NATO Zirvesi, Türkiye’de 24 yıl önce başlayan normalleşme ve demokratikleşme sürecinin yansımalarının da görüldüğü bir zirve oldu aynı zamanda.
Bu ülkede 22 yıl önce düzenlenen NATO Zirvesine ülkenin seçilmiş Başbakanının eşiyle beraber katılmasına izin verilmemişti..
Çünkü dönemin Cumhurbaşkanı öyle uygun görmüştü. Çünkü Başbakanın eşi başörtülüydü!! Ne büyük kusur!! Emine Erdoğan, Dolmabahçe’deki yemeğe Ahmet Necdet Sezer tarafından davet edilmedi!
Yani koca ülke kendi isteğiyle dünyaya “Benim milletim bu adama ülkeyi yönetme yetkisi verdi ama bunun bir önemi yok. Onu ciddiye almayın” diyordu. Hem de Cumhurbaşkanı düzeyinde bunu yapıyordu!
Peki Erdoğan nasıl bir yol izledi?
O da Topkapı Sarayı'nda liderlere özel bir yemek verdi ve onları Emine Erdoğan ile birlikte karşıladı..
Sezer o yemeğe katılmadı! Sezer’in çok öykündüğü Batılılar başörtülü bir lider eşine takılmıyordu ama Türkiye’nin Cumhurbaşkanı için bu büyük bir sorundu!
İnanması zor ama 22 yıl önce devletin dışarı verdiği görüntü buydu! Çift başlı, aralarında uzlaşmaz çelişkiler olan, millet iradenin hiçe sayıldığı bir ülke. Böyle bir devleti kim ciddiye alır?
Şimdi soru şu… 2004’teki Türkiye mi? 2026’daki Türkiye mi? Hangisi daha derli toplu, daha demokratik, daha devlet gibi devlet? Ve dünya genelindeki imajımız o zaman mı daha iyiydi, şimdi mi?
KADİM BİLGİ,
İbni Sinanın böbrek taşını ağrısız bir şekilde vücuttan atılması için reçete ettiği Kara Çalı Pulu
Kara çalı pulu,böbrek taşı oluşumunu önlemeye yardımcı olmasının yanı sıra vücuttaki ödemin atılmasını destekler bağışıklık sistemini güçlendirici etkisiyle bilinir.
#bist100
Hesaplarıma göre bist için düşüşün son bulacağı gün bu gün.
Bu günden sonra yine yön yukarı.
Fakat öyle bir yerdeyiz ki neredeyse uçurumun kenarı ve oranın altı risk alınmayacak kadar korkutucu.
Hani şu aşağıdaki iki çizgi var ya, (13938/14116 aralığı) işte oranın altında ne olur ne olmaz diyerek temkinli olur ve acaba analizim yanılmış olabilir mi diye düşünürüm.
Kur’an, zor günlerden geçen insana sadece “sabret” demez; aynı zamanda yaşama, düşünme ve yöneliş biçimi önerir. Bu öneriler birkaç temel başlıkta toplanabilir:
1. Sabır ve Sebat:
Kur’an’a göre sabır, pasif bekleyiş değil; doğru bildiği yolda sebat etmektir.
“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 2:153)
Buradaki sabır, acıya teslim olmak değil, acının içinde dağılmamaktır.
2. Her Zorluğun Bir Açılımı Olduğunu Bilmek:
Kur’an, sıkıntının sonsuz olmadığını hatırlatır:
“Muhakkak ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah 94:5-6)
Dikkat edilirse “zorluktan sonra” değil, “zorlukla beraber” denir. Yani çıkış kapısı çoğu zaman imtihanın içinde gizlidir.
3. Ümitsizliğe Düşmemek:
Kur’an’ın en güçlü uyarılarından biri ye’se (umutsuzluğa) karşıdır:
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer 39:53)
Tasavvuf ehli bunu şöyle yorumlar: Umutsuzluk, geleceği kendine ait görmekten doğar; tevekkül ise geleceği Allah’a bırakmaktır.
4. Dua ve İçe Dönüş:
Sıkıntı anlarında insanın kalbi daha sahici konuşur.
“Bana dua edin, size cevap vereyim.” (Mü’min 40:60)
Kur’an’da peygamberlerin dualarının çoğu zor zamanlarda yapılmıştır: Hz. Yunus balığın karnında, Hz. Eyyûb hastalıkta, Hz. Yakub ayrılıkta…
5. Tevekkül:
İnsan elinden geleni yapar, sonucu ise Allah’a bırakır.
“Kim Allah’a tevekkül ederse O ona yeter.” (Talâk 65:3)
Tevekkül çalışmayı bırakmak değil, sonucu sahiplenmeyi bırakmaktır.
6. Sıkıntının Anlamını Aramak:
Kur’an, musibetleri sadece ceza olarak görmez; bazen uyandırıcı, arındırıcı ve olgunlaştırıcı olarak değerlendirir:
“Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır.” (Bakara 2:216)
İnsan yaşarken sebebini anlayamadığı olayların hikmetini bazen yıllar sonra fark eder.
7. Zikri ve Kalbi Canlı Tutmak:
Kur’an, kalbin huzurunu dış şartlarda değil, ilahî hatırlayışta bulur:
“Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d 13:28)
Mutmain olmak, problemler bitince huzurlu olmak değil; problemler sürerken de merkezini kaybetmemektir.
~Tasavvuf büyüklerinin dilinde Kur’an’ın zor günlerdeki özeti şudur:
“Sanki her şey sana bağlıymış gibi gayret et; sanki hiçbir şey sana bağlı değilmiş gibi tevekkül et.”
Bu yüzden Kur’an’ın zor günlerdeki çağrısı üç kelimede toplanabilir:
Sabır, tevekkül ve ümit.
Çünkü Kur’an’a göre karanlık gecenin varlığı, sabahın geleceğinin inkârı değil; habercisidir.
LGS’de kimsenin konuşmadığı veya fark etmediği bir gerçek var.
Çocuklar bir yıl boyunca MEB’in yayımladığı örnek sorularla hazırlanıyor.
Öğretmenler derslerini buna göre anlatıyor.
Yayınevleri denemelerini buna göre hazırlıyor.
Kurslar programlarını buna göre yapıyor.
MEB’in denemeleri çözülüyor.
Milyonlarca öğrencinin hazırlık süreci aynı referans üzerinden ilerliyor.
Sonra sınav geliyor.
Ve binlerce öğrencinin ağzından aynı cümle çıkıyor:
“Bu sorular örnek sorulara ve MEB denemelerine benzemiyordu.”
Peki neden?
Çünkü örnek soruları hazırlayan ekip başka.
Sınav sorularını hazırlayan ekip başka.
Öğrenciye yıl boyunca yön veren ekip başka.
Öğrenciyi sınav günü değerlendiren ekip başka.
Sorun sınavın zor olması değil.
Sorun, öğrencinin bir yıl boyunca hazırlandığı anlayış ile sınavda karşılaştığı anlayışın aynı olmaması.
Bir tarafta rehber var.
Diğer tarafta sınav var.
Ama ikisi her zaman aynı dili konuşmuyor.
Aradaki farkın bedelini ise 13-14 yaşındaki çocuklar ödüyor.
Eğer örnek sorular gerçekten rehber olacaksa, o rehberi hazırlayan ekip ile sınavı hazırlayan ekip arasında tam bir uyum olmak zorundadır.
Aksi halde her yıl sınavdan sonra aynı tartışmayı yaşamaya devam ederiz. #LGS2026
🔴 Erhan Afyoncu:
Türkiye’de 8 yıllık eğitim yeter.
Zorla okula giden çocuğun kendisine faydası olmadığı gibi, okumak isteyen çocukların da huzurunu bozuyor.
“Susan kurtuldu” İmam Gazâlî’nin “Dil Belası” kitabını dinlemek isteyenler için flood olarak paylaşacağım. Bu seri, konuşmanın marifet, susmanın zayıflık sanıldığı bir çağda dilini terbiye etmek isteyenler için.
1. Bölüm.
Dün gece gelen bilançolarda özet sıralamam:
KARSN > ARDYZ > ORGE > BIMAS > AHGAZ > TCKRC > ATATP > EGPRO > LIDFA > GOKNR > ARASE > KUTPO > BAKAB > HRKET > ENDAE > NATEN > SKTAS
İlk grup: KARSN, ARDYZ, ORGE, BIMAS, AHGAZ, TCKRC, ATATP
Bu 7 şirket bilanço tarafında daha net ayrıştı.
Ciro, karlılık, faaliyet performansı, marj yapısı ve operasyonel görünüm açısından listenin güçlü tarafı burada.
1) KARSN: Listenin en dikkat çekeni bence KARSN.
Net kar 65 milyon₺ görünüyor diye zayıf sanan yanılır. Hasılat 4,78 milyar₺, brüt kar 1,39 milyar₺, esas faaliyet karı 612 milyon₺, vergi öncesi kar 391 milyon₺. Net karı aşağı çeken ana kalem ertelenmiş vergi gideri. Operasyonel dönüş açısından listenin en güçlü bilançosu.
2) ARDYZ: Çok güçlü gelenlerden. Net kar tarafında 321,9 milyon₺ seviyesi ve yıllık bazdaki ciddi artış dikkat çekiyor. Yazılım şirketlerinde önemli olan sadece büyümek değil, büyümeyi kara taşıyabilmektir. ARDYZ bu çeyrekte bunu göstermiş durumda. Konsolidasyon etkisi ayrıca not edilir ama ana tablo güçlü.
3) ORGE: Net, temiz ve kaliteli bilanço açıkladı. Hasılat 1,25 milyar₺, brüt kar 887 milyon₺, esas faaliyet karı 841 milyon₺, net dönem karı 269 milyon₺. Brüt marj güçlü, faaliyet karlılığı korunmuş. Burada sadece net kar değil, karın operasyonel kalitesi de iyi.
4) BIMAS: Mutlak kar büyüklüğü olarak listenin devi. 6,46 milyar₺ net kar, yıllık bazda %83 net kar artışı ve %10 hasılat artışı var. Sürpriz etkisi bazı şirketler kadar yüksek olmayabilir ama büyük şirketlerde önemli olan istikrar, ölçek ve operasyon gücüdür. BIMAS yine güçlü tarafta.
5) AHGAZ: Rakamsal olarak güçlü gelenlerden. Hasılat 20,19 milyar₺, brüt kar 6,47 milyar₺ seviyesinde. Net dönem karı tarafı da güçlü. Doğal gaz tarafında mevsimsellik ve regülasyon etkisi var ama bu çeyrek genel tablo güçlü. İlk grupta olmayı hak ediyor.
6) TCKRC: İyi gelen ve gelmeye devam eden bilançolardan biri. Ciro büyümesi, brüt kar ve esas faaliyet tarafı destekleyici. İlk bakışta çok bağıran bir bilanço gibi durmayabilir ama faaliyet tarafında güçlü okunabilecek başlıklar var. Bu yüzden benim için elenecek değil, üst grupta takip edilecek hisselerden biri.
7) ATATP: Kaliteli iş modeli ve yüksek marj potansiyeliyle öne çıkıyor. Yazılım tarafı, ölçeklenebilir yapı ve karlılık potansiyeli nedeniyle bu dönem güçlü grupta yer alıyor. Büyümesi devam ediyor ve potansiyelin rakamlara daha net nasıl yansıyacağını izlemek lazım.
İkinci grup: EGPRO, LIDFA, GOKNR, ARASE, KUTPO, BAKAB, HRKET, ENDAE, NATEN, SKTAS
Bu şirketlerde potansiyel var; ancak bu çeyrek rakamları ilk grup kadar net ve güçlü ayrışmadı. Ama kesinlikle kenara atılmamalı.
EGPRO kötü bilanço açıklamadı. Hasılat ve faaliyet tarafı izlenebilir seviyede. Ancak marj ve net kar kalitesinde daha güçlü sinyal görmek isterim. Potansiyel var ama bu çeyrek üst gruba çıkacak kadar ayrışmadı.
LIDFA tarafında kar var. Ancak finansal şirket olduğu için sanayi şirketi gibi okunmaz. Burada aktif kalitesi, fonlama maliyeti, karşılık yapısı ve sürdürülebilir karlılık önemli. Şimdilik izleme tarafında kalır.
GOKNR’de operasyon tamamen bozulmuş değil ama net kar tarafındaki geri çekilme dikkat çekiyor. Bunun çeyreksel etki olduğunu düşünüyorum. Şirket potansiyel taşıyor. İçecek firması beğeniyorum ve yaz geliyor. 2. ve 3. çeyrekler çok daha güçlü gelecektir. Ucuz
ARASE tarafında potansiyel var. Ancak regüle enerji işi olduğu için net kar tek başına yeterli gösterge değil. Nakit akışı, yatırım harcamaları ve dönemsel etkiler birlikte okunmalı. Radardan çıkmaz ama ilk grupta da değil. Ucuz
KUTPO orta karar bilanço açıkladı. Ne zayıf ne çok güçlü. Faaliyet tarafı izlenebilir ama heyecanlandıran net bir kırılım henüz yok. Önümüzdeki çeyrekte satış, marj ve net kar tarafında daha belirgin toparlanma görmek gerekir. Ucuz
BAKAB güzel bilanço. Eğer işler açılacaksa sanayi ve üretim tarafında bu iş ambalajla başlar ki haliyle emareleri görünüyor. Faaliyet kalitesi tarafında daha net toparlanma görmek isterim. Potansiyel var ama bu çeyrek bilanço üst gruba yazılacak kadar güçlü değil.
HRKET proje bazlı iş modeli nedeniyle tek çeyrekle çok sert hüküm verilecek bir şirket değil. Toparlanma mevcut. İşler açılmaya başlamış. Potansiyel devam ediyor ama bu çeyrek rakamlar net ayrışma yaratmadı. Yeni işler, marj yapısı ve nakit akışı önümüzdeki dönem daha belirleyici olur.
ENDAE potansiyel var ve şimdilik izleme tarafında. Güçlü sinyal için faaliyet karlılığı tarafında daha net toparlanma görmek lazım. Potansiyel olabilir ama bu çeyrek bilanço bunu net şekilde ön plana çıkarmadı. İlerisi için toparlanma bariz.
NATEN’de potansiyel tamamen yok denemez ama rakamlar henüz ikna edici tarafta değil. Faaliyet kalitesi, finansman etkisi ve sürdürülebilir kar tarafında daha güçlü veri görmek gerekir. ESEN ve MAGEN ile benzer bilançolar geldi. İzlemek gerek takas ağırlıklı oluşum daha önemli burada
SKTAS'ı tamamen yok saymak doğru olmaz ama bu çeyrek güçlü bilanço tarafında henüz değil ama toparlanma başlamış. Faaliyet karı, marjlar ve borçluluk tarafında daha net iyileşme görmek gerekir. Enterasan alt kırılımlar var
Özetle;
ilk 7 şirket bu dönemin güçlü tarafı.
Diğerlerinde potansiyel var ama rakamlara tam yansımış değil. Bu yüzden radardan çıkarmadan önümüzdeki çeyrek bilançoları izlemeye devam edeceğim.
Bilanço okumak net kara bakmak değildir.
Asıl mesele karın nereden geldiğini, ne kadar sürdürülebilir olduğunu ve şirketin potansiyelinin rakamlara ne ölçüde yansıdığını görebilmektir.