İsyan üzerine tezler
👉 Avrupa’yı saran kitle hareketleri bir anomali mi, dönemin normali mi?
👉 Sola yönelen arayışlarla aşırı sağın yükselişi neden aynı anda yaşanıyor?
👉 Halkın öfkesi nasıl politik bir yöne kavuşur?
✍️ Özgür Savaşçıoğlu (@ozgur_savascio) yazdı...
https://t.co/vNP8MVNVdk
Öngörülemez bir dünyada mı yaşıyoruz?
👉 Öngörülebilirliğin azalması, öngörüden vazgeçmeyi mi gerektiriyor?
👉 Öngörü ile örgütlülük arasındaki bağı nasıl kurmalı?
👉 Halkı yeniden bir özne olarak kurmak neden acil bir görev?
✍️ Cem İnan yazdı...
https://t.co/lhOkXcKBIV
Veriler “sokak Le Pen’e yarıyor” iddiasını desteklemiyor
Fransa’da aşırı sağ anketlerde yüzde 33 civarında. Bu oran, liselerde yükselen eylemlerin başladığı eylül ayından beri değişmedi. Veriler, Le Pen'in oy oranının lise eylemlerine bir tepki olmadığını, 2002'den beri süren bir yükselişin devamı olduğunu gösteriyor. Bu yükselişin durdurulamamasının temel nedeni ise Macron tarzı siyasetin uzun süre Le Pen’in tek alternatifi olarak kalması.
https://t.co/qQyI1dj5kQ
Berlin’de iktidarın bedeli: Die Linke, koalisyon masasına oturmadan Filistin dayanışmasını teslim etti
Berlin seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Die Linke, SPD ve Yeşiller’le koalisyon görüşmeleri öncesinde imzaladığı mutabakatta:
👉 İsrail’in var olma hakkını “pazarlık konusu edilemez” ilan etti
👉 İsrail’e yönelik uluslararası boykot kampanyası BDS’yi reddetti
👉 “Siyonistler istenmiyor” sloganlarını kabul edilemez saydı
👉 Kurallara uymayan üyelerini ihraç etmeyi taahhüt etti
https://t.co/9kzF02zg46
YTÜ'deki 'dijital kriz' ortaya çıkardı: Kişisel verilerimiz İsrail'in ortaklarının elinde mi?
• Etisan-Lipman bağlantısı
• Patron Türkiye-İsrail İş Konseyi Başkanlığı yapmış
https://t.co/C4RZEXs9GE
👉Düzen neden topluma “yeniymiş gibi görünen” bir şey bile sunamıyor?
👉“Yeni” kavramı zaman içinde nasıl içi boş bir ambalaja dönüştü
👉Asıl “yeni” nerede güç biriktiriyor?
✍️ Cem İnan yazdı...
https://t.co/krZfqp5ftT
Röportaj | Kaybolan ana akım, dönüşen 'muhalif gazetecilik' ve halka dayanan habercilik: Türkiye'de medyanın düzeni
Türkiye’de medya düzeninin iktidar medyası, meclis muhalefeti eksenli yayıncılık, yabancı devlet bağlantılı kuruluşlar ve fon mekanizmaları üzerinden şekillendiğini söyleyen ideo Genel Yayın Yönetmeni Özgür Savaşçıoğlu, ideo’nun mücadelenin bilgisini temel alan, kulis bilgilerini ve bunlara dayalı tahminler yerine siyasi mücadelenin hedef ve çıktılarını esas alan bir yayın çizgisi izleyeceğini açıkladı.
https://t.co/3QOyBMfpAt
İşçi düşmanı Cemil Tugay'ın sicili: Grev kırıcılıktan AKP rozetine
Yarın AKP'ye katılması beklenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 2024'te Özgür Özel tarafından "sütte leke var, onda yok" sözleriyle aday gösterilmişti. Karşıyaka'da kıyı arazisini Cengiz İnşaat'a satan, İzmir'de grevdeki 23 bin işçiye "evine git" diyen Tugay'ın sicili, ilkesiz rozet değişiminden çok daha önce belliydi.
https://t.co/JpPPTgDEtV
ideo'nun yeni tasarımı, test yayınında hataları yakalamaktan içerikleri hazırlamaya kadar geniş bir ekibin katkısıyla ortaya çıktı. ideo, genç gazetecilerin kolektif emeğine dayanmaya, üreterek ve mücadele ederek öğrenmeye devam edecek. Yolumuz açık olsun!
Devrim Dergisi'nin 15. sayısı çıktı.
"Emperyalizmin Krizi ve UIusal Sorun" dosya konulu yeni sayımızı Devrim Partisi bürolarından ve internet üzerinden edinebilirsiniz.
https://t.co/0gA9ZsOfbq
Yeni bir “yetmez ama evet” vakası mı?
👉 "Eleştirel evet" ve YAE: benzerlikler ve farklar
👉 Halkın dışlandığı süreçten kim fayda görecek?
👉 Hayır diyen herkes milliyetçi mi?
✍️Özgür Tekin yazdı...
https://t.co/MUmCqPInjA
Devrim Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Ankara’da gerçekleşen emperyalist zirveyi değerlendirdi:
Emperyalizmin Krizi Yeni Savaşları Çağırıyor
1. Başkent Ankara'da toplanan NATO zirvesi, bir süredir devam eden emperyalist-kapitalist sistemin krizi ve ABD hegemonyasındaki gerilemenin ürünü olan gelişmelere sahne olmuştur. Zirvede ABD yönetiminin kontrollü geri çekilme stratejisi doğrultusundaki talepleri kayda değer düzeyde kabul gördüyse de emperyalistler arası çelişkiler ve sistemin krizi sürmektedir ve bunların aşılmasının önünde nesnel engeller vardır.
2. Trump yönetiminin sistemdeki krizi ve buna bağlı olarak NATO'daki dağınıklığı aşmaya yönelik bir stratejik açılım olarak ortaya attığı NATO 3.0 kavramı zirve etrafındaki tartışmalara kısmen yön vermiştir. Askeri harcamalar ve NATO içi işbölümü bağlamında güncel Amerikan ekseninin göreli ağırlığı arttıysa da NATO içi gerilimler sürmektedir.
3. Emperyalistler arasındaki öncelik farklılaşması sonuç bildirgesinin diline de yansımış, Rusya ve İran'a karşı savaş başlıklarında ABD ve AB'nin öncelikleri eklektik biçimde yan yana getirilmiştir. Bildirgede Kanada ve Avrupalı devletlerin sanki tek bir blok oluşturuyor gibi yan yana anılmaları NATO içi taraflaşma görüntüsü ortaya çıkarmıştır. İç tartışmaları zamana yaymayı tercih eden NATO, doğrultudaki belirsizliği ise silahlanmaya ve savaş çığırtkanlığına hız vererek aşma eğilimi göstermektedir.
4. NATO zirvesinin birinci gündemi olan silahlanma hamlesi, emperyalist blok adına hem ekonomik hem de siyasi-ideolojik ayakları olan bir toparlanma denemesidir. Ekonomik alanda artan askeri yatırımlardan aslan payını Amerikan şirketlerinin mi Avrupa şirketlerinin mi alacağına dair rekabet sürmektedir ve bu rekabete AKP iktidarı dahil farklı aktörler güçleri ölçüsünde dahil olmaktadır. Emperyalist blokun topyekun silahlanma eğilimi ve uluslararası silah tekelleri arası rekabet, insanlığı yeni bir büyük savaşlar döngüsüne daha fazla yaklaştırmaktadır.
5. Emperyalistler arası öncelik farklılıkları blok halinde strateji geliştirmeyi zorlaştırmakta, NATO'nun hareket hızını yavaşlatmaktadır. Emperyalistler adına açık bir zaaf olan bu durum, kriz yönetiminin silahlanma ile idare edilmesi nedeniyle dünya halkları adına kendi başına olumlu bir tablo sunmamaktadır. Rusya'ya karşı savaşta ABD'nin, İran'a karşı savaşta ise AB'nin bu aşamada taahhüt altına girmekteki isteksizlikleri NATO içinde önemsiz olmayan sorunlar yaratsa da taraflar NATO'nun iç krizlerini ötelemek adına bu iki ülkeye karşı düşmanlığı eş zamanlı olarak körüklemekte hemfikirdir.
6. Rusya'ya karşı savaşı kızıştırmak adına Ukrayna'da kukla Zelenski yönetimine yapılacak askeri yardımların artırılması ve Avrupa ülkelerinin Rusya'ya karşı silahlanmaya hız vermesi yönünde alınan kararlar, insanlığın geçtiğimiz yüzyıldaki korkunç savaş deneyimlerinin tekrarlanması riskini artırmaktadır. AB içindeki kriz dinamiklerini öteleme amacı da taşıyan bu hamleler, Rusya'ya karşı daha büyük çaplı bir topyekun savaş riskini artırmanın yanı sıra tek tek Avrupalı devletlerin saldırganlık eğilimlerini de güçlendirecektir. Askeri kapasiteleri güçlenen AB ülkelerinin kendi ajandaları doğrultusunda hamlelere girişmeleri olasıdır ve bu kontrolsüzlük gerek savaş tehlikesini gerekse Avrupa genelindeki aşırı sağ yükselişi şiddetlendirecektir.
7. ABD'nin İran karşısındaki askeri başarısızlığı, emperyalist blokun krizini derinleştirdiği gibi zaaflarını da daha görünür hale getirmiştir. Emperyalist ideologlar aksini iddia etse de emperyalizmin yenilmez olmadığı açığa çıkmıştır. ABD-İran arası müzakerelerin yılan hikayesine dönmesi ve savaş ile ateşkes arasındaki gitgellerin sıklığı, ABD emperyalizminin salt hazımsızlığını değil, siyasi becerilerinin sınırını da göstermektedir. Emperyalizm askeri sahadaki tıkanmayı diplomasi yoluyla geride bırakmayı başaramamaktadır. Bu yetersizlik nedeniyle emperyalistler; Irak, Libya ve Afganistan örneklerinde görüldüğü gibi askeri hedeflerine ulaştıkları ülkelerde de sürdürülebilir bir siyasi düzlem oluşturmakta başarısız olabilmektedir. Toparlayıcı bir siyasal-ideolojik çerçeve oluşturmakta zorlanan emperyalist blok, buna bağlı olarak oyun kurma kapasitesini yitirmektedir.
8. AKP iktidarı NATO'nun artan saldırganlık eğilimini ve iç gerilimlerini fırsat olarak görmekte, Türkiye'yi Amerikan eksenine sabitleyerek savaş ganimetinden pay almaya çalışmaktadır. Toplumu terörize etmek adına hamasetle yaklaşılan dış politika açılımlarının Türkiye'nin kaderini ABD emperyalizmine ipotek etme ve bölgede ABD'nin ana taşeronu olarak kabul görme hedefine yöneliktir.
9. AKP iktidarının soykırımcı İsrail yönetimiyle kısmen gerçeklik taşıyan gerilimleri tutarlı bir anti-emperyalist ve anti-Siyonist politikanın değil, taşeronlar arası rekabetin ürünüdür. Geçmişte ABD ile kimi gerilimlere de yol açan pazarlıkçılığını “stratejik özerklik” olarak sunan AKP, bugün Yeni Osmanlıcılığı ABD ile tam uyum içinde yeniden tanımlamaktadır. NATO'ya yönelik “360 derece güvenlik” ve “doğu ve güney kanatları arasında denge” önermeleri de Batı Asya ve Kuzey Afrika'da hareket alanını genişletmeye yöneliktir. Bu politika, ABD'nin kontrollü ve kısmi olarak geri çekilmeyi planladığı bölgede Türkiye'yi ABD'nin ana taşeronu haline getirmekten ibarettir. Türkiye'yi ABD-İsrail planlarına direnen İran'la karşı karşıya getirecek olan bu denklem, halkımız adına onursuz olduğu kadar tehlikeli de bir oyundur.
10. Suriye'nin düşürülerek ABD-İngiliz uşağı HTŞ çetelerine teslim edildiği koşullarda başlatılan Amerikan Barışı, karşı-devrim iktidarının ülke ve bölgedeki hesapları bağlamında anlam kazanmaktadır. AKP ile Kürt ulusal hareketi arasında AKP'nin daha avantajlı olduğu kaygan bir zeminde yürüyen süreç, Türkiye'nin içinde ve dışında iktidar için pürüz yaratabilecek bir siyasi dinamiğin Yeni Osmanlıcı projeye eklemlenmesini temsil etmektedir. ABD planlarıyla uyum içinde yürütülen bu süreçten halk yararına bir sonuç çıkması imkansızdır.
11. AKP'nin artan emperyalist saldırganlıktan pay almaya yönelik denemeleri ile ülke içinde kurduğu siyasi denklem arasında tutarlılık vardır. Emperyalist savaşlarda rol almaya hazırlanan işbirlikçi iktidar, bu doğrultuda “iç cepheyi sağlamlaştırma” adına tüm muhalefet odaklarını sindirmeye ve halkı siyasal alandan tamamen tasfiye etmeye çalışmaktadır. Türkiye'nin aydınlık geleceği için verilecek kavga, Türkiye'deki mücadele başlıklarını tutarlılıkla birbirine bağlamalıdır. Emperyalistler halkımızın özgürlüğüne düşmandır. Halkın özgürlüğü için verilen mücadele emperyalizmi, ülkemizin bağımsızlığı için verilen mücadele de karşı-devrimi ve gericiliği karşısına almadan başarıya ulaşamaz.
12. NATO zirvesi nedeniyle Ankara'da uygulanan fiili sıkıyönetim ve abluka, zirvenin ve NATO ittifakının temsil ettiği politik akılla uyumludur. İnsanlığı savaşa sürüklemeyi tasarlayan emperyalist savaş örgütünün ihtiyacı, halkın devre dışı bırakılması ve sesinin kesilmesidir. Halkımızdan utanan AKP iktidarının yurttaşları evlerine kapatmaya ve emekçi mahallelerini emperyalist efendilerinden gizlemeye yönelik onur kırıcı uygulamaları, Türkiye'yi emperyalistlere pazarlama hedefinin doğal parçası sayılmalıdır. NATO insanlık düşmanı bir örgüttür ve NATO'nun geçtiği yerde halk düşmanlığının hüküm sürmesi kaçınılmazdır.
13. Ülkemizde toplanan emperyalist savaş örgütü NATO zirvesini bir mücadele başlığı olarak gündemine alan ve NATO'ya karşı ses çıkaran tek siyasi odak sosyalist hareket olmuştur. Türkiye'nin eşitlikçi, özgür, bağımsız ve laik bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmesinin tek çıkar yolu devrim ve sosyalizmdir. AKP'nin yurdumuzu mahkum ettiği karanlığa teslim olmayan tüm yurttaşları elini taşın altına koymaya, devrim ve sosyalizm için örgütlü mücadeleye çağırıyoruz.
"Ölü Deniz" gösterisi gerekçe gösterilerek tutuklanan Deniz Göktaş için Maçka Parkı'nda yapacağımız etkinlik yoğun polis ablukasıyla engellenmek isteniyor.
Gerici karanlığa teslim olmayacağız.
Tüm yurttaşlarımızı dayanışmaya, Maçka Parkı'na davet ediyoruz.
"Ölü Deniz" gösterisi gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Deniz Göktaş'ın yanındayız!
Tüm sıra arkadaşlarımızı yarın Maçka Parkı'nda "Ölü Deniz" gösterimini hep birlikte izlemeye çağırıyoruz.
"Seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırılara karşı duracak, ancak bununla yetinmeyeceğiz. Halkın umudunu temsil edecek bir programın sosyalist bir adayla seçim iddiası ortaya koyması bizim ertelenemez görevimizdir."
Biz ne yapacağız?
• Çok değil 3 yıl önce bugün hain olarak adlandırılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin tek adayı olarak girdiği bir seçim süreci yaşadık. Sosyalist sol bu dönemde Kılıçdaroğlu’nun altılı masasının destekçisi olmaya itildi.
• Bir tür “think-tank” rolüne soyunarak CHP’ye strateji önermek CHP’nin sahip olduğunu genişletmek bir yana, stratejiyi önerenlerin ufkunu daraltıyor.
• Sosyalist sol olarak dün görevimizi yerine getiremediğimiz için bugün etkisiziz.
• Halkın umudunu temsil edecek bir programın sosyalist bir adayla seçim iddiası ortaya koyması bizim ertelenemez görevimizdir.
✍️ Ercan Bölükbaşı (@ercan_bolukbasi) yazdı...
https://t.co/YCTerZtcuN
CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmeye yönelik polis saldırısı, karşı-devrim iktidarının siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun parçasıdır. İşçi düşmanı, gerici ve işbirlikçi politikalarıyla halkın geniş kesimlerinin öfkesini çeken AKP iktidarı artık halkı ikna şansının kalmadığını görmüş, iktidarını emperyalist merkezler ve uluslararası tekellerin himayesinde sürdürebilmek adına seçme-seçilme hakkına yönelik saldırılarını şiddetlendirmiştir. Gerek 19 Mart'ta gerekse "mutlak butlan" kararında AKP yargısının seçme-seçilme hakkını hedef alan operasyonlarının AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'la yaptığı telefon konuşmalarının ertesinde gelmesi de bu operasyonların ABD'den alınan güvencelerle yapıldığını göstermektedir.
Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetimini genel merkez binasından çıkarmaya yönelik gayrimeşru polis operasyonu, AKP yargısının bu partiye kayyum atadığı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talebiyle gerçekleşmiştir. Kılıçdaroğlu'nun 13 yıl genel başkanlık yaptığı partiye yönelik ağır bir saldırının piyonu ve siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun memuru olma hevesi, düzen siyasetinin karakterini de ortaya koymaktadır.
Halkı siyasal alanın dışına itmeye ne iktidar blokunun ne de iktidar blokunu himaye eden emperyalistlerin gücü yeter. Halk bu kirli oyunu mutlaka bozacak, AKP'yi de onu iktidarda tutanları da memleketten kovacaktır.