Her şeyi zamanla anlasam da tek bir noktayı anlamakta zorlanıyorum: Henüz kısa bir süre öncesine kadar devletin haksızlığına uğramış insanlar bile, kendileriyle aynı zulmü yaşayanları gördüklerinde neden ses çıkarmıyor veya tepki vermiyorlar?
Ya da kendilerine zulmeden sistemin ve iftira atan iddianamelerin, başkaları hakkında söylediklerinin neden adil olduğuna ve yaptıklarının doğru olduğuna inanıyorlar?
İşte bunu anlamakta zorlanıyorum; muhtemelen bir ömür de anlamayacağım.
#NatoyaKurbanAranıyor
İlk defa, iftira atmadan, eğip bükmeden, İslam davetçilerini IŞİD, El-Kaide vb. bir gruba yamamadan ve terör örgütü ile itham etmeden, doğrudan inanç ve düşünce üzerinden bir gözaltı olmuş oldu...
Bu güne kadar bir çok örgüt iddiasıyla gözaltına alınan kişilerin gözaltına alınmalarının tek sebebi de budur..
Hani bu ülkede hürriyet vardı?
Hani bu ülkede fikir ve düşünce özgürlüğü vardı?
Hani bu ülkede herkes inancını yaşayabilirdi?
Evet, elhak bu sloganların tümü doğrudur; ama Müslümanlar hariç, tevhid ehli hariç, İslam davetçileri hariç...
Hâliyle;
Kur'an'a, peygamberlere ve Allah'a hakaret eden soytarı, ahlaksız bir stand-upçı konuşabilir.
Bir ateist konuşabilir.
Bir deist konuşabilir.
LGBT propagandası yapanlar konuşabilir.
Komünist konuşabilir.
Fuhuş yapan da, fuhşu yayanlar da konuşabilir.
Herkesin fikir özgürlüğü vardır. Medya açma ve medyalarında fikir ve düşüncelerini ilan etme özgürlüğü vardır.
Ama Müslümanlara bu hak yoktur.
Müslüman konuşamaz.
Allah'ın hakkından bahsedemez.
Yerin ve semanın Rabbi'nin Allah olduğu gibi, yerde ve semada sadece Allah'ın hükmünün geçmesi gerektiğini beyan edemez, bunu ilan edemez.
Allah'ın hükmünü ve şeriatını kabul etmeyenlerin Müslüman olmadığını ve din dışı olduğunu Kur'an'a göre beyan edip ilan edemez.
Bu fikir ve düşünceler için asla bir özgürlük ve hürriyet yoktur.
Evet, yine de biz fikir ve düşünce özgürlüğü safsatasına ve yalanına inanalım...
Batılı tağutlarla masaya oturmadan önce, “tevhid ehliyle mücadele ediyoruz” mesajı vermek için gözaltıların olması artık gelenek hâline geldi!
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Allah (cc), hem gözaltına alınan kardeşlere hem de ailelerine sabır versin.
Ne kadar acı bir gerçek... Gündem edilmezse görmezden gelinecek canlardan bahsediyoruz.
Herkesin bu çağrıya kulak vermesi, sürecin bir an önce aydınlatılması için seslerin yükseltmesi gerekiyor.
#AlperYusufPolataAdalet
Siyasi bağlantıları kullanma iddiasıyla, bir yavrunun ölümünün üzerini örtmek hangi vicdana sığar?
#AlperYusufPolataAdalet diyerek meselenin gündem edilip sonuçlandırılması gerekli.
Allah’ın ipine hep beraber/topluca tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Bir zamanlar düşmandınız da Allah kalplerinizi birbirine ısındırmıştı. O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. .
(Âl-i İmran, 103)
Tevhid Dergisi olarak 2026 Kurban Bayramı'nı kardeşlerimizle omuz omuza, büyük bir coşku ve sevinçle idrak ettik. Allah'a (cc) hamdolsun!
İslam'a bir bütün olarak girmenin öneminden, Ecir Kapısı ile dünyanın dört bir yanına uzanan yardım eline ve çocuklarımızın saf bayram neşesine kadar bu bereketli günlerin manevi atmosferine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Tüm İslam ümmetinin bayramı mübarek olsun!
Bu sahne sadece bir olay değil, insanlığın aynasıdır. Şanlıurfa’da bir adam, geçim sıkıntısının ağırlığı altında ezilip canına kıyıyor. Yerde bir beden… Hayatın yükünü daha fazla taşıyamamış bir insan. Ve bu insan ahiretini yakarak intihar ediyor. Hemen yanı başında ise insanlar oturmuş yemek yiyor, izliyor, belki birkaç saniye bakıp sonra kendi hayatlarına geri dönüyorlar. Ne bir çığlık, ne bir ders, ne de içten gelen bir sarsılış… Sanki sıradan bir manzara gibi.
İşte bu, ibretliktir.
Bu görüntü sana şunu haykırır. Bu dünyada sandığın gibi kimse senin gerçek dayanağın değil. İnsanlar kendi dertlerine gömülmüş, kendi konforlarının esiri olmuş durumda. Bugün senin acına bakarlar, yarın unuturlar. Kimisi üzülür gibi yapar, kimisi sadece izler, kimisi de hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eder.
Bu yüzden bu sahnenin verdiği ders çok ağır ama çok nettir. Senin Allah’tan başka gerçek dostun, gerçek yardımcın yoktur. İnsanlara bağladığın umutlar kırılır, beklentilerin boşa çıkar, destek sandığın şeyler bir anda yok olur. Ama O, hiçbir zaman terk etmez. O görür, bilir, işitir. Senin en gizli derdini bile senden daha iyi bilir.
Razı edilmesi gereken yalnızca O’dur. Çünkü insanlar seni anlamasa da O anlar. İnsanlar seni yalnız bıraksa da O bırakmaz. İnsanlar yüz çevirse de O’nun kapısı kapanmaz.
Bu manzaraya sadece bir trajedi olarak bakma. Bu bir uyarıdır. Kalbini kime bağladığını sorgulaman için bir işarettir. Kime güveniyorsun? Kimin için yaşıyorsun? Kimin rızasını arıyorsun?
Çünkü sonunda herkes kendi yoluna gider… Ama Allah ile olan bağın, seni hem bu dünyada ayakta tutar hem de ahirette kurtarır. İşte bu yüzden bu görüntü sadece bir ölüm değil, bir hakikatin ibretlik halidir.
Ramazan ayının ilk imtihanı hilal meselesidir Allahu a‘lem.
Daha oruç başlamadan kalpler imtihana girer.
Hilal görüldü mü, görülmedi mi?
Hesap mı esas, ru’yet mi esas?
Şu ülke mi doğru, bu cemaat mi isabetli? Herkes kendi beldesine göre mi hareket eder, yoksa bir beldenin ru'yeti bağlayıcı mı?
Fakat asıl soru şudur:
Kim bu meselede aşırıya gidip muhalifine kin besliyor?
Kim, kendi görüşünü dinin kendisi gibi sunuyor?
Kim, ihtilafı rahmete çevirmek yerine husumete dönüştürüyor?
Ve kim de bunu fıkhî bir ihtilaf olarak görüp kalbini muhafaza ediyor?
Unutmayalım ki hilal meselesi bugün ortaya çıkmış bir tartışma değildir. Asr-ı Saadet’te dahi farklı bölgelerde farklı ru’yetler olmuştur. Nitekim sahabî Abdullah b. Abbas ile Şam’da bulunan Muaviye b. Ebu Sufyan arasında bu konuda uygulama farklılığı yaşanmış, fakat bu durum kardeşliğe zarar vermemiştir. Çünkü onlar meseleyi usûl çerçevesinde değerlendirmiş, nefis çerçevesinde değil.
Ramazan kalbi terbiye etme ayıdır.
Hilal tartışmasında öfkesine yenilen biri, daha ilk günden kaybetmeye başlamış olabilir.
Oruç, sadece mideyi değil dili de tutmaktır.
Sadece lokmayı değil kini de terk etmektir.
Sadece suyu değil, suizanı da bırakmaktır.
Eğer hilal bizi kardeşimizden uzaklaştırıyorsa,
demek ki asıl problem gökteki ay değil, kalpteki karanlıktır.
Ramazan’ın ilk imtihanı belki de şudur:
Haklı olsan bile yumuşak kalabilecek misin?
Farklı düşüneni itham etmeden, tahkir etmeden durabilecek misin?
Çünkü bu ay, hilali görmekten önce,
kalpteki kibri görmeyi gerektirir.
Şimdi soralım ilk imtihandan kaldık mı geçtik mi?
Allah bizleri, ihtilafı adabıyla yaşayan,
kardeşliğini önceleyen kullarından eylesin.
Hepinizin Ramazan ayı mübarek olsun. Bu aydan cehennemden azad olunmuş bir şekilde bizleri çıkarsın. Amin.
Birkaç sene önce bir kabristandan geçerken spontane bir şekilde bu videoyu çekmiştim. Bazı insanlar ölülerini defnediyorlardı. Henüz kabir başından ayrılmadan, kimi gülüyor, kimi farklı muhabbetler ediyordu. Bunun üzerine, kabristanın biraz ilerisinde durup bu videoyu çekmiştim.
Kıymetli kardeşlerimiz ;
An itibariyle @Ebu_Haris_35 Hoca ve @Halis_Bayancuk Hoca adliyeye sevk edildiler..!!
Bu süreçte bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz..!!
Rabbim müstekbir kemalizme fırsat vermesin..
Allahüme amin..
Dua bekliyoruz ..!!
Bir davetçi hedef alındığında aslında tüm ümmete mesaj verilir: “Hakikati konuşmayın.”
Biz bu tehdide boyun eğmeyeceğiz.
Halis Bayancuk suçsuzdur ve zulüm altındadır.
Dinleyin bakalım bu hoca insanları neye davet ediyor.
#KemalizmKurbanArıyor