Can Dündar, Ahmet Kaya’nın 1996’daki sözlerini ilk kez yayınladı:
- Ne toprak ne bayrak ne ayrı kültür, hayır. Yaşatmayanlara rağmen binlerce yıl daha Türk bayrağı altında Kürt kimliğiyle yaşayacağız.
- Silahlı mücadeleyi kesinlikle reddediyorum. Bu ülkenin bölünmesini değil, birleşmesini savunuyoruz. Bu böyle biline.
- Ne olur yani bir ilkokul talebesi kendi dilinde şarkı söylese, bir Kürt bir Türk’e Kürtçe ‘Merhaba’ dese kötü mü?
- Kalp krizinden ölmeyi yaşamım boyunca istemedim, sokak ortasında veya işkencehanede olabilir ama öldüğümde beni topraklarıma gömün, İstanbul’a gömebilirsiniz.
Değerli Milletvekillerimiz,
Siz de çok iyi biliyorsunuz ki twet atmakla Demirtaş serbest bırakılmaz.
Madem Cumhurbaşkanı ile, Mhp genel başkanı ve daha bir çok etkili yetkili ile görüşebiliyorsunuz, Demirtaş konusunu onlara açın.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük#FreeDemirtaş
"Savaş Üstüne Savaş"a verilecek Oscar ödülleri sanatsal bir varsayım değil politik bir zorunluluktur
🎬 Oscar: Sinema değil, küresel politikanın ideolojik aracı
🕊️ Barış söylemleri ardındaki gizli şiddet
📽️ Eğlenceden öte, politik bilince yön veren araç
https://t.co/8TKspVbE05
CHP lideri Özgür Özel bu söyleminde baştan sona kadar haklıdır. Bırakın “Kent uzlaşısını” şunu bunu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bile ister AK Parti’li olsun, ister CHP’li olsun Kürt olmalı. 1453’ten beri bir Kürt şehri de olan İstanbul’da yönetim sürekli Türkçülerin elinde olmamalı. Bugün İstanbul’da 5 milyon Kürt var.
Özgür Özel: “Bat��’daki Kürtlerin yönetimde temsil edilebilmeleri için belediye meclis üyeliklerine yazılmaları terörse ben terörist olayım kardeşim. Oyu bana verirsen seçmensin, vermezsen teröristsin. Görün bunları! Gömün bunları!”
"Yeni Dönem ve Görevlerimiz"
Birlik Newrozu'nun ruhuyla kaleme aldığım bu yazıyı iki haftalık düzeltiler ve önerilerle son haline getirerek dikkatinize sunuyorum. Kendi gündem ve ajandamız dünyanın her yerinde ortaklaştı.
Bu yazıyı, neredeyse tümüyle kişisel olduğu için köşe yazarlığı yaptığım Nûpel'de değil, kendi blogumda yayınladım. Elbette Nûpel başta olmak üzere gazete ve sayfaların ve sizlerin paylaşması ve metni zenginleştirmesini temenni ediyorum.
https://t.co/FApM4cStuB
Selahattin Demirtaş ne demişse hepsi blr blr gerçekleşti. Gerçekleşiyor. O bir ŞÉX
Zaten kendisi de kahin olmadığını söylüyor. HEPSİ ve daha fazlasını ondan dinleyelim.
#Gününfilmi | Togo
Yönetmenliğini Ericson Core’un yaptığı, başrollerini Willem Dafoe ve Julianne Nicholson’un paylaştığı, Alaska’da geçen, gerçek bir hikâyeye dayanan 2019 yapımı macera, biyografi ve dram filmi.
1925 yılında, Alaska’nın Nome kasabasında ölümcül bir difteri salgını patlak verir. Kasaba doktorları, salgını durdurmanın tek yolunun difteri serumu olduğunu söyler. Ancak serum, Nome’dan yüzlerce kilometre uzaktaki Anchorage’dadır.
Sert kış koşulları nedeniyle tren ve gemi yolları kapalıdır. Bu yüzden serumun bir kısmının kızak köpeği ekipleri tarafından taşınması gerekmektedir. Seppala, bu zorlu görev için seçilen deneyimli kızakçı olur ve lider köpeği Togo ile birlikte Alaska’nın en çetin bölgelerinden geçerek serumu Nome’a ulaştırmak için yola çıkar.
Yolculuk; dondurucu soğuklar, şiddetli rüzgârlar ve buzla kaplı tehlikeli geçitlerle doludur. Seppala, yolculuk boyunca hem kendi dayanıklılığı hem de Togo’nun liderlik ve azmiyle birçok zorlukla karşılaşır.
Özellikle Norton Sound adlı buzla kaplı denizi geçmeleri gereken bölüm, hem Togo’nun hem de Seppala’nın hayatta kalma mücadelesinin zirve noktası olur.
Bağlılık, cesaret ve insanla hayvan arasındaki bağın gücünü vurgulayan, -70 derece soğukta geçen sımsıcak bir film.
IMDb: 7.9
Süre: 113 dakika