İnsanlar kitap okuyarak “aydınlandığını” sanıyor.
Gerçekte çoğu sadece egosunu süslüyor.
Bir kitabı bitirmek, bir şey anladığın anlamına gelmez.
Sadece sabrın olduğunu gösterir. Hepsi bu.
Bugün herkes “okuyorum” diyor ama ortada değişen bir şey yok.
Çünkü çoğu insan kitabı kendini değiştirmek için değil, kendini haklı çıkarmak için okuyor.
Altını çiziyorlar, story atıyorlar, alıntı paylaşıyorlar…
Ama aynı insan kalmaya devam ediyorlar.
Gerçek okuma şunu yapar:
Seni rahatsız eder.
Seni huzursuz eder.
Seni kendinle kavga ettirir.
Eğer bir kitap seni sadece “iyi hissettiriyorsa”, büyük ihtimalle seni hiç sarsmamıştır.
Asıl problem de burada başlıyor:
İnsanlar sarsılmak istemiyor.
Çünkü değişmek demek, konforu kaybetmek demek.
Ve çoğu insan konforunu, gerçeğe tercih ediyor.
O yüzden ortalık “okur” dolu ama çok az kişi gerçekten okuyor.
Çoğu sadece tüketiyor.
Şunu net söylemek gerekiyor:
Kitap okumak seni iyi biri yapmaz.
Sadece ne kadar iyi rol yaptığını gösterir.
Ve en acı soru şudur:
Okuduğun kitaplar seni değiştirmiyorsa…
sen mi direniyorsun, yoksa sadece izliyor musun?
Gülmeye ihtiyacımız var, sıradan şeyler yapıp hayatı hafifletmeye ihtiyacımız var. Kendimizle dalga geçmeye ve yaşama sevincine ihtiyacımız var. Mutsuz bilgelere değil, yaşadığını hisseden normal insanlara ihtiyacımız var.