Amcamla yengem 22 yıllık evli. Aynı evde yaşıyorlar, beraber aile ziyaretlerine gidiyorlar, dışarıdan bakınca hala normal bir evlilikleri var.
Ama evliliklerini 5 yıl önce bitirmişler. Çocukları için aynı evde yaşamaya devam ediyorlar.
Geçen gün yengem “biz boşanalı yıllar oldu” dedi.
“Nasıl yani?” dedik.
Meğer fiilen boşanmışlar ama resmiyette, kağıt üzerinde hala evliler.
Bazı evlilikler mahkemede değil, iki kişinin arasında bitiyor.
Sahile vururmuş hasrete yenik düşenler
En ivedi hareketleri oturmak bir kaya parçasına denizlerin gözyaşları vururken hissiz paçalarına . Saçlarına der kalbinin en ufak ama en etkili odası saçlarına...Peki ya gülüşü? Mutsuz musun bir daha hissedemeyeceksin hiçbirini.
+Düştüm dizlerim üstüne ilk defa naemir. Dantevari bir kederim var Floransa bir kenara, Beatrice'inden sürgün. İşte şimdi bir ağızdan. İlk defa pes ediyorum.
+Şimdi doğrult başını. Dik dur. Bak tam karşına. Ne görüyorsun? Hekimin evi kadar yalnızsın.
Peki ya o iskele? En son ne zaman gemi yanaştı o boş beton parçasına? İşte o iskele Hekimin evinden daha yalnız.
Söyle! Ne yapacaksın? Haykır! Artık diyecek bir şeyim yok.
+Şüphe etsen bile dünyanın soğuduğundan
Etme gösterişsiz sevgimden bi kere bile olsa...
İşte şimdi sen
Ey bu değerli mücevheri süsleyen canlı yakut, kalbimi bağışla ki,
Dinsin artık susuzluğum...
+Hırçınlığım sürate nükseder bende kakofoniye duacı bedende yorgun direniş. Örgütlü yalnız yurtdaş herkes ve hissikablelvuku yanılmaz. Düşün en son ne zaman mutlu oldun, mutluluk mu esas yoksa bir deste yarısı sevinç. Sabrım yok selamet yasak...
Gecenin karanlığında boş ayak çırpışları nereye meçhul, bilinmesi güç. Medeniyetten bi' haber mutluluk yeri kılı kırk yarar kırkından kırk sorun çıkar. Kimisi mutlu kimisi zorunda olduğu için mutlu. Ortak paydaları doldurmaz belki de bi' avucu.....
Sahibiyet; biraz karanlık ve duygusuzluğa. Elimden gelse aidiyetim sonsuz bir boşluğa olsa ufuk çizgisinden gemiler pruvaları alçakça yakışmadı tanrılara böylesine sınanma direnişim benzer yılmazlara karşı bir taaruza olsa ne olur yorulmak kanımda ya da olmasa kan kan kan...
İşte bu yüzden boyunlarına vurulan kelepçeler direnişe açlık çekiyodu çünkü bugüne kadar ekose döşeme dışına çıkmalarına izin yoktu boyun eğmeye alüfte, bakışlar sürekli yerde ve izin yoktu aksine...
Olmamaya devam edicek.
Arkasından hemreylik sürükleyen heybetli bir yanlızlık..
İstemeden aldıklarını istemelerinde tezatlık
Saf bir kan kadar hasta
Duru bir kan kadar yalnız...
Kanlı ellerimle tuttuğum ilk elin hatırası..
Terk-i Ard hatıramdan
Çeyrek eksi altı önce var olmayı reddetmiş bir hatıra hiçbir şeyi ile yaşondokuziyikidoğdunben
+yoksa bu morvari izbelikten hayat dediğimiz griliğe açılan pirinçten kapılar mı ?
Kapıların ardında mı arıycaksın kendini yoksa ardından geriye baktığında bıraktığın küçük şeylerde mi ? küçük şeyler ama kusurların bıraktığı kusursuzluklar bâki..