#Hatimoğulları: Türkiye tarım politikasında milyonlarca yurttaşın midesini kurutan bir pozisyona gelmiş durumda.
Ne zaman başta tarım olmak üzere dışa bağımlılıktan vazgeçilirse işte o zaman Türkiye rahat bir nefes alır.
Gülistan Kılıç Koçyiğit: Meclis çatısı altında tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir Barış İzleme ve Takip Kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurul sürecin takibini yapan çoğulcu bir yapıda olmalıdır.
Yeni bir Türkiye'yi konuşuyorsak yeni bir dile, yeni bir bakış açısına ve güçlü adımlara ihtiyacımız var.
22 Temmuz 1980…
DİSK’in Kurucu Genel Başkanı ve Maden-İş Başkanı Kemal Türkler, evinin önünde düzenlenen suikastla katledildi.
Kemal Türkler yalnızca bir sendikacı değil; emeğin, örgütlü mücadelenin ve işçi sınıfının hak arayışının en güçlü simgelerinden biriydi. Onu susturmak isteyenler, aslında işçilerin eşitlik ve adalet talebini hedef aldı.
Aradan geçen onca yıla rağmen cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılamaması, sorumluların yargı önünde tam anlamıyla hesap vermemesi ve davanın zamanaşımıyla sonuçlanması; Türkiye’de cezasızlık kültürünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Kemal Türkler’i katledilişinin yıl dönümünde saygıyla anıyor; emeğin, adaletin ve örgütlü mücadelenin bıraktığı mirası selamlıyoruz.
Unutmadık. Unutturmayacağız.
Emeğin sesi susturulamaz.
Sadece Kürt Hareketini eleştirmek ne kadar kolay. Uzun yıllardır savaş ve çatışmaya ve yarattığı büyük hak ihlallerine rağmen tek 1 gün ‘Barış için genel grev’ dahi örgütleyememiş olanlar sürecin eksikliklerinde kendi paylarını düşünüyorlar mı? Sanmam ,akıl vermek en kolayı..
Sezai Temelli: 290 bin kapasiteli cezaevlerinde şu an 430 bin kişi kalıyor! İnsanların katlanamayacağı koşullara ve hukuki belirsizliğe son verilmeli.
Sözler tutulmadı, 12. Yargı Paketinde de infaz düzenlemesi yapılmadı. Gecikilen her gün sorunları büyütüyor. Türkiye’nin beklediği kapsamlı İnfaz Kanunu artık ertelenmeden Meclis'e gelmeli.
Atilla Uğur, seni insan hakları savunucuları iyi tanır. Kızıltepe’de işlediğin insanlık suçlarından, infaz ettiğin insanları koyduğun kamyon kasalarından, kaybettiklerinden, katlettiklerinden. Senin hukuktan, insanlıktan söz etme hakkın yok !!! Ama utanman da yok!
📌Çocuklara verilecek olan ağır cezalarla toplumsal sorunların çözüleceğini ifade edenlere, önerenlere, teklifi hazırlayanlara, komisyona sunanlara ve bu teklifin yasalaşmasını savunanlara Pozantı Cezaevi gerçeğini hatırlatmak isterim!
📌Orada çocukların yaşadığı cehennem hala bu toplumun hafızasında!
O çocuklara yaşatılanlar, onların çocukluğunda açılan derin yaralar hala taptaze.
📌Bütünlüklü düşünülürse eğer, çocuklara cezalar yağdıran değil, onarıcı adalet sistemini devreye sokan bir yaklaşımın tüm toplumun yararına olduğu görülecektir.
Yıllardır ihraçlara karşı işini, ekmeğini ve onurunu savunan emekçiler, bugün Ankara’da biber gazı ve gözaltılarla karşı karşıya bırakıldı.
KESK’in, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi talebiyle başlattığı Adalet Nöbeti’ne yönelik polis şiddeti kabul edilemez. Adalet talebine biber gazı ve gözaltıyla karşılık vermek, hukuksuzluğun itirafından başka bir şey değildir.
KHK zulmüne derhal son verilmeli, gözaltına alınan emekçiler serbest bırakılmalıdır! @KESK1995
En başından beri aynı şeyi söylüyorum:
Barışa dair yürütülen müzakereler şeffaf olmak zorundadır.
Şeffaflık olmalı ki kim gerçekten barış istiyor, kim oyalama siyaseti yürütüyor herkes görsün. Şeffaflık olmalı ki yarın hiç kimse sorumluluktan kaçamasın.
Aradan iki yıl geçti. “Bugün, yarın” denildi ama hâlâ somut bir yasal düzenleme yok. Türkiye’nin en can yakıcı, yüz yıllık sorunu çözülmeye çalışılıyor ama Meclis tatile giriyor. Halkın ne olup bittiğine dair bilgisi yok. Parlamentonun da sürece ilişkin sağlıklı bir bilgisi yok.
Allah korusun, yarın süreç istedikleri gibi ilerlemezse, yine bütün sorumluluğu Kürt siyasetinin omuzlarına yüklemeye kalkacaklar. Bir kez daha “terör” söylemine sarılarak Kürt siyasetini günah keçisi ilan etmeye çalışacaklar
Bunun için diyoruz ki; bu süreç kapalı kapılar ardında değil, halkın gözü önünde yürütülmelidir. Kim neyi savunuyor, kim neyi engelliyor, kim barıştan yana, kim çözümsüzlükten yana; herkes tarafından açıkça bilinmelidir.
Barışın da güvenin de yolu şeffaflıktan geçer.
Paris İstinaf Mahkemesi’nin kararıyla Türkiye yaklaşık 1 milyar 471 milyon dolarlık bir tazminat yüküyle karşı karşıya kaldı. Bu devasa kamu zararının hesabı verilmezken, faturası yine halka çıkarılıyor.
Kazanç belli çevrelere aktarılırken zarar kamulaştırılıyor. Kamu adına karar alanlar kamu adına hesap vermeli; hiçbir yanlış kararın bedeli halka ödetilmemelidir.
14 Temmuz, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde işkenceye, inkâra ve teslim alma politikalarına karşı insanlık onurunun yükseldiği gündür.
Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in direnişi; bir halkın dilinin, kimliğinin ve özgürlük iradesinin yok edilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi.
14 Temmuz bize bir kez daha hatırlatıyor: İnsanlık onuru işkenceyle teslim alınamaz, özgürlük iradesi tutsak edilemez. Direnişin mirasını, eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşatmaya devam edeceğiz.
Savcılık tarafından daha önce takipsizlik kararı verilen bir soruşturmanın yeniden gündeme getirilerek Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in tutuklanması ve görevden uzaklaştırılması, hukukun değil siyasetin işletildiğinin açık göstergesidir.
Yargının bağımsızlığını yitirip iktidarın siyasal hesaplarının aracı haline getirilmesi, yalnızca seçilmişlere değil halkın iradesine de müdahaledir. Hukuk, adaleti işletmenin değil siyasi rakipleri tasfiye etmenin aracı haline getirilemez.
Demokratik toplumun güvencesi; bağımsız, tarafsız ve evrensel hukuk ilkelerine bağlı bir yargıdır. Yargının iktidarın sopası olarak kullanılmasına, hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılmasına ve seçme-seçilme hakkını hedef alan bu anlayışa derhal son verilmelidir.
Hatimoğulları: Tarım ülkesi olan Türkiye geçmiş dönemde tarım ihracatında ilk 9 ülke içinde yer alırken, şimdi hububata bağımlı bir ülke pozisyonuna geldik.
AKP iktidarına sesleniyoruz; tarımı tüketen, bitiren ve bizi dışa bağımlı hale getiren politikalardan derhal vazgeçin.
Taner Balat, Yunanistan’a gitti. Ailesini aradı ancak bir daha haber alınamadı. Yunanistan’ da hiç kaydı yok. Türkiye’ye geri gönderilmiş de olabilir. Her iki devlet de gerekli açıklamaları yapmalıdır. Aile ile konuştuk çok perişanlar. 9 şudur Taner Balat nerede? #tanerbalat