NATO toplantısını vesile sayıp “saygın dış politika” hamasetleri yapılıyor son günlerde..
Yalnızca 6 ay önce, bütçe döneminde, Hakan Fidan’ın yüzüne karşı anlattıklarımızı bir kez daha hatırlatmak gerekiyor anlaşılan..
Buyrun size, örnekleriyle, “saygın AKP dış politikası”..
Sayın Kılıçdaroğlu;
Yaklaşık 30 yılını CHP için çalışmaya adamış, bunun beş yılında Üsküdar örgütünün iradesi ile ilçe başkanı olarak görev yapmış ve ilçemde beş seçimi partim adına ilçe başkanı olarak yönetmiş birisi olarak size sesleniyorum!
Mevcut şartlar bizden yana iken, belediyelerin çoğunu almışken, ilk seçimde iktidarı almaya en yakınken, bundan dolayı AKP ve yargısı dört koldan partimizi ve belediyelerimizi kıskaca almışken, belediye başkanlarımızı hukuksuz bir şekilde tutuklamışlarken tam da iktidarın istediği şekilde davranmanızın anlamı nedir?
Kime bu kininiz? Kime bu nefretiniz?
İntikam alacağım diye partimize bu kötülük yapılır mı?
Yargı AKP’nin yargısı olmuşken, anayasayı bile tanımazken, sizin tavrınızın verdiği cesaretle sıradan bir mahkeme mutlak butlan kararı verdi diye şimdi siz genel başkan mı oldunuz?
Ne zamandan beri CHP’ye mahkemeler genel başkan atar oldu? Hiç mi örgüte ve sokağa kulak vermiyorsunuz? Benim hakkımda ne diyorlar ne söylüyorlar diye?
Siz de çok iyi biliyorsunuz ki partimizin genel başkanını örgütün seçtiği kurultay delegeleri seçer. Aynen arınmayı düşündüğünüz örgütün kurultay delegelerinin sizi birçok kez seçtiği gibi.
Sizden rica ediyorum. AKP’nin ve iktidarın tam da istediği gibi CHP’yi kendi içinde birbiriyle kavga eden, UMUT olmaktan çıkaracak davranışlardan vazgeçin. Şahsınıza yapılan olumsuz ve kötü söylemleri haklı çıkarmayın.
En kısa zamanda KURULTAY kararı alın.
Bu örgüt kurultayda en doğru kararı verecektir.
Sayın Kılıçdaroğlu;
Yaklaşık 30 yılını CHP için çalışmaya adamış, bunun beş yılında Üsküdar örgütünün iradesi ile ilçe başkanı olarak görev yapmış ve ilçemde beş seçimi partim adına ilçe başkanı olarak yönetmiş birisi olarak size sesleniyorum!
Mevcut şartlar bizden yana iken, belediyelerin çoğunu almışken, ilk seçimde iktidarı almaya en yakınken, bundan dolayı AKP ve yargısı dört koldan partimizi ve belediyelerimizi kıskaca almışken, belediye başkanlarımızı hukuksuz bir şekilde tutuklamışlarken tam da iktidarın istediği şekilde davranmanızın anlamı nedir?
Kime bu kininiz? Kime bu nefretiniz?
İntikam alacağım diye partimize bu kötülük yapılır mı?
Yargı AKP’nin yargısı olmuşken, anayasayı bile tanımazken, sizin tavrınızın verdiği cesaretle sıradan bir mahkeme mutlak butlan kararı verdi diye şimdi siz genel başkan mı oldunuz?
Ne zamandan beri CHP’ye mahkemeler genel başkan atar oldu? Hiç mi örgüte ve sokağa kulak vermiyorsunuz? Benim hakkımda ne diyorlar ne söylüyorlar diye?
Siz de çok iyi biliyorsunuz ki partimizin genel başkanını örgütün seçtiği kurultay delegeleri seçer. Aynen arınmayı düşündüğünüz örgütün kurultay delegelerinin sizi birçok kez seçtiği gibi.
Sizden rica ediyorum. AKP’nin ve iktidarın tam da istediği gibi CHP’yi kendi içinde birbiriyle kavga eden, UMUT olmaktan çıkaracak davranışlardan vazgeçin. Şahsınıza yapılan olumsuz ve kötü söylemleri haklı çıkarmayın.
En kısa zamanda KURULTAY kararı alın.
Bu örgüt kurultayda en doğru kararı verecektir.
8 yıl süren kriz olmaz; ülkenin ucuzlaştırılması, halkın yoksullaştırılması, sermaye transferi olur.
Tekstil mısıra, otomotiv yan sanayi Fas’a kaçıyor.
Doğrudan yatırım niteliğindeki yabancı sermaye ülkeden çıkıyor, planlanan yatırımlar iptal ediliyor.
Fabrikalar, işletmeler kapanıyor, geniş tanımlı işsizlik tüm zamanların rekorunu kırıyor.
Gıda enflasyonunda Avrupa 1 incisi, Dünya 5 incisi olduk. Yoksulluk ve açlık tablosu giderek ağırlaşıyor.
Kısa süreli sermaye hareketleri çerçevesinde ülke dolara, geleceğimizi ipotek edecek düzeyde yüksek faiz veriyor.
Makro ekonomik veriler endişe verici düzeyde bozuldu, düzelme yerine daha da kötüye gitme durumu söz konusu..
Buna karşın iktidarın tek gündemi CeHaPe!
Böyle gitmez, gitmeyecek..
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara bayram olarak hediye edilen Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Onursal Adıgüzel genç yaşında milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, başarılı ve halkçı bir siyaset insanıdır.
Geceyarısı tezgahlanan itibar suikastleri, partimizin ve Ataşehir Belediye’mizin kurumsal kimlikleri yanında, çağrılsalar ifadeye gelecek arkadaşlarımızın kişiliklerine yöneliktir.
Türkiye’de bulunan 1.400 belediyenin 400’ü CHP’lidir.
Geceyarısı operasyonu veya şafak baskınına uğramış tek bir AKP’li ya da MHP’li belediyenin olmaması, sürecin kirli siyasi saiklerini, başka herhangi bir işarete ihtiyaç duymaksızın ortaya koyucu niteliktedir.
Yargıyı ve kolluğu siyasallaştıran süreç, sahipleri dahil hiçkimseye yarar getirmez, ülkeyi adaletsizlik ve hukuksuzluk karanlığına sürüklemekten başka sonuç doğurmaz.
Hukuka, adalete, ülkemize sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Demokrasiyi ve hukuku, tüm kurum ve kurallarıyla, mutlaka yeniden inşa edecek, Cumhuriyet’in aydınlığını hakim kılacağız.
Dayanışmayla mücadeleye devam..
2018’de 1 TL olan ekmek bugün 17.5 TL.
Asgari ücret ya da memur aylığıyla geçinen 4 kişilik bir ailenin bir aylık maaşı ekmeğe gidiyor.
Hedeflediğimiz yalnızca bir iktidar değişimi değildir;
Bu kahrolası düzen değişmelidir, değiştireceğiz.
Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş’ın kıymetli babası İbrahim Serhan’ın vefat haberini üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.
Sayın İbrahim Serhan’a Allah’tan rahmet diliyorum. Başkanımıza, ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
75 bin okulda 1.2 milyon öğretmen, 18 milyon öğrencimiz (15.5 milyon devlet, 1.5 milyon özel okulda, 1 milyon açık öğretimde) var..
Okullara güvenlikçi, temizlikçi koyamayan Bakan, kendi çocuğunu özel okula gönderiyor.
Okullarda çocuklar açlıktan bayılıyor, öldürülüyor.
YETER!!!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı açıklamasının girişinde tam olarak şu ifadeleri kullanıyor:
"İnsan her şeyi bilmez, bilemez. Bu son derece normal ve insani bir durumdur. Ama bilmediği konuda, düzeltme yapılmış olmasına karşın, yanlışta ısrar etmek, ‘bilmediğini bilmemektir’, bu anormalliktir."
Öncelikle Yazıcı'nın bir önceki değerlendirmesindeki kaba ifadelerini bırakıp, bu açıklamasında görece daha saygın ve tartışılabilir bir üsluba geçmiş olmasını siyasi nezaket adına önemsiyoruz. Ancak Yazıcı’nın kendi kurduğu o ilk cümleyi, hukuki ve tarihi gerçekler ışığında kendisine iade etmek zorundayız. Zira bilmediği (veya bilmezden geldiği) konuda ısrar eden taraf kendisi.
"Bilmeyenler ve bilmediğini bilmeyenler" için tarihi, hukuki ve belgelere dayalı o kronoloji:
📌3 Kasım 2002 genel seçimleri yapıldı; Siirt ilinden Fadıl Akgündüz (Bağımsız), Mervan Gül (AK Parti) ve Ekrem Bilek (CHP) milletvekili seçildi. O tarihte Erdoğan, TCK 312. madde mahkumiyeti nedeniyle "seçilme yeterliliğine" sahip olmadığı için aday dahi olamadı.
📌2 Aralık 2002’de YSK, 978 sayılı kararıyla Siirt'in Pervari ilçesindeki sandık kurullarının usulsüz oluşturulması gerekçesiyle Siirt seçimini ve seçilen 3 vekilin tutanaklarını iptal etti, seçimlerin tekrarlanmasına karar verdi.
📌Yazıcı'nın atladığı kritik nokta, saf bir "Yenileme Seçimi"nde (Milletvekili Seçimi Kanunu Md. 39 gereği) yeni aday listesi verilemez. Sadece mevcut adaylarla seçime gidilir. Mervan Gül adaylıktan çekilse bile yerine "dışarıdan" yeni bir isim yani Erdoğan yazılamazdı. Bunu kaybettiğinizde yenilediğiniz 2019 İstanbul seçimlerinden hatırlarsınız.
📌Aralık 2002’de yenileme seçiminde listenin değiştiremeyeceği bilindiği için bir anayasa değişikliği süreci başlatıldı.
* Önce Anayasa Madde 76 değiştirilerek Erdoğan’ın önünü kesen "ideolojik ve anarşik eylemlere katılma" ibaresi çıkarıldı.
* Ardından Anayasa Madde 78’e "Bir ilin veya seçim çevresinin TBMM'de üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden 90 günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır” ibaresi eklendi.
* Yetmedi; Anayasa'nın 67. maddesindeki ara seçim kısıtlamalarını aşmak için Geçici 1. Madde getirildi ve bu değişikliğin "22. dönem içindeki ilk ara seçimde uygulanacağı" hüküm altına alındı.
📌 Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, veto ederken yapılan işin adını bir kişinin milletvekili olması için tasarlanmış kişiye özel bir Anayasa değişikliği ve ara seçim olarak koymuştu.
📌Anayasa değişikliği 31 Aralık 2002'de Resmi Gazete'de yayımlandı ve Siirt'te anayasanın 78. maddesine dayanılarak ara seçim yapıldı. Liste değiştirildi, Mervan Gül çekildi ve Erdoğan aday yapılarak milletvekili seçildi.
📌Yazıcı, Milletvekili Seçim Kanununun 39. maddesini işaret ederek "Seçimin yenilenmesi ibaresi var, ara seçim yok" diyor. Kendisine kanunun ilgili maddesinin son fıkrasını okumasını tavsiye ediyoruz. Zira orada "Sırada olanlar yetmediği takdirde, açık kalan milletvekillikleri için Kanunun ara seçimi hakkında kabul ettiği hükümlere uyulur” deniliyor. Ayrıca Sayın Yazıcı milletvekili Seçim Kanunu’nun 39. Maddesini dikkatli okusaydı, seçimin yenilemesi diye bir kavram olmadığını, seçimin yeniden yapılmasının tarif edildiğini görecekti. Burada da kasıtlı bir çarpıtma görülmektedir.
Yani bizzat Yazıcı'nın referans gösterdiği mevzuat dahi, sürecin tıkanması durumunda kapıyı açıkça "ara seçim" kurallarına bağlıyor.
İşin özü Siirt’te sadece sandıkların yeniden kurulduğu basit bir "Yenileme Seçimi" yok. Ortada; seçime giremeyen Erdoğan’ın meclise girmesi için, bir ilin vekilsiz kalması üzerine Anayasa'nın 76. ve 78. maddelerinin değiştirildiği, "Geçici Madde" ile de özel hukukun yaratıldığı ve adının bizzat anayasa metniyle “Ara Seçim" olarak tescillendiği siyasi ve hukuki bir gerçeklik var.
Gerçekler inatçıdır; kişilere, partilere veya siyasi ihtiyaçlara göre şekil değiştirmezler.
Siz gerçekten dürüst müsünüz?
Askerlik yaptınız mı?
Yaptıysanız bedelli miydi?
Bedelli askerlik süresince milletvekili maaşı aldınız mı?
O dönemde sigorta primlerinizi TBMM ödedi mi?
Eğer bunların hepsi doğruysa, bu ayrıcalığı millete nasıl açıklayacaksınız?
Öğretmenini öldüren ‘öğrenci’ ifadesinde;
“Rastgele bıçakladım. Yanımda her zaman bıçak taşırdım. O güne özel bir şey değildi” demiş.
Bir okul düşünün ki, kapıda güvenlik yok, birileri her gün okula bıçakla giriyor.
Yalnızca tek okul, tek öğrenci mi bu halde. Kuşkusuz ki hayır.
Bir Milli Eğitim sistemi düşünün ki, Bakanı kızını özel okula gönderiyor, eğitimin ve 18 milyon öğrencinin sorunlarıyla ilgilenmek yerine kaba siyasete dalmış.
Okullar, öğrenciler, öğretmenler; aslında ülkem sahipsiz!
Bu düzen değişmek zorunda, değişecek..
Bugün Ankara 26 ıncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde, Partimizin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin 3 üncü celsesi görülen ceza davasında, dosyanın İBB dosyası ile birleştirilmesine yönelik İstanbul 40 ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılmasına ilişkin olarak verilen karar, aşağıda sayılan gerekçelerle, hukuka tümüyle yabancıdır:
1- Ceza muhakemesi açısından tanık beyanlarının doğrudan gözleme dayanması, mantıkla ve hayatın olağan akışıyla çelişmemesi, başka delillerle desteklenmesi gibi niteliklere sahip olması gereklidir. Buna karşılık;
a) Duydum, anlattı gibi söz dizimleri ile beyanlar kurulmuş,
b) Minibüsler dolusu parayı taşıyan Uber şoförünün bir cafede “tesadüfen” “tanıkla” arka arkaya masalara oturması ve her şeyi ulu orta anlatırken kulak misafiri olunması gibi mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı ifadeler anlatılıp tutanağa geçirilmiş,
c) Maddi zemini olmayan tanık beyanlarının, başka delillerle desteklenmesi de mümkün olmamıştır. Dağıtıldığı iddia edilen telefonlar da, Kiptaş konutları da ortada yoktur.
2 - Farklı fiiller, farklı hukuki konular ve farklı yargılama koşullarına sahip, kısacası aralarında fiili bir bağlantı olmayan İBB dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesine yönelik ara karar, müşteki-savcı-hakim arasındaki uyum ve karar birliği sayesinde gerçeklemiş olup, bu durumun ceza yargılamalarında sıkça görülmemesi bir tarafa, TCK ve CMUK hükümleri ile açıklanabilmesi de mümkün değildir.
3- Bütün bunların yanında, davanın esasa girilmeden ertelenmesi ise, amaçlananın hakikat arayışından çok süreç yönetimi olduğunu ortaya koyuyor. Bu çerçevede, mutlak butlan iddiası negatif mahkeme kararına konu olup istinafa taşınmışken, hukuki fiili olmayan konunun cezai boyutunun ivmelendirilme çabalarının amacı açıktır.
102 yıllık koca Çınar’ın yönetimleri mahkeme salonlarında değil, hukuka, ahlaka ve geleneğimize uygun demokratik kongrelerde, kurultaylarda belirlenir, belirlenmeye devam edecektir.
Bu alanlarda yaşanabilecek sapmalar ya da sapma iddiaları, geçmişten geleceğe kurulacak zincirlerle, o anda bulunulan statülerden tümüyle bağımsız, aydın namusuna sahip onurlu bir CHP’li süzgeciyle değerlendirilip, partinin yolu çizilir. Bu süreç dış müdahalelere, hele hele muhalefeti dizayn etme cüret ve teşebbüslerine tümüyle kapalı olmak zorundadır.
Tarihsel mücadelemizin ağırlığının ve bu ağırlığın her birimize yüklediği tarihsel sorumluluğun farkındayız.
Yolumuzu genişleterek, yoldaşımıza verdiğimiz omuzu güçlendirerek, akıl ve yüreğimizi yaren ederek, memleketimiz ve insanımız için yürümeye devam edeceğiz.
Bıçak kemikte..
Bir YILDA 348 milyar ₺ ceza hedeflenirken, bir AYDA vatandaşa 802 milyar ₺ CEZA kestiler.
Bir ayda toplanan VERGİ 1 trilyon 181 milyar TL.
Vergi memurlarınızı esnaftan, namuslu vatandaştan çekin, vergilerini ve cezalarını sildiğiniz 5’li çeteye gönderin!
Bir fezlekem daha oldu..
Vatandaşı savunmaktan, milletin sesi olmaktan korkup vazgeçeceğimizi sananlar bilsinler ki;
Bir tek sözü eksik söylemeyecek, bir küçük adım geri atmayacak, bir milim eğilmeyeceğiz.
Mücadelemiz haklıdır, kazanacağız, mutlaka kazanacağız..
Merhaba sevgili komşularım,
Bugün sizlere demokrasimize ve halkın iradesine sahip çıkmak için sesleniyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmaları kapsamında,
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Çarşamba günü saat 19.30’da Adalar’da bizlerle bir araya geliyor.
Bu buluşma;
Seçilmiş iradeye sahip çıkmanın,
Adalet talebini yükseltmenin,
Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile haksız, hukuksuz biçimde Silivri zindanlarında tutuklu bulunan belediye başkanlarımızla dayanışmanın güçlü ifadesidir.
Gelin, erken saatlerden itibaren yan yana olalım.
Gelin, halkın oyuyla seçilenlerin yalnız olmadığını gösterelim.
Gelin, Adalar’dan demokrasiye güçlü bir mesajı hep birlikte yükseltelim.
Bu bir çağrıdır.
Halkın iradesine, adalete ve demokrasiye sahip çıkma çağrısıdır.
Tüm komşularımı bu anlamlı buluşmaya davet ediyorum.
Birlikteyiz, yan yanayız.
Çünkü bu ülke halkındır, bu gelecek hepimizindir.