Geçici haller seni yanıltmasın ve görüntü umudunu kırmasın: Kalite, samimiyet, sağduyu, dürüstlük, helal kazanç uzun vadede hep kazandırır. Yalan, riyakârlık, hırs, hile, aldatma, göz boyama, haram kazanç, haksızlık ve menfaat ise sonunda mutlaka kaybettirir ve yarı yolda bırakır
İyi ki yarınlar var
Yarın demek aynı zamanda yeniden demek
Yeniden sevmek
Yeniden sevilmek
Yeniden doğmak
Yeniden kazanmak
Yeniden sevinç
Yeniden Umut etmek...
Kızım, okulunu değiştirmemi istedi.
Öylece…
Gözyaşı dökmeden. Öfkelenmeden. İsyan etmeden.
İşe gitmek için çantamı hazırlarken yanıma geldi ve yumuşak bir sesle:
“Başka bir okulda okuyabilir miyim?” dedi.
Bir şey olup olmadığını sordum.
“Hayır,” dedi.
Arkadaşları olup olmadığını sordum.
“Bilmiyorum,” dedi.
“Peki, sana kötü davranan biri var mı?” diye sordum.
Bu kez sessiz kaldı.
O gece gözüme uyku girmedi.
Ertesi gün müdürle konuşmak için okula gittim. Ama önce neler olduğunu kendi gözlerimle görmek istedim.
Koridorda durup teneffüsü bekledim.
Ve onu gördüm.
Kapının yanında, elinde termosu, gözleri yere eğik duruyordu.
Bir grup kız, birbirlerini itip gülüşerek yanından geçti. Bir erkek çocuk, gömleğine meyve suyu döküp kaçtı. Başka biri gizlice fotoğrafını çekti, diğerlerine gösterdi. Kahkahalar yükseldi.
Kızım hiçbir şey söylemedi.
Sadece dudaklarını birbirine bastırdı.
Sanki alışmıştı.
Ama beni en çok üzen bu değildi.
O sırada bir öğretmen yanımdan geçti.
Kızıma baktı.
Diğer çocuklara baktı.
Ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti.
Sanki kızım görünmezdi.
Daha sonra okul yönetimine yazdım.
Kızımın sessizliğinin ardında neler olduğunu anlattım. Sınıfta defterlerini sakladıklarını, koridorlarda ona lakap taktıklarını, WhatsApp grubunda fotoğraflarıyla dalga geçtiklerini söyledim.
Her zamanki cümleyle karşılık verdiler:
“Merak etmeyin, bunlar çocukça şeyler. Durumla ilgileniyoruz.”
Ama hiçbir şey yapmadılar.
Hiçbir şey.
O akşam eve geldiğimde kızım sessizce sordu:
“Düşündün mü?”
“Evet,” dedim.
“O okula geri dönmek zorunda değilsin.”
Nedenini sormadı.
Çantasını bir köşeye bıraktı ve derin bir nefes aldı. Tek başına taşıdığı yükten sonunda kurtulmuş biri gibi…
Bugün başka bir okulda okuyor.
Daha büyük bir okulda değil.
Daha modern bir okulda değil.
Sadece daha insani bir okulda.
İnsanların gözlerinin içine baktığı…
Ona adıyla seslendiği…
İncinmemek için saklanmak zorunda kalmadığı bir yerde.
Çünkü bir çocuk, kız ya da erkek, durup dururken okulunu değiştirmek istemez.
Bazen bu isteğin ardında, artık taşıyamadığı bir yük vardır.
Ve en yürek parçalayıcı olan, yalnızca sınıf arkadaşlarının yaptıkları değildir…
Onu koruması gereken yetişkinlerin yapmadıklarıdır.
Keşke bunlar nadiren yaşansa.
Keşke ben de yaşananları çok geç fark eden ebeveynlerden biri olmasaydım.
Çünkü insanın asla unutamayacağı bir gün vardır:
Kızının, kendini güvende hissetmesi gereken bir yerden onu çıkarmanı neredeyse fısıldayarak istediği gün…
Allah görmüyor mu sanıyorsun? Yorulduğunu, denediğini, çabaladığını, ama unutma ki; İmtihandasın ve başına gelenlere öyle bir sabret ki derdin, sabrına hayran kalsın ve Rabbin kulum senden razıyım desin..