💪🏻
Bugün Resmî Gazete’de yayımlanan güncel Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Uygulamaları Yönetmeliği ile birlikte, Bakanlıkça yetkilendirilen ve sertifikalandırılan fizyoterapist meslektaşlarımız GETAT uygulamalarını yapabilecekler.
Bu kapsamda, fizyoterapist meslektaşlarımız; osteopati, kayropraksi ve refleksoloji gibi uygulamaları mevzuat çerçevesinde yasal bir zemin içerisinde ifade edebilecek ve bu alanlarda hizmet sunabilecekler.
Bu süreçte desteklerini her daim gösteren Sağlık Bakanımız Sn. Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) olmak üzere, süreci günü gününe birlikte takip ettiğimiz Türkiye Fizyoterapistler Derneği Başkanımız @_zaferaksungur ve yönetim kurulu üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum.
Yıllardır emeği büyük, sesi kısık bir meslek ailesinin
hikâyesi bugün Meclis koridorlarında yankılandı.
Değeri zaman zaman gölgede kalmış,
yükü artmış ama karşılığı eksik kalmış,
çoğu zaman kendi hâline bırakılmış sağlık lisansiyerlerinin
ortak duygusunu ve ortak beklentisini dile getirdik.
Bu sadece bir ziyaret değil,
“biz buradayız” demenin sakin ama kararlı ifadesidir.
Çünkü artık yalnız değiliz.
Artık suskunluk değil, temsil var.
Artık dağınıklık değil, ortak bir irade var.
Lisansiyer-Sen;
sağlık lisansiyerlerini spesifik olarak savunan,
mesleki onuru, akademik emeği ve adalet talebini merkeze alan bir duruştur.
Yapıcı ve destekleyici yaklaşımı için Sayın Vekilimiz @EmreCaliskan_50 ‘a teşekkür ediyor;
bu temasın sağlık lisansiyerleri adına hayırlı ve somut adımlara dönüşmesini temenni ediyoruz.
Biz mücadeleyi büyütmek için değil,
değeri büyütmek için yola çıktık.
Ve biliyoruz:
Birlik olanın sesi kısılmaz.
İnanarak yürüyenin yolu kapanmaz.
Enes GÖKÇE
LİSANSİYER-SEN GENEL BAŞKANI
@lisansiyer_sen@kamusaglis
FİZYOTERAPİST DEĞİL!
Son günlerde kamuoyunda yer alan ve fizyoterapist olduğu iddialarıyla gündeme gelen sahte fizyoterapist haberleri hakkında yapılan bilgilendirmeyi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
@TFD1969
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri olarak “mesai kaydırma” adı altında hafta sonu çalıştırılmaya karşıyız.
Toplum Sağlığı ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde açıkça görüldüğü üzere;
psikolog, fizyoterapist, diyetisyen, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci gibi sağlık bilimleri lisansiyerleri, mesai kaydırılarak cumartesi günleri hizmet vermeye zorlanmaktadır.
Aynı kamu sistemi içinde;
– Bazı meslek grupları hiç çalıştırılmazken,
– Bazıları ek ödeme ile çalıştırılırken,
– Lisansiyerler için ne gönüllülük ne de ek ödeme öngörülmemektedir.
Bu tablo idari bir zorunluluk değil, açık bir mali ve yönetsel tercihtir.
Kamu hastanelerinde de benzer uygulamalar yapılmakta; yük yine aynı meslek gruplarının sırtına bindirilmektedir.
Emeği “esnek”, bütçeyi “sabit” gören bu anlayışı kabul etmiyoruz.
❗ 1. basamak sağlık hizmetlerinde, ülkemiz genelinde hiçbir yerde, hiçbir meslek sınıfı için bu şekilde yaygın bir hafta sonu uygulaması yokken;
sadece Sağlık Bilimleri Lisansiyerlerinin hedef alınması,
Bakanlık merkezi kaynaklı sistematik bir baskı ve mobbing niteliği taşımaktadır.
Bu kararlar sahaya sorulmadan, hizmeti fiilen yürüten lisansiyerlerin görüşü alınmadan alınmıştır.
Bu keyfiyet; bizlere verilen değerin, bakış açısının ve bilinçaltındaki mesleki algının dışa yansıyan bir ürünüdür.
Sahada fiilen çalışmayanlar;
hafta içi mesailerini tamamlayıp hafta sonu izinlerini kullanabilirken,
aile düzenleri bozulmazken;
aynı hakkın sağlık lisansiyerlerinden esirgenmesi kabul edilemez.
Üstelik “Aile Yılı” ilan edilen bir dönemde,
sağlık bilimleri lisansiyerlerinin aile yaşamını doğrudan bozan bu uygulama,
söylemlerle icraatlar arasındaki çelişkiyi açıkça ortaya koymaktadır.
❗ Bir diğer vahim gerçek ise ek ödeme oranlarıdır.
Artan iş yüküne ve genişleyen sorumluluklara rağmen;
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri ya hiç ek ödeme alamamakta,
ya da verilen ek ödemeler emeğin karşılığı olmaktan çok uzaktır.
Bu oranlar motivasyon sağlamayan, adalet duygusunu zedeleyen rezalet düzeydedir.
📌 Mesai kaydırma = angarya
📌 Hafta sonu hizmeti = ya ek ödeme ya gönüllülük
📌 Sadece lisansiyerlere yük bindirilemez
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri;
ne sistemin mali tamponudur,
ne her açıkta ilk hatırlanan personelidir.
Biz ayrıcalık değil;
eşitlik, adalet, insani çalışma koşulları ve aile bütünlüğüne saygı talep ediyoruz.
Bu mücadele sadece bir mesai meselesi değil;
mesleki onur ve kamu adaleti meselesidir.
🟥 Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri geri adım atmaz.
🟥 Eşitlik talep etmek ayrıcalık değildir.
#HaftaSonuDayatması
#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
@drmemisoglu@sbsggm@saglikbakanligi@sbkhgm@halksagligigm@memindemirkoltr@yhgmsb@dryasinerkoc@lisansiyer_sen@kamusaglis
Sağlık Lisansiyerlerinin kamu hastanelerinde saati komik tutarlarla sınırlı kalan ek mesailerini vermemek,
yoğun bakım ve diğer artırımlı ek ödemeleri ödememek için;
kurum yöneticileri meslektaşlarımızın alın teriyle oynuyor.
Yetmiyor, bir de mesai kaydırma dayatılıyor.
Madem sahada bu kadar ihtiyaç var;
yüksek puanlarla atama ve istihdam bekleyen binlerce sağlık lisansiyeri varken,
o zaman neden bu kadar az kadro açıldı?
Emeği kısmak çözüm değil.
İstihdam yaratmak zorundasınız.
#HaftaSonuDayatması #SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
@drmemisoglu@sbsggm@saglikbakanligi@sbkhgm@halksagligigm@memindemirkoltr@yhgmsb@dryasinerkoc@lisansiyer_sen@kamusaglis
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri, WHO meslek sınıflandırmaları ve uluslararası meslek tanımları kapsamında, tüm dünyada nitelikli ve gözde meslekler arasında yer almaktadır.
Hasta bakımı yapan ve alt tahsil grubu mesleklerden farkının, ülkemizde de açık biçimde tanınması;
pozitif bilimin, akademinin ve çağdaş kamu yönetiminin bir gereğidir.
Buna rağmen sağlık lisansiyerleri yıllardır mağdur edilmekte,
hiçbir başlıkta gerçek bir iyileştirme yapılmamakta ve bu durum adeta ısrarla sürdürülmektedir.
Artık sesimizin ne kadar gür çıktığı görülmüştür.
Gerektiğinde;
sendikal haklarımızı,
uluslararası sözleşmeleri,
Anayasa’dan doğan tüm hukuki yolları
ve demokratik mücadele yöntemlerini kullanmaktan asla çekinmeyiz.
Ancak tercihimiz çatışma değil, çözümdür.
Gelin birlikte masaya oturalım, sorunları akıl ve bilimle çözelim.
#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil #HaftaSonuDayatması
@drmemisoglu@sbsggm@saglikbakanligi@sbkhgm@halksagligigm@memindemirkoltr@yhgmsb@dryasinerkoc@lisansiyer_sen@kamusaglis
Bu akşam yükselen ses,
sağlık lisansiyerlerinin sahadaki ortak itirazıdır.
Haklı taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Bugün birlikteliğin gücünü gösterdik. 💪🏻
#HaftaSonuDayatması#SağlıkLisansiyeriYalnızDeğil
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri Kimlerdir?
YÖK’ün, Sağlık Bakanlığı’nın ve bazı sendikaların yanlış politikalarıyla itibarı gölgelenen;
zamanında üniversite sınavında en yüksek puanlarla kazanılan bölümlerken, bugün puanları düşmüş, itibarı zedelenmiş ve istihdamı yok edilmiş mesleklerdir Sağlık Lisansiyerleri.
Lisans mezunu olmalarına rağmen,
Kendisinden daha az eğitim görenlerle ya da lise mezunlarıyla aynı ek ödeme oranına mahkûm edilenlerdir Sağlık Lisansiyerleri.
Mesleki bilim alanında literatüre giren her tedavi konsepti, her rehabilitasyon metodu, her terapi uygulaması ve her koruyucu sağlık hizmetinin öncüleri kendileriyken,
ülkemizde hem mevzuatta hem de saygınlık noktasında görmezden gelinenlerdir Sağlık Lisansiyerleri.
Birinci basamaktan üçüncü basamağa kadar etkin ve yetkin görev alabilmelerine rağmen,
bakanlık açıklamalarında, sağlık politikalarında ve resmi metinlerde adı anılmayan mesleklerdir Sağlık Lisansiyerleri.
Ve bugün;
KPSS’de 90 ve üzeri puan almasına rağmen atanamayan,
alanında istihdam edilmek yerine başka kurumlarda memur olmaya zorlanan,
oysa sağlık sistemine katma değer üretmesi gerekirken yok sayılan ve içlerinden birçoğu da yüksek puanlar almasına rağmen hâlâ atanamayanlardır Sağlık Lisansiyerleri.
📌 Tüm bu haksızlıklara rağmen, mesleki onurumuz ve haklarımız için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.
Enes Gökçe
Lisansiyer-Sen Genel Başkanı
#fizyoterapist #diyetisyen #dilvekonuşmaterapisti #psikolog #odyolog #veterinerhekim #sosyalçalışmacı #çocukgelişimi #ergoterapist #sağlıkfizikçisi #biyolog #gerontolog
@drmemisoglu@suayipbirinci@kursatkirbiyik@saglikbakanligi@sbsggm@sbkhgm@yhgmsb@halksagligigm@sagliklicozum@drtopaloglu@dryasinerkoc@vedatbilgn@memetsimsek@SaglikMP
DUYURU
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin hiç bir mevzuatında fizik tedavi teknikeri ibaresi kullanılmamıştır. Ancak Sağlık Bakanlığı nedense fizik tedavi teknikeri ünvanını mevzuatta geçmemesine rağmen kullanmaya çalışmaktadır. Mevzuatta geçen sadece “fizyoterapi teknikeri”dir.
Çoğu kamu hastanesinde ve üniversite hastanesinde tekniker arkadaşlarımız mevzuata aykırı çalıştırılmaktadır.
Mevzuatta geçtiği şekliyle teknikerler “Fizyoterapist veya hekim gözetiminde, tedaviye “yardımcı olurlar”.”
Bu bağlamda gözetim altında olmadan, primer hasta almaları mevzuata aykırıdır. Ancak kamu hastanelerinde uzayan sıralar, maalesef Fizyoterapist eksikliği ve meslektaşlarımızın artan iş yükü sebebiyle bağımsız elektroterapi uygulamaları yaptırılmaktadır.
Ayrıca fizyoterapist ve fizyoterapi teknikerliği çoğu zaman karıştırılmaktadır ve lisans, önlisans olarak adlandırılmaya çalışılmakta ve burada da hata yapılmaktadır. İkisi çok farklı mesleklerdir. Sicil amirlikleri de farklıdır.
Nasıl ki diş hekimi ile ağız ve diş sağlığı teknikeri aynı değilse, fizyoterapist ve fizyoterapi teknikeri de farklı mesleklerdir. Bu ergoterapist ve ergoterapi teknikeri için, eczacı ve eczane teknikeri için de geçerlidir.
Fizyoterapi teknikerleri “rehabilitasyon” yaptıramazlar. Yani uzayan hasta sıraları ve hastaların bekleme sebebi fizyoterapi teknikerinin eksikliğinden değil, fizyoterapist eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Dolayısı ile mevzuata ve fizyoterapistin, fizyoterapi teknikerine göre alanındaki yetkinliği ve otonomisine bakıldığında Fizyoterapist atamasının elzem olduğu görülmektedir. Kamuda tüm işleyiş mevzuat hükümlerine uygun yapılmak zorundadır.
Fizyoterapistlerin diplomasında, sağlık bakanlığı onaylı fizyoterapi ve rehabilitasyon / fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünden mezun olduğu yazmaktadır.
Kısacası bu alanın lokomotifi fizyoterapistlerdir. Tekniker arkadaşlarımız bizim çok değerli çalışma arkadaşlarımızdır ancak mevzuat çok açık ve nettir.
Tüm bu hususlar göz önüne alındığında Fizyoterapist istihdamı; mevzuata göre, hasta ve sağlık bireylerin dolayısıyla toplum sağlığı açısından, bilimsel ve akademik anlamda öncelikli olmalıdır.
Sahada gözetim altında çalışılması hususunu es geçen, bu şekilde çalışmayan tüm kurum ve kuruluşlar hakkında da tüm hukuki haklarımız saklıdır.
Söylediklerim herhangi bir tartışma ortamı yaratma amacı taşımamaktadır. Fizyoterapist ve fizyoterapi teknikeri meslek tanımları tüm dünyada ve Dünya Sağlık Örgütü meslek tanımlarında aynı şekilde belirtilmiştir.
Kamuoyuna, Sağlık Bakanlığı’ na ve tüm ilgililere duyurulur.
Sağlık Lisansiyeri Sendikası Genel Başkanı
Enes Gökçe
#SağlıktaLisansaAdilKadro
#fizyoterapist #diyetisyen #dilvekonuşmaterapisti #psikolog #odyolog #veterinerhekim #sosyalçalışmacı #çocukgelişimi #ergoterapist #sağlıkfizikçisi #biyolog #gerontolog
@lisansiyer_sen@drmemisoglu@kamusaglis@saglikbakanligi@suayipbirinci@kursatkirbiyik@dryasinerkoc@memindemirkoltr@halksagligigm@yhgmsb@EmrahCeviz@sbkhgm@sbshgm@sbsggm
Sahte Fizyoterapistlere Geçit Yok!
Son günlerde medyaya yansıyan sahte fizyoterapist vakaları, halk sağlığını doğrudan tehdit eden ve mesleğimizin itibarını zedeleyen çok ciddi bir sorundur.
Bu konuyla ilgili yönetim kurulu başkanımız @_zaferaksungur CNN Turk’e açıklamalarda bulundu.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak bir kez daha hatırlatmak isteriz:
“Fizyoterapist” unvanı, yalnızca üniversitelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümlerinden mezun olan, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış sağlık meslek mensupları tarafından kullanılabilir.
Kendisini fizyoterapist olarak tanıtan ve tıbbi müdahalede bulunan her kişi, yalnızca etik dışı değil; aynı zamanda hukuken suç işlemiş olur.
Bu şahıslara karşı tüm hukuki süreçler başlatılmakta ve tarafımızca titizlikle takip edilmektedir.
Halkımızdan ricamız; sağlık hizmeti alırken mesleki yeterlilik belgelerini mutlaka sorgulamalarıdır. Sahteciliğe karşı en büyük gücümüz, bilinçli toplumdur.
Bu önemli konuyu gündeme taşıyan CNN Türk (@cnnturk) ve gazeteci Serdar Er’e (@serdarercom) kamuoyu adına teşekkür ederiz.
Saygılarımla
TFD Yönetim Kurulu
@saglikbakanligi
Keşke Serbest Çalışma Yönetmeliği'ni bir kez okuyup verseydiniz bu önergeyi.
Gerekçelerinizin çok büyük bir kısmı ne yazık ki sağlam temellere dayanmıyordu.
@saglikbakanligi titizlikle çalışarak çıkarttığı Serbest Çalışma Yönetmeliği ;
✔️kayıt dışı, kontrolsüz hizmet sunumunun önünü kesmek, sağlık alanında denetimi artırmak ve nitelikli sağlık profesyonellerinin denetimli şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla hazırlandı.
Başta Sayın Bakanımız @drmemisoglu olmak üzere tüm ilgililere tekrar teşekkür ediyoruz.
👍Güçlü denetim, yasal zemin ve etik sorumlulukla çalışan tüm fizyoterapistlerin yanında olmaya devam edeceğiz.
Sonuç olarak; önergeyi reddettik.
Tüm meslektaşlarımızın bu özel gününü Gazi Meclisimizden kutladım. 💪🏻
İşini en iyi şekilde yapmaya çalışan fizyoterapistlere ithamda bulunanlara da kınama ile...
8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü kutlu olsun.
8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü’ de Sağlık Bakanlığı tarafından takvimde yer verilen günlerden biridir.
Sağlık Lisansiyerlerinin sahadaki ilk ve tek temsilcisi LİSANSİYER-SEN kalitesi ile…
#fizyoterapistlergünü
Artık Herkes Safını Seçsin
Mücadelemiz tüm hızıyla sürerken, bazı meslektaşlarımızın sessizliğini, hatta gizli memnuniyetini üzülerek izliyoruz. İçimizde, süreci sahiplenmek yerine ellerini ovuşturarak bizim başarısız olmamızı bekleyenler var.
Meslek adına konuştuğunu söyleyen, sosyal medyada “meslek büyüğü” edasıyla bilimsel içerikler paylaşanlara sesleniyorum:
Neredesiniz?
Bu sürece katkınız ne oldu?
Eğer tek derdiniz eğitim düzenleyip para kazanmak, ama mesele gerçekten meslek olduğunda sessiz kalmaksa… bunu sadece biz değil, tüm camia görüyor.
Ben bir başkan olarak kim ne yapıyor, kim ne yapmıyor yakından takip ediyorum. Bu bir hatırlatma değil, açık bir not düşmedir:
Bu savaş elbet bitecek.
Ve işte o gün, kim nerede durduysa, bu meslek adına herkesin tutumu tek tek anlatılacak.
Artık herkes safını net olarak belirlesin:
Ya Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin ve mesleğin yanında yer alırsınız…
Ya da karşı cephede, fizyoterapistlerin haklarına karşı oluşturulan lobide saf tutarsınız.
Bugüne kadar susanlar, kenarda duranlar, görünmeyenler…
Yettiniz!
Bu meslek sizden büyük.
Ve bu meslek artık gerçek yüzleri tanıyor.
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci