CB ile yapılan görüşme 15 Temmuz açısından çok kıymetlidir. Ama o başarıda hande nin rolü konu mankenliğinden ötesi değildir. Tamamen çıkan bir fırsatın değerlendirilmesidir. Hiçbir cesaret, adanmışlık, fedakarlık yoktur. Fedakar, cesur insan arayanlar meydanlara baksın.
Millet sokakta can çekişirken bunlar telefonda düğün, ev eşyası v.s. prim muhabbeti yapıyor, Hande de gerçekten mi diye tepki veriyor. Bir de Hande nin otoparkta saklandığı görüntüler var. Otoparkta saklanmak yerine neden sahaya inmemişler acaba Hande hanım açıkladı mı? @handefrt
Bir konuyu daha aydınlatmama izin verin. FETÖ Aydın Doğan’ın bu konuşmasını göstererek “15 Temmuz kurguydu, önceden planlıydı, Aydın Doğan konuşup açık etti” diyor zira Aydın Doğan videoda “Hande Fırat’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yapacağı iPhone görüşmesini önceden Aydın Doğan’a söylediğini” ifade ediyor.
FETÖ hakikaten şerefsiz bir güruh!
Neden mi?
15 Temmuz’un kronolojisini dakika dakika biliyorum!
Buyrun:
Başkan Erdoğan 16.07.2016 saat 00:04’te medyaya 6 dakikaya yakın konuştu ama sansürlendi.
00:11’de sansürü fark eden bir Cumhurbaşkanlığı yetkilisi (onu da tanıyorum) Hasan Doğan’a “Sansürlendik, sözlerini tutmadılar, Cumhurbaşkanımızın sokağa çıkın çağrısını canlı yayınlamadılar.” dedi ve hattâ çektikleri videoyu Whatsapp gruplarına vermeyi değerlendirdiler.
O anda Hasan Doğan’ın aklına Hande Fırat’a bağlanmak geliyor, Hande’yi arıyor. Hande Fırat “ben tabii ki böyle bir bağlantı yapmak isterim ama önce Aydın Doğan’a sormam lazım” diyor.
Yani saat yaklaşık 00:15 gibi Hasan Doğan-Hande Fırat görüşmesi olsa, 00:16 gibi Hande Fırat-Aydın Doğan görüşmesi olsa dakikalar oturuyor zira gerçekten de videoda Aydın Doğan’ın dediği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan Hande Fırat’a 10 dakika sonra 00:26’da bağlandı. Birkaç dakika esneme olabilir, o kadar. Kurgu yok, önceden plan vs hiçbir şey yok.
Ya ne var?
Uslanmış, akıllanmış, pişman FETÖ’cü olmaz, sinsi, sıra bekleyen, fırsat kollayan FETÖ’cüler var!
Bir FETÖ’cünün ne Allaha imanı ne namus anlayışı ne günah korkusu vardır.
Biz işin gerçeğini anlatmasak, şu konuşmayı bile, kendi yaptıkları katliamı kamufle edip bizzat saldırdıkları devlete ihale etmek için kullananların, insanları kandırmaya çalışanların teslim alınmaları ve ezim ezim ezilmeleri haktır ve şarttır!
Kahraman olmak için ölmen veya yaralanman gerekmez. Kahramanlık sana vazife düştüğünde o vazifeyi canın pahasına yerine getirmendir. Video kahramanlarla dolu. Akıbetlerinin önemi yok duruşlarının önemi var. Helal olsun hepsine.
Bu video ibretlik. 5 tane er, 3 tane üst düzey komutanı derdest ediyor. Komutanlık meselesinin ne kadar fos olduğunu o kadar net gösteriyor ki. İtibarlar tamamen devlet gücü ile entegre. O gücü yitirdin mi şahsi yetenek, kabiliyet sıfır.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: "Genelkurmaya giden askerler orayı koruma maksatlı Zekai Aksakallı'nın emriyle gitmiş."
Bak bakim bunlar benziyor mu korumaya gidenlere. Korumaya giden asker koca Orgenerali yere yatırır mı?
Hadi beynin yok diyelim. Gözünde mi yok?
#15TemmuzDestanı
Darbeden zerre haberi olmayan,zerre destek vermeyen ama fi tarihinde cemaatin gazetesini almış,dershanesine gitmiş insanları işten atıp bazılarını da içeri aldılar.Ama darbe destekçisi cehape zihniyetli bu tipler ellerini kollarını sallaya sallaya gezdiler.Adaletin bu mu dünya!
Bu tür röportajların çok anlamı yok. İlk iki kişinin ismini bilmek sonuncunun ismini bilmemek herhangi bir önem veya değer yargısı içermez. İnsanların maruz kaldığı medya bombardımanı ve insan hafızasıyla ilgili bir mesele.
Çok komik adamlar bunlar. Atatürkçülük zehriyle zehirlenmişler. Muhakeme yetenekleri kaybolmuş. Dünyanın en kolay kandırılabilinen insan topluluğu. Akpartililere kızıyorduk Fetöcüler tarafından kandırıldılar diye.
Fatih Altaylı, son kullanma tarihi geçen bir muhalifi daha “yandaş” ilan etmiş...
Kendisi “müzmin muhalif" tanımının kusursuz bir örneği.
Sistem şöyle çalışıyor: İktidara zarar vereceğini düşündüğün herhangi bir şeyi (tuvalet terliği bile olabilir) kahramanlaştır, karşı çıkan olursa hain ve iktidarın adamı ilan et.
Kahramanlaştırdığın şeyin (tuvalet terliği) son kullanma tarihi geçince, onun için de “aslında yandaştı” de. (Eski twitlerini silmeyi unutma).
Hemen yeni bir kahraman adayı bul (platin saçlı birisi ya da kola kutusu olabilir), sistemdeki adımları en başından takip et.
Yuh artık ya! Nereden çıkıyor bu tipler? Bunların akıl vereni, annesi, babası, büyüğü yok mu? Bu ne hadsizlik. Gereği yapılmalı mutlaka. @abakingurlek@mustafaciftcitr
@iyhackup@argeolog Bu tür yerlerin ismini hem burada ifşa edin ki ileride biri ismi arattığında bu yoruma ulaşabilsin hem de cimer üzerinden işletmeyi ��ikayet edin mutlaka. Yanlarına kar kalmasın. Özünde insan olmayanı cezalarla insan edemeyiz ama mecburen insan gibi davranmalarını sağlayabiliriz
"My friend Erdogan gave me this Tremendous revolver. Beautiful gun, right Peter? Some European leaders couldn’t even get it into their own countries. Can you believe it? Maybe he should have given them water guns instead! I don't know how these guys are going to defend Europe!”
İstanbul Zeytinburnu’nda genç bir kız, tesettürlü olduğu gerekçesiyle mekana alınmadığını öne sürdü:
“İsmini söylemek istemediğim içeceği sordular ki beni görüyorlar.
Hayır kahve ve tatlı istiyorum dedim. Beni mekana almayıp şu an yalnızca yemek ve içki servisimiz var dediler.”
LGS'de tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 tam puanla Türkiye birincisi olan Tarık Mizra Bişgin:
"Dışarıya çıkıp top oynamak istiyor insan ama o zaman da masaya oturanlar kazananlar oluyor. Bu yüzden sınav aslında psikolojik bir oyun.
Bu oyunu iyi yönetirsen zaten başarının geleceği kaçınılmaz."
Törenle mezuniyet diploması alacak fakat adet üzere törende inanç ve ideolojileri zemininde bir küçük gösteri yapmaya niyetli arkadaşlara:
Mutlaka bir B, C hatta D planınız olsun. Bu planlardan bazıları itişmeli kakışmalı olabilir.
Ahmet Hakan:
Bir mizahçı, Atatürk’e dokunduğunda gözaltına alınmıştı.
Emrah Safa, “Ne var bunda? Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Bir mizahçı, Alevilere dokunduğunda büyük tepki almıştı.
Emrah Safa, “Tepki çok yanlış. Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Ne zaman ki sıra Kuran’a / Allah’a / Peygamber’e / dine / diyanetegeldi.
Emrah Safa, tereddütsüz raconu kesiverdi:
“Mizahçının görevi dokunulmazlara dokunmaktır, söylenmeyeni söylemektir.”
Size bir şey söyleyeyim mi:
Sınırsız mizah özgürlüğü, bizim toplumumuzda kocaman bir masaldır.
Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.
Ne yani?
Bizde sadece din / iman / Kuran / Allah mı dokunulmaz?
Atatürk de dokunulmaz. Alevilik de dokunulmaz. Etnik kimlikler de dokunulmaz.
Bizdeki esas sorun şurada: Başkasının dokunulmazına dokunulduğunda sınırsız mizah nutukları atıyoruz. Kendi dokunulmazımıza dokunulduğunda böyle mizah olmaz tavrı koyuyoruz.
Sonuç olarak bizim toplumumuzda “sınırsız mizah özgürlüğü” masaldır ama “sınırsız ikiyüzlülük” buz gibi gerçektir.
Büyük dil modellerinin yaygınlaşmasıyla bulunduğu çevreye göre daha çalışkan ve bilgili olan insanların üzerinden büyük bir yük kalktı. Çözemediği soruyu, yapamadığı ödevi, anlayamadığı konuyu artık soran kalmamıştır herhalde.