"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu..."
Anksiyete nöbetlerini, bir kaç uyku ilacı ve antidepresanları çöpe atmıştık sarılarak. Bütün yollar daha yürünür gelirdi adımlarımızı aynı yöne doğru attığımızda, dünya çiçekler sermezdi belki ayaklarımıza ama evrendeki tüm balkonlarda beraber izlerdik gökyüzünü nolur hatırla.
Tesadüfen geçip gitmişim gibi davranıyorsun hayatından. Ordaydım, en zor geceni düşün yanındaydım. Hani içinde ağlamalar dolup taşmıştı yutkunamamıştın, ordaydım omuzumdaydın. Hani bir tren geçmişti kimsesizliğinin üzerinden, unuttun mu nolur hatırla ordaydım içindeydim o trenin.
Hani ellerime ellerinden bir cennet yaratmıştık. Hani dünya durmuştu bir an için, tüm çiçekler göğüsünden kokuyordu hep, hani hayat daha güzel bir yerdi arkanda ben yürürken, umut ekiyorduk her gece arka bahçesine yarınların unuttun mu nolur hatırla. Tanrı bunu affeder, hatırla.
İntihar eden bazı insanların intihar etmeden önceki videoları. Görünen yüzünde herkes mutlu ama içlerinde neler yaşıyorlar kimse bilmiyor. Sevdiğiniz insanları dinlemeyi; anlamak için konuşmayı lütfen ihmal etmeyin. Yarın, geç olması ile meşhurdur. Vaktinde gelmeyen çiçek misali.
Yedi çöl çevirdim kum saatinde, yedi orman kopardım takvimden, yedi okyanus indirdim gözlerimden, yedi kıta geçirdim ayaklarımdan.. Olmadı. Gitmedi kaburgamdan ellerinin izi. Yedi bıçak saplandı göğüs kafesime, ben bi tek sana vuruldum. Gel sen bizi, yine vur. Ben hazırım ölmeye.