Tam 34 yıl önce bugün Susa’da katledildik; ama PKK’nın sapkın ideolojisine ve Kürtleri kendi değerlerinden uzaklaştırıp asimile eden her türlü yapıya karşı, tıpkı ceddimiz Şeyh Said gibi dimdik durduk.
#SusaKatliamı şehitlerini rahmetle anıyorum.
🗓️ 26 Haziran 1992
Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Susa Köyü'nde, yatsı namazı sırasında PKK'nın düzenlediği saldırıda şehit edilen 10 köylü, şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve dualarla yâd edildi.
🔴DİYARBAKIR BELEDİYESİNE İMAR TEPKİSİ
📍HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin imar planında yaptığı değişikliğe tepki gösterdi. Dinç, “Halkın sosyal yaşam alanlarını yağmaya açtılar.” ifadelerini kullandı.
Peygamber Sevdalıları Vakfı Bingöl İl Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin Başım Üstüne" programında, 8-15 yaş arasındaki yüzlerce kız çocuğu tesettüre ilk adımı atmanın sevincini yaşadı.
PKK'nın kanlı tarihi: Susa Cami katliamı
Şehitler Kervanı Platformu, 26 Haziran 1992’de Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Susa köyünde camide ibadet eden Müslümanların PKK tarafından şehid edildiği saldırının yıl dönümünde sosyal medya hesabından videolu anma paylaşımı yaptı.
"İnancımızın temsilcisi olduğumuzu unutmayalım.
Her birimiz, ister sanayici ister iş adamı, ister siyasetçi, ister öğrenci ister hoca, ister başka bir meslekte olalım.
Her neyle meşgulsek içine girdiğimiz toplumlarda kendi inancımızın, meşrebimizin bir temsilcisi olduğumuzu unutmayalım ve inşallah iyi bir örneklik gösterelim."
Zekeriya Yapıcıoğlu | HÜDA PAR Genel Başkanı
🔴 ÖZEL | Yalova’da muhacir çocuklara yönelik işkence ve baskı iddiaları!
Olay silsilesi, hafta sonları bir Kur'an kursunda dini eğitim alan Özbek ve Çeçen muhacir çocukların, "kursta darp edildikleri" yönündeki asılsız bir ihbarla şikayet edilmesiyle başladı.
Güvenlik güçleri tarafından ailelerinden alınan çocuklar, kimsesizlermiş gibi çocuk esirgeme yurduna yerleştirildi.
Çocuklarının akıbetini öğrenmek için emniyete giden anne N.K, polis merkezinde kötü muamelede bulunulduğu ve yetkililer tarafından "Seni deport (sınır dışı) etmek lazım" denilerek psikolojik baskı kurulduğunu öne sürdü.
Çocukların evde oynadıkları oyuncak silahlar dosyaya suç delili olarak konuldu ve "Bu çocuklar savaşa hazırlanıyor" şeklinde raporlar tutularak mahkemeye sunuldu.
Çocukların güvenliğinden sorumlu olan yurtlarda ise durumun içler acısı olduğu belirtildi. Anne N.K'nin ifadelerine göre;
- Kurumda kalan muhacir çocuklar, yaşça büyük diğer çocukların ve bazı güvenlik görevlilerinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor
- Şiddet olayları sonucunda bir çocuğun kolunun kırıldığı, başka çocukların ise kafasında ve kulağında ciddi kanamalı yaralar oluştuğu ifade edildi.
Çocukların namaz kılmalarının veya kendi dillerini konuşmalarının engellendiği, kurum psikologlarının çocukları yönlendirici sorularla (manipülasyon) yalan beyan vermeye zorladığı öne sürüldü.
Anneler, kurum yetkilileri ve görevli avukatlar tarafından açıkça tehdit edildiklerini ifade etti. Annelerin, "Eğer bu olayları basına verir veya gündem yaparsanız çocuklarınızı bir daha asla göremezsiniz" denilerek susturulmaya çalışıldığı belirtildi.
Anneler ise çaresiz bir şekilde çocuklarını geri almak için mücadele vermeye devam ediyor.
Ülkemizde İslam'ı, İslami değerleri kimse dalga konusu yapamamalı.
Buna cüret edememeli.
Burada paylaşmaktan haya ettiğim sözleri sarf eden mahlukat hakkında hukuki süreç derhal başlatılmalıdır.
🔴CAMİ VE YÂRENLERİ HEDEF ALINIYOR
📍Tabii İslam tarihinde çok defa camiler hedef alınmıştır. Bu Doğu'da da böyle olmuştur Batı'da da. Susa cami yarenlerini anarken, İslam düşmanlarının nasıl ve neden camileri ve onu merkez edinen Müslümanları hedef aldıklarını anlamaya çalışalım.
Susa.. Pkk’yı feshettiren bir Ah’tır
Bugün 26 Haziran Cuma..
Susa Cami yarenlerinin şehadetlerinin 34. Yıldönümü.
1992’de Diyarbakır Silvan ilçesine bağlı Susa(Yolaç) Köyü Camii’ne saldıran Pkk militanları, yatsı namazını henüz kılmış cami cemaatini kurşuna dizmişti. Saldırıda yaşları 14-15 olan ikisi çocuk, dördü kardeş, ikisi baba oğul olan toplam on Müslüman şehid olmuş, beş kişi de yaralı kurtulmuştu.
92’de Diyarbakır’da bu elim olayı duyduğumuzda herkes gibi şok geçirmiştik.
Bir İslam diyarı olan ülkemizde, bir köy camimize saldırıp içerisinde Allah için namaz kılanları katledenler Müslüman olamazdı!..
Çünkü Müslümanların azınlık olduğu kimi dünya ülkelerinde camilere yönelik saldırılar ya farklı dinlere mensup aşırıların işi veya kaos peşinde koşan siyonist emperyal güçlerin marifetiydi.
Mesela; Filistin’de El Halil Camii’ne saldırı düzenleyen siyonist bir Yahudi’ydi ve saldırıyı gavurluğundan yapmıştı. Susa Cami katliamı da olsa olsa ülke içerisinde ajanları vasıtasıyla operasyon çeken İslam düşmanı gavurların işi olmalıydı diye düşünüyorduk…
Ancak durum bildiğimiz gibi değildi.
Ne gavur ne de başka ülke ajanları; Susa Camii’ne saldırıp cami cemaatini kurşuna dizenler Pkk militanlarıydı.
Nüfus cüzdanlarındaki din bölümünde İslam yazıyordu maalesef. Ancak bu katiller; Pkk’nin, Kürdistan halkının İslami inanç, gelenek ve kültürünü zehirlemeye çalıştığı Marks-Lenin’in komünizm ideolojisinden içip zehirlenmişlerdi.
Bu korkak katillerin asker kıyafeti giyerekkahpece Susa Camii’ne saldırmalarının ana nedeni; daha önce bu insanlara ‘Pkk’ye katılmaları, katılmıyorlarsa boyun eğmeleri ya da topraklarını terk etmeleri’ yönünde tehditlerde bulunmuşlardı.
Bu mütedeyyin dindar insanlar da Pkk’nin kirli ideolojisini kabul etmediklerini, Pkk’nin saldırması halinde kendilerini savunacaklarını belirtmişlerdi.
Pkk’nin o bölgedeki çeteleri de direk bir saldırıyı göze alamayınca askeri kıyafetle kendilerini kamufle etmiş ve olay sonrasını ise “Asker, köylerimizi basıyor, Kürt halkımızı katlediyor” yalanıyla Kürt halkını manipüle stratejisi gütmek istemişlerdi. Saldıranların asker değil Pkk militanları olduğu, saldırıdan yaralı kurtulanlarca ifşa edilmişti.
Ama Pkk’nin askeri kıyafetle saldırmasının altında yatan farklı gerçekler de vardı.
Dönem, askeri vesayetin hükümetleri kontrolünde tuttuğu “Eski Türkiye” dönemiydi.
JİTEM ve benzeri kliklerin gayrimeşru işler, faşizan uygulamalarla Kürt halkına yönelik zulümleri kol geziyordu.
Pkk de, askeri kıyafetli saldırıyla bir taşla iki kuş vurmak istemişti, ancak hesap tutmamıştı.
Hiçbir zaman da tutmayacaktı.
Aradan yıllar geçse de 6-8 Ekim vahşetleri, Dürümlü Köyü katliamı gibi Türk-Kürt ayırmaksızın sayısız vahşete imza atan Pkk hiçbir zaman amacına ulaşamadı ve ulaşamayacaktı da…
Çünkü Pkk, kurulduğu günden bu yana başta Kürt halkı olmak üzere herkesi kandırıyordu. Müslüman Kürt halkının Tek Parti döneminden bu yana maruz kaldığı ırkçı politikalar, zulümlere son vereceğini iddia eden Pkk, meğer uluslararası şer güçlerin bir yanda komünizm, sapkın ahlaksızlıklar gibi ideolojik misyonunu icra ederken, diğer yandan on binlerce Kürt gencini emperyal güçlerin kirli amaçlarına telef ettirdiği paramiliter taşeronluk görevini yürütüyormuş…
Ama bitti elhamdülillah, o zulüm dolu günler geride kaldı.
Başta mazlum Susa Camii şehitlerinin ahıolmak üzere bugüne kadar katledilen on binlerce insanın kanı, Pkk’yi kendini feshetme noktasına getirdi. Dileriz son anda bir B planı öne sürmez, süreci yine sabote ederek intihara yeltenmezler.
Susa Camii şehidlerini bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum…
https://t.co/agDypm0vCN
Kerbela'dan Şeyh Said'e, Şeyh Said'ten Susa'ya zalim ve hainler, Hak taraftarlarını yok etmek için hiç bir vahşetten geri kalmadılar.
İşledikleri hiç bir vahşetse Hak Ehli'ni yolundan döndüremedi. Hak uğrunda diriliş ve direnişi durduramadı ve Allah'ın izniyle durduramayacak!