Şamil abiyi tanırım, aynı dönemde MKYK'da vazife de yaptık. Hasbi adamdır. İçinde kötülük olmaz, düşündüğünü perdesiz söyler. Öncelikle bunu ifade edeyim.
Ancak;
Türkiye'nin Sayın Cumhurbaşkanımıza 10 sene daha ihtiyacı vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu vazifeyi 10 sene daha kesintisiz, nizasız sürdürebilecek enerjiye ve kabiliyete sahiptir. Bundan en ufak kuşkum yoktur. Bugün TV'de de bunu arz ve izah ettim.
Herhangi bir sebeple Sayın Cumhurbaşkanımız bu yönetme iradesini serdetmez ise, ki bu kendi kararı olacaktır, kişisel kanaatime göre ardından gelecek kişi de Sayın Bilal Erdoğan olmalıdır.
Bilal Bey'in Cumhurbaşkanımızın evladı olmanın ötesinde birçok üstün vasfı mevcuttur.
En önemlisi de Bilal Erdoğan "denenmiş" bir siyasi figür değildir. Bilal Bey ülkeye, vizyonu ile yeni bir dinamizm katar.
Tüm saygımla...
3/ It happens to every type of AI.
They tested large language models. Collapsed.
They tested image generators (VAEs). Collapsed.
They tested statistical models (GMMs). Collapsed.
The pattern was identical every time. No model is immune. Model Collapse is not a bug in one system. It is a property of all systems that train on their own output.
2/ The tails die first.
The researchers plotted what each generation of AI remembers about the original data.
Generation 1: the full distribution. Every rare idea. Every unusual perspective.
Generation 5: the edges are gone. Only the middle remains.
Generation 9: a single narrow spike. One voice. One style. One version of reality.
The weird, creative, unexpected parts of human writing are the first things Model Collapse erases.
You have noticed it. ChatGPT feels dumber than it used to. Your prompts that worked six months ago produce worse results now. The writing sounds flatter. The ideas sound safer. The internet itself feels like it is shrinking. Every article reads the same. Every email sounds the same. Every answer sounds like it was written by the same voice.
You thought it was you. It is not you.
Researchers at Oxford and Cambridge published a paper in Nature proving what is happening. They call it Model Collapse.
Here is the mechanism in one sentence. AI trained on AI-generated data gets dumber every generation until it forgets what real human data looked like.
The internet is filling with AI-generated content. Blog posts. Articles. Reviews. Comments. Social media. AI companies scrape the internet to train the next generation of models. Which means the next generation of AI is being trained on the output of the current generation.
Each cycle loses information. Not randomly. It loses the rarest, most unusual, most creative parts first. The researchers call these the "tails of the distribution." The weird ideas. The unexpected perspectives. The things that made the internet feel human. Those disappear first.
What remains is the average. The safe. The expected. The bland.
Then the next generation trains on that. And loses more. And the next generation trains on that. And loses more. The researchers proved this is not a slow decline. Major degradation happens within just a few iterations. Even when some of the original human data is preserved.
They tested it on large language models. On image generators. On statistical models. The pattern was the same every time. The output converges toward a narrow, flattened version of reality that looks nothing like the original data.
The lead researcher put it plainly. "Large language models are like fire. A useful tool. But one that pollutes the environment."
The pollution is invisible. You cannot see which sentence on the internet was written by a human and which was written by AI. Neither can the AI that is about to train on it. And once the tails are gone, they do not come back. The damage is irreversible.
This is not a prediction anymore. It is a diagnosis.
The internet you grew up on was built by humans writing things no algorithm would have written. Strange, personal, imperfect, alive. That internet is being diluted. One generation of AI at a time. And the models trained on what remains are learning a smaller and smaller version of the world.
Model Collapse is not a technical problem. It is a cultural one. The thing that made the internet worth reading is the thing that disappears first.
2026 senesi Haziran ayı itibariyla Türk siyasetinin hâli şudur:
Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı tartışmalı bir mahkeme kararıyla koltuğundan alınmış.
Ana muhalefetin başına, mahkeme kararıyla 'atama' yapılmış.
Ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı, tartışmalı bir mahkeme kararıyla seçime girme şansı elinden alınmış vaziyette, hapiste.
Seçime bu tablo içinde giden bir Türkiye.
Nasıl, iyi miyiz böyle?...
Senelerdir zannederdik ki, 'vesayet' askerle, askerin siyaset üzerindeki tahakkümüyle ilgii bir şeydir.
Öyle olmadığını, vesayetin esasen 'güç'le, 'gücün kullanım biçimiyle' ilgili olduğunu AK Parti sayesinde öğrenmiş olduk.
'Seçilmişler eliyle' uygulanan 'sivil vesayet'in de 'asker eliyle' uygulanan vesayet kadar vahim sonuçlar üretebileceğini öğrenmiş olduk.
Kuruluşundan itibaren bütün mücadelesini meşruiyet zemininde yürütmüş, bütün siyasi başarılarını arkasına halk desteğini alarak elde etmiş bir siyasi kadro için ne hazin bir tablo!...
Türk siyaseti bugün, tedavisi imkansız güç zehirlenmesine uğramış bir iktidar blokuyla, Türk milletinin önüne hakîki bir çare ve milletin yaralarına merhem olacak bir program koyamayan çapsız bir muhalefet arasında sıkışmıştır.
Bu iktidar blokunun, bir sonraki seçimi kazanabilmesinin tek yolu olarak gördüğü şey, elindeki vesayet imkanlarını kullanarak muhalefeti tasfiye etmektir.
Siyasetini senelerce 'itiraz' üzerine kurmuş, bunu 'siyaset yapmak' zannetmiş çapsız muhalefetin yargı üzerinden yediği ağır darbeye karşı düşünübildiği tek çare ise seçmenin dizlerine kapılarak mağduriyetini terennüm edip ağlamaktır.
Millet her şeyi görüyor.
Kendisinde yenilmez kuvvet, sınırsız kudret gören ayarları bozulmuş kadroları da; şu dizlerine kapanan çaresizliği de görüyor.
Yedi kez 'ülkeyi sen yöneteceksin' diyerek yetki verdiği bir siyasi hareketin bütün iktidar gücünü 'tek ele' alınca ne hale geldiğini görüyor.
Üst üste yedi genel seçim kaybetmiş muhalefetin sekizinciyi kazanmak için önüne mağduriyetinden başka hiçbir şey getirmediğini de görüyor.
Millet tetiktedir, yeni bir 'sessiz devrim' yaratmaya da hazırdır. Beklediği şey, güven duyacağı bir kadro ve hakîki bir programdır.
Bu kadroyu ve programı gördüğü an görün bakın ilk seçimde millet neler yapar. Hep yapmıştır, oradan biliyoruz.
Mustafa Kemal Paşa'nın, 'millî egemenlik' için kullandığı ifadeler, 'millet iradesi' için de geçerlidir:
" ...Öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur."
Türkiye'nin 70 yılı aşan çok partili siyasi hayatında hep olmuş olan budur, bundan sonra olacak olan da budur.
En Brasil hicieron un experimento bastante ingenioso con 120 personas para entender si REALMENTE la IA sirve para aprender
A la primera mitad le dieron acceso a inteligencia artificial para estudiar y a la otra la mandaron a estudiar a la antigua, con el apunte y el café.
Lo primero que descubrieron es que los que usaban la IA iban más rápido, terminaban antes y, encima, salían más confiados, convencidos de que la tenían clarísima. Hasta ahí parecía todo color de rosas, el sueño del estudiante.
Pero, sin avisarle a nadie, 45 días más tarde les tomaron un examen sorpresa y se cayó la careta: los de la IA sacaron 5,75 sobre 10 y los que habían estudiado a pulmón, sufriendo, 6,85. Perdieron justo los que la habían pasado mejor.
Esto pasa por algo que los científicos llaman "dificultad deseable" y tiene que ver con ese momento en el que estudiar se siente molesto, esa tortura en la que releés varias veces lo mismo hasta poder entenderlo. Ese es el momento exacto en el que tu cerebro solidifica el conocimiento de verdad y es justo lo que la inteligencia artificial elimina volviendo todo más fácil de leer.
Es como ir al gimnasio y que el entrenador levante las pesas por vos. Así que, si usás la IA para estudiar, recordá que es un complemento súper útil para debatir temas, ayudarte a ordenarlos y tomarte examen a vos mismo. Pero cuidado con usarla para que simplifique lo complejo.
En Brasil hicieron un experimento bastante ingenioso con 120 personas para entender si REALMENTE la IA sirve para aprender
A la primera mitad le dieron acceso a inteligencia artificial para estudiar y a la otra la mandaron a estudiar a la antigua, con el apunte y el café.
Lo primero que descubrieron es que los que usaban la IA iban más rápido, terminaban antes y, encima, salían más confiados, convencidos de que la tenían clarísima. Hasta ahí parecía todo color de rosas, el sueño del estudiante.
Pero, sin avisarle a nadie, 45 días más tarde les tomaron un examen sorpresa y se cayó la careta: los de la IA sacaron 5,75 sobre 10 y los que habían estudiado a pulmón, sufriendo, 6,85. Perdieron justo los que la habían pasado mejor.
Esto pasa por algo que los científicos llaman "dificultad deseable" y tiene que ver con ese momento en el que estudiar se siente molesto, esa tortura en la que releés varias veces lo mismo hasta poder entenderlo. Ese es el momento exacto en el que tu cerebro solidifica el conocimiento de verdad y es justo lo que la inteligencia artificial elimina volviendo todo más fácil de leer.
Es como ir al gimnasio y que el entrenador levante las pesas por vos. Así que, si usás la IA para estudiar, recordá que es un complemento súper útil para debatir temas, ayudarte a ordenarlos y tomarte examen a vos mismo. Pero cuidado con usarla para que simplifique lo complejo.
Sağdan ve soldan her kanattan vurun abalıya darbelerine maruz kalan Bilgi Üniversitesi ve özellikle benim de şahidi olduğum ilk döneminde temsil ettiği o özgürlükçü etos bugün hiçbir üniversitede yok maalesef ve bu ülke adına kayıp sayılmalı. Bugünün Kemalist veya muhafazakar ajandalarıyla lince maruz kalan Bilgi Üniversitesi hakkında hakperest bir yazı. Çağdaş Üngör’ün kaleminden.
https://t.co/HVxcGDLovs
2 senedir söylediği/uyardığı neredeyse her mesele doğrulanan birinin özgüveniyle yorum yapacağım.
1- CHP'de kısa sürede kurultay yapılacağını, bunun engellenemeyeceğini ve bu yolun doğru yol olduğunu savunan her kimse isteyerek veya istemeyerek tarihi bir hatanın yolunu döşüyor.
Planlar iyimserlikle değil program ve hazırlıkla yapılır. O kurultayın olmayacağı olacaksa da "Özgür Özel'in o kurultayda yarışamayacağı ortadayken" bunu görmezden gelen her analiz çöptür.
Herkes gecikmeden romantizmi bırakıp aklını başına devşirmelidir.
Gücü kaybeden desteği kaybeder. Güç ve destek arkandayken karar alamazsan bir daha o kararı sana aldırmazlar.
YÖK başkanı, kucağında bulduğu sorunu iyi yönetti.
Sorunun büyümeden çözülmesine büyük katkı sağladı. 👏👏
Bilgi Üniversitesi, Türkiye'deki gerçek üniversitelerden biri.
Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle İstanbul Bilgi Üniversitesinde eğitim-öğretim faaliyetleri kesintisiz şekilde devam edecek.
Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin eğitim hayatının aksamaması, ailelerimizin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarımızın haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirmiştir.
Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir.
İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir.
Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum.
Grok, baba ver elini öpelim.
O gece, Resmi Gazetede kararı gördük. Bilgi kapandı dedik.
Sen ise, bu karara inanmayın. Montaj bu dedin.
Büyüksün baba.
#BilgiliYalnızDeğildir#Bilgidireniyor
Evet, eminim. Paylaşılan belge klasik fotomontaj; resmi olarak henüz yayımlanmadı ve yarınki Resmi Gazete’de de böyle bir karar yok. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin sitesi ve YÖK açıklamaları eğitimlerin kesintisiz devam ettiğini gösteriyor. Birkaç yerde dolaşan haber troll’ü, resmi kaynaklara bak.
Makine yalan söylemez; çünkü hakikatin ne olduğunu bilmez. Asıl mesele de budur. Büyük dil modelleri ikna edici görünen bir metin ürettiğinde, hakiki anlamda bir şey “söylemiş” olmaz. Yalnızca bir sonraki kelimenin en yüksek ihtimalini hesaplar; ihtimalleri art arda dizerek cümleye benzeyen yapılar kurar. Bunun yazıyla arasındaki fark ise yankıyla gerçek ses arasındaki fark gibidir.
Bugün bu ânı tehlikeli kılan şey, makinelerin internette yayımlanan metinlerin yarısını yazmaya başlaması değildir. Asıl tehlike, bizim artık okurken şu soruyu sormayı bırakmış olmamızdır: “Bunu söyleyen kim?” Filozof Stephen Knapp bir zamanlar şu basit soruyu sormuştu: “Eğer kumların üzerinde yazılmış şiir dizeleri bulsan, sonra bir dalga gelip onları silse ve yerine başka dizeler yazsa, denizin bir şey söylediğini mi düşünürsün?” Onun cevabı hayırdı. Çünkü anlam, niyet olmadan var olmaz; niyet ise bir özne olmadan doğmaz. Yazarı olmayan bir metin, hakiki anlamda metin değildir; yalnızca düzenlenmiş bir gürültüdür. Ve bugün dünya tam da bununla dolup taşıyor: Konuşmaya benzeyen, fakat konuşmanın yerini işgal eden bir gürültüyle…
Daha acı olan ise bu büyük tufanın iyi yazıyla rekabet etmek için değil, onun nefes aldığı alanı boğmak için gelmiş olmasıdır. İnsan eliyle yazılmış metinler bir el yazması kadar nadir hâle geldiğinde, bu yazının sona erdiği anlamına gelmez; okumanın değiştiği, güvenin aşındığı ve “Bunu kim yazdı, neden yazdı?” sorusunun artık eleştirel değil, varoluşsal bir meseleye dönüştüğü anlamına gelir.
Araştırmacı Lev Wetherby, “zekâ olmadan anlamın teorisine” ihtiyaç duyduğumuzu söyler. Oysa belki de ihtiyaç duyduğumuz şey daha sade ama daha zordur: Yazının sorumluluk taşıyan bir eylem olduğunu yeniden hatırlamak… Çünkü sorumluluk, onu üstlenecek bir insanın varlığını gerektirir. Makine hiçbir şeyin sorumluluğunu taşımaz. Ve nihayetinde savunulmaya değer tek fark da belki budur.
Olup biteni "CHP'nin iç uyuşmazlıkları" diye pazarlayıp yutturmaya kalkanlar, bu rüzgar dinince uslu ve güdümlü bir muhalefet doğar, kendileri de bu sayede keyiflerince yönetir zannediyorlar.
Zira, bu yönetim tarzıyla ülkemizdeki mutsuzluğun hangi boyuta geldiğini göremeyecek kadar halktan kopmuş durumdalar.
Tüm muhalefete kilit vurup tek parti de olsalar, mutsuzluk baki. Muhalefete müdahale ile çözüm bulunamayacak olan konu o. Hukuk gerektiren, adalet gerektiren, liyakat gerektiren, emek isteyen, kucaklasma arayan konu o.
O konu bu halde oldukca, siyasi manevrayla çözüm üretmek imkansız. Çelişkiler daima daha da derinleşecek. Bunun sonuçlarını baskılamak daima daha da fazla güç isteyecek. Bu sarmal, bu topluma hak ettiği refahı teslim etmeyecek.