Dünya liderliği diyorsunuz!..
Evet, birinciliklerimiz var.
Enflasyonda!
Faizde!
İşsizlikte!
Türk milletinin hak etmediği alanlarda şampiyon olduk.
Bu tablo kader değil.
Bu tablonun adı yönetim maharetsizliğidir!
Son günlerde Anahtar Parti’ye ve Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’na yönelik saldırıların artması tesadüf olmayıp siyasette hiç kimse millet nezdinde karşılığı olmayan, büyüme potansiyeli taşımayan bir hareketi hedef alma ihtiyacı hissetmez.
Halihazırda muhalefet partilerindeki çözülme, seçmendeki yeni arayışlar ve mevcut siyasi düzenden duyulan rahatsızlık, Anahtar Parti’yi her geçen gün daha güçlü bir seçenek haline getirmektedir. Sahada gördüğümüz ilgi, vatandaşlarımızın gösterdiği teveccüh ve kamuoyunda oluşan beklenti de dikkate alındığında, partimizin kısa sürede önemli bir siyasi merkez haline geldiği görülmektedir. Siyasette en çok saldırılanlar da statükoyu zorlayanlar ve milletin umudu haline gelenlerdir. Bu nedenle Anahtar Parti’ye ve Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’na yönelik saldırılar, partimize ve Genel Başkanımıza yönelik artan teveccühten duyulan rahatsızlığın ve yükselişimizin bir göstergesidir.
Milletin taleplerini anlamak ve çözüm üretmek yerine karalama kampanyalarına sarılanlar bilmelidir ki; milletimiz kimin hizmet, kimin hesap peşinde olduğunu görmektedir. Bu nedenle biz, polemiklerle değil milletimizle yürümeye, kısır tartışmalarla vakit kaybetmeye değil Türkiye’nin meselelerine çözüm üretmeye devam edeceğiz.
Anahtar Parti Aydın il Başkanlığı görevine atanan Erkan Pirimoğlu’nu tebrik ediyor, kendisine görevinde üstün başarılar diliyorum.
Yeni görevinin teşkilatımıza, ilimize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ederim.
Kıymetli Yol Arkadaşlarım, Değerli Dostlarım,
28 Ekim günü “Daha İyisi Mümkün” diyerek başlattığımız bu kutlu memleket mücadelesinde, il başkanlığımıza gönül veren siz samimi dostlarımla bugün aynı sofrada buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Genel Merkezimiz nezdinde il başkanı belirleme süreci titizlikle devam ederken; bizler de partimizin özü olan birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu pekiştirmek adına bu akşam bir araya geldik. İstiyorum ki bu süreçte bağlarımızı daha da güçlendirelim, omuz omuza duruşumuzu herkese hissettirelim.
Kurucu İl Başkanı olarak, davetime icabet eden, bu davanın yükünü benimle birlikte sırtlayan her bir dostuma yürekten teşekkür ediyorum.
İnşallah kısa süre içerisinde sancağı devralacak yeni il başkanımızın liderliğinde; memleketimiz ve partimiz için ilk günkü heyecanla, tek vücut halinde var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Soframızın bereketi, yolumuzun aydınlığı daim olsun.
Anahtar Parti Aydın Kurucu İl Başkanı
Bundan tam 17 yıl önceydi…
Bir haber aldık.
Muhsin Başkan’ın helikopteri düşmüştü.
İlk anda ne olduğunu anlayamadık.
Herkes birbirinden bilgi almaya çalışıyordu.
Televizyon kanalları, Ankara, yakın çevresi…
Ama hiçbir yerden sağlıklı bir bilgi gelmiyordu.
O dönem Aydın Alperen Ocakları İl Başkanıydım.
Ocak binasında üç arkadaşımızla birlikte hiç düşünmeden karar verdik:
Maraş’a, Keş Dağı’na gidecektik.
Apar topar yola çıktık.
Ne hazırlık yaptık, ne eve uğradık…
Üzerimizde takım elbiseler, ayağımızda kundura ayakkabılar…
Üzerimizde kaban bile yoktu.
Yol boyunca hiç konuşmadık.
Sadece haberlerden bir umut aradık.
Arabadaki bayraklardan yolda korna çalarak destek olanlardan…
Çevirme noktalarında siz beklemeyin,
yolunuz açık olsun diyen polislere ..
Yaklaşık 12 saat hiç durmadan ilerledik.
Ve Keş Dağı’na ulaştık.
Orası tarifsizdi…
Koşuşturanlar, ağlayanlar, susup ne yapacağını bilemeyen insanlar…
Yüzlerce kişi oradaydı.
Ama herkesin tek düşüncesi vardı:
Muhsin Başkan’ı bulmak…
Çünkü o güçlüydü.
O dirayetliydi.
Mamak zindanlarında beş buçuk yıl hücrede kalmış,(Toplam 7yıl)
o soğuk duvarların arasında bile dimdik durmuş bir adamdı.
Kulaklarımızdan bir saniye bile gitmeyen “Üşüyorum” şiirinide o zindanlarda yazmıştı.
Biz onu bulmalıydık.
Ekipler halinde aramalara katıldık.
Köylüler de bizimleydi.
Her yer kar…
Soğuk iliklerimize işliyordu…
Ama durmadık.
Köylerde bir söz duyduk:
“Başkanı yanlış yerde arıyorlar…”
Biz de buna şahit olduk.
Ama o gün devletimize güvenmekten başka çaremiz yoktu.
Arama sırasında aklıma bir anı geldi…
Kazadan iki ay önce Aydın’daydı.
Kuşadası’nda bir yemekte…
Herkese yemek gelmeden kendisi lokma almamıştı.
Masadaki son kişiye yemek gelince sordu:
“Yemeğin geldi mi Muzaffer?”
“Geldi başkanım.”
Ve o zaman yemeğe başladı…
İşte böyle bir insandı.
Ve sonra…
Kara haber geldi.
Ama şunu gördük:
Bulunmasını istemeyenler vardı.
Yanlış bilgiler…
Engeller…
Ve sonunda…
Şehit olduğu haberi geldi.
Fidan Anamızın sözleri her şeyi anlatıyordu:
“Ömrü boyunca millet çağırdı, devlet çağırdı dedi…
hep koştu…
Ama bir kere devletine ihtiyaç oldu…
devleti orada yoktu…”
Bugün bir insanı değil, bir duruşu hatırlıyoruz.
Ruhun şad olsun Muhsin Başkanım…
Mekânın cennet olsun…
Seni tanımak…
Aynı davaya inanmak…
Ömür boyu onurumuzdur.
2007 seçimleriydi.
O günkü partimiz Büyük Birlik Partisi, seçimlere bağımsız girme kararı almıştı. Türkiye’nin yirmiye yakın ilinde bağımsız adaylar çıkarılacaktı. Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas’tan bağımsız aday olacaktı ve seçilmesi neredeyse kesindi.
Ancak Aydın’da bağımsız adayımız yoktu.
Ve aklımda tek bir soru vardı: Biz kime oy verecektik?
Benim için ciddi bir hayal kırıklığıydı. Partiden bir abimize derdimi anlatırken, hiç beklemediğim bir cümle kurdu:
“Niye bana anlatıyorsun, al başkanı ara, sor.”
Telefonu elime aldım.
İkinci çalmada, vakur ve sakin bir sesle “Efendim” dedi.
Yirmi yaşında bir genç…
Seçim döneminde Genel Başkanını arıyor…
Ve telefon açılıyor.
Elim ayağım birbirine dolaşmıştı. Yaklaşık yirmi beş dakika boyunca nedenlerini anlattı. Aslında bunu yapmasına hiç gerek yoktu.
“Biz böyle uygun gördük” diyebilirdi.
Ama o, öyle biri değildi.
Bir gence, bir teşkilat mensubuna, bir yol arkadaşına hesap vermeyi onur bilen bir liderdi.
Seçimler bitti, Meclis’e girdi.
O zaman daha iyi anladık:
Onun orada olması gerekiyordu.
Sadece bir milletvekili olarak değil, bir duruşun, bir ahlâkın, bir vicdanın temsilcisi olarak.
Böyle bir yiğitle yol yürüyebilmek ne büyük nasipmiş.
Mekânın cennet olsun koca reis.
Doğum günün kutlu olsun.
(Bizzat kendi yaşadığım hikayedir.)
#MuhsinYazıcıoğlu
@yitzhakomar Kime oy verdiğim değil bir Muhsin mecliste olması lazımmış onu gördüm. Sadece bende görmedim o yiğidi mecliste görenlerin şehit ettiğini keş dağında da gidip bizzat gördüm. Muhsin Yazıcıoğlu meclisin emniyet sinobu derlerdi…
Açık ve Net Konuşuyorum
Bir görevi bırakmak, davayı terk etmek değildir.
İşlerimin yoğunluğu sebebiyle; Anahtar Parti’ye bu aşamada daha fazla zaman ayırabilecek bir arkadaşımızın bu görevi üstlenmesi gerektiğini söyledim. Bunda anlaşılmayacak hiçbir şey yok.
Ama görüyorum ki bazıları bunu ya anlamak istemiyor ya da bilerek çarpıtıyor.
Biz bu hareketin içinde makam için bulunmadık.
Anahtar Parti, koltuk sevdalılarının barınağı değildir. Makamı bırakınca partiyi de bırakmış sayılmak gibi bir akıl tutulmasını kabul etmiyorum.
Görevi devretmek bir kaçış değildir.
Aksine, sorumluluk almaktır. Partinin menfaatini, kendi ismimizin önüne koymaktır. Bunu idrak edemeyenlerin niyeti zaten başkadır.
“Görevi bıraktıysa partiden de gitti” algısı üretenlere açıkça söylüyorum:
Ne dün buradaydık diye güçlenmiştik, ne bugün görev bıraktık diye yok sayılırız.
Gözünüz de gönlünüz de bu kadar kararmış olamaz.
Bizimkisi ne hesap ne koltuk ne de çıkar meselesidir.
Bizimkisi sadece memleket sevgisidir.
Anahtar Parti’nin içindeyim.
Mücadelenin içindeyim.
Ve bu yürüyüş, unvanla değil iradeyle yürür.
KAMUOYUNA DUYURU
İş yoğunluğum sebebiyle Anahtar Parti Aydın İl Başkanlığı görevini bırakmış olmam ve ayrılırken de açıkça Anahtar Parti’nin içinde olduğumu vurgulamama rağmen; bazı art niyetli haber sitelerinde istifam, bilinçli biçimde çarpıtılmakta ve Genel Başkanımızın Dürüst Oktay ismini sehven Esat Oktay Yıldıran ile karıştırmasına bağlanmaktadır.
Bu iddia hem gerçekle bağdaşmamakta hem de açık bir algı operasyonu niteliği taşımaktadır.
İki yılda bir hainlerle kahramanların yer değiştirdiği, bebek katiline “kurucu önder” denilebildiği; hangi kapının iti olduğu herkesçe bilinen terörist başlarının aklanmaya çalışıldığı bir dönemde, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun sehven sarf ettiği bir söz sebebiyle istifa etmem ne mümkündür ne de akla uygundur.
Bu tür yakıştırmalar ya siyasi cehaletin ya da bilinçli bir karalama çabasının ürünüdür.
Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum:
Anahtar Parti’nin iktidar yürüyüşünde, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun yanındayım.
Dün neredeysem bugün de oradayım.
Emrindeyim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Erdal Çomak
Kıymetli Yol Arkadaşlarım,
Büyük bir sorumluluk ve inançla yürüttüğüm Anahtar Parti Aydın İl Başkanlığı görevimi, artan iş yoğunluğum sebebiyle, partimizin çalışmalarında herhangi bir aksama yaşanmaması adına bırakma kararı almış bulunuyorum.
Bu karar bir kopuş ya da geri çekilme değil; üstlenilen görevin taşıdığı emanete duyulan sorumluluğun doğal bir sonucudur.
Anahtar Parti, benim için yalnızca bir siyasi yapı değil; bu ülke adına daha iyisini mümkün kılma iradesidir. Bugüne kadar birlikte yol yürüdüğüm tüm teşkilat mensuplarımıza ve yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Görevimden ayrılıyorum; ancak Anahtar Parti’nin içindeyim, mücadelesindeyim ve inancındayım.
Hakkı olan herkese helallik diliyor, ben de helallik istiyorum.
Bayrağı devralacak arkadaşlarımızın başarılı çalışmalara imza atacağına inanıyorum.
Saygı ve muhabbetle.
Erdal Çomak
Adaletin, emeğin ve ortak aklın yol gösterdiği bir Türkiye mümkündür. Bu inancı büyütmek, yarınları birlikte kurmak için yola çıktık. Sen de katıl; omuz omuza verelim. #AnahtarSenOl
https://t.co/XSlmSOrOx5
Anahtar Parti Aydın İl Teşkilatı olarak İl Başkanımız Erdal Çomak’la birlikte Çine İlçe Başkanlığımızı ziyaret ettik. İlçe Başkanımız Serkan Sevinç ve teşkilatımızla, sahadan gelen sorun ve talepleri değerlendirdik.@anahtarparti@yavuzagiraliog@tkeskinkilic@erdal_comak
Anahtar Parti Aydın İl Başkanlığı olarak Ege Gündem Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ndeydik.
Biliyoruz ki en büyük engel sevgisizliktir.
Hayatı paylaşmak ve sevgi ile gülümsemek için hiçbir engel yok.
ARADIĞINIZ RANDEVUYA ULAŞILAMIYOR.!
Sistem kilit, ANAHTAR hazır.
Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS), bugün milyonlarca vatandaş için sağlık hizmetine erişimin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir.
Birçok branşta randevular 15–30 gün sonrasına sarkmakta, bazı branşlarda ise sistem tamamen dolu görünmektedir.
Bu olumsuz tabloyu değiştireceğiz. Herkesin eşit şekilde sağlık hizmetlerine ulaşabileceği bir TÜRKİYE için geliyoruz.
Sadece hastalığı değil, önce sağlığı yöneteceğiz.
#MHRS #anahtarınıbekliyor #ortakakılsağlıklıtürkiye
@yavuzagiraliog@anahtarparti@anahtarsaglik@drvaroltosun @anahtarkubra @mirfancoskun
Papa Leo’nun İznik merkezli Türkiye ziyaretini sadece dinî bir merasim gibi okumak naiflik olur.
Mekânlar, takvimler, semboller özenle seçilmiş; teoloji, diplomasiye dönüştürülmüştür.
İznik’te dogmanın kaynağına gidiliyor, Fener’de Doğu kilisesi yanına alınıyor, Kudüs’e giden yol hazırlanıyor.
Biz soruyoruz:
Bu ziyaret “ibadet” için mi, yoksa “egemenlik ve sembol hâkimiyeti” için mi?
Tarih mi konuşuyor, yoksa tarihin üzerinden hesap mı kuruluyor?
Hatırlatalım:
Anadolu’nun istikametini ne kehanetler çizer, ne de dışarıdan gelen semboller; yolu tayin eden yalnızca milletin iradesidir.