Ara ara duyduğum; “Dün destekliyordunuz, bugün neden karşı çıkıyorsunuz?” lafı var.
Hiçbir siyasi partili değilim, üyeliğim yok, ciddi bir süre oy bile kullanmadım.
Benim gibileri siyasi partilerde barındırmazlar.
Sürekli soran, sorgulayan birini lidere dayalı siyasette kim ister?
Zaman zaman bağımsız adaylara oy verdim, zaman zaman oy oranı düşük partilere…
Sistem değişip; ya siyahı seçeceksin ya da beyazı şeklinde iki kutuptan birine mecbur hissettirince, “mecbur” bir tercihte bulundum.
Dün neye inanıyorsam bugün de ona inanıyorum…
Hukuka…
Adalete
Demokrasiye…
İnsan haklarına…
Ötekileştirmemeye…
Liyakate…
Şeffaflığa…
Samimiyete…
Evrensel değerlere…
Dönen, dönüşen ben değilim…
Aynı yerdeyim…
Dün TRT dahil, ekranlarda yer bulamazken adını bile artık anmak istemediğim kişi, mitingleri verilmezken…
Sesi kısılmışken…
İnsanlar sandık başlarında aç, susuz nöbet tutarken, oy çuvallarının üstünde uyurken, terörist iması yapılırken kendisine destek veriliyordu…
Ben de destek olanlardan biriydim…
Önemli olan kişi değil, ilkeydi…
İki kutuplu siyasette bir nevi mecburiyetti…
Dün, bu zattın karşısında olan, yaftalayanlar bugün bir anda “beyefendi” demeye başladı, eski söylediklerinden vazgeçti diye,
ben neden dün savunduğum ilkeleri terk edeyim?
Bu kişiye ya da herhangi bir kişiye biat etmek zorunda mıyım?
Demokrasi denilen kavram gerektiğinde destekleyip,
gerektiğinde eleştirebilmek değil midir zaten?
Lise yıllarında ÖDP’yi, Ufuk Uras’ı da desteklerdim misal…
Tembellik hakkı dahil birçok gençleri kapsayan vaatler vardı…
Sonra Ufuk Uras’ın savrulduğunu gördüm.
Ben de peşinden savrulmak zorunda mıyım?
Bir dönem Yavuz Bingöl’ü çok dinleyenlerden biriydim. Türküleriyle büyüdüm.
Sonra dönüşümünü gördüm. Bugün dönüp yüzüne bile bakmam, dinlemem…
Bu tutarsızlık olarak değerlendirilemez…
Bilakis, kişi ya da kişilere değil, ikelere sadık kalmaktır önemli olan…
Bazı insanlar lidere bağlanıyor…
Ne yaparsa doğrudur diyor…
Dün dediğini, bugün reddetse de alkışlıyor…
Bugün reddettiğini, yarın kabul etse de alkışlıyor…
Kimileri ise değerlere, ilklere bağlanmayı tercih ediyor.
Edemez mi?
Peki…
Dün söylediklerinin, bugün tam tersini yapıp, bu kişiyi alkışlayanlar değişmedi mi?
Dün terörist imasında bulunduklarına, alay ettiklerine, bugün “devlet adamı” diyenler, neden aynı tutuma devam etmiyor?
Dün kanallarında yer vermeyenlerin, bugün hapşırsa ortak yayına geçmesi mi tutarlılık?
Yoksa yapılan “kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez” mi?
Bir politikacıyı eleştirmek, yolları ayırmak; ona bir zamanlar destek vermiş olmayı değersizleştirmez.
Destek verilen o gün de ilkelerdi…
Bugün de aynı ilkeler…
O, ilkelerden uzaklaşmayı tercih ettiği için desteği kaybetti…
Bana göre, politikacılara tapılmaz…
Tapılmamalı…
Destek de verilebilir…
Gerektiğinde en sert eleştiri de yapılabilir…
Taraftar değil, yurttaşız…
Yurttaşlık da bunu gerektirir…
Düşünmeyi, sorgulamayı, mukayese etmeyi, söz hakkını kullanmayı gerektirir.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yozgatlı Çiftçi meydana seslenmiş ‘’“Devleti yöneten bir insan… Turpunan, şalgamınan devlet idare edilmez. Adaletin ile idare edilir, hukukunan idare edilir.”
🔴Bakan Tekin Proje Okullarında Yaşanan Tasfiye Konusunda Kamuoyunu Yanıltıyor!
Eğitimde öğretmen ve eğitim yöneticilerinin seçimi, atanması ve yer değiştirmesi objektif, şeffaf ve liyakat esaslı olmalı; bugün olduğu gibi tamamen keyfi ve siyasi müdahalelerle yapılmamalıdır. Bakan Tekin’in son açıklamaları, mevcut sorunları gizlemeye yönelik olup, eğitimdeki liyakat ve adalet ilkelerini tanımamanın trajik yansımasıdır.
Eğitim Sen, öğretmen atamalarında ve yönetici görevlendirmelerinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve liyakat esaslarının temel alınmasını, proje okullarındaki keyfi uygulamalara son verilmesini talep etmektedir. Proje okullarında siyasal amaçlarla gerçekleştirilen tasfiyeye karşı çıkıyor, meslektaşlarımızın ve onlara sahip çıkan öğrencilerin yanında olmayı sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.
#TorpilDeğilLiyakat
https://t.co/pQOxa4hlRi
MEB okulları ve öğretmenleri ayrıştırma konusunda çok maharetli! Okulları daha önce “nitelikli, “niteliksiz” diye ayrıştıran MEB şimdi de Proje Okullar furyası başlattı. Öğretmenlerden, öğrencilerden, velilerden, sendikalardan büyük tepki var!
https://t.co/WIvgU26bD8
Proje okulu atamalarının ve rotasyon uygulamasının keyfi hale geldiğini yapıldığını ve kriterlere dayalı olmadığı belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, bu durumun eğitimde nitelik kaybına yol açtığını vurguladı.
#TorpilDeğilLiyakat
https://t.co/iDT95cM1Dg
Proje okullarından gönderilecek öğretmenlerin listelerini yapanlar kimler? Listeleri yapanlar, öğretmenlerin ve öğrencilerin yaşamını etkileyecek bu haksız ve adaletsiz kararı hangi hakla alıyor? Mücadele sadece öğretmenler için değil sorumluların hesap vermesi için de olmalı.
Proje okullarından gönderilen öğretmenlere sahip çıkmak okullarımıza ve öğrencilerimizin eğitim hakkına ve geleceklerine sahip çıkma mücadelesidir. Kimsenin projesi olmayacağız, yapılanlara sessiz kalmayacağız.
#öğretmenimedokunma
Proje okullarındaki atamalara tepki gösteren Eğitim Sen, bu okullarda öğretmen ve yönetici atamalarının uzun süredir siyasi sadakate göre yapıldığını belirtti.
#TorpilDeğilLiyakat
https://t.co/K34RQGIUGt
Proje okullarından gönderilen öğretmenler hiçbir ölçüye göre belirlenmedi; bu kararı kimler verdiyse onların keyfi, siyasal ve sendikal tercihleri belirleyici oldu. Kamu okullarını kişisel işletmeleri gibi kullananlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız. #öğretmenimedokunma
🔴Eğitim Sen olarak, MEB Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği'ne, 2023 yılında dava açtık. Bu davayı açarken öngördüğümüz sorunlar nedeniyle iptalini istediğimiz yönetmelik maddelerinin uygulanmasının sonuçlarını yaşıyoruz. Bugün somutlaşan bu öngörülerimizin bir daha yaşanmaması için, yürütmeyi durdurma istemli açtığımız davanın bir an önce sonuçlanmasını bekliyoruz.
#TorpilDeğilLiyakat
https://t.co/SQ91xW0Ybh