"Bir kadın hayâ ile ne kadar çok vasfedilir ve kendisini hayâ ile ne kadar çok süslerse, bu onun şahsiyeti için o kadar mükemmel, ziyneti ve güzelliği için de o kadar güzel olur."
—Abdürrezzâk el-Abbâd
"Kim Allah'ın kalbini açmasını veya nurlandırmasını isterse; kendisini ilgilendirmeyen boş konuşmayı bıraksın, günahlardan sakınsın ve Allah ile kendi arasında gizli tuttuğu (sadece Allah'ın bildiği) güzel bir ameli bulunsun."
İmam Şâfiî
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki;
“Allahım! Ben senin rahmetini istiyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimin eline bırakma. Benim bütün işlerimi yoluna koy. Senden başka hiçbir ilâh yoktur.”
Ebû Dâvûd
Sanırım sadece çok sevenler ve çok merhametliler bir bütün olarak görüyor karşısındakini. Sadece çok sevenler ve çok merhametliler onarıp sağlamlaştırıp bütünlüyorlar her şeyi.
Ayşegül Genç, Her Öyle Olana Böyle Olmadı
Yanlış yolun doğru adımı olmaz;
olsa da yanlışı çoğaltır
sahîh bir sonuca varmaz.
Denildiği üzere,
istikâmeti yanlış olan bir trenin içinde
doğru yöne adım atmaya çalışmak
bir tür kendini kandırmak,
vicdanını susturmak,
aklını bastırmaktır.
Niyet, sîret ve akıbet;
ve dahi nisbet.
Sigara içenleri neden mekanların hava alan bölümlerine alıyorlar. Onlar zaten ciğerlerini önemsemiyor ki. Kapalı bir alanda oturup birbirlerinin dumanlarını soluyabilirler. Biz azcık hava alalım diye oturuyoruz yan masanın dumanı geliyor açık ve temiz hava bizim hakkımız
“Üslup ruhun, kalbin, zihnin öyle aynası ki üslûbunu sevmediği insanı da sevemiyor insan. Üslup her şeyi sızdırıyor. Bilgeliği, iyiliği, riyayı, sahteliği, kibri, kötülüğü, art niyeti, sevgiyi her şeyi. İnsan birini sevmeye üslûbundan başlıyor..” https://t.co/o2vTguhgty
Boş bırakmayacaksın kendini. Salih kimselerle dostluk yapacaksın. Seni hayra teşvik edecek, ayakların hep hayırlı yerlere gidecek, kulakların hayr söz işitecek. Sürekli bir birliktelik ve çalışma ortamı oluşturup nefsini meşgul edeceksin. Boş vakti olan adamı nefsi yer bitirir.
Eski bir öykü vardır. Bir gün çömezin biri yaşlı bilgeye sorar: “Eskiden Tanrı’nın yüzünü gören insanlar varmış. Neden artık görmüyorlar?” Bilge şöyle yanıt verir: “Çünkü bugün kimse o kadar eğilemiyor.”
Parıldayan gözlerle sana bakan biri olduğunda bir yerden sonra parıldadığını sen de görmeye başlarsın.
Parıldamak, ötekinin içselleştirilmiş parıldayan gözleriyle kendine bakmakla mümkündür.
Bkz. bir çocuk için annenin bakışı özgüvenin kaynağı.