fenerbahçe yine futbolun güncel gerçekliğinden uzak, yaşlı, atletizmi berbat, hareketsiz, 3 gündür buzdolabında duran pirinç pilavı gibi bir kadro kurdu. böyle çileyi sikeyim. ne taraftarı ne yöneticisi futboldan anlamayan saçma sapan bir kulüp.
Tamam, kabul. Hepiniz Claude Code’la, Codex’le, ajanlarla iki akşamda yıllardır aklınızda olan app’i yaptınız. Çalıştı da. Butona bastınız, API cevap verdi, deploy oldu. Çok güzel. Ben bunu gerçekten destekliyorum; yazılım üretmenin tadını daha fazla insanın alması bence AI çağının en güzel taraflarından biri.
Ama buradan “yazılımcılığı çözdüm” sonucuna ışınlanmayalım. :)
LLM’ler kod yazma konusunda artık acayip mahir. Hatta birçok durumda ortalama bir yazılımcıdan daha hızlı, daha geniş bilgiyle ve daha temiz kod üretebiliyorlar. Fakat yazılım dediğimiz şey sadece çalışan kod üretmek olsaydı bu meslek 30 yıl önce Stack Overflow çıkınca zaten bitmişti.
Asıl mesele çoğu zaman kodu nasıl yazacağın değil; neyi neden yazacağın, neyi neden hiç yazmaman gerektiği.
Bu servis neden ayrı?
Bu dependency gerçekten gerekli mi?
Bu veri burada neden tutuluyor?
Bu sistem yarın 100 kat trafik alınca ne olacak?
Bir servis çökerse diğerleri neden onunla beraber ölüyor?
Bu endpoint neden public?
Bu token neden burada?
Bu işlem neden idempotent değil?
Bu migration geri alınabiliyor mu?
Bu kod çalışıyor ama güvenli mi?
Test ettin mi? Gözlemleyebiliyor musun? Yedekten dönebiliyor musun? Bir saldırıda ne olacağını biliyor musun?
AI bunların hepsinde size yardımcı olabilir. Zaten işin en güzel tarafı da bu: Hayatınızda ilk defa elinizde, sorduğunuz soruya cevap vermekle kalmayıp merak ettiğiniz şeyin üç katını anlatabilecek bir öğretmen var.
O zaman biraz da öğrenin.
“Çalıştı abi” seviyesinde bırakmak zorunda değilsiniz.
Otomatik arabayla iki tur attınız diye F1 pilotu olmadınız. Araba kullanmaya başladınız. Bu da küçümsenecek bir şey değil. Ama trafikte gördüğünüz her ehliyetliyi de F1 pilotu sanmayın.
Zaten “yazılımcı” diye takip ettiğiniz insanların büyük kısmı kısa yol şoförü. Gayet iyi işlerini yapıyorlar ama uzun yol şoförü başka şey, ralli pilotu başka şey, F1 pilotu bambaşka şey. Siz sosyal medyadaki üç tane fenomen ama vasat yazılımcıya bakıp “AI bunu geçti, demek ki yazılımcılık bitti” sonucuna vardıysanız kötü bir haberim var:
Bu pilav daha çok su kaldırır.
Çünkü production dediğiniz yerde mimari var, güvenlik var, performans var, concurrency var, veri bütünlüğü var, geri dönüş planı var, CI/CD var, observability var, maliyet var, operasyon var, onlarca kötü kararın beş yıl sonra çıkardığı faturalar var.
LLM size bütün bunlarda inanılmaz yardımcı olacak. Belki günün sonunda bunların çoğunu sizden daha iyi de yapacak.
Ama bugün için, AI’ya “bir SaaS yap” deyip üç saat sonra çalışan bir kod yığını elde etmekle yazılım mühendisliğinin bütün problemlerini çözmüş olmuyorsunuz.
Bir şey ürettirdiniz ve çalıştı. Harika. Bunun keyfini çıkarın.
Ama “meslek olarak yazılımcılık öldü, artık herkes senior” geyiklerine girecekseniz de bir zahmet s*ktirin gidin. :)
Formula 1 daha otomatik vites gelince bitmedi.
Dostlar sanki LLM modellerindeki Coding başarısı artık bir yarışa evrilip bizi hiper-tüketiciye dönüştürdü. Hep en iyi en başarılı modeli kullanma peşindeyiz. Ama bu modeller basit işlerde bile inanılmaz efor harcadığından bakkala v8 motorlu mustang ile gidiyoruz gibi hissetmeye başladım.
Bilgi Üniversitesi tekrar açıldığına göre bize de anı olarak koskoca ülkenin Erdoğan’ın elinde oyuncak haline geldiği, tek bir imzayla her şeyin bir anda değişebileceği gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş olmak kaldı.
Diyarbakır'a Amed demeyi kabul ettiğiniz zaman, "Konya'ya İkonyum, Sakarya'ya Sangaryos, Trabzon'a Trapezus" demek isteyenlerin de önünü açmış olursunuz.
Yarın "o sarı öküzü vermeyecektik" dememek için,
bu ülkenin şehirlerinin resmi adına sahip çıkacaksınız.
Ne sağ kaldı ne sol. Türk gençliği, geçmişin hatalarını üstlenmeyecek.
Elimizde bir vatan kaldı, bir de ona düşman olanlar. Yolumuz, Başbuğ Atatürk’ün yoludur.