🇵🇸 7 Ekim 2023’ten bugüne Gazze, büyük bir insani yıkımın ve tarifsiz acıların tanığı oldu
Binlerce insan hayatını kaybetti Aradan geçen üç yılda Filistin halkının yaşadığı acıları unutmadık, Gazze’yi gündemimizden çıkarmadık.
Kerem Demirbay Sinan #AdanaEmniyetOnü
Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Eksik ölçüp tartanların, hak yiyenlerin vay haline! Onlar insanlardan bir şey aldıkları zaman tam alırlar. Fakat insanlara ölçüp tarttıkları zaman eksik yaparlar." (Mutaffifîn Suresi; 1,2,3)
Buradaki ölçü ve tartı pazardaki terazi olduğu gibi aynı zamanda kardeşlikte, arkadaşlıkta, hürmette ve adalette kurduğumuz dengedir. Güzel bir tavır görmek isteyen güzel davranmalı. Kendisine verilmesini istediği güzelliği kendisi de başkasına vermelidir. İşte bu terazinin iki kefesidir.
Eğer insanların kusurlarını görmekten onların güzel taraflarını göremez hale geliyorsak kalbimizi yeniden rahmet suyuyla yıkamamız gerekir.
Seyda Feyzullah Konyevi hazretleri
Büyük Doğu Akıncıları Derneği Genel Başkanı Mehmet Ali Bayram, Ankara ve Konya İl Başkanlarımız, Yönetim Kurulu üyelerimiz ve çeşitli illerden BDA gönüllülerimizle birlikte Konya'da Seyda Feyzullah Konyevî Hazretlerimizi (Kuddise Sirruhû) ziyaret ettik, camiamıza yönelik müstesnâ muhabbet ve destekleri için kendilerine şükranımızı arzettik, dua ve tavsiyelerini aldık. Rabbimiz büyüklerimizin himmet ve ruhâniyetini üzerimizden eksik etmesin. Âmin.
@SeydaMFKonyevi
Rahip Bahîrâ’nın Ebû Tâlib’e ettiği o son ve titiz ikaz, yalnızca geçici bir uyarı değil; asırlar boyu sürecek bir mücadelenin ve insan ruhunun en sinsi hastalıklarının habercisiydi:
"O'nu ﷺ yahudilerden koru!"
Rasulullah ﷺ sünneti hayatımızın sadece mescit kısmında değil; evimizde, işimizde, ticaretimizde, dostlarımıza dostluğumuzda, düşmanlarımıza düşmanlığımızda, sevincimizde ve hüznümüzde görünmelidir.
O'nun sünneti tüm hayatımızda görünmelidir ki sevgisi de bizde görünmüş, ispat olunmuş olsun.
Tesettür; kadının hem bedenini hem ruhunu koruyan izzet zırhı, insanlığını itibarsızlaştırıp cinsiyetini istismar edenlere karşı özgürlük kanadı, şehvetperestlere durması gereken yeri gösteren şeref çizgisi, Rabbine aidiyetini remzeden iffet sancağıdır.
İnsanın kalbi günahlarından dolayı yorulur. Kusurlarından yorulur. Kendinden yorulur.
Öyle zaman olur ki insan kendi içindeki karanlığa bakar. “Artık benim için dönüş yolu kaldı mı?” diye düşünebilir.
İşte tam o sırada bir ayet-i kerime gelir ve insanın omuzuna dokunur:
"De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşmış kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin!" (Zümer;53)
O'nun doğduğu yıl tarihe 'Fil Yılı' olarak geçmiştir. Yemen valisi Ebrehe Kabe'yi yıkmak maksadıyla büyük bir orduyla Mekke'ye yürümüştü. Fakat Allah-u Teala Kabe'yi korudu ve Ebrehe'nin ordusunu helak etti.
Ebrehe Kabe'yi yıkamadı ve çok geçmeden Kabe'nin yanı başında o evde, o beytin manasını insanlığa öğretecek, gönüllerde putları yıkacak olan zat dünyaya geldi.
Ebrehe'nin filleri Kabe'ye ulaşamadı. Fakat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin nuru asırları aşarak dünyanın dört bir yanına ulaştı.
Bir tarafta Kabe'yi yıkmak isteyen bir ordu, diğer tarafta Kabe'nin Rabbi tarafından insanlığın kalplerini inşa etmek üzere gönderilen bir Nebi... Birincinin adı tarihte bir ibret olarak kaldı. İkincisinin adı ise milyarlarca mü'minin dilinde kıyamete kadar salatu selam ile yaşayacak.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yeryüzünü şereflendirmeden önce;
İnsan vardı fakat insanlık incinmişti. Kuvvet vardı fakat adalet zayıftı. Servet vardı fakat merhamet fakirdi. Bilgi kırıntıları vardı fakat hakikat kaybolmuştu. Yüzünü putlara çeviren kalpler Allah'ı unutmuştu. Güçlü zayıfı eziyor, kabile milliyetçiliği insanı insanın kardeşi olmaktan çıkarıyordu. Kız çocuklarının diri diri gömülmesine kadar varan korkunç bir cahiliye hüküm sürüyordu. İnsan kendi elleriyle yaptığı taşlara secde ediyor, fakat Allah'ın yarattığı insana değer vermiyordu.
İşte böyle bir zamanda Allah-u Teala insanlığa yeniden insanı öğretti. "Ey insanlar" diye seslenen bir peygamber gönderdi.
O sallallahu aleyhi vesellem, insanın yüzünü taştan, tahtadan, makamdan ve nefsinden çevirip yalnız Allah'a döndürdü. Bunun için O'nun gelişi insanlığın en büyük nimetlerinden biridir.