Her detayında cesaret, her renginde Erzurum! 🐺
Heyecanla beklediğiniz #Gökbörü formamız ön satışta! 😎
Şimdi https://t.co/NzpHUyoyPO adresini ziyaret ederek siparişini oluştur.
Tüm bedenler stoklarda seni bekliyor.
#Erzurumspor#SüperLigde100BinForma
“Türkçülük öyle şerefli bir bayraktır ki bu bayrağı vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk’ün ilk ve milli vazifesidir.”
Mustafa Kemal Atatürk
Kûtu'l-Amâre Zaferi
🗓️ 29 Nisan 1916
Sadece bir zafer değil; Mehmetçiğin sarsılmaz inancı, tükenmeyen azmi ve vatan uğruna gösterdiği eşsiz fedakârlığının tarihe altın harflerle yazıldığı şanlı bir destandır!
Gururla kutladığımız Kûtu'l-Amâre Zaferi'nin 110'uncu yıl dönümünde savaşı üstün başarı ile yöneten Halil (Kut) Paşa ve kahraman askerlerini, ayrıca Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere şanlı tarihimizdeki tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
#KûtulAmâre
Filmin aslında ince politik bir yorumu hatta gizlenmiş bir metaforu var desek yanlış olmaz.
İlyas kamyoncudur. Yerleşik değildir, yakışıklı, yağız, bıçkın bir delikanlıdır. Bu özelliğiyle Türkleri andırır.
Asya, -adıyla mütesanit- Asya kıtasını temsil eder. Köylü kızıdır, talipleri tek tiptir, sıkıcıdır. Masumluğu, bakireliği, nazı ve inadı ile devasa Asya topraklarının birden çok yönünü bize hatırlatır.
Cemşit ise; biraz yaşı geçmiş, merhametli ve babacan görünümlü, sarışın mavi gözlü, yerleşik bir çiftçidir. O ise bize, yüzyıllardır tahakküm altında yaşamış ve sonra büyük bir güruh olmuş olan Ruslar'ı ve yer yer Çin'i ve Hindistan'ı işgal eden diğer Avrupalılar'ı anımsatmaktadır.
Peki dramada İlyas ve Asya'nın evladı, İlyas'ın metresi ve Asya'nın onu terk etmesi ne anlama geliyor?
Aşk evliliği yaparak mutlu mesut yaşayan çiftimiz İlyas nazarıyla Türkler'in Asya hakanlığını anlatır. Oğulları Samet ise diğer Türk halklarıdır.
İlyas, Asya'nın aşkından emin olmanın getirdiği özgüveni kendinde görüp, evliliğinde durağanlığından sıkılarak onu sevse bile başka bir kadını ister. İlişki yaşadığı kadın sarışın ve genç bir kadındır. Bu kadın Avrupa'yı temsil eder ve Türklerin imparatorluklar tarihindeki altın çağı olan Osmanlı'nın Avrupa hakimiyetine bir göndermedir.
Asya kendisinin aldatılmasını basit bir heves olarak görmez. Gördüğü sahne tıpkı gençlik yıllarındaki aşkı andırır ve bu duygusal bir yıkımdır onun için. O artık İlyas'a olan inancını yitirir. İlyas, Asya'nın ondan kopacağına hiçbir zaman inanmaz. Tıpkı Türkler'in Roma olma yolunda Batı ile flörtleşip, Doğu'da kalmış olan geçmişini ve akrabalarını hiçe sayması gibi.
Cemşit sevdiği adamı bilmesine rağmen çocuklu bir kadını aslında hiçte masumane duygularla olmayarak, içten pazarlıkçı bir biçimde kendisine alır. Yaşı ilerlemiş ve yalnız kalmış bir adam olarak onun nüfusa ihtiyacı vardır, Asya'nın ise evladına bakacak başında bir erkeğe... Kurgudaki bu yazım doğrudan Ruslar'ın Asya hakimiyetine ve diğer Türk halklarının artık yeni sahibi olduğunu bize anlatmaya çalışıyor. İlyas basit bir heveskarlık yüzünden hayatının aşkını ve evladını ihtiyar bir çiftçiye kaptırmıştır. Tıpkı Türkler'in Turan tahtını Ruslar'a kaptırdığı gibi.
Dışardan bir gözlemle Ruslar, medeni ve yerleşik görünüm sergilemiş olsalarda özünde hiç sahiplenmeyecekleri ve basit emtia ve emek deposu olarak gördükleri Asya kıtasını bazen merhametli bir tonda bazende bazense şiddetli bir biçimde sömürgeleştirdiler. Rusları temsilen Cemşit'te biliyor ki, Asya ona saygı duysa bile İlyas'ı sevecek ama maddi bir sessiz anlaşmayla onu kendi kanatları altına almaya razı gelmiş bulundu. Yani bu birlikteliğin manevi hiçbir karşılığı yoktu, tamamıyla maddi idi.
Bugün İç Asya'da ve Kafkasya'da yaşayan Türki toplumlar Türkiye'yi kardeşleri olarak görselerde maddi koşullar ve Türkiye'nin yarattığı güvensizlik onları Rus ve diğer gayri-Türk hegemonyaların çatısı altına itmektedir. Hikayenin delalet ettiği alt mesajda buna yakın bir durum zaten.