Temmuz enflasyonu %1,78 olarak açıklandı. Bu rakamın önemi faiz kararını etkiliyor olması. Özellikle mevsim etkilerinden arındırılmış rakamlar dikkatle takip ediliyor. Zira aylık enflasyonun mevsimsellikten arındırılmış olarak %2'nin altına inmesi faiz indiriminin başlaması için psikolojik eşik olarak görülebiliyor.
Muhtemelen yarın TÜİK mevsimsellikten arındırılmış değeri %2'nin üzerinde açıklayacak. Ancak bu sonuca temkinle yaklaşmak gerekiyor.
Enflasyonu mevsimsellikten arındırma işlemi bazı aylarda tam olarak sağlıklı yapılamıyor, çünkü 2016 sonrası yüksek enflasyonla beraber mevsimsel hareketlerde yapısal kırılma oldu. Özellikle 2021 sonrasındaki enflasyon patlamasıyla yıl ortası ücret ve fiyat ayarlamalarının sıklaşması, Temmuz'un göreli seviyesini ve mevsimsel yapısını epey değiştirdi.
Resmi istatistiklerde mevsimsellikten arındırılırken 2003 sonrası veriler dikkate alınıyor. Yani düşük enflasyon dönemi de dahil. 2003 sonrası verilerin tümünü dikkate alan bir mevsimsellikten arındırma işlemine özellikle Temmuz gibi bir dönemde temkinle yaklaşmak gerekiyor.
Grafikten de görebileceğiniz gibi 2003-2015 döneminde Temmuz ortlama enflasyonu sıfıra yakındı. 2016 sonrasında ise ortalama Temmuz enflasyonu %2,28 oldu. (Bazı aylar için bu kadar dramatik bir fark olmadığını belirtelim).
Peki gerçekte mevsimsellikten arındırılmış değer kaç olabilir? Yargısal tahminlerime göre, son yıllarda mevsimsel yapıdaki değişim dikkate alınarak arındırıldığında, Temmuz enflasyonu %2'nin hafif altında bir eğilime işaret ediyor.
Özetle, Temmuz enflasyon trendine daha detaylı baktığımızda çok kötü olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ki hala yüksek ve ayrıca Ağustos da pek iyi gelmeyecek. Mevcut tabloda gevşemek için erken.
Yine de bu kadar önemli bir veriyi yorumlarken bu teknik ayrıntıyı dikkate almakta fayda var.
➡️ 2022'de %5+%7 verildi enflasyon %64.27 oldu,
➡️ 2023'te %8+%6 verildi enflasyon %67.77 oldu,
➡️ 2024'te %15+%10 verildi enflasyon %44.38 oldu,
➡️ 2025'te %6+%5 verildi yıl sonu enflasyon beklentisi %30.89 oldu.
➡️ 2026'da %11+%7 verildi yıl sonu enflasyon beklentisi yaklaşık %30!
2027 yılı için verilecek %5+%4 artış da enflasyon altında kalacak!
Memur ve emeklilerinin alım gücü düştü, eridi, bitti...
Artık yeter!
#enflasyon #memur #emekli
KİRAYA %31,90 MAAŞLARA %7 ARTIŞ OLMAZ!
Temmuz ayı enflasyon verileriyle birlikte Ağustos ayında kira kontratını yenileyecek vatandaşlarımız için kira artış oranı %31,90 olarak belirlenmiştir.
Buna karşılık memur ve emeklilere Temmuz ayında yalnızca %7 oranında maaş artışı yapılmıştır.
Çarşıda, pazarda, ulaşımda, konutta; kısacası hayatın her alanında fiyatlar hızla artarken sabit gelirlilerin maaşları aynı oranda artmamaktadır.
Bu durum, sabit gelirlilerin alım gücünün her geçen gün daha da düşmesine neden olmaktadır.
Verilen artışlar zaten ilk iki-üç ay içinde eriyip gitmektedir.
Öncelikle yıllardır enflasyonun altında kalan maaşlar için oluşan kayıplar telafi edilmelidir.
Ardından gerçek enflasyonun üzerinde artışlar yapılmalıdır.
Yıllardır sözü verilmesine rağmen hayata geçirilmeyen KİRA YARDIMI uygulaması da artık gecikmeden hayata geçirilmelidir.
Kamu görevlileri geçmişte maaşının beşte birini kiraya ayırırken, bugün bu oran maaşının yarısından fazlasına ulaşmıştır.
Bu sürdürülebilir değildir!
AÇLIK SINIRI 36.939 TL, YOKSULLUK SINIRI 120.325 TL OLMUŞKEN REFAH PAYI ŞARTTIR!
TÜRK-İŞ Araştırmasının 2026 Temmuz ayı sonucuna göre;
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 36.939.87 TL’ye, Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 120.325,30 TL’ye, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 47.758,39 TL’ye yükseldi.
Ortalama memur maaşı YOKSULLUK SINIRI’nın yarısındadır.
Sabit gelirlilerin artışları her daim enflasyon altında kaldığı ve enflasyon altında artışlara imza atıldığı için bu duruma gelinmiştir.
Memur ve emeklilerin ücretlerine EK ARTIŞ olarak REFAH PAYI verilmelidir.
İKRAMİYE MEMURLARA DA VERİLMELİDİR
Kamuda çalışan işçilere 1956 tarihinden beri 6772 sayılı Yasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararları ile her yıl yarım aylıkları tutarında 4 adet ilave tediye (ikramiye) ödenmektedir.
2018’de yapılan düzenleme ile de tüm emekliler bayramda ikramiye almaktadır. Bu durumda kamuda ikramiye almayan tek kesim memurlardır.
Devletin çalışanlar arasında ayrım yapmaması gerekmektedir. Bu nedenlerle kamudaki tüm işçilerin aldığı, tüm emeklilerin aldığı ikramiyeden memurlar da yararlanmalıdır.
#ikramiye #memur
Bütçe açığı azaldı, vergi yükü arttı
Devlet bütçesi yılın ilk yarısında 943 milyar TL açık verdi.
Geçen yıl aynı dönemde açık 980 milyar TL’ydi.
Gelirler %39,1, giderler %32,7 arttı.
Açığın gerilemesinin temelinde, vatandaşlardan daha fazla vergi toplanması var.
200 dekar buğdaydan bu yıl ortalama 100 ton mahsul çıkıyor. çiftçinin 20 ton buğdağ kotası var! Kalan 80 tonu tüccara vermek zorunda!
Bu ülkede yıllardır tarımsal Destekleme üreticiye değil toprak sahibine gider.
🌾🌳💧Tarım ve Orman Bakanlığı ailemizi büyütmeye devam ediyoruz.
✅ Bakanlığımızın gücüne güç katacak 1️⃣8️⃣7️⃣4️⃣ personel alımı sürecini başlatıyoruz.
Ülkemizin dört bir yanında üretime ve üreticiye hizmet edecek yeni çalışma arkadaşlarımıza şimdiden başarılar diliyorum.
Hayırlı olsun.
MEMUR EMEKLİLERİ 573.499 TL ALACAKLIDIR!
2023 yılında memurlara yönelik olarak açıklanan ve 8.077 TL ile başlayan, daha sonra artarak bugün 25.153 TL seviyesine ulaşan seyyanen zam, memur emeklilerine de aynen yansıtılacağı ifade edilmesine rağmen aradan geçen süreye rağmen emeklilerimize verilmemiştir.
Oysa memur emeklileri, aktif görevde bulunan memurların ayrılmaz bir parçasıdır. Yıllarca devlete hizmet etmiş, alın teri dökmüş, kamu hizmetinin yükünü omuzlamış emeklilerimizin bu haktan mahrum bırakılması kabul edilemez!
Bugün gelinen noktada, memur emeklilerinin yalnızca bu kalemden doğan alacağı 573,499 TL gibi ciddi bir rakama ulaşmıştır. Her geçen gün artan bu mağduriyet, artık görmezden gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.
Emekli maaşlarının aşırı düşüşü nedeniyle emeklilik hakkını kazanmış olanlar emekli olmak istemiyor.
Altını çizerek ifade ediyoruz ki;
Seyyanen zam bir lütuf değil, açıkça verilmiş bir sözün gereğidir. Bu düzenleme derhal yapılmalı, söz konusu artış emekli maaşlarına yansıtılmalı ve bugüne kadar oluşan hak kayıpları telafi edilmelidir.
#emekli #memur
ENFLASYON ORANI KADAR ZAM 0(SIFIR) ZAMDIR!
➡️ 2023'te memur ve emekliye beklenen enflasyon üzerinden %8+%6 artış verilirken gerçekleşen #enflasyon %67.77 olmuş;
➡️ 2024 yılı için %15+%10 artış verilirken gerçekleşen enflasyon %44.38 olmuş;
➡️ 2025 yılı için %6+%5 verilirken gerçekleşen enflasyon %30.89 olmuştur.
➡️ 2026 yılı için %11+%7 verilirken daha ilk altı aydan enflasyon %17.7 çıkmıştır. Geriye kalan altı aylık enflasyon da düşünüldüğünde yıl sonunda yaklaşık yüzde 30 enflasyon olacaktır.
Enflasyon altında kaldıktan sonra enflasyon farkı altı ay gecikmeli verilse de yıllardır memur ve emeklileri TÜİK enflasyonunun üzerinde artış almamıştır.
Zaten TÜİK enflasyonu kadar artış ARTIŞ DEĞİLDIR!
Kaldı ki TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığı, sokakta-çarşıda fiyatların daha fazla arttığı düşünüldüğünde memur ve emeklileri eksi zam almış oluyor.
Bu nedenle yüzdelik artış ne olursa olsun;
Gerçekleşen enflasyon + zam olmalıdır.
#memur #emekli
🇹🇷 15 Temmuz Demokrasi ve Millî İrade Günü 🇹🇷
Milletimizin birliği, beraberliği ve iradesiyle hain darbe girişimine karşı yazılan destanın yıl dönümünde; başta 15 Temmuz şehitlerimiz olmak üzere, tüm demokrasi kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.
Demokrasimize, vatanımıza ve millî iradeye her zaman sahip çıkmaya devam edeceğiz.
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliİradeGünü #UnutmadıkUnutmayacağız
KAMUDA MAAŞ REFORMU ŞARTTIR!
Geçtiğimiz gün Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, ne yazık ki kamuoyunda yine yanlış bir algıya yol açtı. Herkes sanki tüm öğretmenlere büyük bir zam yapılmış gibi bir hava yaratıyor ve "Neden hep öğretmenlere veriliyor, bize neden yok?" türünden paylaşımlar yapıyor.
Hatta iş o kadar trajikomik bir boyuta ulaştı ki, bazıları detaydan habersiz bir şekilde öğretmenlerin sendikalı olduğu için bu hakları aldığını, kendilerinin ise sendikasız olduğu için mahrum kaldığını iddia ediyor.
Bir kere kamunun en kalabalık grubu olan öğretmenler sendikal gücünü gerçekten etkili bir şekilde kullanabilseydi, bugün yoksulluk sınırının yarısı kadar bir maaşla göreve başlamazlardı.
İşin aslı şu ki; eğitim camiasının dışından bakan ve düzenlemedeki "ek ders" ifadesini gören herkes, bunu öğretmenlere yapılan doğrudan bir zam zannediyor. Oysa bu düzenlemenin ne öncesinde ne de sonrasında öğretmenlerin genelini etkileyen hiçbir şey yok.
Düzenleme, sadece eğitim yöneticileri, müfettişler ve müfettiş yardımcıları gibi çok kısıtlı bir kesimi ilgilendiren, mali açıdan da son derece yetersiz ve dar kapsamlı bir adımdan ibaret. Hatta bu dar kapsam içinde bile aynı işi yapan, aynı sorumluluğu taşıyan ama farklı hizmet sınıflarında olan personeller arasında yeni bir adaletsizlik ve ayrımcılık yaratılmış durumda.
Gelinen noktada artık kantarın topuzu iyice kaçmıştır. Belirli küçük gruplara yönelik yapılan bu tarz parçalı düzenlemeler, adaleti sağlamak bir yana sistemi daha da bozuyor ve çalışma barışını zedeliyor.
Kamuda yamalı bohçaya dönen maaş sistemini düzeltmenin yolu bu değildir. Artık köklü bir "kamu maaş reformu"nun masaya yatırılması şarttır.
Ücretler; eğitim düzeyi, üstlenilen sorumluluk ve yapılan işin niteliğiyle doğru orantılı olacak şekilde, adil bir sistemle sil baştan düzenlenmelidir.
Bu yüzden, içeriğini tam olarak bilmediğiniz veya yanlış anladığınız düzenlemeler üzerinden birbirimizi suçlamak ya da hedef göstermek yerine; gelin hep birlikte sesimizi yükseltelim ve tüm kamu çalışanlarını kapsayan, adil bir maaş reformunun hayata geçirilmesi için ortak bir mücadele verelim.
Mehmet Alper ÖĞRETİCİ
BASK Ve AES Genel Başkanı
KAMUDA MAAŞ REFORMU ŞARTTIR!
Geçtiğimiz gün Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, ne yazık ki kamuoyunda yine yanlış bir algıya yol açtı. Herkes sanki tüm öğretmenlere büyük bir zam yapılmış gibi bir hava yaratıyor ve "Neden hep öğretmenlere veriliyor, bize neden yok?" türünden paylaşımlar yapıyor.
Hatta iş o kadar trajikomik bir boyuta ulaştı ki, bazıları detaydan habersiz bir şekilde öğretmenlerin sendikalı olduğu için bu hakları aldığını, kendilerinin ise sendikasız olduğu için mahrum kaldığını iddia ediyor.
Bir kere kamunun en kalabalık grubu olan öğretmenler sendikal gücünü gerçekten etkili bir şekilde kullanabilseydi, bugün yoksulluk sınırının yarısı kadar bir maaşla göreve başlamazlardı.
İşin aslı şu ki; eğitim camiasının dışından bakan ve düzenlemedeki "ek ders" ifadesini gören herkes, bunu öğretmenlere yapılan doğrudan bir zam zannediyor. Oysa bu düzenlemenin ne öncesinde ne de sonrasında öğretmenlerin genelini etkileyen hiçbir şey yok.
Düzenleme, sadece eğitim yöneticileri, müfettişler ve müfettiş yardımcıları gibi çok kısıtlı bir kesimi ilgilendiren, mali açıdan da son derece yetersiz ve dar kapsamlı bir adımdan ibaret. Hatta bu dar kapsam içinde bile aynı işi yapan, aynı sorumluluğu taşıyan ama farklı hizmet sınıflarında olan personeller arasında yeni bir adaletsizlik ve ayrımcılık yaratılmış durumda.
Gelinen noktada artık kantarın topuzu iyice kaçmıştır. Belirli küçük gruplara yönelik yapılan bu tarz parçalı düzenlemeler, adaleti sağlamak bir yana sistemi daha da bozuyor ve çalışma barışını zedeliyor.
Kamuda yamalı bohçaya dönen maaş sistemini düzeltmenin yolu bu değildir. Artık köklü bir "kamu maaş reformu"nun masaya yatırılması şarttır.
Ücretler; eğitim düzeyi, üstlenilen sorumluluk ve yapılan işin niteliğiyle doğru orantılı olacak şekilde, adil bir sistemle sil baştan düzenlenmelidir.
Bu yüzden, içeriğini tam olarak bilmediğiniz veya yanlış anladığınız düzenlemeler üzerinden birbirimizi suçlamak ya da hedef göstermek yerine; gelin hep birlikte sesimizi yükseltelim ve tüm kamu çalışanlarını kapsayan, adil bir maaş reformunun hayata geçirilmesi için ortak bir mücadele verelim.