Çanta ayakkabı Paris'den değil, Beykoz Deri Kundura Fabrikasından.
Elbise kumaşı New York'dan değil, Nazilli Mensucat Fabrikasından.
Yaka gülü gözlük eldiven Londra'dan değil, Sümerbank Mağazasından.
Saçları Ayvalık sabunuyla yıkanmış yerli Milli Özgür mutlu kadınlarımız...
1936 Ankara
İngilizler İstanbul'u neden terk etti?
Murat Bardakçı;
Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor.
İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor.
Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor.
Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür.
Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avane ulema uyduruyor da uyduruyor!
Trabzon Uzun Sokakta 24 Şubat Kitabevi.
Sahipleri Orhan ve Turhan Karaali kardeşler,kitap satmanın ötesinde başka bir şey yaparlardı.
Sokağın akışına küçük ama derin bir iz bırakırlardı.Belki de dünyada pek rastlanmayacak bir fikirle,içeriden vitrin camına bir romanı yaslarlar,her gün sadece bir sayfasını çevirirlerdi.
O camın önünden geçen biri,farkında olmadan bir hikayenin içine çekilirdi.Ertesi gün aynı yerden geçenler,bir önceki sayfayı hatırlamaya çalışır,kaldığı yerden okumaya devam ederdi.Kimisi aceleyle geçerken bir cümle yakalardı,kimisi durup birkaç dakika ayırırdı.Ama herkes,o vitrine bırakılan hikayeden bir parça alırdı kendine.
Bu,aslında sessiz bir davetti.“Dur biraz” der gibi… “Koşturmanın arasında bir cümleye tutun.” Kitapçıdan içeri girip kitabı sormayanlar bile,o vitrinin önünde kısa bir yolculuk yapardı.Günler ilerledikçe roman da sokakla birlikte akardı.
Sayfalar çevrildikçe zaman da değişirdi.
Belki bugün o vitrin yok,o sayfalar artık çevrilmiyor.Ama o küçük fikir,bir sokağın hafızasına kazındı.Çünkü bazen bir şehir,en çok böyle küçük ve samimi ayrıntılarla hatırlanır.Bir vitrin camına yaslanmış kitapla,yoldan geçen insanların hayatına sessizce karışan bir hikayeyle.
2018 yılının ikinci haftasında Trabzonda meydana gelen uçak kazasında,uçak pist dışına savrularak eğimli arazide denize 25 metre kala durabilmişti.
Konumuz bu değil..
İlginç olan,
Trabzon Havalimanında kaza-kırım geçiren yolcu uçağı bir operasyonla orada uygun bir yere çekilir.Bagajdaki bavulları,kabin içindeki baş üstü dolaplarındaki çantaları ve diğer eşyaları noter, polis ve sigortacı olarak kendilerinin gözetiminde sahiplerine teslim edilme işlemlerine başlarlar.
Uçakta,mürettebatın dışında 162 yolcu olduğu ve bu yolcuların 120 sinin el bagajlarında veya çantalarında kitap bulunmaktaydı.
Ve bu kitaplardan 16’sı, Prag doğumlu ünlü romancı Franz Kafka’ya aitti. Görevliler,1883’te dünyaya gelen bu romancının Trabzona giden bir uçaktaki yolcular tarafından okunmasına da yine aynı uçakta 120 yolcunun yanında kitap bulunmasına da çok şaşırdıklarını söylerler.
Belki de Uzun Sokakta bir vitrinin önünde başlayan o sessiz okuma alışkanlığı,yıllar sonra bir uçağın içinde insanların çantalarında taşınan kitaplara dönüşmüş haliydi bu.
Alıntı
Orhan ve Turhan Karaali Kardeşler 24 Şubat Kitabevi Önünde.
Fotoğraf Kaynak : Neva Karaali
Selâm olsun güzel yurdumun güzel insanlarına selâm olsun gidenlere....Bin Selam...💙🙏🙏
New York semalarında yeni bir dönem başlıyor.
Elektrikli hava taksileri (eVTOL) artık hayal değil; sessiz, hızlı ve çevreci bir ulaşım modeli gerçek oluyor. JFK’ten Manhattan’a dakikalar içinde ulaşmak… Trafiği gökyüzünden aşmak…
Bu sadece bir şehir projesi değil, geleceğin ulaşım standardı.
İstanbul gibi mega bir şehir için ise tam anlamıyla oyun değiştirici olurdu.
Umarım çok beklemeyiz…
Boğaz’ın üstünde süzülen hava taksilerini görmek için sabırsızlanıyoruz. 🚁⚡
@jobyaviation 👏