Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
Bir şeyi reddetmek sizde suçluluk duygusu yaratırken, rıza göstermek ardında bir kırgınlık bırakacaksa, suçluluğu tercih edin çünkü kırgınlık ruhun intiharıdır.
Bir psikolog paylaşımı;
Kaygı ve depresyonla mücadele eden insanların pek bir şey hatırlayamadığını biliyor muydunuz?
Çünkü her anı nasıl atlatacaklarına, o yoğun duyguyu nasıl yöneteceklerine odaklanmakla o kadar meşguller ki, aslında yaşadıkları anı gerçekten deneyimleyemiyorlar. Günler, haftalar, aylar akıp gidiyor ama zihin sürekli “hayatta kalma” modunda olduğu için güzel detaylar, küçük mutluluklar, hatta acı bile tam olarak kaydedilemiyor. Sanki hayatı izliyorlar ama içinde tam olarak yer alamıyorlar…
Bu durum, birçok insanın sonradan “o yıllar niye böyle geçti, hiçbir şey hatırlamıyorum” demesine yol açıyor. Çünkü o dönemde asıl çaba, ayakta kalmaktı.
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Erich Fromm ne güzel söylemiş: "Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği, sevebilme yeteneğinin tek koşuludur." Yalnızlıktan kaçmayan insan, sevgiyi bir esaret değil, özgürlük olarak yaşar. Çünkü sevgi, içimizdeki boşluğu doldurmak değil, dolu bir ruhu başka bir ruhla paylaşabilmektir. Yalnız kalamayan insan, gerçekten sevemez; yalnızca tutunur.
2018 yılında, #LeylaAydemir’in köyüne taziyeye gitmiştik. O gün çocuğu katledenler ile aynı yerdeyiz, gözlerinin arkası karanlık demiştim…O günden bugüne bu davayı celse celse takip ettik.
Bu süreçte 24 tanık ifadesini değiştirdi. O davada neler yaptıklarını gözlerimizle gördük. Yüzlerce polis güvenlik sağlamak için uğraş vermişti. Leyla’nın annesi ve babası, sanık olan amcalar hakkındaki şikâyetlerini geri çekti.Sanıkların tamamı beraat etti. Kahrolduk, isyan ettik, çoğu zaman yalnız kaldık.
Ama bugün, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada, amca Yusuf Aydemir ❗️Leyla’yı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, hürriyeti tahdit suçundan ise 6 yıl hapis cezasına mahkum edildi.
Evet, adalet hala eksik. İfadelerini değiştirenler, suça yardım edenler ve gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyenler hak ettikleri cezaları almadı. Ancak en azından Leyla’nın yaşam hakkını elinden alan kişi cezasız kalmadı.
Çocuklara zarar veren, onların hayatını karartan herkes❗️❗️❗️
kim olursa olsun, hangi sıfatı taşırsa taşısın hukuk önünde hesap vermelidir. Çünkü çocuklar için işlemeyen bir adalet, hiç kimse için gerçek adalet değildir.
MAVİ GÖZLÜ LEYLA ÇOCUĞUN ANISINA SAYGIYLA…
#ÇocuklarVatandır
@ucimorgtr@yucelceylancom
Retro Merkür Yengeç'te bazen yeni bilgi getirmez.
Tam tersine...
Sana yıllardır baktığın şeyi ilk kez gösterir.
İşte bu yüzden Rainer Maria Rilke şöyle yazmıştı:
"Görmeyi öğreniyorum."
Ne kadar tuhaf bir cümle.
Kırk yaşına gelmiş bir insan nasıl hâlâ görmeyi öğreniyor olabilir?
Çünkü göz görmek için yetmez.
Hatıralar gözün önüne perde çekebilir.
Travmalar gözün önüne perde çekebilir.
Arzular gözün önüne perde çekebilir.
Aşk bile gözün önüne perde çekebilir.
Sonra Marcel Proust gelir ve aynı şeyi başka kelimelerle söyler:
"Gerçek keşif yeni diyarlar bulmak değil, yeni gözlerle bakmaktır."
İnsan sanır ki hayatındaki sorun yeni bir şehirle çözülecek.
Yeni bir sevgiliyle.
Yeni bir evle.
Yeni bir işle.
Yeni bir ülkeyle.
Oysa çoğu zaman değişen manzara değildir.
Bakan kişidir.
Retro Merkür Yengeç'in sırrı da burada.
Yengeç geçmişin evidir.
Hafızanın.
Çocukluğun.
İlk yaraların.
İlk özlemlerin.
İlk terk edilişlerin.
İlk sarılışların.
Retro Merkür oraya döndüğünde sana yeni bir anı vermez.
Aynı anıyı getirir.
Ama bu kez başka bir göz verir.
Belki yıllarca şöyle düşündün:
"Beni terk etti."
Sonra bir gün aynı hatıraya bakarsın.
Ve dersin ki:
"Hayır...O da kendinden kaçıyormuş."
Anı değişmedi.
Gören değişti.
Belki yıllarca şöyle düşündün:
"Ben başarısız oldum."
Yıllar sonra aynı olaya bakarsın.
Ve fark edersin:
"Hayır...O başarısızlık olmasaydı bugün olduğum kişi olmazdım."
Olay değişmedi.
Bakış değişti.
Proust'un dehası buydu.
Kaybolan zamanı aramıyordu.
Çünkü zaman zaten kaybolmamıştı.
İnsanın içinde saklıydı.
Madeleine kurabiyesinin tadı bir kapı açıyordu.
Retro Merkür Yengeç de biraz böyledir.
Bir şarkı...
Bir koku...
Bir fotoğraf...
Bir eski mesaj...
Bir sokak...
Bir insanın adı...
Ve birden yirmi yıl önceki bir odaya geri dönersin.
Ama artık aynı kişi değilsindir.
İşte bu yüzden Retro Merkür Yengeç'in en büyük sorusu şudur:
"Geçmiş değişebilir mi?"
Akıl der ki:
Hayır.
Ama ruh der ki:
Evet.Hatıranın anlamı değişebilir.
Ve bazen bir insanın kaderini değiştiren şey yeni bir olay değildir.
Yirmi yıl önce yaşanmış bir olaya ilk kez doğru gözlerle bakabilmesidir.
Belki de Rilke'nin "Görmeyi öğreniyorum" derken kastettiği şey buydu.
Çünkü bazı insanlar dünyayı gezer.
Bazıları ise aynı hatıraya tekrar bakar.
Ve ikinci yolculuk çok daha uzundur.