLAŞIP ELDEN ELE YAYALIM ⚠️
Bu Bir İhbar ve Suç Duyurusudur!
Siyonist Ordu'da askerlik yapan çifte vatandaş Yasmin Agiman (Yasmin Acıman)'ı ifşa ve ihbar ediyoruz.
Yasmin Agiman, İsrail Ordusu Savaş İstihbarat Toplama Birimi'ne
(Combat Intelligence Collection Corps) bağlı 414. Tabur'da görev yapmıştır.
Arka plandaki kartal figürü istihbarat taburunu sembolize etmektedir.
Bu tabur Gazze'ye 25 km mesafedeki Güney Komutanlığına bağlıdır.
Bu komutanlık Gazze ve Sina sınır bölgelerinden sorumludur.
Ayrıca söz konusu alçağın açık kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilerine göre kuzeni ve sevgilisi de terör şebekesinde askerlik yapmaktadır.
Filistin Raportörü Francesca Albanese'nin raporlarına göre
Yasmin Agiman'ın görev aldığı
Güney Komutanlığı, Gazze'deki
Soykırımın ana aktörlerindendir.
Şahıs hakkında hukuki sürecin acilen başlatılmasını, yer tespitinin yapılmasını, yakalama kararı veya ülke dışındaysa hakkında kırmızı bülten çıkarılarak yakalanmasını talep ediyoruz.
@TC_icisleri - @TC_Disisleri 🇹🇷
Kamuoyuna ve Gazze Direnişine Saygıyla! Filistin'e Özgürlük
Direnişle Gelecek ✊🏻🇵🇸
Kıymetli dostlar,
Yoruma AYYILDIZLI BAYRAĞIMIZI bırakan tüm Milli ve Yerli hesaplar birbirini muhakkak takibe alsınlar..
Birlikte hayır ayrılıkta azap vardır..
HAYDİ BİSMİLLAH 🇹🇷
@DrHasanCinar Hocam tabure de namaz kılmanın fetvası neye dayanarak veriliyor? Bu gibi durumlar daha önce hristiyanlıkta oluşmuş ve günümüz sıraları oluşmuş. Korkarım bu tabure işi de yanlış yönlere doğru gidiyor.