Şarkıların ruhtan gelen bir tarafı vardır.
Melodilerin; kalbin acılarını yatıştıran,
frekansların; kıyıda köşede kalmış yerlere erişimi, şarkı söylemenin; seni sana yakınlaştıran, dans etmenin; seni öz’gürleştiren bir tarafı vardır..
.. https://t.co/7L64akeKBU
Banu Avar:
“Gerçek bir muhalefet yerine üretilmiş ve kontrollü bir muhalefet izliyoruz.
Gerçek muhalefetin ortaya çıkmasını engelliyorlar. Sahte muhalefetler, halkın öfkesini emmek için emniyet subabı olarak kullanılıyor. Böylece sistem devam ediyor… Ama olan her zaman milletimize oluyor.
Bu kontrollü muhalefet sayesinde halka demokrasi varmış gibi bir illüzyon yaratılıyor. Hem iktidar hem muhalefet aynı sistemin iki farklı yüzü gibi çalışıyor.
Emperyalizm ise bu sistem sayesinde çok rahat ediyor.”
Amin Maalouf Ortadoğu insanını şöyle tanımlar:
“Her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar. Bir dinleri olduğu için ahlâka ihtiyaçları kalmamış gibi davranırlar. Devamlı söylenirler ama çözüm bulmazlar, sadece şikayet etmek için yıllarca söylenirler.”
Ankara’ya sahip çıkmak için hep birlikte mücadeleye:
Şeker Fabrikası kalacak, NATO’cular gidecek!
AKP iktidarı, 2026’nın Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi için kolları sıvadı.
Dünyanın en büyük terör örgütünün Başkent Ankara’da yapacağı toplantı öncesi kente yönelik saldırı şimdiden hız kazanmış durumda.
Esenboğa Havalimanı’nda NATO liderlerini karşılamak üzere yeni inşaat faaliyetlerine başlandığı çoktan duyurulmuştu.
Ancak karşılama hazırlıkları Esenboğa ile sınırlı kalmayacak. Bu kapsamda Etimesgut’taki askeri havalimanı için hızlıca iki ayrı ihaleye çıkıldı. Söz konusu havalimanına yeni pistler eklenecek, VIP karşılama salonları hazırlanacak ve yeni yollar yapılacak.
Başta Trump olmak üzere NATO üyesi ülkelerin liderleri “daha iyi karşılansın” diye yalnızca Etimesgut’a harcanacak miktar şimdiden 6 milyar lirayı buldu.
Öyle ya, NATO liderleri en iyi şekilde karşılanmalı; itibardan tasarruf edilmemeli!
Son olarak önceki gün öğrendik ki, NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında Ankara Şeker Fabrikası yok edilmek isteniyor.
İlk adım olarak fabrika lojmanında kalan emekçilerin kapı dışarı edilmesi için çoktan harekete geçilmiş bile.
NATO üyesi ülkelerin liderleri Ankara’da “havalı” şekilde karşılanacak diye, aynı zamanda tescilli bir yapı olan Şeker Fabrikası’na göz dikenleri, lojmanı yıkarak pisti genişletmek isteyenleri uyarıyoruz.
Bu ülkenin tüm değerlerini ve fabrikalarını yıllardır peşkeş çektiğiniz NATO liderleri için Şeker Fabrikası’nı yok etmenize de lojmanda kalan yurttaşlarımızı kapı dışarı etmenize de izin vermeyeceğiz!
Bunun için ne yapılması gerektiği de, hepimize, tüm Ankaralılara düşen görev de son derece açık.
Öncelikle üzerimizdeki ölü toprağını atacağız; kente yönelik, cumhuriyet değerlerine yönelik, Şeker Fabrikası’na yönelik saldırıya karşı bir araya geleceğiz, hep birlikte mücadele edeceğiz.
Bu saldırıyı birlikte durduracağız.
NATO liderleri için cumhuriyetin mirasını, kentimizi ve kaynaklarımızı yağmaya açmak isteyenlere izin vermeyeceğiz. Ülkemizin egemenliğini ve halkın güvenliğini tehdit edenler karşısında bizleri, Ankaralı yurtseverleri, komünistleri bulacak. Memleketin gerçek sahiplerinin kim olduğunu hep birlikte göstereceğiz. Fabrika ve lojmandaki emekçiler kalacak; sizler, o çok sevdiğiniz NATO’yla birlikte, tüm yabancı üsler ve askerlerle birlikte bu ülkeden defolup gideceksiniz!
@Yaseminkoca83 Spreylemeler daha da arttı... fiziksel rahatsızlıklar ayyuka çıktı, nasıl kayıtsız kalınıyor anlamak mümkün değil. Don Kişot gibi, uçaklara savaş açıyorum kendimce. Farkında olan pek az insan var maalesef...
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Engin Geçtan’ın dediği gibi, “insanın en büyük yanılgısı, ertelediklerini bir gün mutlaka yapacağına inanmasıdır.” Oysa hayat, belki de bu yanıltıcı döngüyü kırma arayışından ibarettir.
@kisaca_drsu Birlik bilincinde uyuyanlar ve uyumayanlar ayrımı yok. Her ikisi de var, siz kendinizi ister sırlayın, ister sırlamayın. Çalar saat vazifeniz varsa, o saat vakti gelince çalar.
CHP Milletvekili Atilla Kart, mühürsüz oylarla rejimin değiştirilmesinin engellenmesi için uluslararası mahkemelere itiraz etmek amacıyla harika bir dosya hazırlamıştı. Bizi bugünkü çok sakat durumumuza getirecek olan bu oy sahtekarlığına ben de çok fena kafayı taktığım için Atilla Beyle defalarca konuşmuş, yazışmıştık ne yapabiliriz diye ama Kemal Kılıçdaroğlu bu itirazın yapılmasına izin vermedi.
O gün doğru düzgün hiçbir CHP'li MYK Üyesi, Parti Meclisi Üyesi, Milletvekili, Belediye Başkanı, Belediye Meclisi Üyesi Genel Başkan, parti içinde bu süper tehlikeli ve Cumhuriyeti yıkacak olan yasadışı duruma itiraz edilmesini engellerken ona karşı gelemediği, hayır diyemediği için bugün bu haldeyiz.
CHP'nin bütün üst yönetimi kendisine sorsun lütfen, biz o gün neden Genel Başkan'ın bu külliyen yanlış ve Parlamenter Demokrasiyi yok edecek olan kişisel kararının karşısında hep birlikte durmadık, duramadık diye.
Bugün o yüzden bu haldeyiz. Ana muhalefet itiraz etmezse kimsenin itirazı bir anlam ifade etmez.
Filmin sonunu değiştirecek olan üzerine senaryo yazılanlardan başkası değil. Anadolu’nun sokaklarında, İstanbul’un varoşlarında, okulda ya da işyerinde kuşatma altında, 1919 ruhunu göğsünde bir bayrak gibi taşıyanları kastediyorum. Onlar CHP deyince “kariyer siyaseti”ni anlamıyor, belediye ihalesi düşünmüyor, inşaat ruhsatının ya da iştirak şirket kadrosunun aracısı saymıyor. Altı oka baktığında kurtuluşun ve kuruluşun iradesini görüyor.
https://t.co/qEupv9wqpj
Her biriniz birer su damlasısınız.
Gerçek yaşamı köklerinizde(n) bulacaksınız..
..kökler daima arş’a uzanır. Esas gök; yerin altında, bilincinizin derinliklerindedir. Kendine yönelmekten imtina eden, sorumluluklarından ve şifadan kaçınanlar, hakikati yukarıda bir yerlerde -başka boyutlarda arayanlara: “her şey buradadır, ayaklarınızın altındadır. Tersten bakın; düz ve basit düşünün. Bir su damlasını izleyin, bir karıncayı takip edin.”
İktidarın seçme ve seçilme hakkına karşı saldırıları güncel politik hedeflerin ve toplumsal tepkileri bastırma arayışının yanı sıra, ekonomik, siyasi, kültürel olarak her şey olma ve her şeye sahip olma arzusunun da ürünü.
NATO toplantılarından çıkıp cafcaflı anti-emperyalist nutuklar atabilen, Avrupa Birlikçilik ile Avrasyacılığı kimseye bırakmayan, kendi içindeki krizleri bir kenara bırakıp CHP’yi ve başka partileri de yönetmeye çalışan, genetik ve şaşmaz antikomünistliklerine bakmayıp zaman zaman komünistlere bile “öyle olmaz” diye akıl öğretmeye kalkan bu siyaset anlayışı sanılanın tersine “piyasa ekonomisi” ile son derece uyumlu. Sermayenin toplumsal hayatta istilacı bir tür olduğunu biliyoruz. Bu örnekte de böyle: Her şey olmak ve her şeye sahip olmak!