Bu da büyüleyici. 68 hareketini bu kadar etkileyici kılan şey, en basit haliyle sistem içi ve bugün boku çıkarılan sivil toplumcu yaklaşımların bile ancak makineye (sisteme) saldırarak kazanımlar elde edebileceğini anlamış olmalarıydı.
https://t.co/MKJYeiNePb
Neredeyse her yerde birinci derece yakınların (anne, baba, kardeş) yakınlarını koruma kollama konusunda dokunulmazlığı vardır. Kimse kendi yakınlarına karşı tanıklık yapmaya zorlanamaz. Suçu bildirmeme suçundan da bağışıklardır. Bunlar evladını anmayı bile suç sayıyor.
Kaypakkaya'nın 39. ölüm yıldönümünde mezarı başında anmaya gittiği için ANNESİNE dava açmışlardı. Cumartesi Annelerine, Rabia Naz'ın babasına, Berkin'in, Ethem'in, Ali İsmail'in ailelerine açılan davalar... Bu devlet insan olsa sefil bir müptezel olurdu.
19 Haziran 2007:
Anne Ayşe Karakaya’nın “suç ve suçluyu övmek”ten yargılandığı davanın 2.duruşmasında, jandarmanın 1979’da beraat ettiği, 10 yıl sonra da dosyanın imha edildiği anlaşıldı..
Uçan kuştan haberdar saydığınız devletin nasıl kof, nasıl kolpa bir teşkilat olduğuna güzel bir örnek. Eğer buna örnek değilse, vatandaş üzerindeki terörünü ölü - diri ayırt etmeden icra ettiğine bir örnek... Her iki durumda da bu devlet, vatandaşın sırtında bir urdur.
Sevgili yoldaş Taylan Kulaçoğlu'muz göçtü gitti dünyadan.
Bundan habersiz hala peşinde devletimiz. Bu vesileyle bir kez daha cesaretine, anısına saygıyla.
YARINI BEKLEYEMEDİM…
Elbette bu fotoğrafın kapsamlı bir çözümlemesini ayrıca yapacağım. Ancak ilk bakışta bile şu kadarı söylenebilir: Bu kare, D-8’in 29. Kuruluş Yıl Dönümü Programında çekildi ve siyasetin satır aralarını okumayı bilenler için sıradan bir protokol fotoğrafından çok daha fazlasını söylüyor.
Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Mahmut Arıkan, Ali Babacan ve Fatih Erbakan’ın aynı karede, yan yana görünmesi tesadüf gibi durmuyor. Burada yalnızca fotoğrafta yer alan isimler değil, fotoğrafta yer almayanlar da kendi başına güçlü bir siyasi mesaj veriyor.
Anlaşılan o ki, Türkiye siyasetinde yeni bir denklemin taşları sessizce diziliyor. Merkezinde Abdullah Gül’ün olabileceği bir cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimali etrafında, yeni bir ittifak zemininin şekillendiği izlenimi giderek güçleniyor. Bu fotoğraf, belki de yaklaşan siyasi dönemin ilk açık işaret fişeklerinden biri olarak okunmalı.
Brecht der ki "Tankınız ne güçlü generalim, siler süpürür bir ormanı, yüz insanı ezer geçer. Ama bir kusurcuğu var: İnsan ister başına."
Şimdi insansız hava aracını vurmak için insansız roket sistemi çalışıyor ve kendi tesisini vuruyor.
Her teknoloji kendi açığını yaratır.
"Benim adım #FanyaKaplan. Bugün Lenin’i vurdum. Bunu tek başıma gerçekleştirdim. Silahı kimden temin ettiğimi söylemeyeceğim. Hiçbir ayrıntıyı söylemeyeceğim."
https://t.co/sNsi0VvWyz
10 Şubat 1890'da doğdu, 1906'da bir Çarlık yetkilisine suikast girişiminden tutuklandı ve ömür boyu kürek cezasına çarptırıldı. 1909'da görme yeteneğini büyük ölçüde kaybetti. Şubat Devriminden sonra serbest bırakıldı. 30 Ağustos 1918'de Lenin'i vurdu. 3 Eylül'de idam edildi.
@kaansezyum Evrendeki kusursuz ahenk Odin'in sanatını gösterir gibi olmuş. Ekipten bir kişi makineyi -hem de o modeli- kullanmayı bildiği için makineyi -hem de o modeli- kullanmışlardır gibi geldi sanki. Yani soygundan pek anlamam ama Deadpool izleyen herkes bilir ki eleman seçimi hassas iş.
Pardon ama AKP tabanının en azından bir bölümü tepkisini sandığa GİTMEYEREK göstermek diye bir konseptin varlığından haberdar. S*küler tayfanın önüne bok koysan (Ekmel, Muharrem, Kemal, Sinan) koşa koşa oy veriyorlar. Yarın Tayyip'le kayyımı karşılaşsa kayyıma yine oy verirsiniz.
16 Haziran 2004:
“Anarşistanbul NATO’ya Karşı İstanbul” adlı 50 kişilik grup, uzaylı maskeleriyle G.Saray’da NATO karşıtı basın açıklamasının ardından dövülerek gözaltına alındı.
“Bush’a, NATO’ya ve Emperyalizme Karşı Ankara Platformu” AKP Genel Merkezi önünde gösteri yaptı.
@erdincycl Devletin, rejiminin ve tekellerinin yağmacılığının eseri markette min 190 tl lik vasat buğday birasının daha karakterlisini fahiş kargo fiyatları dahil 50 tlye maledip bir yandan 😁✌️🏴
6 yaşındaki ressam Bedri 1963'te ilk resim sergisini açıyor. 2006'da ise ilk peçete sergisini...
TC - Aydınlanma ilişkisine güzel bir örnek olarak da bakılabilir. Milletvekilinin piçi sergi açıyorsa bu haberdir, Nazım'ın ölmesi ise değil.
https://t.co/dkWOzCALuS
Özgür Gençlik 30 senelik komünist dergi be oğlum ya. Oturduğunuz yerden "marka"ya çökeceğinize Atamcı Gençlik falan yapsanıza.
Ya da daha gerçekçisi "Muhalif Olduğunu Sanırken Yanlışlıkla AKP'yi Desteklediğini Öğrenince Şok Olan Gençlik"
Kısaca MOSYADÖŞO Gençlik.
CHP Gençlik Kolları’nın ismi dönüştürüldü.
Artık Özgür Gençlik olarak paylaşımlara devam edecek.
Butlan kontrolüne geçen hesap yerine seçilmiş yönetimi temsil eden İnstagram hesabını takip edelim.
https://t.co/gKgb2ZS0AZ
Arşiv kurcalamak çok eğlenceli bir şey. Turgut Özal'ın şu olaydan (bir hafta farkla) tam bir yıl sonra ölmesi ve medyanın fikri takip yapmaması çok ilginç. Şu haberi yapan gazeteci olsam Özal öldüğünde bu beyefendinin ne yaptığını merak ederdim.