Bunu ilk defa duymuş gibi kızan kürtler var. Arkadaşlar perihan ve arkadaşları tüm kürtleri lgbti bireyler için kurban eder bunu alenen yıllardır söylüyorlar ve bedel ödetiyorlar.
Kürt Sanatını Hedef Alan Hegemonya ve Sömürü Sistemi
Kürt sanatçılarının eserlerine ve emeğine yönelik gasp, sömürü ve korsanlaştırma; yalnızca değerli sanatçımız Mem Ararat’ın yaşadığı münferit bir olaydan ibaret değildir. Aksine bu durum, yıllardır Kürt müziği ve sanat üretimi üzerinde kurulan sistematik bir sömürü düzeninin parçasıdır. Bu sömürü düzeni sadece ticari bir nitelik taşımamakta; aynı zamanda Kürt sanatı ve siyaseti üzerinde hegemonya kuran ideolojik bir yapının parçası olarak işlev görmektedir.
Türkiye ve Kürdistan’da Kom Müzik, Avrupa’da ise Mîr Müzik adı altında faaliyet yürüten yapılar; sanatçıların eserlerini ve tüm telif haklarını ellerinden alarak birçok müzisyeni mağdur etmiştir. Ben de farklı bir boyutta olsa dahi bu mağduriyeti bizzat deneyimlemek zorunda kalan sanatçılardan biriyim.
Geçmişte Mîr ve Kom ile bağlantılı çevreler, çeşitli etkinliklerde satmak üzere benden belirli miktarlarda CD talep etti ve ben de kendilerine bu ürünleri sağladım. Ancak sattıkları bu CD’lerin ödemelerini şahsıma yapmayarak emeğimi gasp ettiler. Bu konuyu, PKK’nın etki alanında sanatçı olarak aktif olan çok sayıda isimle görüşmüş olmama rağmen maalesef hiçbir çözüm üretilmedi. Bu sorumsuz yaklaşımın bir sonucu olarak müziğimi bir daha asla bu yapılara teslim etmedim.
Uğradığım haksızlığı ve bu konudaki temel şikayetimi, özellikle SES Plak özelinde de kısaca dile getirmek istiyorum:
1990’lı yıllarda, Etem Güner ve Hasan Güner’e ait bir şirket olan SES Plak ile imzaladığım anlaşma, toplamda beş albümü kapsıyordu. Bu anlaşma; karşılıklı imzalanmış, usulüne uygun, şahitli ve tasdikli bir sözleşmeye dayanmaktaydı. Ancak üzerinde mutabık kalınan ödemeler belirlenen süre zarfında yapılmadığı ve bu ödemelerin tarafıma ulaşmayacağı kesinleştiği için, avukatım aracılığıyla sözleşmeyi hukuki olarak feshettim ve eserlerime ait tüm dağıtım haklarını geri aldım.
Buna rağmen söz konusu beş albüm; SES Medya, SES Müzik ve SES Plak gibi çeşitli yeni isimler altında, bugüne dek yasa dışı bir biçimde dolaşımda tutulmaya devam etmiştir. Bilinmesini isterim ki; bugün piyasada gördüğünüz ve üzerinde SES logosu bulunan eserlerimin pek çoğu iznim olmaksızın dağıtılmaktadır; bu hırsızlık ve korsanlık düzeni hâlâ sürmektedir. Aydın Plak ve Koçer Plak (Müzik) gibi albümlerimden bir veya ikisini yasa dışı yollarla kopyalayıp dağıtan diğer şirketlerin adını ise şimdilik sadece zikrederek geçiyorum.
Bu sorun yalnızca birkaç sanatçıyı etkilemekle kalmayıp, tüm Kürt sanat ve kültür camiasını yakından ilgilendirmektedir. Bizler sesimizi yükseltmediğimiz müddetçe bu sömürü düzeni varlığını sürdürmeye devam edecektir.
Bu nedenle; tüm Kürt sanatçılarına, müzisyenlerine ve bestecilerine sesleniyor; onları maruz kaldıkları haksızlıkları dile getirmeye ve yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyorum. Sessizlik, yalnızca bu adaletsiz düzeni ayakta tutmaya ve kalıcı kılmaya hizmet eder.
Şayet bu konuda hukuki destek sunmaya istekli avukatlar veya hukuk profesyonelleri olursa, sanatçıların güçlerini birleştirerek ortak bir hukuk mücadelesi yürütmelerini tüm kalbimle desteklediğimi özellikle vurgulamak isterim. Kürt sanatının, dilinin, kültürünün ve kültürel üretiminin korunması hepimizin ortak ve tarihsel sorumluluğudur.
42 yıldır Kürt sanatçıları bastırmaya, terörize etmeye ve silmeye çalışıyorlar.
Bu sistemi ortadan kaldırmalıyız.
Değerli Mem Ararat’a yapılan bu haksızlığı bir kez daha şiddetle kınıyorum.
Kürt müzisyenlerine sesleniyoruz, çağrımız açıktır:
DEM Parti'nin ve KCK kurumlarının düzenlediği hiçbir konsere çıkmayın. Hiçbir etkinliğine adım atmayın. Toplu boykot, artık bir tercih değil zorunluluktur.
Nedenleri sıralıyorum:
1 ) KCK ve DEM Parti'nin kurumları olan MKM ve Sanatça Organizasyon silahlı güce dayanarak Kürt müzisyenlerin yüzde 90'ını kara listeye almış durumda. DEM Parti belediyelerinde ve dahi tüm Kürt illerinde Kürtçe müzik konser vermelerini yasaklıyor, kendi halkıyla buluşmalarını engelliyorlar uzun yıllardır. Albüm çıkaran Kürt müzisyenler kendilerini gösterecek sahne bulamıyor, yıldızları sönüyor, bir daha albüm çıkaramıyorlar. Yüzlerce meşhur Kürt sanatçının sesi soluğu yok olup gitti. Bundan daha büyük bir trajedi olamaz. Müzisyen yoldaşlarınızın Kürtçe şarkılarını söylemelerini yasaklayan, onların sesini sonsuza dek yok eden zalim parti ve örgütün konserlerine katılmaya vicdanınız el vermemelidir.
2 ) KOM Müzik, KCK ve DEM Parti'nin ortak şirketidir. Yüzlerce Kürt sanatçının tüm telif haklarına, bütün müzik gelirine silahlı güce dayanarak imza komplosuyla el koydu. Bu haklar çalınmıştır. İade edilmek zorundadır. KOM Müzik'in yönetiminde önce Erdal Şimşek vardı, Milletvekili adayı olunca yönetime kendi eşini koydu, çünkü Kürt sanatçıların milyonlarca dolarlık müzik haklarını her ay ceplerine indiriyorlar. Bu zulüm nedeniyle eser sahibi Kürt müzisyenler evlerine ekmek götüremiyorlar, çocukları, aileleri aç ve açıkta yaşıyor. Bazıları da ağır inşaat işleri yapmak zorunda kalıyor. Haberiniz yoktur belki ama bu nedenle canına kıyanlar da oldu.
3 ) Dünyanın hangi halkına bakarsan bak, müzisyenin bağımsız derneği vardır. Yalnız Kuzey'deki Kürt sanatçısının yoktur. Çünkü kurdurmuyorlar. KCK ve DEM Parti üst düzey yöneticileri silahlı güce dayanarak açıkça tehdit ediyor: "Kürtçe müzik, sanat üreteceksen bağımsız-ortak dernek kuramazsınız, hakkınızı arayamazsın, bütün emeklerinizi teliflerinizi ve gelirlerinizi bize teslim etmek zorundasınız."
4 ) Kürt müzisyenlerine uygulanan şiddet ve tehdit, münferit değildir. Sistematiktir, planlıdır, KCK ve DEM Parti merkezlidir.
Bu dört maddenin biri tek başına boykotu zorunlu kılar. Dördü birden varken susmak, suça ortak olmaktır.
Bütün Kürt müzisyenlerine ricamız: KCK kurumlarının ve DEM Parti belediyelerinin konserlerini, etkinliklerini topluca boykot edin. Susmayın. Sahnenize, sesinize, telifinize sahip çıkın.
Kürt müzisyen arkadaşlarınızın yüzde 90'ına bu zulüm ediyorlarken zalimlerin etkinlik ve konserlerine katılmaya vicdanınız izin vermemelidir.
🔴DEM Parti, LGBT'yi desteklemeyen Kürt sanatçılarını hedef tahtasına koymaya devam ediyor.
DEM Parti'li Ceylanpınar Belediyesi, Kürt sanatçı Xecê'nin konserini sanatçıya haber vermeden iptal etti.
📢DEM'in hangi milletvekili böyle Kürtçe konuşabilir?
@XeceOfficial
Bu programlara başarılı kürt mühendisler doktorlar çıkarmak yerine görmek istedikleri kürt profilleri çıkarıyorlar. Kürt kimliği üzerinde yapılan bunun gibi aşağılayıcı stereotipler kabul edilemez.
#Leyla'ya:
Siyaset pazarında her tarafa oynarsanız fırıldak olursunuz;
Ne kişiliğiniz kalır ne de ahlakınız;
Egemenlerin elinde ruhsuz bir oyuncağa dönüşürsünüz…
Yer mekan önemli değil her yerde utandıyorsunuz.
Trafiğe açık bir yolun ortasında halay çeken insanlar dünyanın hiç bir yerinde hoşgörü ile karşılanmaz devleti olmayan millet olamamış toplumlar bunu buna neşedir derler.
Dem parti zihniyeti her zaman böyleydi ve ne yazık ki bu şekilde kürtlerin desteğini almaya devam ediyorlar. 21 martta zeynep casaline ye selam gönderecekler feminist dayılar avazı çıktığı kadar jin jiyan azadi diye bağıracak. Newrozu bu şekilde kutlayacaklar.
Amed Newroz’unda sahne alacağı haberinin ardından sanatçı Zeynep Casalini’ye yönelik saldırılar, örgütlü ve planlı bir linç kampanyasıdır.
Kadın düşmanlığından beslenen, cinsiyetçi ve milliyetçi kodlarla hedef alınan Zeynep Casalini’ye yönelik bu saldırıları asla kabul etmiyoruz.
Kendisine dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
Yaşasın kadın dayanışması.
Jin Jiyan Azadî.
2019 yılında ABD’li bir senatör, İlham Ahmed’e bir Kürt devleti isteyip istemediklerini soruyor.
O ise istemediklerini söylüyor.
Be kardeşim... O halde uluslararası güçler neden size destek versinler ki?
Bir de utanmadan ağlanıp duruyorsunuz
Rojava, halkların eşitliği ve kadın özgürlüğü temelinde inşa edilen demokratik bir yaşam modelidir. Rojava’yı savunmak, barışı ve demokratik çözümü savunmaktır.
#WorldRojavaDay