Vefat eden evladımız Alper Yusuf’a aslî kusur atfedilmesi gerçekten hukuki bir garabet.
Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulundan alınacak yeni bir rapor ile bu haksızlığın giderileceğini umut ve talep ediyoruz.
Kamu vicdanı adına gereğini yapın!
@adalet_bakanlik
‘Bilirkişiye’ göre çocuk kusurlu bulunmuş şaka gibi bu rapora göre işlem olursa şerefsiz katil belki 6ay yatar yatmaz
Lütfen bu hashtagi gündemden düşürmeyelim herkes mente #AlperYusufPolataAdalet hashtagini atsın alıntıladığım twiti rtlesin alıntılasın…
Bu videoyu dikkatle izleyin. Geçmişte benzerlerini gördük:
Dava takip edilmeyip kamuoyu baskısı azalırsa, şüpheliler nüfuzlarını kullanıp serbest kalıyor ve ceza alsalar bile yurt dışına kaçıyorlar.
Bu dosyanın da peşini bırakır ve gündemde tutmazsak aynı şey yaşanacak; şahıs önce serbest kalacak, sonra da kaçacaktır. Nitekim bilirkişi raporu davanın gidişatına dair ipucu veriyor.
#AlperYusufPolataAdalet
Kanuna uymayacaklarını beyan eden ana muhalefet lideri başta olmak üzere mensup olduğu parti fark etmeksizin tüm siyasiler ile kanunu uygulamayan belediye başkanları tutuklu yargılanmalı.
22 Haziran'da oğlumu yüksek hızda araç kullanarak katleden Fatih Oral'ın iddianamesi çıktı. Bilirkişi raporunda oğlum Alper Yusuf Polat da asli kusurlu bulundu.
Bu konuda #AlperYusufPolataAdalet diyecek vicdan sahiplerinin sesimize ses olmalarını rica ediyoruz..
Fikir Nedir? Fikir Seti Nedir? İdeoloji Nedir? Doktrin Nedir?
Üçüncü Yol Nedir? Manzaralı ve İşlek Midir?
Bugün, Türkiye'nin, tarihin bu noktasında yaşamış olduğu bütün sıkıntılarının temelinde cehalet var. Elbette ki ihanet de söz konusu ve elbette ki rahmetli senatörümüz, vekilimiz ve bakanımız Kamran İnan’ın da dediği gibi bu güzel memleketin bir hain kontenjanı da var lakin hakikaten şu an yaşadığımız kök sorun cehalet.
Maşallah herkesin bir fikri var. Kimse bilgi sahibi değil ama fikir sahibi dahası benzeşenleri ile beraber kalabalığın ve paranın olduğu yere yani merkeze yığılmış durumda bu insanlar…
Bu insanlar siyasetle uğraşıyor; merkezi hükümet, meclis, belediyeler, medya, akademi ve sendikalar siyasetle ilgili olanların kümelendiği yerler. Zaten cahiller para ve güç için yani varlık için mücadele ediyorlar ama hep bir ön kabule dayanıyor çıkış noktaları.
O da şudur: Türkiye'de yeteri kadar zenginlik var sorun buna kimin sahibi olacağı. Bilgi ve fikir sahibi olanlar da aralarında fikir seti oluşturabilenler yani havalarda uçuşan fikirlerden bir set elde edebilenler ise sol liberaller, islamcılar ve seküler milliyetçiler. Bunların fikir setleri birbirleriyle çelişen fikirlerden müteşekkil dolayısıyla ortada ne bir ideoloji var yani bu fikir setlerinin sistemleştirilebilmesi söz konusu ne de sistemleştirilmiş olan fikir setlerinin yani ideolojilerin kodifiye edilmiş hali olan herhangi bir doktrinden bahsedilebilir.
Bir doktrin olmadığı için de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel yapısal problemleri olan fakirlik, tasarruf sorunu, döviz kıtlığı, cari açık, ödemeler dengesi problemi, çok sayıda memurun olması, matrahsızlık, vergi toplayamama, karşılıksız para basma, yüksek faiz, yüksek enflasyon ve iktisaden durgunluk, yüksek işsizlik gibi sorunlarımız çözülemiyor, kronikleşip kemikleşiyor.
Dahası bunların yanında bir de hayati olan uluslararası ilişkiler problemlerimiz var: Güney komşularımız Suriye, Irak; Doğu komşularımız olan Ermenistan, İran; Karadeniz’e kıyıdaş eski komşularımızdan Rusya ile Rusya Ukrayna savaşı üzerine Batıdaki problemli komşularımız olan Bulgaristan ve Yunanistan’a, şimdi de Denizli Yetkilendirme Sahaları açısından eski toprağımız olan Libya, Kıbrıs, Mısır ve eski hasmımız İtalya gibi ülkelerde yaşanan gelişmeler de bunlara eklendi.
Bunlar yakın coğrafyalarımızdaki sorunlar, bir de küreselleşen dünyada ticari ilişkilerin giriftleştiği bir ortamda orta mesafedeki coğrafyalar ile daha uzak memleketler de hesaba katılacak olursa; ne denli kritik bir durumda olduğumuzun farkında olurduk. Dolayısıyla proaktif bir dış politika uygulayamadığımız, bilakis klasik soğuk savaşın, Türk hariciyesinin ve Türk kalemiye sınıfının hastalığı olan “wait and see” yani “bekle gör” politikası ile işin içinden çıkılamaz bir hal aldığını anlardık. Deniz mi tükendi diyelim yoksa yolun sonuna mı geldik tercihi size bırakıyorum…
Şimdi sen bunların hiçbirine çözüm bulama ama gece gündüz siyasetle uğraş ya iktidar partisi AKP ya da ana muhalefet CHP yahut da retorikten ibaret Üçüncü Yol söylemlerinin ardında sabahları akşam et fırsatları tep. Olacak iş mi bu? Bizim böyle bol vaktimiz olduğu ön kabulünü acaba hangi arkaik mahfil çıkardı?
Bir de üçüncü yol nedir yani bu yollardan bir yol mudur; herhangi bir patika yol mudur? Şose midir otoban mıdır? Manzaralı mıdır? Bu yolun üzerinde neler vardır? Giderken sağda gelirken solda olan güzel bir mekân mıdır?
Bunlar hep kavram kargaşası ve bu kavram kargaşası ortadan kalkarsa ancak III. Yol açılabilir yoksa III. Cumhuriyet retorikten öteye geçemez.
Kardeşim sen bu ahalinin problemlerini bu memlekette bugüne kadar kökten çözebildin mi? Devletle millet bütünleşmesini sağlayabildin mi? III. Yol buna yol açacaksa III. Cumhuriyet inşa edilecek yoksa lafta kalacak; kayıkçı kavgası devam edecek yani kim koltuğa otursun ya da oturmasın mevzusu olarak kalacak, insanların vaktinin çalınması, eski nesillerin vefat etmesi yahut sıkıntı içerisinde yaşaması ile memleketin dönüşmesi ise mümkün olmayacak…
Artık deniz bitti insanlar bunun farkında değiller. Bütün dünyada olmakta olan da bu: bir genel trend evet Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde çok daha şiddetlisi yaşanıyor, yaşanmaya başlandı ve artık bir batağın içerisindeyiz. Doğrudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bana göre sorunlarına kalıcı çözüm üretmek anlamında son dönemine doğru gidiyoruz. Bu son bir sene içerisinde ortaya çıkacak olan bir irade ya da mevcut iradeler arasında bir farklılaşma; bir sahneye çıkış söz konusu olmayacaksa Türkiye bu makus talihini yenemeyecek gibi gözüküyor.
Kardeşim bu ülkede insanlar aç ve fakir. Sen bu fukaralığı giderebilecek misin? Bu fukaralığı giderebilmenin yolu sadece refah devleti mi? Refah devleti kuramıyorsun bu insanlar açlıktan ölsün mü? Öncelikle sen gel bu problemi çöz. Hasta bakımıdır, yaşlıdır, sakat bakımıdır diye hem bakanlık hem mülkiye amirlikleri hem sivil toplum kuruluşları hem belediyeler vakıflar dernekler eliyle hayır hasenat yapıyorsun da peki ne oluyor?
Bu ülkede yine çöpten ekmek toplayan insanlar var mı yok mu? Var; bunu nasıl çözeceksin? Dünyada bunun çözülmüş metotları var; kendimizi yırttık, parçaladık. Ben yıllar sonrasında negatif gelir vergisini bir daha çözüm olarak önerdim; Türkiye'de bunlar daha önce uygulandı dediğimde fak fuk fon olsun yeşil kart olsun örnekler verdiğimde (ki bunları yapanlar da rahmetli Turgut Özal ve rahmetli Süleyman Demirel idi) ve çözüm önerisi getirdiğimiz şey temelde Milton Friedman’dan yani bir Nobel iktisat ödüllü bilim adamından çıkan bir çözüm…
Peki bunu Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ilk defa ben mi önerdim? Hayır daha önce önerilmiş Sağlık Bakanlığı bünyesinde. Kim önermiş biliyor musunuz?
Coşkun Can Aktan önermiş. O da ANAP’lı idi ben de ANAP’lıyım. Olay bu. Burayı aşamadık işte… Peki ne zaman önermiş biliyor musunuz? 90'ların sonu 2000'lerin başında önermiş. Peki Milton Friedman bu negatif gelir vergisini ne zaman ortaya atıyor biliyor musunuz? Kapitalizm ve Özgürlük kitabında ortaya koyuyor yani 60 sene önce, el insaf…
Kardeşim bu ülkede emeklilik sistemi çöktü zaten alttan yeni nüfusun gelmediği yani sisteme yeni sigorta primi ödeyenlerin katılmadığı her durumda her vakada emeklilik sistemleri birer ponzi şemasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti genç bir nüfusa sahip idi niye bu problemi Japonya gibi Almanya gibi İtalya gibi yaşayalım Kore gibi yaşayalım diyenleri duyuyorum. Doğru ama işte DYP-SHP hükümeti erken yaşta emekliliği getirdiği için, bu bize bütçemizi rahatlatacak bir kalem olması gerekirken, sosyal sigortalar sistemi bütçe açığı veren Türkiye Cumhuriyeti Devleti için daha da büyük bir kara deliğe dönüşmüş oldu.
Peki tamam bunun avantajını yaşayamadık ama bu tek başına da bir dezavantaj olamaz çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti genç bir nüfusa sahip denebilir. Evet sahip idik ama artık değiliz artık kadına düşen çocuk oranı 1'lerin altına kadar indi yani artık nüfusu yenilemek gereken oranın altında çocuk doğuruyoruz. Pandemiden bu yana da artan bir hızda bu menfi şablon karşımıza çıkıyor ki, “Aile Yılı” ilan edilmişti içinde bulunduğumuz sene, normalde seneden seneye açıklanan doğum oranları bu krize işaret etmek için aylık açıklanır hale geldi TÜİK tarafından, varın siz düşünün gerisini…
E bu ne demek? Enflasyonun altında emeklilere maaş zammı yapmış olduğun bir ortamda; emeklinin bu enflasyon ortamında geçinemediği bir durumda; alttan da emekliler gelmeye devam ettiğinde, EYT olsun olmasın, yani bataklığı kurutmaya değil de sineği öldürmeye çalıştığın bir modellemede peki bu sorunu nasıl çözeceksin?
Hadi çöz! Bunun da yöntemleri var ama sende yok. Kimse bir şey söylemiyor sen bunu çözemezsen hani nerede o zaman III. Yol hani nerede III. Cumhuriyet?
Peki gelelim sağlığa: Şu anki haliyle genel sağlık sigorta primini ortaya atmış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sağlık sistemindeki rezilliğini görece giderebilmiş iyileştirebilmiş AKP hükümeti zamanında bile sağlık açısından doğru hizmet verilemiyor.
Bu da bir sorun. Bu sorunu nasıl çözeceksin? Sağlığı bedava yaparak, hadi yap. Kaliteli hizmet ver. Her gün sağlık sisteminin zulmüne maruz kalıyor Türk milleti… Hadi çöz bu sorunu!
Hadi çöz eğitim sorununu. Çok ciddi bir sıkıntı örgün eğitim sistemimiz. İşsizlik istatistiğini düşürsün diye; toplumsal solidariteyi sağlasın diye; suç oranlarını düşürsün diye milleti okuttukça okuttunuz, apartman üniversiteleri diktiniz! E ne oldu? Bir sürü diplomalı işsiz; hiçbir işe yaramıyorlar; hiçbir iş yapamıyorlar; katma değer üretemiyorlar…
İyi de yapay zekanın teknolojinin gelişmiş olduğu bir ortamda; bilişim devriminin yaşanmış olduğu bir dönemde bu kadar diplomalı işsize ne hacet? Bunca yıl okumaya ne hacet? Bunların bütçesini denkleştiremiyorsun; Milli Eğitim Bakanı bütçemizin %98'i maaş ödemesine gidiyor dedi diye adamı görevden aldınız ama geldiğimiz nokta bu. Hadi çöz bu sorunu; çöz bu sorunu ki III. Yol olsun ve III. Cumhuriyete varalım… Ama yok çözüm yok, müfredatla heykelle teneffüs ziliyle önlükle geçiriyorsun seneleri…
Hadi çöz cari açık var; hadi çöz ödemeler dengesi problemi var; hadi çöz bütçe açığı var; bu kadar memuru nasıl finanse edeceksin; bu kadar ödemeyi nasıl yapacaksın; vergi toplayabiliyor musun; dünyada en fazla vergi toplayan memleketlerden misin yetiyor mu yetmiyor; dışarıdan borç alıyorsun bu kadar harcamayı nasıl finanse edeceksin edemiyorsun; faize dünya kadar para ödüyorsun enflasyonu da baskılayamıyorsun… Ne yapacağız bu merkez bankasının durumunu? Kur da almış zaten başına gitmiş daha da artmadı diye endişe edenler, şikayet edenler var hadi çöz bunu…
Bunun çözümü ne? Açık kambiyo rejiminden geri mi dönmek dalgalı kurdan vaz mı geçmek? Kaldı ki dalgalı kuru uygulamıyorsun müdahaleli bir dalgalı kurguluyorsun. Bunun başka bir yöntemi yok mu? Bunun için insanlar Nobel İktisat Ödülleri almadı mı? Bunların hangi birinden haberdarsın da III. Yolu açacaksın da bizi III. Cumhuriyet’e ulaştıracaksın? İktidar bu sorunları çözebildi mi çözemedi; muhalefet çözebiliyor mu? Çözemiyor.
Arkaik neoliberal ve neokeynesyen düzen savunuyorsun da, artık bitmiş durumda bu paradigma iflas etti. Bilimi önceleyelim diyorsun da bilim bir fasulye sırığı mıdır? Bilim yükselsin diyorsun da nasıl yükselsin? Neyi nasıl yapalım da yükselsin?
Hala Reform-Rönesans-Aydınlanma konuşuyorsunuz; Hegel konuşuluyor, Sokrat konuşuluyor, Eflatun konuşuluyor, Gazali konuşuluyor, İbni Sina konuşuluyor, Marx konuşuluyor, Nietzsche konuşuluyor… Yeter artık vallahi yeter canımızdan bezdik nedir bu be ne zaman bu arkaik düzenden vazgeçeceğiz? Ne zaman bu dinozorluktan bıkacağız?
Hadi çöz kardeşim insanlar borçlu… Bu insanlar borcunu nasıl ödeyecek nasıl borcunu kapatacak hadi çöz çöz ki, III. Yol açılsın, gelsin III. Cumhuriyet. Yöntemleri var; bilimsel çalışmaları var; sahada uygulanmışlıkları var ama sende bu bilgi de yok bu vizyon da bu cesaret de yok: bu irade ise hiç yok sende…
Hadi çöz bir insan para kazanıyor; maaş alıyor hiçbir şey yapmadan bu para kendi kendine erir mi yahu bu bir anomali değil mi?
Hadi çöz bu enflasyon sorununu. Çöz bu faiz sorununu ki sana III. Yol olsun o da bizi III. Cumhuriyete götürsün. Var dünyada bir sürü örneği var, yıllardır bunları anlatmaktan dilimde tüy bitti… Eğer ki bir Sahra Altı Afrika Memleketi kadar, Maocu bir Afrika ülkesi kadar olamayacaksak o zaman bırakalım bu işleri kardeşim…
Ayıptır ayıp. 2022’den beri 4 senedir anlatıyorum yapanlar yapıyor Arjantin kadar Lübnan kadar Zimbabwe kadar olamıyor muyuz yani bize bu hikâyeyi mi yutturacağınızı sanıyorsunuz???
İnsanlar aç fakir fukara namerde muhtaç hadi çöz bu sorunu! Bunun çözümü var gel uygula; bilmiyorsan öğren iradeni ortaya koy III. Yolu bul ki bizi III. Cumhuriyet'e ulaştırsın…
Hayatın her alanında; vergi usulü kanunundan Türk ticaret kanununa, iş kanunundan anayasaya kadar her türlü sıkıntı ile baş başayız… Bütçe açığı mı var borçlanıyor muyuz; cari açık mı veriyoruz, anayasa ile bunun çözümü var. Çöz o zaman ağabey çöz o zaman ağam paşam çöz ki bize III. Yolu bul o da bizi III.Cumhuriyet’e götürsün…
Memur sayısı fazla ve internet teknolojisi, bilişim teknolojisi ve şimdi de yapay zekanın geldiği noktayla biz eğer rahmetli Adnan Kahveci’nin vizyonuna sahip olamayacaksak bırakalım bu işleri…
Hadi çöz memur mu fazla çöz; bütçemiz mi yetmiyor vergiler mi fazla İbni Haldun'un asırlarca önce söylediği şeyi şu anda biz göremiyorsak bittik o zaman biz nasıl III. Yolu kendimize çizeceğiz de III. Cumhuriyeti kuracağız?
Değiştir vergi usul kanunu; vergi türlerini değiştir; harçları arttır; vergileri düşür var bunların yolu… Önemli olan topladığın vergi değil mi, en fazla teftiş ettiğin vergi türü en az vergi topladığın vergi türü aynı zamanda… Ya bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Bana en çok geliri getirecek olan vergi türü lazım değil mi? Sürdürülebilir olan bana lazım değil mi? Ötesi mükellefi öldürdükten sonra ben ne anlamışım bu işten?
Vergiden kaçınmak başka vergiyi kaçırmak başka diyorsun; basiretli tüccar kavramını yarınlar yokmuşçasına hareket eden; faize çalışan vatandaşlar olarak kurgulamışsın hadi gel çöz sorunları; çöz ki III. Yol bizi III. Cumhuriyete çıkarsın…
Belediyelerin sana ne gibi bir faydası var kapat gitsin… Sana lazım olmayan bütün binaları bütün demirbaşları sat gitsin ayağını yorganına göre uzat ki III. Yol bizi III. Cumhuriyete ulaştırsın. O, III. Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesi olsun!
Kimse aç kalmasın; kimse açıkta kalmasın; kimse namerde muhtaç olmasın; kimse enflasyon altında ezilmesin; kazandığını biriktirebilsin; sermaye sahibi olabilsin; zengin olsun; hür olsun; memleketini gezebilsin; dünyayı dolaşabilsin; yatırım yapabilsin; evi olsun; arabası olsun; mülkiyet sahibi olsun; fabrikalar kursun; insansız tarım yapsın; herkes mutlu mesut yarınından emin olsun; endişesiz bir hayat sürsün; III. Cumhuriyetin evlatları olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milleti ailesi huzurla yaşasın…
Sorunlar belli çözümleri basit. Sadece bilmeniz gerekiyor; okumanız lazım; gözlem yapmanız gerekiyor; analiz etmeniz lazım. Arama motoruyla, yapay zekayla olmaz bu işler… Hepsinden önemlisi bu vizyonu ortaya koyarak iradeyi göstermeniz gerekiyor.
İradeyi ortaya koymaz ve gerçekleştirmezseniz bu yasaları bu kanuni düzenlemeleri yapmazsanız; anayasal iktisada geçmezseniz; temennilerle, iyi ahlak, iyi felsefe, iyi siyaset gibi lakırdılarla bir asır daha çöpe gider ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir daha önüne 40 yılda bir gelen fırsatlar belki 40 sene sonra da gelmez…
Çoğunlukla ekonomiden bahsettik ama kısmen de değinmiş olduğum dış politikada ideolojik bir doktrinasyon da dahil olmak üzere hemen her alanda yapılması gerekenler basit ve sarih. Liberalist soft power ile stratejik derinlik ile sıfır sorun ile wait and see ile yılları tükettiniz; defansif ya da ofansif realizme bir türlü hakkıyla geçemediniz ve onun gereklerini bir türlü kavrayamadınız; sorunu kökten çözemediniz elbette bunları da detaylarıyla ülke ülke, bölge bölge anlattık
Tüm bunlar sadece irade sahibini bekliyor, biz de dilimiz döndüğünce hem Hars Yayınları’ndan çıkacak olan kitaplarla; hem Nonpaper YouTube kanalında anlattıklarımızla; hem Hars Dergisi’nde ortaya koyduklarımızla; hem de Hars Gazetesi'nde yazdıklarımızla bunları hayata geçirmeye çalışacağız
Allah muvaffak etsin biz zaferle mükellef değiliz sadece sefere çıkmakla yükümlüyüz neticede Zafer Allah'tan. Ne diyor Allah biz kullarına?
Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına…Yalancılara boyun eğme.
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Allah’ın emrettiği gibi güçlüye boyun eğmedim; taviz vermedim ve dahası arkalılar diye onlarla ne uzlaştım, ne onları mazur ne de hoş gördüm. Sefere çıktık bir kere bundan kelli kervanı yolda düzeceğiz başka yolu yok mazur görün bizi zira sefer bizden zafer Allah’tan!
Uğur Güzel
AHBAP sokakta başıboş köpek beslemek için kurulmuştu. Bu sadece buzdağının görünen kısmı. Mama lobisi çökertilmelidir.
Köpek yem firmaları belediyeleri soyuyor.
Fatih Altaylı:
Bu programda sadece sevdiğim dostlarımı, sevdiğim insanları ya da seveceğimi düşündüğüm insanları ağırlamayı planlıyordum. Bu akşam da geleneği bozmayacağız... Bu akşam da çok sevdiğim dostlarım var, ilk başta Haluk Levent. Haluk benim yıllardır tanıdığım, yaptığı işlere hayran olduğum, hem müziğine hem yardımseverliğine hayran olduğum çok sevdiğim bir kardeşim.
@fatihaltayli
Tutuklanan belediye başkanlarını dert etmeyen bir chp vekili toplanan her sahipsiz köpeğin peşine düşmüş görevlilere hesap soruyor!
Gerçekten petperestlik akıl sınırlarını zorluyor, ülke yıkılsa tek dertleri köpek.
Başkan için onlar dilemiyor ama biz adil yargılanma dileyelim.