Ruşen Çakır savunma yaptı: “Gizli tanıkların yalanlarıyla 40 yıldır şerefiyle gazetecilik yapan birini Türkiye Cumhuriyeti Devleti yargılıyorsa bu artık benim ayıbım değil”
İşte Ruşen Çakır'ın savunmasının tam metni ⬇️
https://t.co/mVngWn0CmV
🔴 Dr. Barış Ünlü: Türklük Sözleşmesi’ni bugün yazsaydım, imtiyaz kavramını kullanmazdım ya da sadece üst sınıflar veya elitler için kullanırdım. Elbette istersek bir Türk işçi bir Kürt işçiye kıyasla imtiyazlıdır diyebiliriz ama analizi buradan kurmak ne kadar doğru?
💬 Irkçılığı, sömürgeciliği ve milliyetçiliği sadece elitlere bakarak elbette anlayamayız ama elitlerle halkı aynı sepet içinde veya aynı kavramlarla değerlendirerek de anlayamayız diye düşünüyorum. Bu hem akademik hem politik hem de etik olarak yanlış bence. Bu yanlışı bence ben de yaptım kısmen
💬 Belki birazcık daha fazla kazanıyor diye, belki çocukları için biraz daha fazla umut besliyor diye ve kendisini Türk olmayana karşı üstün hissediyor diye, o kişiye imtiyazlı demek bence doğru değil
✍️ Tuğçe Tatari'nin söyleşisi...
https://t.co/8MKUwLrKOF
“Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Lo que ha sucedido es un ataque a la integridad territorial de España y merece nuestra más rotunda y enérgica condena.
Toda España está con la ciudadanía de Ceuta. El Gobierno de España está con la Ciudad Autónoma.
Gracias por la cooperación que siempre hemos mantenido con el gobierno de la ciudad.
Utilizaremos todos los recursos del Estado para garantizar la seguridad y la convivencia.
Y nuestro compromiso total y rotundo con el futuro de la Ciudad Autónoma de Ceuta.
Silivri Cezaevi'nden iki ay önce tahliye edilen arkadaşımız Alican Uludağ gözaltına alındı.
Söylemekten bıkmayacağız: Alican Uludağ gazetecidir. Gazetecilik suç değildir! Vazgeçmeyeceğiz!
#HalkaYalanSöylemedik
Haluk Levent, ifadesinde Süleyman Soylu’yu anlatmak isteyince kriz çıktı, ifadeye 2 saat ara verildi. İfadeden sonra da Haluk Levent’in siyasilerle ilgili anlatmak istedikleri tutanağı geçirilmedi.
En az 50 bin insanın öldüğü deprem felaketinde çadır satan, bu yüzden Kızılay başkanlığından istifa eden ve ne hikmetse her şeye rağmen yine de yargılanmayan isim ahlak dersi veriyor. Utanma duygusu neredesin?
Birikim Güncel'de bugün: Levent Cantek / Bağlamını Kaybeden Şaka
"Azınlıkta kalacağını bilerek konuşmanın, sonu baştan belli olan bir meydan okumanın hikâyesi. Belki de bu yüzden hüzünlü olduğu kadar 'komik' bir yenilgi."
https://t.co/DchfNTcH8K
Başaran Aksu:
"Toplumun yüzde 90'ı, emekçiler asla vekil, belediye başkanı olamıyor, muhtar bile olamıyor. Kendi sendikasına başkan bile olamıyor. Esir alınmış, yurttaşlıktan kovulmuş durumdayız. Holdinglerin kapatılması, halktan aldıklarının halka verilmesi lazım"
https://t.co/jwLd5XPQnG
Alican Uludağ, dosyadaki suç tarihinden en yenisi 4,5 ay önceki tweet’leriyle acilen soruşturma başlatılıp soruşturma izni alınıyor, hemen ardından gözaltı kararı alınıyor, aynı akşam gözaltına alınıp Ankara’dan İstanbul’a getiriliyor.
Bir tutuklamanın anatomisi:
İlhan Cihaner: "Alican Uludağ'ın evi Ankara'da, hakaret ettiği iddia edilen kişi Cumhurbaşkanı Ankara'da, paylaşımın yapılıdığı yer de yüksek olasılıkla Ankara. Yetkisiz bir cumhuriyet başsavcılığı bunu niye soruşturur?
Alican'ı tanıyan gazeteciler söylediler evde inanılmaz bir arama yapılmış. Eğer sözkonusu olan suç paylaşımsa, Cumhurbaşkanı'na hakaretse evde aramaya niye yaparsınız?"
Tutuklanan #AlicanUludağ'ın ifadesi:
- Biz gazeteciler bu ülkenin yargısını, yargı mensuplarını, Cumhurbaşkanı'nı eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda 'Adalet mülkün temelidir' yazıyor, neden Anayasa var?
- Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama çizgimden ayrılmayacağım çünkü ben suç işlemedim
- "Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz" dediler
- Bu soruşturma, "Ankara'da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimâli var, tutuklayalım, susturalım" diye yapılıyor
- Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım ama ne Cumhurbaşkanı'ndan ne de avukatlarından şikâyet yokken neden bugün Ankara'dan apar topar getirildim?
- Eleştiremeyeceksek neden gazetecilik yapıyoruz, attığım tweetleri mi karartacağım?"
https://t.co/3E8Kv03E8H
Alican Uludağ mesleğinde titiz, her zaman hakikatten yana, dürüst bir gazetecidir. Gözlem ve öngörülerini paylaşması, gazetecilik faaliyetinin bir parçasıdır. Ve gazetecilik suç değildir.