İdeoloji bağnazlığı diye de bir şey var.. Çocuklukta bulunduğu çevre veya ailesinin aşıladığı görüşlerle hayatına devam ederler. Okumaz, araştırmazlar. Başka görüşlerle ilgili fazla bilgileri olmadığı için, fikir alışverişi anlamında tartışmaya giremezler.
İleri ülkelerin 1910’larda başlattığı çalışmaları, biz ancak 2010’larda hayata geçirebildik. Şu anda halkımızın yaklaşık yarısı, gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşamadığımız için bu adımları atanları eleştiriyor ve gecikmeye yol açanları destekliyor.
Emeğin değerini savunmak pazarlık değil, sorumluluktur.
Toplu sözleşme masası, çalışanların alın terinin, emeğinin hesabının görüldüğü yerdir.
Eğitim öğretim tazminatının artırılması bir zafer olarak değerlendirilemez.
Emek ve onurdan yana kararlılığı görmek dileğiyle…
Kamu çalışanını yük gibi gösteren cümleler ediliyor, tesadüf o ki, tam da toplu sözleşme haftasında…
Öğretmensiz eğitim,
Doktor ve hemşiresiz sağlık, Hakim ve savcısız adalet,
Polis ve askersiz güvenlik,
Akademisyensiz üniversite.
Kamu çalışanı, devletin millete uzanan elidir.