"Sevgiyi muhteşem bir iyilikle, yücelikle birlikte düşünmek gibi evrensel bir hatamız var. Oysa bencil bencilce sever, zalim zalimce. Mori Morisso'nın da dediği gibi sevgi asla sevenden daha iyi değildir."
-71 “Sonraları bunu çok fazla kafama takmadım. Böyle şeylerle kendimi korkutmanın hiçbir yararı yok diye düşündüm. Hayat bu, her şey olacağına varırdı. Derler ki: ‘’Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir.’’
-Yu Hua, #Yaşamak s. 77
1- “Başkalarına bizi hoşnut ettiklerinde iyi, etmediklerinde kötü davrandığımız için, istatistiksel olarak iyi davranışlarımız için cezalandırılıyor, kötü davranışlarımız için de ödüllendiriliyoruz.”
- Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme s. 205
-70 “Ah insanlar niçin herşeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi fakat hiç eksiksiz ve tam onun gibi duysalar, herşey ne kadar yerli yerinde olacak.”
-Peyami Safa, Fatih Harbiye s.83 d. 2:05:50
Usta oyuncu Zihni Göktay hayatını kaybetti.
“Bu memlekette olacaksan, büyük hırsız ol. Bir koyun çalarsan tam 30 yıl yersin. Sürüyü götüreceksin ki seninle ticaret yapsınlar.”
"Denizde balık bitmez sandılar. Denizde balık da biter, su da biter. Bakmazsan, su gibi harcarsan toprak da biter, hava da biter. Dünyada sersebil harcarsan bitmeyecek şey yok. Dünyada her şey biter. Akıl bitince dünyada her şey biter."
Yaşar Kemal, Bir Bulut Kaynıyor
Nutuk’taki en önemli bölümlerden biri:
“Ulus, savunma gücünden yoksun bırakıldıktan sonra, düşmanlar, yurt içine rahatça girdiler.
Memleketin doğrudan doğruya işgali için hiçbir engel kalmadı.
Buna karşılık, halkın tepkisini önlemek için İstanbul Hükûmeti, halka, ‘İşgaller geçicidir. İtilaf Devletleri barışa kadar güvenliği sağlamak için bu önlemleri alıyorlar. Sabırlı olun.’ diyordu.
Halk kandırıldı.
Ulusun direniş gücü felç edildi.
İstanbul’daki yöneticiler, yurdu savunmak yerine, işgalleri meşrulaştırmakla meşguldü.
Oysa gerçek şuydu: Türkiye, fiilen parçalanıyordu.
Yurdun bazı bölgelerinde, ulusun kendi kaderini eline alması gerektiği inancı yeşermeye başlamıştı.
Ancak bu çabalar da, merkezî yönetim tarafından engellenmeye çalışıldı.
Silahlı Kuvayı Milliye birlikleri, İstanbul Hükûmeti tarafından ‘eşkıya’ ilan edildi.
Bazı bölgelerde, halkın kendi kurduğu direniş örgütlerine karşı İstanbul Hükûmeti memurları, askerî birliklerle operasyonlar düzenlediler.
Yani millet, hem dış düşmanla hem de içerideki ihanetle mücadele etmek zorunda bırakıldı.” - Nutuk
Atatürk Nutuk’taki bu satırları yazarken kim bilir nasıl duygular içindeydi…
"Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne -üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?
Ahmed Arif
“Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.”
"Benimle beraber burada muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım."
Mustafa Kemal Atatürk