@aaylakaadam Olabilir. Bunu da hesaba katmak gerek. Ancak her dönemde güçlü değildi. Bazı zamanlar özellikle 20’lerin sonu 30’ların başı ortam daha müsait gözüküyor.
Son yıllarda en çok anlam veremediğim şeylerden biri Türkiye'nin neden sosyalist olmadığı. Hem halkı, hem bürokratik devlet yapısı buna çok müsait. Herkes her şeyi devletten bekliyor. SSCB dibinde, sağında solunda yıllarca konuşlanmış. Türki devletler zaten sosyalist.
Bir tek İsmet İnönü buna engel olmuş olamaz. Komünist kodları hala devletin en kılcal damarlarında mevcut. Bakkala yüz lira ceza yazılsa, alkış kıyamet kouyor. Tez zamanda tüm şirketlere devletin el koymasını bekliyorum. Müthiş bir batış hikayesi bizi bekliyor.
Neredeyse ekmekle aynı kilogram fiyatına sahip tavuk eti. Ama Ak komünist partisi tüm şirketlere kayyum atamaya meyilli. Şu işi tamamen devlete devredelim de nüfusun yüzde 10'u bir sene açlıktan ölsün diye mi uğraşıyorlar?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, beyaz et sektöründe fiyatların manipüle edildiği ve ürünlerin tüketiciye haksız şekilde yüksek fiyatlarla satıldığı iddialarına ilişkin 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Soruşturma kapsamında şirket yöneticileri ve yetkilileri hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanırken, 13 şirkete denetim kayyımı atandığı öğrenildi.
Kayyım atanan şirketler şöyle:
Banvit
Akpiliç
Lezita
Bakpiliç
Şenpiliç
Aspiliç
Bupiliç
Erpiliç
Hastavuk
Keskinoğlu
Orvital
Aypi
Gedik Pazarlama
Kılıçdaroğlu’na sabah akşam sövenlere bakın, 2023 yılında haddinden fazla desteklemiştir. Bunlar hep bilinçaltındaki suçluluk psikolojisi. Halbuki aklı başında insan özeleştiri yapar. Senelerce koyun dediğin, kandırıldık dediğin AKP seçmeninden ne farkın var?
Parti işleri böyledir. Belediyeler, milletvekilliği, il/ilçe başkanlıkları, meclis üyeliği hepsi genel başkana bağlıdır. Genel bakanlığın resmen değil de, fiilen el değiştiği görülsün "aman efendim Özgür Özel de şöyleydi böyleydi..." başlar. Bunlar paranın izleridir.
Deniz Baykal genel başkanlığını bıraktığı dönemde CHP'liler evinin önünde günlerce eylem yaptı "Bırakma bizi" diye. Baktılar adamın genel başkanlığa döneceği yok, hemen KK'nın evine gösterilere başladılar "Başbakan Kılıçdaroğlu" diye.
11.
"İki ayak vardı bende. Çabuk da bir oyuncuydum. Hem geriye yönelik hem ileriye yönelik oynardım. Her yerde oynuyordum. Libero da oynadım, ileride de oynadım. Altay’ın en iyi olduğu dönemde 4-2-4 oynuyorduk. Ayfer’le ikimiz orta sahadaydık. Bizde çok iyi bir orta saha vardı. Bugün Ayfer abi gibi bir futbolcu vallahi billahi Avrupa’da yok. Hem geride oynar, hem ileride golcü. İleride Behzat, Miço Mustafa, Kraus, Büyük Mustafa oynardı. Beşiktaş’a gittiğimde Ali Çoban vardı, Zonguldak’tan gelmişti. Bana, ‘Mithat ne Fener, ne Galatasaray, ne Beşiktaş – İstanbul’a gittiğimiz zaman hiç korkmuyorduk. Ama Altay’a geldiğimiz zaman elimiz ayağımız titriyordu’ demişti. Çünkü üçten aşağı, dörtten aşağı kurtulamıyorlardı. Çok iyi top oynuyorduk."
12.
"Fener’le oynadığımız bir maçta hakem Yılmaz Şen’le beni attı. Yılmaz çok sertti, zaten ben de pisliktim. Yılmaz bir taraftan, ben bir taraftan. Yılmaz çok küfür ederdi. Ben küfür etmezdim ama sert oynardım. Çok zayıftım ama çok kuvvetliydim. Futbol hayatımda en üzüldüğüm olaylardan birisi, bir maçta Gürsel abiyi oyundan attırmıştım. Kimdi antrenör şimdi hatırlamıyorum, Gürsel’e yapış demişti. Gürsel nereye ben oraya, hiç top aldırmadım. Bana bir tekme salladı rahmetli, kırmızı kart. Çok efendi bir insandı rahmetli. O zamanla adam adama oynamak yaygındı. Nevzat’a da sıkı markaj yapardık. Zaten ikisini iyi tuttun mu Göztepe bitti demekti."
13.
"Milli takıma biz seçilemezdik. Hep İstanbul, hep Ankara. Coşkun Özarı İzmir’den kimseyi almıyordu. Bizim hakkımızdı ama gidemedik. Büyük Mustafa gidemedi, Miço gidemedi. Ayfer abi bile çok az milli oldu."
14.
"Ankara’da İtalya’ya 3-1 mağlup olduk Ümit Milli Takımda. Rövanşta Doğan Andaç beni kadrodan çıkardı. Ankara’daki maçtan sonra soyunma odasında, ‘Hoca yanlış takım çıkardı’ demiştim. Hakikaten orta saha çok kötüydü. Birisi bu laflarımı hemen Doğan hocaya yetiştirmiş. Beni odasına çağırdı. Çok küfürbaz bir adamdı. Bir küfür etti, ‘Sana mı soracağım takımı nasıl yapacağımı’ diye. Bir tek beni çıkardı kadrodan, İtalya’ya götürmedi. Yani öyle delikanlı (!) arkadaşlarımız vardı anlayacağınız."
15.
"Beşiktaş’a niçin gittim ben? Ben 72’de Bursaspor’a gidiyordum. Rahmetli Metin Oktay o kadar çok istedi ki beni, ama Rıdvan Burteçin bırakmadı o zaman. Gittiğim zaman Beşiktaş’tan 400 bin lira para almışlar. Ben o zaman Çeşme’deyim, Mustafa’yla beraber. Sezonun açılmasına üç gün kalmış. Rıdvan Burteçin bana bir telefon, ‘Gel Mithat, önemli bir şey konuşacağız. Gittim yanına, ‘Müjde, seni Beşiktaş’a verdik’ dedi. Benim yaşım 27 hatta 28 olmuş. O sırada eşimle yeni yeni çıkıyoruz, onu bırakmak istemiyorum. Meğer bunlar Beşiktaş’tan aldıkları parayı futbolculara dağıtmışlar, Rıdvan abi transferi bitirmiş. Benim haberim olmadan beni satıyor, sanki karpuz satıyor. ‘Ben gitmiyorum' dedim. ‘Seni kulüpten kovarım’ dedi. Kov dedim. Biliyorum kovamayacağını. ‘Kovdum’ dedi. Demirciydi Rıdvan Burçetin. Çıktım yazıhanesinden. Bir 20 metre gittim. Ortağı Sadettin abi vardı. Peşimden koştu, ‘Mithat gel, ben sizin aranızı bulayım’ dedi. 25 bin lira para hazırlamış. Ben 10 sene futbol oynadım Altay’da, 25 bin lirayı bir arada görmedim. Türkiye’de ilk defa kulüp para veriyor gidesin diye! Ben 25’i görünce alayım mı almayayım mı diye tereddüt ettim. ‘Ben futbolu bıraktım Rıdvan abi, iş yapacağım’ dedim. Bıyıkları düştü Rıdvan abinin. Bir 25 daha çıkardı! Beşiktaş bu arada sezonu açmış, takım Kızılcahamam’da, benim haberim yok. Rıdvan abi o akşama bana bilet almış zaten. Ben gittim doğru Akaretler’e, kulübe. Rahmetli Gündüz Tekin Onay benim hastamdı. Zaten o aldırmış beni. Al takke ver külah, pazarlık yaptık. Ben imzayı attım, İzmir’e geldim. Valizimi aldım, doğru Kızılcahamam’a."
16.
"Çok güzel günlerim geçti Beşiktaş’ta"
17.
"O sene Gündüz Tekin Onay herkesi gönderdi, sıfırdan bir takım kurdu. Çok iyi gidiyorduk, bir tökezledik sonra toparlayamadık. Sonra Gündüz hoca da bıraktı, büyük hata yaptı. İlk sene kupa maçı, lig maçı, bütün maçlarda oynadım. İstanbul’da oynamak bambaşka, keşke daha erken gidebilseydim. Daha çok para kazanıyorsun. Mehmet Üstünkaya zamanı Beşiktaş’ta oynarken, Almanya’da Türkgücü’yle oynuyoruz. Yendik, prim aldık. Biz burada lig maçlarının primlerini alamıyorduk. Çok bonkör bir başkandı Üstünkaya. Hiçbir zaman geri çevirmezdi. Yanına giderdim mesela, ‘Başkanım paraya ihtiyacım var’ derdim. ‘Ne kadar lazım?’ diye sorardı. Miktarı söylerdim, verirdi hemen, karşılıksız. Burada maaşımı alamıyordum. Rıdvan abiye gidiyordum. 1000 lira maaşım var. Para lazım, bir yere ödeme yapacağım. Bir hafta önce maaşımı alamıyordum. ‘Borç ver,’ diyordum, ‘Sende varsa bana ver,’ diyordu. Mazhar Zorlu – hepsi öyleydi. Maalesef Altay ondan bir yere gelemedi, Üçüncü Lige kadar düştü. Hep bu idareciler yüzünden."
18.
"Gündüz Tekin Onay gitti, benim Beşiktaş’ta işim bitti"
19.
"Çok kötüydü. Şeref Stadı’nda idman yapıyorduk. Soyunma odasında odun sobası yanıyordu. Odada ip asılı, iplerde yıkanan formalar kurutuluyordu."
20.
"Beşiktaş’ta en iyi anlaştığım futbolcu Niko’ydu. Köksal’ın kardeşi Tuncay, Tezcan – en çok bu üçüyle anlaşırdım."
21.
"En iyi zamanımda bıraktım. En olgun, en iyi top oynadığım zamanımdı. Kulüple de problemim oldu. Burada da bana karşı cephe aldılar."
22.
"Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirmiştim. O zaman pek üniversitede okuyan yoktu. Bir Eskişehirsporlu Fethi, bir Zekeriya Alp, bir de ben varım. 1980’de darbenin olduğu dönemde askerdim. Bana Karagücü takımını verdiler. Ege’de ne kadar yetenekli asker futbolcu varsa hepsini bir araya getirdim ve Karagücü’nü namağlup şampiyon yaptık. Ben askerdeyken Altay kupada şampiyon oldu."
23.
"O zaman antrenörler sürünüyordu"
24.
"Futbolda para yoktu bizim zamanımızda. Beşiktaş’tan iyi para aldığım halde şuradan bir daire alamıyordum. Hep Bosman kanunundan sonra patladı her şey. 1986 yılında antrenörlük için özel bir kurs açıldı. Erol Togay, Fatih Terim gibi isimler bu kursta eğitim aldı. Ben de bu kursa katıldım ve diplomamı aldım. Fakat antrenörlük yapmadım. Zaten nakliye şirketi kurmuştum. Gündüz Tekin Onay İzmir’e geldiğinde devamlı beni arardı. Beni çok severdi, federasyona girmemi çok istedi. Fakat benim işim çok iyiydi, bırakamadım. 25 sene uluslararası nakliye işi yaptım. Futbolda kazandığım paranın belki 25-30 mislini oradan kazandım. Çok tanıdığım olduğu için her taraftan iş alıyordum. Benim tırım yoktu, adamın 50 tane tırı var ama işi ben alıyordum."
25.
"Hep siyah-beyaz formayı giydim. Mutlu bir futbol hayatım oldu. 14 sene oynadım. Neden çok tanınıyoruz? Ben hep aynı takımda oynadım. 12 sene Altay, 2 sene Beşiktaş. Şimdiki futbolcular bir sene orada, altı ay burada. Futboldan tamamen koptum. Bizim dönemimizde bireysel kabiliyetler daha ön plandaydı. Şimdiki futbolcular koşuyor diyorlar ama artık maçlara bile gitmiyorum çünkü zevk almıyorum."
(via Dinyakos)
İktidarın da işine yarıyor tabii. Hedefsiz, elindekiler için bile kavgaya tutuşan bir muhalefet. Arada bir İmamoğlu parıltı gösterdi. Muhalefet-iktidar bir oldular al aşağı ettiler adamı. Şimdi üstüne kürek atıyorlar.
Aynen KK-ÖÖ kavgası...
Ekrem İmamoğlu kimsenin sikinde değil. Böyledir işte CHP. Koltuk sevdası ve parti kasası her şeyden önce gelir. Arkasından da kendi akıllı sanan kerizler ona buna kızar.
On bin kişilik ilçede delege olmak için, meclis üyesi olmak 40 tane dolap dönüyor. Böyle partinin iktidar umrunda olabilir. Elinde olan imkanlar zaten milyar milyar eder. Hepi topu birkaç bin kişinin imkanları için milyonlarca insan hipnotize ediliyor.