MAĞDURLAR VE DEVLETİN GÖREVİ
500 bini aşkın vatandaşımız birikimlerini rulet masasına koymadılar. Devletin lisans verdiği, yatırım yapabilirsiniz diye onay verdiği, SPK aracılığı ile denetimim altında dediği, kamu aydınlatma platformu (KAP) ile şeffaflık vadettiği yatırım şirketlerine devletlerine güvendikleri için koydular.
Vatandaşların görevleri devletlerine vergi vermek, çağırdığında askere gitmektir. Devletin görevi de can, mal, ırz güvenliğini sağlamaktır. Bu olayda yetkili kurumların müdahale etmeyip seyretmesiyle 500 bini aşkın vatandaş dolandırılmıştır. Devletin kurumları denetim görevlerini yapmamıştır.
Vatandaşı kendi devletine karşı soğutan her hareket milli bir suçtur. Yetkilerini kullanmayıp devletin vatandaşlarına karşı görevlerini yerine getirmemesine sebeb olanlar devlet ve millet düşmanıdırlar. İşleyen her sistemde de bunlar cezalandırılır.
Devlete düşen görev vatandaşın birikimini dolandıranların mal varlıklarına el koymak, daha önce dünyadaki örneklerde de görüldüğü gibi davranmak ve vatandaşın mağduriyetini çözmektir ve sorumluları cezalandırmaktır.
MAĞDURLAR VE DEVLETİN GÖREVİ
500 bini aşkın vatandaşımız birikimlerini rulet masasına koymadılar. Devletin lisans verdiği, yatırım yapabilirsiniz diye onay verdiği, SPK aracılığı ile denetimim altında dediği, kamu aydınlatma platformu (KAP) ile şeffaflık vadettiği yatırım şirketlerine devletlerine güvendikleri için koydular.
Vatandaşların görevleri devletlerine vergi vermek, çağırdığında askere gitmektir. Devletin görevi de can, mal, ırz güvenliğini sağlamaktır. Bu olayda yetkili kurumların müdahale etmeyip seyretmesiyle 500 bini aşkın vatandaş dolandırılmıştır. Devletin kurumları denetim görevlerini yapmamıştır.
Vatandaşı kendi devletine karşı soğutan her hareket milli bir suçtur. Yetkilerini kullanmayıp devletin vatandaşlarına karşı görevlerini yerine getirmemesine sebeb olanlar devlet ve millet düşmanıdırlar. İşleyen her sistemde de bunlar cezalandırılır.
Devlete düşen görev vatandaşın birikimini dolandıranların mal varlıklarına el koymak, daha önce dünyadaki örneklerde de görüldüğü gibi davranmak ve vatandaşın mağduriyetini çözmektir ve sorumluları cezalandırmaktır.
TÜYÜ BİTMEDİK YETİMİN HAKKINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ!
Fon skandalının üzerindeki sis perdesinin kaldırılması, hiçbir siyasi ve bürokratik bağlantının üzerinin örtülmemesi, paranın izinin sonuna kadar sürülmesi ve sorumluların ortaya çıkarılması için TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önergeyi bugün Meclis’e sundum.
Kimlerin önceden harekete geçtiği, kimlerin haksız kazanç sağladığı ve denetim kurumlarının neden zamanında müdahale etmediği tüm yönleriyle araştırılmalıdır.
Bu soruşturmanın muhatabı yalnızca fon yöneticileri değil, denetim görevini yerine getirmeyen tüm mekanizmadır.
Hiçbir makam, hiçbir kişi hesap vermekten muaf değildir. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması, mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması ve tüyü bitmedik yetimin hakkının savunulması için mücadelemizi sürdüreceğim.
🔴 D28-41322 kodlu dilekçeyi herkes imzalayabilir. Kamuoyu oluşturabilmemiz için çok önemli.
https://t.co/7Hpbx56iJg
#FonMağdurları#SPK#TEFAS#SPKSkandalı
SPK fonları tasfiyeye sokup süreyi 6 aya uzatarak aslında YTM ve temerrüt mekanizmalarının önünü kesti
Fon açık kalsaydı alamadığımız ödeme için temerrüte düşecek teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen sistem için YTM devreye girecekti. Tasfiye kararıyla yatırımcının en doğal hukuki güvencesi halı altına süpürüldü.
Mağdur edilen yüz binlerin bekleyecek 6 ayı yok! @spkgovtr, paramızın tamamını ödeyecek çözümü derhal ilan etmek zorundadır!
#bist #bist100 #TP2 #SPK
Belki 40 yıl banka müfettişligi yapıp emekli olmuş bir tanıdığım var ve bildiğim kadarıyla tüm birikimi Tera ve Pusula'da battı. Bu mesele yatırımdan anlamamanın çok ötesinde. Devlete ve kurumlarına güvenerek parasını yatırmış insanlara aç gözlü muamelesi yapmamak lazım. Ortada devlet kalmamışsa konu bambaşka zaten
FON VURGUNUNA KARŞI KAPSAMLI ÇÖZÜM ÖNERİMİZ
Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan kriz nedeniyle yüz binlerce yatırımcı parasını geri almayı beklerken, tasfiye sürecinde izlenecek yöntem büyük önem taşıyor. Batık fonlarda bulunan varlıkların Ziraat Bankası ve İş Bankası tarafından satılarak nakde çevrilmesi ve elde edilen kaynağın yatırımcılara payları oranında dağıtılması, tek başına yeterli bir çözüm değildir. Çünkü bu yöntem, mevcut varlıkların tasfiyesine odaklanırken ortaya çıkan zararın hangi işlemler sonucunda oluştuğu, paranın nereye aktarıldığı ve hukuki sorumluluğu bulunan tarafların kimler olduğu sorularını kapsamlı biçimde ele almayabilir.
Devletin görevi, bu krizin yarattığı mağduriyetleri gidermek, yatırımcıların haklarını korumak ve gerekli tüm hukuki, idari ve mali mekanizmaları işletmektir. Ancak bu sorumluluk, yalnızca fonlarda kalan varlıkların satılması ve elde edilen kaynağın dağıtılmasıyla sınırlı tutulamaz. Devlet, yatırımcıların zararlarının giderilmesi için bütün imkânlarını seferber ederken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını da sağlamalıdır.
ABD’de Bernie Madoff tasfiyesinde uygulanan clawback mekanizması, Türkiye açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir örnektir. Madoff tasfiyesinde, belirli hukuki koşullarda yatırımcıların geçmişte aldıkları ödemeler incelenmiş, yatırılan tutarı aşan ödemelerin geri alınması için hukuki süreçler işletilmiş ve geçmiş para transferleri tasfiye kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım, tasfiye sürecinin yalnızca mevcut varlıkları satıp dağıtmakla sınırlı kalmaması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’de de yatırım fonlarında yaşanan sorunlar bakımından, hukuki çerçevesi açıkça belirlenmiş bir geri alma ve tahsilat mekanizmasının oluşturulması değerlendirilmelidir.
Burada amaç, yatırımcıların tamamını sorumlu tutmak veya hukuki dayanağı olmadan geçmiş ödemeleri geri almak değildir. Amaç; zararın oluşumunda rol oynayan hukuka aykırı işlemleri tespit etmek, sorumluluğu bulunan taraflara ulaşmak ve mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlayacak ilave kaynakları ortaya çıkarmaktır.
FONLARIN GEÇMİŞ İŞLEMLERİ GERİYE DÖNÜK İNCELENMELİDİR
Tasfiye sürecinde öncelikle fonların yalnızca mevcut varlıkları değil, geçmiş dönem finansal hareketleri de incelenmelidir. Fonlara giren ve çıkan paralar, yatırımcı ödemeleri, ilişkili taraf işlemleri, varlık transferleri ve varsa olağan dışı finansal hareketler bağımsız uzmanlar tarafından araştırılmalıdır.
Bu inceleme sonucunda hukuka aykırı işlem veya transfer tespit edilmesi halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde geri alma ve tahsilat yolları değerlendirilmelidir. Böylece tasfiye, yalnızca fonun elinde kalan varlıkların satışıyla sınırlı bir işlem olmaktan çıkarılmalı; zararın oluşumuna ilişkin kapsamlı bir araştırma ve hukuki takip süreciyle birlikte yürütülmelidir.
Çünkü yatırımcıya, “Fonun elinde ne kaldıysa onu alacaksın” denilmesi, zararın oluşumuna ilişkin bütün soruların cevaplandığı anlamına gelmez.
Devlet, mağdur yatırımcıların zararlarının giderilmesi için gerekli mekanizmaları işletmeli; bununla birlikte hukuki sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını sağlayarak tasfiye kaynaklarının artırılması için gereken adımları atmalıdır.
DEVLETİN SORUMLULUĞU, YATIRIMCININ HAKKINI KORUMAKTIR
Devletin sermaye piyasalarındaki denetim ve gözetim sorumluluğu, bu süreçte özellikle önem taşımaktadır. SPK, yatırımcı haklarının korunması, tasfiye işlemlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi ve hukuka aykırı işlemlerin araştırılması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
Devlet, yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için gerekli tüm hukuki, idari ve mali araçları kullanmalıdır. Ancak aynı zamanda zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını, hukuka aykırı transferlerin tespit edilmesini ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bu yaklaşım, devletin sorumluluğunu azaltmak değil, tam tersine yatırımcı haklarını koruma görevini daha kapsamlı biçimde yerine getirmesini sağlamaktır. Çünkü kamu otoritesinin görevi yalnızca tasfiye işlemlerini yürütmek değil, mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli hukuki ve kurumsal kapasiteyi ortaya koymaktır.
Bu nedenle tasfiye sürecinde aşağıdaki adımların değerlendirilmesi gerekmektedir:
- Fonların geçmiş dönem işlemlerinin bağımsız biçimde incelenmesi.
- Para transferleri ve ilişkili taraf işlemlerinin araştırılması.
- Hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan zararların tespit edilmesi.
- Hukuken mümkün olan durumlarda geri alma ve tahsilat davalarının açılması.
- Yatırımcı zararlarının şeffaf ve denetlenebilir yöntemlerle hesaplanması.
- Tasfiye sürecinin düzenli olarak kamuoyuna açıklanması.
- Mağdur yatırımcıların haklarını koruyacak ek hukuki ve mali mekanizmaların oluşturulması.
Böyle bir sistem, mevcut fon varlıklarının tasfiyesinin yerine geçmek zorunda değildir. Aksine, varlık satışlarıyla eş zamanlı yürütülecek ilave bir inceleme ve tahsilat mekanizması olarak tasarlanabilir.
YATIRIMCININ HAKKI, FONDA KALAN VARLIKLARLA SINIRLANDIRILMAMALIDIR
Buradaki temel mesele, yatırımcının hukuken hak ettiği tutarın nasıl belirleneceği ve bu tutarın karşılanması için hangi kaynakların kullanılabileceğidir. Mevcut varlıkların satılması, tasfiye sürecinin bir parçası olabilir. Ancak geçmiş işlemlerden kaynaklanan hukuki taleplerin araştırılmaması veya değerlendirilmemesi, yatırımcıların zararlarının telafisi açısından eksik bir yaklaşım oluşturabilir.
Madoff tasfiyesinden çıkarılabilecek ders, finansal dolandırıcılık iddialarının ardından geçmiş para hareketlerinin de hukuki incelemeye konu edilebilmesidir. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın uygulanabilirliği, sermaye piyasası ve iflas mevzuatı çerçevesinde ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Burada amaç, hukuki süreçleri işletmeden herhangi bir yatırımcıyı veya kurumu suçlamak değil; zararın oluşumuna ilişkin bütün bağlantıların ortaya çıkarılması ve hukuken mümkün olan tahsilat yollarının sonuna kadar kullanılmasıdır.
Devlet, mağdur yatırımcıların haklarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hem mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli kaynakların ve mekanizmaların oluşturulmasını hem de hukuki sorumlulukların araştırılmasını kapsar.
SPK, YATIRIMCIYA SADECE TASFIYEYİ DEĞİL, HESAP VEREBİLİRLİĞİ DE SUNMALIDIR
Sermaye piyasalarında güven, yalnızca yatırımcılara ödeme yapılmasıyla yeniden tesis edilmez. Yatırımcılar, kayıplarının nasıl oluştuğunu, denetim süreçlerinin nasıl işlediğini ve sorumlulukların nasıl belirlendiğini de bilmek istemektedir.
Bu nedenle SPK, tasfiye sürecinde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirmeli; yatırımcıların bilgi alma hakkını güvence altına almalı ve hukuki olarak mümkün olan bütün tahsilat yollarının değerlendirilmesini sağlamalıdır.
Fon vurgununun yarattığı mağduriyetin giderilmesi, devletin sorumluluğundadır. Ancak bu sorumluluk, yalnızca kamu kaynaklarıyla veya fonlarda kalan varlıklarla sınırlı bir çözüm arayışına indirgenmemelidir. Devlet, yatırımcının hakkını korurken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bugün yapılması gereken, mevcut varlıkları satıp süreci kapatmak değil; kayıpların izini sürmek, sorumlulukları ortaya çıkarmak, hukuken mümkün olan geri alma mekanizmalarını değerlendirmek ve yatırımcıların haklarını koruyan şeffaf bir tasfiye düzeni kurmaktır.
Çünkü gerçek adalet, yalnızca elde kalan parayı dağıtmak değil; kaybolan paranın nereye gittiğini araştırmak, sorumluları ortaya çıkarmak ve devletin bütün imkânlarıyla mağdur yatırımcıların haklarını korumaktır.
Parti Sözcümüz Zeynel Emre:
“Ak Parti iktidarı kendilerine yandaş portföy şirketleriyle ponzi sistemi kurup, milyonlarca vatandaşın dolandırılmasına sebep olmuştur. Biz bu olayın peşini bırakmayacağız.
Asla ve asla kamu kaynağıyla özel zararlar kurtarılmamalıdır. Ortaya çıkan zararların, zarara sebebiyet verenlerin mal varlıkları tespit edilerek oradan karşılanmasına ilişkin kanun teklifimizi TBMM’ye veriyoruz!”
‼️ Mağdur sayısı 500 bin civarında. Çevresindekilerle beraber min. 1 milyon diyelim.
BU KADAR SAYIDA CİMER İHBARI OLURSA MECBUREN HIZLI DAVRANILIR. YOKSA OLAY SOĞUR, CİDDİYET KAYBOLUR. MAĞDURİYET DAHA DA ARTAR.
O yüzden çevrenize de bu ihbarı her gün yaptırın. SPK'ya mail atın