Türkiye'de on yıllardır siyasi partiler arasında var olan kutuplaşma ikliminin, bir istinaf mahkemesi kararının ardından tarihte hiç görülmedik biçimde bir siyasi partinin içine sirayet etmesi, gerçeği aktarma sorumluluğunda olan mesleğimizin yükünü kuşkusuz artırmıştır.
Bir siyasi partinin Genel Merkezi'ne ve TBMM Grubu'na iki ayrı fiili yönetimin hakim olması nedeniyle yaşanan bu kaotik durum, sahada görevini yapma sorumluluğuyla hareket eden meslektaşlarımıza "mutlak butlan" kararı olarak bilinen kararın verildiği günden itibaren fiziki müdahalelere de varan engellemelerde bulunulmasına gerekçe oluşturamaz.
Medya kuruluşlarının siyasi pozisyonları ya da editoryal angajmanları nedeniyle yayın çizgilerinden sahada görev yapan muhabir, kameraman ve fotomuhabiri arkadaşlarımızın nasibini alması kabul edilemez. Gazetecilere yapılan bu müdahale doğrudan basın ve ifade özgürlüğüne müdahale anlamına geldiği gibi Anayasa'da güvence altına alınan basın hürriyeti ve kamunun haber alma hakkının da açık ihlali niteliğindedir.
Gazetecilere yönelen fiziki müdahalelerin sona ermesi amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi içindeki taraflara sağduyu çağrısı yapıyor, her iki grubun yetkililerinden destekçilerini uyarmalarını ve bir daha benzer görüntülerin yaşanmaması için çaba sarf etmelerini talep ediyoruz.
Ülke siyaseti açısından oldukça kritik gelişmelerin yaşandığı CHP Genel Merkezi'nde görevini yapan gazetecilere yönelik çeşitli müdahaleler yaşanmıştır. Öncelikle tüm meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve bu engellemeleri kınadığımızı ifade ediyoruz.
Kanalların yayın politikaları ile hesaplaşma, eleştirileri gösterme adımının muhatabı sahada haberi aktaran meslektaşlarımız değildir.
Önümüzdeki günlerde benzeri şekilde yaşanabilecek olası engellemelere karşı CHP yönetimi ile görüşülerek önlem alınması talep edilecektir.
APP plaka, ardından multimedya sistemlerine dönük yasal düzenleme -geçici de olsa- fiilen ortadan kaldırıldı.
Acaba kanunu yaparken bunun nelere mal olacağı düşünülmedi mi?
Bakanlık bürokratlarının hazırladığı kanunun sonuçları ortada.
Yazık...
27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7574 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında, multimedya ve görüntü cihazlarına ilişkin olarak “sürücünün izleme ve kullanma alanı içinde kalan görüntü cihazlarını bulundurmak veya kullanmak” fiiline yönelik düzenleme yapılmıştır.
Düzenlemeye ilişkin konunun taraflarının da görüşleri alınarak trafik güvenliğini etkilemeyecek şekilde, kanunun trafikte seyreden tüm araçlar bakımından tutarlı, açık, hakkaniyetli ve yeknesak biçimde uygulanabilmesini teminen gerekli yönetmelik düzenlemesi yapılıncaya kadar, anılan hükme ilişkin yaptırımların uygulanması durdurulmuştur.
Bu kapsamda 27 Şubat 2026 tarihinden itibaren gerçekleşen cezai yaptırımların iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan; araçlara sonradan ilave edilen müzik sistemlerine yönelik denetimler 1 Nisan’a kadar rehberlik ve bilgilendirme amacıyla gerçekleştirilecek, bu tarihten itibaren ise ilgili kanun kapsamında denetimlere devam edilecektir.
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur.
“‘Kamuoyunu etkileme’yi editörlük-gazetecilik normlarına üstün tutan kişiler için hiç anormal bir şey yok bunda”
Arınmamız gereken dürtüyü ne güzel anlatmış @alidurantopuz
Kurtulmuş’un Kürtçe konuşmasına ve bunun Meclis’in resmi hesabından paylaşılmasına gelen tepkiler zaman makinesi hissi oluşturuyor. Bir anda 1930’lara gidiyorsunuz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2026-2028 döneminde temel hedefimiz olan sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek amacıyla; kamu harcamalarına tasarruf sağlanması, enflasyonun düşürülerek fiyat istikrarının korunması ve mali disiplinin daha da güçlendirilmesi önceliklerimiz olacak
Terörsüz Türkiye sürecinde PKK silahlarını bırakmaya başladı. Bu kritik gelişme Türkiye ve dünya basınında kendisine geniş yer buldu. Bugün çıkan gazeteler arasında en etkili mizanpaj ve içerik @milliyet’te. Uğur Yıldırım’ın ve Milliyet emekçilerinin eline sağlık.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede İsrail ile İran arasındaki çatışma, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Netanyahu yönetimindeki İsrail’in bölgenin istikrarı ve güvenliği için en büyük tehdit olduğunu, bunu İran’a yönelik saldırı ile bir kez daha gösterdiğini, tansiyonun düşürülmesi için İsrail’in durdurulması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, uluslararası camianın Filistin’deki işgal ve soykırıma göz yummasının İsrail’i bu hukuk tanımaz ve saldırgan noktaya getirdiğini, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler yoluyla uzlaşma arayışının sürdüğü bir dönemde, İsrail’in İran’a yönelik saldırısının barış çabalarını baltalama amacını taşıdığını, nükleer sızıntıya neden olan saldırıların İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği sorumsuzca tehdit ettiğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, bölgemizin yeni bir krize tahammülünün olmadığını, çıkabilecek yıkıcı bir savaşın tüm bölge ülkelerine yönelik düzensiz göç dalgaları oluşturabileceğini, nükleer anlaşmazlığın yalnızca müzakerelerin sürdürülmesi ile çözülebileceğini ifade etti.
İzmir Limanı’ndaki hamallar greve gittiğinde.. - Yıldıray Oğur https://t.co/reoUN2sJuB
Anlamak isteyen için güzel bir yakın tarih fotoğrafı olmuş. @yildarado'nun eline sağlık.
Son grevdeki taleplere dair tartışmalar devam eder lâkin...
PKK, 12. kongresine dair yaptığı yazılı açıklama ile örgütsel yapılanmasının fesh edildiğini ve silahlı hareketlerin sonlandırılması kararını aldığını duyurdu.