Denizler Susturulamaz!
Bugün, düşüncelerini mizah yoluyla ifade eden komedyen Deniz Göktaş, sanatını icra ettiği, düşündüğü ve konuştuğu için gözaltına alınmıştır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde sanatçı ve aydından beklenen; toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmesi, görülmeyeni göstermesi, söylenmeyeni söylemesi, gerektiğinde eleştirmesi, düşündüklerini özgürce ifade ederek kamusal tartışmaya katkı sunmasıdır. Sanatın işlevi; en karanlık anda ışık olması ve karanlığı aydınlatmasıdır. Bu, ifade özgürlüğünü kullanan herkes için bir hak; sanatçı için ise mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Elbette sanatın muhalif yönünü yok ederek aslında sanatı ortadan kaldırmak isteyen, mizah gibi güçlü bir alanı sessizleştirmek isteyenlerin yukarıda belirtilen evrensel değerleri ne kadar idrak edebildiği halen tartışmalıdır.
Uzun yıllardır karanlığa işaret eden, eleştiren, sorgulayan herkes susturulmaya çalışılmaktadır. Bir şakanın dahi yargısal müdahalenin konusu hâline gelebildiği bir ortamda, Deniz Göktaş'ın gösterisi de ilk yayımlandığı andan itibaren toplumun farklı kesimlerinde tartışılmıştır. Bunun nedeni söylenenlerin suç teşkil etmesi değil, ifade özgürlüğünün giderek daha fazla baskı altına alınması olmuştur.
Ve beklenen(!) gerçekleşmiş; Deniz, özgür bir ülkede olması gerektiği gibi düşüncelerini açıkladığı ve sanatını icra ettiği için gözaltına alınmıştır. İfade özgürlüğünün yargı eliyle bastırılmaya çalışıldığı bu uygulama yasal bir zemine oturmadığı gibi meşru da değildir.
Tek adam rejimlerinin en büyük korkusu, gülen ve güldüren toplumdur.
İzmir Barosu olarak toplumu susturmaya ve yıldırmaya yönelik bu politikaları asla kabul etmiyoruz. Mizah başta olmak üzere sanatın her dalı ülkenin, toplumun ilerlemesi için zorunlu alanlardır. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı; ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal baskıya son verilmelidir. Espriden suç unsuru cımbızlamaya çalışmanın yine en başta mizah konusu olacağı açıktır.
Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden, Türk sinemasının usta sanatçısı Kadir İnanır’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Geride bıraktığı unutulmaz eserleriyle daima saygıyla anılacak olan Kadir İnanır’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sanat camiasına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.
“Bu ülkeyi sevenler devrimcilerdir.
Kürt sorunu, adalet, gelir dağılımı, yüzlerce temel sorunumuz var. Ama bence en önemlisi, bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyorsak, birinci sırada Kürt sorunu var. Herkes elini taşın altına koyacak, ezilecek o eller. Elimden geleni yapıyorum ama bunu yaptığım için kendimi ayrıcalıklı biri gibi görmüyorum. Böyle yapılması gerekiyor.”
Yattığı yer incitmesin. Saygı ve minnetle.
AVUKAT KİMDİR?
Mücadele eden, haksızlığa karşı duran, gerekirse sınırları zorlayan, bireysel ve sosyal hak mücadelesinden yılmayan, hak arayana umut ve direnen insandır… Onun somutlaşmış hallerinden, tam anlamıyla kendine özgü birini kaybettik…
Avukat ÖZKAN YÜCEL…
📚⚖️⏳
Van Büyükşehir Köyü
Kurban bayramının gelişi ile birlikte kentin ana caddelerine çıkan neredeyse tüm sokaklar canlı hayvan pazarına dönüşmüş durumda. Öyle ki bayram arifesinde sokağa çıkıp nefes almak imkansız. Affedersiniz ama tüm kent hayvan dışkısı kokuyor.
Bu tür işlerin yolu yöntemi tüm dünyada kurallara bağlıdır. Bu şekilde her hayvanını alanın sokağa çıktığı ve denetimsiz bir şekilde satışını yaptığı başka bir kent var mıdır?
Bırakın Türkiye’yi dünyanın hiçbir ülkesinde bulunan Büyükşehirlerde böyle görüntülere denk gelme ihtimali bile yoktur.
Van ekonomik, sosyo statü, eğitim ve gelişmişlik bakımından ne kadar gerideyse, Büyükşehir standartlarını belirleyen hemen her başlıkta da maalesef son sırada.
Öte yandan kentin en işlek caddesi olan cumhuriyet caddesinin kapatılması, işsizlikte de zirvede olan Van için bir nebze olsun can suyu oldu. Ancak bu kadar plansız ve programsız bir yönetim biçimi olabilir mi? Affedersiniz ama sokakta nefes almak imkansız. Gıda ürünleri, kurbanlık hayvanlarla neredeyse aynı alanda satılıyor, hijyen zaten lüks.
Caddelerin kapatılması ile birlikte oluşan trafiğe bir de bayram trafiği eklenince tüm yollar kilitlenmiş durumda. Üç kişinin yan yana geldiği kentte onlarca kolluk görevlisi görevlendiren Van Emniyeti, kilitlenen noktaların bir çoğuna tek bir trafik polisi görevlendirme nezaketinde bile bulunmamış.
Madem koca caddeyi kapatarak bir karar alındı o zaman bunun sonuçlarına dair de planlı çözüm önlemleri alınması gerekmiyor muydu? Şayet önlem alınamıyorsa böyle bir karar neden verildi?
Bir yurttaş olarak bu yönetim biçimine açıktan itiraz ediyorum. Üç bin yıl önce bir imparatorluğun başkenti olmuş böylesi bir kente ve kültürüne bu görüntüler yakışmadığı gibi böyle yönetilmeyi de hak etmiyor.
Velhasıl yönetemiyorsunuz beyler, yönetemiyorsunuz!
İşçinin yurt dışında ve işveren hakimiyeti altında olduğu esnada imzalatılan, arabulucu adresi olarak Ankara ve toplantı yer adresi olarak da arabulucunun adresinin yazılı olduğu arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali hukuka uygundur.
Yarg.9.HD(Onama)
2026/2150E.2234 K.11.3.2026
Avukat borca batmanızın, boşanmanızın, cezaevine girmenizin ve hayatınızda verdiğiniz sayısız hatalı kararın sebebi ve sorumlusu değildir. Sadece bunlara bağlı işlemler yapan ve sizler gibi ekmeğini kazanan ya da kazanmaya çalışan kişidir. Hayatınızdaki olumsuzluklar ve yaşadığınız kötü şeyler için ilk bakmanız gereken yer aynadır.
Rahmetli babam Mustafa Sabri Bey, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı yapacağı günlerde büyük bir huzursuzlığa kapılır, akşam yemeğinden sonra masanın üstüne yığdığı klasörlere gömülür, başı ağrımasına rağmen uzun saatler boyunca çalışırdı. Bizler, kendinizi bu kadar yormayın baba dediğimizde ise kulağımıza küpe olan şu sözleri söylerdi: Bunlar dosya değil evladım, hepsi bir insan hatta bir aile. Hatalı bir karara sebep olurum diye ürperiyorum ve kul hakkı yememek için titizlikle inceliyorum. Allah korusun bir yanlış karar bir insanı ve bir aileyi mahveder, ben de bu vebali iki cihanda taşıyamam.” Yargı mensuplarına örnek olması dileğiyle.
Bir meslek düşün…
Adamı ipten alırsın.
“Zaten beraatlik dosyaydı.” derler.
“Kaynımın avukatı daha hızlı almıştı.” diyen çıkar.
“İçerde bir ben kalmıştım zaten.” diye küçülten olur.
Tenkit bol,
Teşekkür yok.
O yüzden işi yap geç.
Kulaklarını da vefasızlığa sağır et. ⚖️