“Siyonist akıl” ile “FETÖ aklını” birbirinden ayıramazsınız. Çünkü FETÖ aklı neyse siyonist akıl odur. Zaten FETÖ’nün patronu da siyonistlerdir. “Bebe Ruhi” de o yoldadır.
Babası FETÖ’den ihraç ‘Bebe Ruhi’nin siyonist Netanyahu’nun işine yarayacak biçimde Hasidik Yahudileri hedef gösteren videosunu @revahakaman iyi özetlemiş…
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim'de şöyle belirtmiştir.
İsra Süresi 81. Ayet
Ve kul câe-l-hakku ve zeheka-l-bâtıl(u), inne-l-bâtıle kâne zehûkâ(n).
"De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur."
Âl-i İmrân Suresi, 54. Ayet
Ve mekerû ve mekerallâh(u), vallâhu hayru-l-mâkirîn(e).
"Onlar tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah, en iyi tuzak bozucudur."
18 gün önce ele geçirilen hesabımı çok uğraşarak geri aldım.
Yazdıklarım kimleri rahatsız ediyor tahmin edebiliyorum.
Zihniyetlerini ve farklı fikirlere tahammül edemediklerini çok iyi biliyorum.
Bu kadar mı ayaklarına taş oluyorum neden korktular bu kadar?
Ama boşa uğraşmasın kimse
Tuzak kuranların planlarını etkisiz hale getiren muktedir güç Allah’tır.
Kaldığımız yerden devam.
Levent Gültekin:
Abi adamlar parti kuramıyor, parti kurarken logo yapamıyor, amblem çizemiyor.
Basit bir hukukçuya Yeni Parti isminin sorunlarını araştırır mısın diyemiyor.
Parti kurmuşsun logon yok, bu kabul edilebilir bir şey değil. Bir stratejileri yok.
Parti Meclisi’nde aylarca mutlak butlan konuşuyorlar %90’ı çıkmaz işimize bakalım havasındaydı.
Uyarılmışsın, burada bir isim benzerliği var bu Yargıtay’dan çıkmayabilir uyarısına rağmen hiçbir şey yapmamışsın…
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici:
“Özel bir üniversitede LGBT bayrağını görünce ‘Herkes bayrak asabiliyor mu?’ diye sordum,
‘Asabilir’ dediler.
‘O zaman Alperen Ocakları bayrağı asalım’ deyince
‘O siyasi olur’ cevabını aldım.”
▪️ Raci'yi bilmem ama adalet şaşmaz!
Göstere göstere öldürmüşler Kâşif Kozinoğlu'nu! Gözümüzün içine baka baka! Önce Kurtlar Vadisi adlı dizide senaryoya dönüştürmüşler iki gün sonra da katletmişler.
Niye?
Cevap çok açık! Güç gösterisi! Kim bilir kimlerin gözünü korkuttular, kimlere ne mesajlar verdiler? Kim bilir bu sayede kimlere ne kanunsuz işler yaptırdılar? Kim bilir kimler istifa etmek zorunda kaldı?
Kurtlar Vadisi'nin söz konusu o bölümünden 87 gün sonra meşhur 7 Şubat MİT krizi yaşandı. 7 Şubat 2012'de İstanbul özel yetkili savcılığı, KCK soruşturması kapsamında dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ifadeye çağırdı. O gün Erdoğan'ın ameliyat olması planlanmıştı. Ancak Erdoğan'ın ameliyatı planlanan saatte gerçekleşmedi. Erdoğan Fidan'a 'gerekirse diren ama ifadeye gitme talimatı' verdi.
FETÖ'nün tezgâhı bozuldu.
7 Şubat MİT krizinden sadece 5 gün önce yani 2 Şubat'ta yayınlanan Kurtlar Vadisi'nin 146'ncı bölümünde devlet-istihbarat ekseni konu ediliyordu. Yine o bölümde Polat'ın öldüğü sanılıyordu. İhtiyarlar heyeti görevi bir başka istihbaratçıya yani Abdülhey'e veriyordu.
Ne kadar ilginç değil mi?
Bundan tam yüz gün sonra...Yani 7 Mayıs 2012'de... Yani dizinin 159'uncu bölümünde...
Seyirciye bu kez üzerinde büyük harflerle 'ERDOĞAN' yazan bir mezar taşı gösterildi!
Nasıl bir cesaret ama değil mi?
Akılları sıra Erdoğan'ı tehdit ediyorlardı! Ama Erdoğan'ın bu tehditlere pabuç bırakmadı. Derken bir süre sonra Gezi kalkışması yaşandı. Ardından 17/25 Aralık darbe girişimi.
Ancak Erdoğan'ı korkutmayı, istifa ettirtmeyi yine başaramadılar. Hem de başta CHP olmak üzere muhalefetten aldıkları tam desteğe rağmen. Hatırlayın Bülent Arınç bile 'cübbemi giyesim' var diyordu. Demem o ki AK Parti içinden bile destek almışlardı.
Malum, Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı. Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan ifadeye çağırıldı. Savcılık senaryonun 'azmettiricisini' arıyor!
Amma!
Senaristlerin cesareti de takdire şayan! Kozinoğlu konusunu yazıyorlar iki gün sonra gerçek hayatta ölümü gerçekleşiyor. Sonra dizinin sitesinden 'tarihi infaz' deyip gururla paylaşıyorlar!
Yani çok cesur bu arkadaşlar! 'Bir dakika arkadaş biz bu işin bir parçası değiliz' bile demiyorlar. Yazmaya devam ediyorlar!
Neyse! Konu artık yargının önünde! İzleyip göreceğiz!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde; üreticimizin emeğini, vatandaşımızın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini korurken, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada, “tarladan markete fiyat yolculuğu” mercek altına alındı. Ticaret Bakanlığımızdan Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Çiftçi Kayıt Sistemi verileri temin edildi; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca kapsamlı rapor hazırlandı. Yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurularak ürünlerin üreticiden hangi bedelle çıktığı ve tedarikçilere hangi şartlarda ulaştığı incelendi.
Yapılan incelemelerde, hallerin büyük tedarikçileri konumundaki bazı firmaların piyasadaki hâkimiyetlerini kullanarak ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise gerçeğinden yüksek gösterdikleri; sahte müstahsil makbuzları düzenleyerek gerçeğe aykırı maliyet oluşturdukları ve bu yöntemlerle yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları yönünde tespitlere ulaşıldı.
Bu kapsamda; fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi; 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.
Soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze; soruşturmaya veri, analiz ve raporlarıyla katkı sunan Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.
Tarladan sofraya uzanan zincirin hiçbir aşamasının üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç kapısına dönüştürülmesine müsaade edilmeyecektir!
Cambridge Üniversitesi’nde mezuniyet töreni!
Neredeyse bütün öğrenciler Filistin bayrağı açıyor…
Bunu görünce Boğaziçi, ODTÜ gibi Müslüman bir ülkenin LGBT örgütlerinin cirit attığı Müslümanlıkla ilişkilerinin neredeyse sıfırlandığı mankurtlaşmış üniversiteleri canlandı zihnimde.
Bize ne oldu böyle?
Bizim üniversitelerimizden Gazali çıkar mı, İbn Sina çıkar mı, Itrî, Dede Efendi, Sinan çıkar mı?
Biz nasıl bir “dayak” yedik öyle?
Gökçek dosyasını anlattığın için değil anlatmadığın için hedeftesin.
Kamera önünde “hırsız” deyip savcılıkta “sus pus” olduğun için hedeftesin.
“Neden sessiz kaldın” diyenlere cevap vermek yerine hakaret ettiğin için hedeftesin.
Melih Gökçek adliye giderken oğlu Osman Gökçek’i arayıp pazarlık yapmak istediğin için hedeftesin.
Almanya’daki bilgileri bir internet sitesinden aldığın iddiası yalan çıktığı için hedeftesin.
Ve Haluk Levent’in saadet zincirine halka olduğun için hedeftesin.
Ve diğer yalanların.
(Hedeften kasıt eleştiri)
Ateist yazar Sevan Nişanyan:
“Şimdiye kadar Müslümanlardan hiç düşmanlık görmedim. Düşmanlığı, bir diktatörü kendilerine Ata belleyen Atatürkçülerden gördüm. Atatürkçülük ahlaki yozlaşmışlığın ve bağnazlığın en aşırı ucudur.”
Yazayım da herkes bilsin:
Bülent Arınç, TRT'den sorumlu bakandı. Ben de İnce Çizgi isimli bir program yapıyordum. Kurum FETÖ kontrolündeydi. Yapmadıkları engelleme ve oyun kalmamıştı.
Bir hafta sonu konuyu görüşmek için TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'le Bakanlıkta Arınç'ın makamında buluştuk.
Anlattım durumu. TRT'de FETÖ bayrağı sallayan iki ismin yaptıklarını ortaya koydum.
Şahin, Arınç'a "Sayın Bakanım, bunlar asaleten görevde değiller, isterseniz görevden alayım" dedi.
Bakan Bey cevap verdi:
-Yok, olmaz. Onlar da bizim arkadaşlarımız. Ben konuşur hallederim.
Ne oldu dersiniz?
Bir süre sonra yaptığım İnce Çizgi Programı yayından kaldırıldı. Konu halloldu!
Yaaaa...
Bu da olmadı, ne yapacaklar şimdi?
Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Ak Parti'ye katılan Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın'ın, savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini iddia etmişti.
Aydın, savcılığa verdiği ifadede "Bana asıl onlar baskı yaptı" dedi.
Yalan denizinde yüzüyorlar...
ODTÜ’lü öğrenciler Ankara trafiğini rahatlatacak yola “Rant yolu” diyerek karşı çıkıyor…
Yolun nasıl bir rant oluşturacağını bilen varsa yazsın.. Bir de Ankaralılara sorsalar keşke… Bu yola ihtiyaç var mı, yok mu?
Şaka yapmıyorum, gerçek...
İstedi!
Ekrem İmamoğlu, 143 eylem, 161 milyarlık kamu zararı ve haklarında 2 bin 352 yıl hapis cezası istenmesine rağmen, mahkeme heyetinden tahliyesini istedi.
Bir de Adalet Bakanı Akın Gürlek'i suçladı.
Ama iyi tarafından bakalım. Dün, "Ben sizi yargılayacağım" diyen adam, bugün adalete teslim oldu.
Tahliye istiyor, tahliye!
Melih Gökçek 2 saate yakın kaldı savcılıkta.
Tüm sorulara cevap verdi.
İlginçtir.
Soruşturmanın açılmasına yol açan Murat Ağırel’in ifadesine baktım, Gökçek’le ilgili tek satır suçlama yok.
Oysa ekranlarda ve adliye önünde doğrudan Gökçek’i suçlayan ifadeleri mevcut.
Soru şu:
Ağırel, adliye dışındaki iri cümleleri adliye içinde neden kurmadı?
Yıl 1933.
Türkiye o zaman 15 milyon nüfuslu. Yüzde 80’i köyde yaşıyordu.
Sadece Yüzde 5’i (800 bin nüfuslu) İstanbul’da ikamet ediyordu. İnanılmaz bir yoksullukla baş etmeye çalışıyordu köylüler.
Fotoğraftakiler İstanbul ve Ankara’nın bir eli yağda bir eli balda koketleri, züppeleri, ülkenin kaymağını yiyen sözde elitleri.
Milli mücadelede sırtında top ve mermi taşıyan cefakar köylü kadınları bir dilim ekmeği kemirir ve süpürge sapı kaynatırken yemek yerine, İngiliz işgalinde İstanbul’da kıçıyla fındık kıranlar Cumhuriyet’in de tüm nimetlerinden yararlanmaktaydı.
Eşi Binbaşı Derviş bey gibi Milli mücadele kahramanı olan Kara Fatma ise açlıktan bir Rus kilisesinin küçük ve soğuk odasına sığınmış, yanındaki torununa bakmak için sokaklarda dileniyordu. Ona çöpçülük işi bile verilmemişti.
Bu tür fotoğrafları dönemin modernizminin ve “gelişmişliği” nin simgesi olarak görüp iç çekmek, tarihin karanlık odalarına giremeyenlerin at gözlüğü.
https://t.co/O82TTatSlp
▪️“Devlet Bahçeli’nin aşısını yapan Gülnaz Şırınga isimli hemşirenin Bahçeli’nin aşısını yaparken canını acıttığı için darp edildiği’ şeklindeki mizahi metni haber diye okuyan,
▪️Türkiye'den Çin'e gidecek ilk ihracat trenin İstanbul Halkalı'da durduğunu iddia eden ve "Halkalı'da duruyor tren. Çin'e vagon gitmiyor yani. Yolculuk Halkalı'da bitmiş" diyen bu kafanın TOGG’a vurmak için motorin fiyatını kullanmasına şaşırmamak lazım…
Tamam onların pek itirazı yok ama izleyicisini bu kadar aptal yerine koymak fazla
👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇
Özlem Gürses “Diyelim ki bir Togg’unuz var, deposunu kaça dolduracaksınız? Motorinin litre fiyatı uçacak.”
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Son günlerde Murat Ağırel tarafından şahsıma atfedilen ve kamuoyunda tartışmalara yol açan, adıma kayıtlı 23 adet taşınmaz bulunduğu yönündeki mesnetsiz iddialar hakkında İKİNCİ KEZ bir açıklama yapma gereği doğmuştur.
Öncelikle belirtmek isterim ki, söz konusu iddialar gerçeği yansıtmamakta olup, tamamen asılsızdır. Adıma kayıtlı 23 adet taşınmaz olduğuna dair dile getirilen beyanlar tapu kaydına dayanmamaktadır. Bu tür iddialar, şahsımı ve ailemi hedef alarak kamuoyunda yanlış bir algı oluşturma çabası taşımaktadır.
Tüm mal varlığım ve taşınmazlarım E-DEVLET kayıtlarında şeffaf bir şekilde yer almaktadır.
E-DEVLET kayıtlarına girildiğinde bu tür bir durumun mevcut olmadığı açıkça görülecektir.
Hukuka ve adalete olan inancımız tamdır. Bu tür asılsız ve iftira niteliğindeki iddiaları ortaya atanlar hakkında, şahsiyet haklarımızın korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında cezalandırılması için MURAT AĞIREL HAKKINDA RESMİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMUŞTUR…
BİLGİLERİNİZE…