@alexdesouza_10x@tellman44856241@almomannheim1@aysenur Hayır. %16 tapu hissesi şimdiden karıma devredilsin, gerisi üzerinde tüm baki haklarımdan feragat edeyim diyorum. Kendime istediğim bir şey yok.
Toptan satılsa daha iyi olur, ama istemezlerse satmazlar, ben karışamam.
Tavit'in kalemi iyi ama muhakemesi adil değil. Bir önceki tivitinde "harçlık" dediği aslında Sevan Nişanyan'ın otelin maliki olan şirketteki hissesi nispetindeki kâr payı olmalı. Bunu hak etmediği halde babasına verecek kadar lütufkârlarmış gibi sunmuş! Oysaki otelde hiç çalışmasa dahî ortak olarak bu doğal hakkı. (Annesi ortaklık payından hariç maaş da alabilir, o ayrı konu.)
Sonrasında Sevan'ın ortaklık payını kağıt üzerinde kızına devrettiğini öğrendik. Anladığım kadarıyla bu paydan yalnızca eşi Ira Hanım'ın yasal miras payı olan kısmı geri istiyor (Şirket payının devri ya da nakdi karşılığı şeklinde). Buna ihtiyaçları varmış çünkü (Tavit yüzünden) ağır vergi borçları altına girmişler. Anladığım kadarıyla kızı bir nebze daha ılımlı bu konuda ama Arsen, Tavit ve anneleri bu devri engellemeye çalışıyorlar. Tavit babasının Ira'nın oğlunu kendine tercih ettiğini düşündüğünden ona karşı dinmeyen bir öfkesi var. Sevan da yıllar önce Tavit defterini kapatmış gibi. Bu yüzden asıl hayal kırıklığını Arsen konusunda yaşıyor. Ama Arsen -Ira Hanım hakkındaki kötü bir esprili tiviti dışında- başka ailevi sorunlarına rağmen daha soğukkanlı durabiliyor. Tavit ise ergen zamanlarında Sevan ve Ira'nın başına çorap örmekle hala övünüp, şantaj imasıyla daha sert ve kuralsız dövüşmeye de hazır olduğunu ilan ediyor. (Boynuz-kulak nasıldı o söz?)
Kafamda cevapsız iki soru kaldı:
1- Sevan, Ira'nın yasal miras payı dışındaki payını da çocuklarına şimdiden bırakıyor mu?
2- Bunu bıraksa da bu kısım için kâr payı talebi var mı?
Eğer 1. sorunun cevabı "evet" 2. sorunun cevabı "hayır" ise anlatılanlar ışığında Sevan'ı haklı bulduğumu söylemeliyim. @NisanyanHimself@IraTzourou@arsennisanyan
2022 Aralık ayına kadar bu ailedeki belki en yakın ilişki babam ve benim aramdaydı. Babamın Yünanistan'dan kovulduğunun ortaya çıktığı havaalanı seferinde birlikte Karadağ turundan geri dönüyorduk. O geceyi babam hücrede, İra ve ben havaalanında bitap, yerde oturup, hediyelik alınmış bi viski şişesini yudumlayarak geçirdik. Babam gecenin bir vakti bize telefon edebildiğinde kendisine Etiyopya veya vizesiz girebileceği herhangi bir ülkede ev satın almayı teklif ettim. Niyetim Yünanistan'da kendisinden adaletsizce çalınmış hayatı düşünüp üzülmesindense dünyada canı hangi maceraya atılmak isterse istesin hep birlikte, hep şen şakrak olacağımızı hissettirmekti.
Evvela bir süre emlak işiyle uğraşmıştım. Samos'taki evleri bu olaydan epey öncesinden satışa koymuştuk. Babam o evleri ayrıca Airbnb olarak işletmeye sarılmamı bana ilk kez 2018'de arabayla Rio'dan Paraguay'a yolculuk ettiğimiz günlerde teklif etmişti. Bayıldığım bi fikirdi ama o vakit iş güç vardı. Yıllar sonra Yünanistan'a geri dönmesinin imkansızlığı barizleştiğinde bu teklif ısrara döndü. Aşağı yukarı o dönem hem alakasız derin bir kalp kırıklığıma, hem de akademide benden bir bok olmayacağını tam kabullenişime denk geldi. Acayip bir heyecanla kabul ettim.
alakalı bir anekdot: 2013'te (13 yaşımdayken) Winklevoss'ların Bitcoin hakkında bir paylaşımına denk gelmiştim. O dönemlerde çat pat ingilizcemle otelin maskotuydum, yazın çalıştığım kadar harçlık alıyordum. Makul herhangi bir anlayışla değil, öylesine bir heyecanla bunu babama gösterip harçlığımı buraya yatırmak istediğimi söyledim. Babam da "hepsini kaybettiğin zaman gelip ağlamayacaksan peki" diyip biriktirdiğim parayla bana Mt.Gox'tan 2.5btc aldı, sonra bunları BTCTürk'e aktardık. Kısa bir süre sonra babam hapse girince bunlara erişimi tamamen kaybettik.
Yıllar sonra babam hapisten kaçınca Samos'taki evleri bu parayla alındı.
Birazdan yılan sokacak korkanlar bakmasın.
Samos'a acayip bir şevkle sarıldım. O zamana doğru kripto'dan tekrar kazandığım servetin neredeyse hepsini kaybettiğim için, İstanbul'daki eski uğraşlarımın aksine, orada harçlığımı çıkarmak hakkaten önemliydi. Bahçeyi ekmek için fidan masrafında 1'e 5 fark olduğu için 50 euroya vapurla Selçuk'ta cumartesi pazarına gelip, valizi ağzına kadar çamurlu fidanlarla doldurup Samos'a dönüyordum. Gıcırdayan kapı için WD-40'ı bile Şirince'deki evden getirdim.
Samos'taki tek sorun şuydu: İra'nın beş para etmez maganda bir oğlu var. Fotoğrafını bu posta eklemeyi düşündüm ama belki daha sonra atmaya karar verdim. Yine de haberlerde gözleri siyah bantla kaplı, kız meslek lisesi önü apaçi squatı pozisyonunda içeri alınmış herhangi biri aklınızda bir imge doğuruyorsa işte o. İra bunu kendine yediremediği için oğlunun bir melek olduğunu zannediyor. Babam persona non grata ilan edildiğinden beri o melek Samos'taki sarı evde yaşıyordu.
Samos'a varacağım tarih ve saati bilmesine rağmen geldiğimde evde yoktu. Tuvalet penceresinden içeri girdim. Babamın eski çalışma odası eski halinden bi daha keyiflenmişti: kırmızı led ışıklar, masada koskocaman bir kavanoz ot, playstation, açık bilgisayarda GTA V ve am sikmeli düşman vurmalı rap şarkıları. Bunları yargılamıyorum, ben (şiddet eğilimi dışında) bu görselin ima ettiğinden daha kaliteli biri değilim. Aksine koskoca bi kavanoz otumuz olmasına baya bi sevinmiştim xd.
Çocuk odasına girmeme tav oldu. Birlikte geldiğim arkadaşlarımın önünde üstüme yürüdü, o gece sarı evin yanındaki diğer evde kaldık. Üstüme yürüme olayının videosunu kışkırırsam eğer, bir sonraki tweette yayınlarım. Bir iki gün sonra oğlan bizim otelde yaz boyu staj yapmaya Şirince'ye gitti.
O andan itibaren babama neredeyse asla bir daha direkt ulaşamadım. Her aradığımda İra telefonu açtı ve babamın meşgul, vb olduğunu söyledi. Orada geçirmeye devam ettiğim aylar boyunca kendisine "tuvaletin şalteri ne taraftaydı" gibi bir soru dahi sorsam cevabını içinden çıkılmaz, acımasız, pislik bir labirentten geçmeden alamadım.
Şunu ekleyeyim ki İra hakikaten çok iyi bir anne.. Tam anlamıyla "selfless" ve bir ahtapot gibi, yavrusu doğana kadar kendi bacaklarını yiyip ölmeye razı biri. Bu yaklaşımı kendisinden kendi üzerimde hissettiğim anlar çok oldu. Vaktiyle iyi arkadaştık. Ama (olması gerektiği gibi) yol ayrımına gelindiğinde onun oğlu kazandı.
Tekrar ediyorum ki Samos'taki işten en azından içtiğim rakının parasını çıkarmak elzemdi. Samos büyük ölçüde günübirlik turizm adası. Pagondas köyü acayip güzel bir yer olmasına rağmen köyde sadece yerli ihtiyarların geceleri buzluktan çıkmış kebap yemeye gittiği sevimli bir tavernadan başka HİÇBİR turistik aktivite yok. İstanbul'da öğrenci evinin bir odasını Airbnb'ye vermekle başlayıp iki yılda 15+ baya güzel Airbnb sahibi olmuş bir arkadaşım vardı (benim yaşlarımda). Bruce Wayne gibi biri, İstanbul'da nerede içip sızacak olsak 5 dakka mesafede kendisine ait şahane bir daire çıkıyor.
Kendisini davet ettim. Bu işe hızlı girmenin taktiğinin Airbnb'de bot kullanmak olduğunu söyledi. Bu botlar bu kurumdaki insanların gerçek hesaplarıyla 10 kuruşa rezervasyon yapıp, çıkarken nefis yorumlar bırakıyor. Elbette dedik girdik. Kısa sürede Airbnbmiz Samos'ta en önde çıkan ilanlardan biri oldu. Gerçi toplamda 6-7 ayrı müşteri alamadan bu 2-3 aylık süreç sona erdi:
Yolculuğun başına doğru, kanal tedavi olduğum dişin üstündeki crown düşmüştü, bir şey olmaz demiştim. Felaket bir apse yaptı. Rakı en fazla üç gün işe yaradı. Samos'ta tedavisi için 300eur dediler. Vapurla Selçuk'a gidip tedavi ettirip dönmek daha ucuza geliyordu. Gittim.
Bu sırada lanet kadın Türkiye'de olduğumu öğrenip Samos gümrüğüne bir ihtarname yollamaya ikna etmiş babamı. Derdi: apaçi oğlunun yatak çürüme merkezini benim hevesim ve babamın oğlu oluşumla tehdit ediyor olmam. Bu twitin estetiğini bozmaması için pdf yerine düz yazı ekliyorum:
"Ekteki metin avukatımız tarafından hazırlandı. Fiziksel kopyası birkaç güne kadar eline geçer. Bilgi edinmen ve gereğini yapman için iletiyorum.
Özetle,
* Pagondas köyündeki şirketimize ait mülklerin tanıtımı ve pazarlaması ile ilgili her türlü faaliyeti derhal durdurmanı,
* Bu mülklere ilişkin sosyal medyada ve AirBnb, booking com ve benzeri konaklama sitelerindeki sayfalarını kapatmanı,
* Bu mülklere ait fotoğrafları ticari amaçla kullanmamanı,
* Bu mülklere girmeye teşebbüs etmemeni,
* Şirketimizle iş yapan kişiler ve şirketimiz personeliyle bu mülklere ilişkin yazışmamanı,
* Şirket otomobilinin anahtarlarını ve şirkete ait diğer eşyayı derhal iade etmeni,
ihtar ediyoruz.
Bu ihtarnamenin bir kopyasını Samos polisine de ilettik. Kısa sürede gereği yapılmazsa senin açından hoş olmayan sonuçları doğacaktır."
Geri gitmedim. Sadece isimlerini sisteme girsem masrafı sıfır olacak sahte rezervasyonların pasaport numaralarını onlarla paylaşmadım. Arabalarını nereye park ettiğimi söylemedim. Bulana kadar içindeki radyoya kadar soyulmuş, oh olsun.
İra'nın bahsettiği borçlar bunlardandır. Çok daha beterini hak ettiği bir intikamın o gün elimden geldiği kadarıdır. O günden beri babamla bir kez bile direkt olarak konuşmadım. Hepsi İra'nın pezevenk oğlu, üstüne konduğu saraylarda playstation oynayıp cigara içsin diye. Hey güzel hayat..
Bu yazıyı, dünkü ihtarıma rağmen babam bugün annem hakkında terbiyesiz lafları retwt ettiği için yazmaya karar verdim. Bu konuda herhangi bir kışkırtmaya cevap olarak malum oğlanın yüzünü, videolarını, konuşmalarımızın resimlerini paylaşacağım. Ama unutmasınlar ki kanıtlar ne olursa olsun o çocuğun adı soyadı Googla aratıldığında bundan böyle ilk olarak bu yazılar çıkacak.
İra: hiçbirimizin annesi değilsin. Ne tesadüftür ki YILLARDIR hepimiz seninle konuşmaya katiyen karşıyız. Sen olmasan babama neler olurdu, düşünmek bile istemiyorum ama NE SEN ne de OĞLUN ile yuvamızı paylaşmayacağız (bu arada bir tane de acayip kaliteli oğlu var). Bu mevzu, veyahut seni ne kadar sevip sevmediğimiz, sana hissettiğimiz borçtan bağımsızdır.
Son olarak şunu da ekleyeyim ki bu ailenin hayırsız evladı olarak ben Nişanyan Otel'in varisi değilim. Farklı anlaşmalar var. Ayrıca biz hiçbir zaman zengin bir aile olmadık. Arsen üniversiteden beri aileden kuruş para almadı. Şu an Harvard'dan aldığı burs ile yaşıyor. İlginçtir ki babamın Arsen'e bu kadar saldırmasına rağmen, Succession hakkında alınan kararlarda Arsen'in ne bir sözü ne de forsu vardı. Ayrıca yarın babam memlekete geri alınacak olsa HİÇBİR TEREDDÜT OLMADAN oteldeki hakkı KENDİSİNE anında iade edilir, yanında İra da gelmesi gerekiyorsa elbet onun da huzur bulabileceği bir düzen bulunur. Ailenin görüşü budur.
İmamoğlu'nun korkusundan Kılıçdaroğlu'nu "genel başkan" olarak bile anamıyorlar. 15 aydır tutuklu olan Ekrem Bey hâlâ medya üzerinde böylesi bir güce sahip. Dün de gazetecilik değil tetikçilik yaptılar. Tamamen duygusal! Bunların peşine takılanlara Allah akıl fikir versin.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, Sözcü TV’deki yayının ardından bu videoyu paylaşmaya başladı.
Ekrem İmamoğlu, Senem Ilgaz’ın “TOKİ Başkanı isterse yayınımıze bağlanabilir, çok da memnun oluruz.” sözlerine böyle tepki göstermişti.
Fatih Atik’ten yeni iddia:
“Özgür Özel tarafı, Genç Parti için Cem Uzan’la görüştü!”
• Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den ayrılırken yeni parti kurma ya da seçimlere girme yeterliliği olan bir partiye girme fikri üzerinde çalışıyorlardı.
• Önce DSP ile görüşme yaptılar.
• İkinci görüştükleri parti Genç Parti oldu.
• Genç Parti, Cem Uzan tarafından kuruldu. İlk seçimde %7,5 oy almıştı.
• ANAP ve DYP’yi Meclis dışında bırakmıştı.
• Genç Parti’nin genel başkanlığını Burçin Şahindur yürüyor.
• Cem Uzan hakkındaki iddialar nedeniyle yurt dışında yaşıyor.
• Özgür Özel’in arkadaşları Cem Uzan’ı aramış. Niyetlerini paylaşmışlar.
• Cem Uzan’la yapılan görüşmede Uzan, ‘Bu partinin bir genel başkanı var, onunla görüşmeniz lazım’ demiş.
Muhittin Böcek'in medyada yer alan yeni ifadelerini gördüm. Muhittin Bey, Özgür Özel'in talimatıyla Veli Ağbaba'ya 1 milyon dolar Ferdi Zeyrek'e de 950 bin euro para verdiğini söylüyor. Yalansa da doğruysa da bu hikayede Böcek'i anlayışla karşılamak mümkün değil.
İki olasılık var: Ya Muhittin Bey, kendisini kurtarmak için ölmüş bir insanın da aralarında olduğu üç arkadaşına iftira atıyor. Ya da bir kez daha belediye başkanı olmak için haraç vermeyi kabul etmiş ve bugün sıkışınca arkadaşlarını satıyor.
Elbette yaşadıkları kolay şeyler değil. Özgürlüğü, mal varlığı, itibarı ve ailesi tehdit altında. Ancak tüm bunlar bir iftiraya da bir kirli ilişkinin itirafına da sempati duymamızı gerektirmez. Muhittin Böcek sıradan bir isim değil. 24 yıllık kısmı CHP'de olmak üzere 27 yıldır belediye başkanı. Ve işin bir diğer ilginç yanı şu ki Kemal Bey 2023'te seçilseydi bu hikayedeki üç kişinin de bakan olma olasılığı vardı!
CHP zor günlerden geçiyor. Mevcut yönetim de tedbiren görevden el çektirilen önceki yönetim de önemli bir sınav veriyor. Özel tarafı bu sınavdan tüm davaları "siyasi operasyon", Kemal Bey'i "hain" ilan ederek çıkma stratejisi güdüyor. Kılıçdaroğlu tarafı ise yükseltilen bu öfke dalgasıyla baş edecek bir hazırlıktan yoksun görünüyor. Özel taraftarlarının daha kalabalık olmasına güveniyor, Kılıçdaroğlu ise partiyi geri almış olmasına. Fakat ikisi de tek başına yeterli değil. İki tarafın da bir adım geri çekilip tekrar düşünmesinde fayda var. Özgür Bey tarafı daha uzlaşmaz ve aceleci görünüyor ama eğer kendilerine bambaşka bir yol çizmeyeceklerse buna mecburlar!
Özgür Bey,
Sizin acaba Ali Mahir’i, Sezgin Tanrıkulu’nu, Mahmut Tanal’ı ve woke bebeleri etrafınızdan alacak, Cumhuriyet terbiyesi almış, tarihini, geleneğini tanıyan, devlet protokol kurallarını içselleştirmiş, diplomasi diline hâkim, CHP’nin tarihsel misyonunu, Atatürk ilke ve inkılaplarını, devlet teamüllerini, parlamenter kültürünü, Türk siyasi hayatının hafızasını doğru okuyan ve taşıyan, size yalnızca seçim hesapları yaptırmayıp sosyal medyaya, tribünlere oynatmayan, Ortadoğu, Akdeniz Kafkasya dengelerini bilip size enerji rekabetini, ekonomiyi, tarımı, üretimi, Batı hizmetkarlığının sakıncalarını, en önemlisi Türk dünyasını anlatıp öğretecek bir danışmanınız hiç olmayacak mı? Olmayacaksa Anıtkabir’e kameralarla bir daha gitmemeniz hayrınıza olur. @ozgurozeliletsm@eczozgurozel
Bu akşamki @liderhabertv'de Ana Haber'deki kısa yayında Kılıçdaroğlu (KK) ile Özel (ÖÖ) konuşması ve topladıkları kalabalıkları hakkında dile getirdiğim tezler şunlar:
1) ÖÖ bugün kaybetme, KK bugün kazanma momentine girmiştir. Çünkü ÖÖ milli güvenlik diye bir şeyden haberdar olmadığını, KK ise milli güvenlik ufkunu izhar etti.
2a) KK bugün CHP'yi kazandı, ÖÖ ise CHP'lilere hakaret edip "taşıma kalabalık" dedi. Oysa Özel'i dinleyen kalabalık CHP'li değildi, bütün sol örgütler kendi flamaları ve sol-radikal sloganları ile katıldı. Özgür Özel'i dinlemeye gidenler CHP'li değil, CHP'yi ele geçirmek isteyenlerdi.
2b) 1965 seçimlerinde TİP %2 oy aldı. Ve o gün anladılar ki, solculuk bu topraklarda asla politik bir kitle olmayacak. Ve o günden beri, CHP'yi ele geçirmek için harekete geçtiler. CHP'nin "bedeni"ni ele geçirmek ve o bedene "sol kafa" monte etme stratejisi izlediler. Bu strateji, bugün de fiiliyattadır. ÖÖ, işte bu kafanın arzuladığı bedendir.
3) KK mutlak butlan kararına hazırlıksız yakalandı. O kadar ki, olayları entelektüel bir titizlikle izleyen benim kadar bile hazır değildi. Bu yüzden medyası ve halkla ilişkiler stratejisi yok.
4) KK bugün medyasız bir Parti Başkanıdır. Dahası, KK sosyal medya stratejisinden bile mahrumdur. Ve dahası, promotersızdır. @atakansmz'e bu uğurda büyük bir görev düşüyor. Medyasız olduğu için ÖÖ bugün onu TGRT ve AHaber üzerinden vurmaya çalıştı.
5) CHP Medyası Ekrem İmamoğlu-Önder Sav üzerinden ele geçirildiği için, ÖÖ'nün yanında bulunan CHP'li kadrolar (buna Mansur Yavaş da dahil) bu küfürbaz medyanın şerrinden ve baskısından korunmak istiyorlar. Bu yüzden ÖÖ ile açıktan ama KK ile arka kapıdan görüşüyorlar. Bu görüşenlerden Mansur Yavaş hariç değil.
6) Uğur Mumcu şöyle bir tespit yapmıştı: bu ülkede banka soymak için kar maskesi, milleti soymak için Atatürk maskesi takılır. ÖÖ bugün böylesi bir soygunluk için Anıtkabir'e yürüdü.
7) Özgür Özel'i Anıtkabir bile kurtaramayacaktır. Onu kurtaracak tek kişi Kılıçdaroğludur.
8) Ve Kılıçdaroğlu partideki büyük tasfiye ve arınma hamlesini gerçekleştirdikten sonra ÖÖ'yü kurtaracaktır. Çünkü Özgür Özel eşsiz bir İkinci Adamdır, hem KK için hem İmamoğlu ve Önder Sav için.
Tam olarak hangi suçtan? Ne yaptı Kılıçdaroğlu? Rüşvet mi aldı? Hırsızlık mı yaptı? Ahlaksızlık mı yaptı?
Siyasi mücadelede dedeler bir tarafı atabiliyor mu? Şimdiye kadar kimler atıldı?
Hangi heyet inceledi iddiaları? Savunma alındı mı? Yargılama tutanakları nerede?
Yoksa böyle canları isteyince küt diye birini atıyorlar mı?
Ne kadar ayıp. Ne kadar yanlış. Oyum piroya denmesi de yanlış, o artık düşkün demek de yanlış.
20 yaşın altındaki gençler hatırlamaz Aziz Yıldırım'ın nasıl biri olduğunu. Gökhan'a ve Caner'e "Menajersiz gelin sözleşme yenileyeyim, yoksa kapı orada" diye dayatmıştı. İkisi de istemeden gitti. FB'ye gol atınca da sevinmemişti. Gökhan Hoca bu formayı 10 yıl başarıyla taşıdı!
MACERAYA GEREK VAR MI?
İsmail Kartal'ın Volkan Demir'le röportajını izledim. Asimetrik futbol nedir, bireysel kaos yerine takım halinde taktiksel kaos nasıl yaratılır, pozisyonunu kaybetmeden ön alan presi nasıl yapılır? İsmail Hoca, tüm bu konulardaki güncel tartışmaları takip etmiş. Rakiplerinin maçlarını seyredip analizini yapmış. Hala zinde ve heyecanlı. Futbol hakkındaki görüşlerini anlatırken gözleri parlıyor.
Kartal, A milli takımın vazgeçilmez oyuncusu Ferdi Kadıoğlu'nu sol bek oynamaya nasıl ikna ettiğini de anlatıyor. Yabancı hayranları Pereira'ya mal etse de, Portekizlinin 3-5-2'nin solunda kullandığı genç yıldız kariyerine hücum oyuncusu olarak devam etmekte kararlıymış. İsmail Kartal, kendi kariyerinden örnekler vererek "Sen de benim gibi hücumdan beke evril, milli takımın vazgeçilmezi olursun" demiş. Ferdi de İsmail Hoca sayesinde buna ikna olduğunu doğruluyor. İyi ki de yapmış. Milli takımın yıllardır sorun yaşadığı bir bölgede artık hiç olmadığı kadar rahatız.
Fenerbahçe'de 2,5 sezon geçiren, çok yüksek puan ortalamaları tutturan, son yıllarda ligde set oyununu en iyi oynatan İsmail Kartal, kulübün içinde bulunduğu kaotik ortamda geçiş sürecini en iyi yönetecek futbol adamıdır. Herhangi bir yabancı bunu yapamaz. 5 sezondur futbolla tek alakası eski takım arkadaşlarıyla arada bir toplanıp rakı sohbeti yapmaktan ibaret olan Aykut Hoca da bence bunu başaramaz. Aziz Yıldırım'ın "birlik" ve "barışma" çağrıları samimi olmadığı için, seçildiğinde İsmail Hoca'ya şans vereceğini düşünmüyorum. Yüksek ihtimalle Aykut Kocaman'la beraber başarısız olup olağan kongrede takımdan ayrılacaklardır. Sonrasında borca batık kulübü bir kez daha kurtarmak için kime başvurulacağını hepimiz biliyoruz!
Hakan Bey seçilirse bir ihtimal İsmail Hocayla çalışabilir. Zaten söylentiler, ligi bilen İtalyan bir teknik adam ya da İsmail Kartal'ın masada olduğu yönünde. O ligi bilen İtalyan (Mancini olamayacağına göre); ya Farioli ya da Montella'dır muhtemelen. İkisi de saygıdeğer taktisyenler ama kısa vadede Fenerbahçe'yi başarıya taşıyabilecek isimler değil. Hakan Safi, seçimi kazanmak istiyorsa iki yıldız transferlerle birlikte İsmail Kartal'la anlaştığını ilan etsin. Yoksa seçilmesi zor, seçilse de 2027'de veda eder. Benden söylemesi!
Aykutçular, yabancı hocacılar izlesin de İsmail Hocam'dan biraz futbol öğrensin!
İsmail Kartal'dan Çok Konuşulacak Açıklamalar | Özel Röportaj | Volkan D... https://t.co/6YtB6YXVyv @YouTube aracılığıyla
Kemal Bey hiç mi dostunuz yok?
Dost dediğin "yapma", "yakışmadı".
bir sakin dur" diyen, insanı kendinden bile koruyanlardır.
Hiç mi dostunuz olmadı Kemal Bey
Yurtdışında yaşayan sözde muhalif akademisyen, yazar vb. tayfanın Kemal Bey'e ağır hakaretler edecek kadar İmamoğlu fanatiği olmalarının sebebi son derece "duygusal" olmalı. Suç örgütüne ilişkin dava genişletilirse; Avrupa'daki yapılanma, bağlantılar, fonlamalar açığa çıkacaktır.
Akıllı bir açıklama. Hukuk tanımazlığın alemi yok. 1-2 ay abartılı tabii ama 5-6 ay içinde Özgür Bey'e devir teslim yapılmalı. Ama iki şartla:
1. Mansur Yavaş cumhurbaşkanı adayı ilan edilsin.
2. Belediye bütçesinden şaibeli kurultay organize edenler ise ihraç edilsin.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Mutlak butlan kararı CHP'ye ve Türk siyasetine hayırlı olsun. Genel Başkan Kemal Bey'e iki önemli görev düşüyor:
-Partiyi suç örgütleri ve hırsızlardan arındırmak,
-Geri kalan herkesle kucaklaşarak bir sonraki kurultayda görevi devretmek.
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
Aziz Yıldırım'ın son dönemini ne çabuk unuttunuz? Son 4 sezonda 0 kupa! Ligde, kupada, Avrupa'da hiçbir varlık gösteremedi. Borç batağındaki kulübün tüm gelirlerini temlik ederken, son çare olarak Fenerbahçe'ye ve kendisine kumpas kuranlarla yan yana durmaktan çekinmedi.
Oy kaybedecek diye çalışacağı antrenörü açıklayamayan adamın Fenerbahçe'yi kurtaracağını sananlar var! Son 4 sezonda 0 kupayı, 600 milyon Euroluk enkazı çabuk unutanlar buna da kanıp oy verir mi; verir!
🚨 Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım, seçilmesi halinde birlikte çalışacağı teknik direktörü ve transfer edeceği oyuncuları seçimden sonra açıklayacağını duyurdu.