bu fotoğraftan da anlaşıldığı üzere ‘çalışan kadın’ terimi bir totolojidir. çalışmayan kadın diye bir şey hiçbir zaman var olmamıştır, yalnızca yaptığı iş karşılığında para alamayan kadın diye bir şey vardır.
size 3 ayda bir dediğim "ülkede doktor bulmakta zorluk çekeceksiniz, tıp fakültesi sadece doktorun bilmesi gerekenleri öğreten yer değil, doktor olmayı ve adabını öğreten yerdir ve ne devlette ne vakıf üniversitelerinde bu eğitimin kendisi yok, verecek kimse ya da alacak kıvamda öğrenci yok." cümlesinin yaşayan ama kimseye faydası olmayan örneği bu şahıs işte...
bu şekilde ürün anca böyle bir şey oluyor.
1. gerekli değildi erkek hastadan bhcg niye istedin, devlete ve hastaya masraf ve yük getirdin (tetkikten para kazanmanla alakası var mı)?
2. yanlışlıkla istenmiş ve yüksek çıkmış, bunu ciddiye alıp ayırıcı tanıda olabilecek testis kanseri ya da daha sıkıntılı durumlar için hastaya bilgi verdin mi? ya da erkekte bhcg nin yüksek çıkabileceği hastalıklar olduğundan haberin var mı ki acaba?
3. Laboratuvarı uyardın mı, kalibrasyon sorunu uyarısı yaptın mı?
3. hastaya ait özel konuları sosyal medyada şebeklik yapmak için kullanırken ben ne yapıyorum dedin mi?
Kadın ürolog sayısı oldukça azdır.
Kliniğimizde toplam 21 asistanımız var, bunlardan ikisi Gamze ve Pelin.
Yani iki kadın ürolog yetiştiriyoruz.
Gamze bugün ameliyathanede mesane tümörü
(sistektomi+ileal neobladder) vakasını asiste etti.
👏👏👏
#sancaktepeüroloji
Bir doktor olarak, kendini övmek gibi geldiğinden, doktorlarla ilgili paylaşım yapmayı pek sevmiyor, zorunlu kalmadıkça yapmıyorum. Ancak şu konuyu da belirtmeden duramayacağım:
ABD’de de Almanya’da da çalıştım ve bizzat yaşayıp deneyimledim. Evet ABD’deki doktorlar çok iyi ve bizimkilerle cidden yarışır. Bunun dışında dünya üzerinde hiçbir ülkenin doktorları bizim doktorlar kadar ne bilgili ne çalışkan ne de çalışmaya hevesli değil.
Dünyanın neresinden olursa olsun doktorları getirin bizim ülkenin sağlık yükünü 3 gün taşıyamaz, kaldıramaz ve altında kalır…
Bu dava sonucunda Doktorun yapacağı şey bugün İsviçre’ye taşınıp, 6 ayda dil öğrenerek, denkliğini almak ve orda kral gibi çalışıp yaşamak.
Salt doktor düşmanlığı ile alınmış böylesi bir kararın doktorları ülkeden kaçırtmaktan başka hiçbir etkisi olmaz, olmayacak.
Yazıklar olsun.
Bir kadın, bebeğinin cinsiyetini söyleyen doktora sitem etti:
“Rutin doktor kontrolüm vardı. Doktora ‘Cinsiyeti belli oldu mu?’ diye sordum. Çat diye söyledi.
Ben baby shower yapacaktım. Helikopter kiralamıştık, ucuz bir şey de değil. Ne yapacağız biz şimdi?”
Alperen Şengün, 2002 doğumlu.
Bir başka tabirle Ak Parti kuşağı.
Tüm yaşamı boyunca Erdoğan’dan başka bir lider görmedi.
Giresunlu. Dindar bir aileye sahip. Annesi tesettürlü bir hanımefendi.
Alperen ismi “büyük oranda” Muhsin Yazıcıoğlu ve Büyük Birlik Partisi’ne yakın ailelerin çocuklarına koydukları bir isim.
Daha geniş çerçeveden bakarsak milliyetçi&mukaddesatçı camialara yakın kişiler çocuklarına bu ismi koyar. Gayet tabii istisnaları da olabilir.
Alperen’in de çeşitli konuşma ve davranışlarından inançlı bir Müslüman olduğunu anlayabiliyoruz.
Bununla birlikte belli ki zaman zaman alkol de tüketen, kız arkadaşıyla eğlenen, İslamiyete göre “günah” kabul edilen eylemleri olabilen bir “genç”
Tıpkı Türkiye’de yaşayan milyonlarca kişi gibi.
Sırf bir tanıtım programında arkadaşlarıyla rakı içtiğini gösterdi diye saatlerdir yemediği hakaret kalmadı.
Halbuki aynı hesaplar; Alperen’in maçlardan önce dua ettiği, cümlelerinde Allah’ı andığı noktaları örnek gösterip sahip çıkıyorlardı.
Neymiş efendim, “milli sporcu alkolü özendirmezmiş”
Asıl dertlerinin bu olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu linçleri organize edenlerin asıl karın ağrıları, Alperen’in TR’deki siyasi konjonktürü umursamadan doğal halini gösterme cesaretini bulabilmesi.
Alperen ateist de olabilir aşırı derece de İslamcı olabilir. İkisinden birisi de olsa Alperen’i çok sevmeye devam etmeliyiz.
Ancak ikisi de değil. Müslüman ama seküler tercihleri de olan bir genç. Türkiye gibi.
Dünyanın en müstesna basketbol arenasında herkesi kendine hayran bırakan başarılı bir sporcumuz olması ona sahip çıkmamız için yeterli.
Yolun hep açık olsun Alpi.
Şahane iş.
Boğaz var.
Türk kahvesi var.
Mandabatmaz ve Beyoğlu var.
Sucuklu yumurta da var, Emirgan da Nişantaşı da.
Hisar var, domates biber söğüş var, zeytinyağı var.
Kapalıçarşı, Galata Kulesi, Yenicami, Sen Antuan,Süleymaniye var.
Kalkan da var meze de.
Rakı da olacak.
Bravo Alperen, Türkiye ve İstanbul bu kaotik karanlıkta ancak bu kadar anlatılabilirdi.
Müteşekkiriz, minnettarız.
Hekimleri ve sağlık çalışanlarını hedef gösteren bu insancıklar bir bitmedi. Elalem bozuk ürün satsın, otel ilaçlama yapsın ama yine de doktor suçlansın!!!
İki tık alma uğruna doktorları ağzınıza meze etmeyin!!!
Bir zamanlar doktor önünde ceket ilikleyen nesilden doktor dövebiliyoruz diye övünen bir nesile evrildiler. Tek başınayız bu camiada! @TEKsendika@tibbiyelisozluk
Acil servislerin % 25 gibi hasta grubu bulantı kusma ishal! Yani günde iki üç bin hastanın başvurduğu bir acil serviste 700-800 kişi basit Gis semptomları ile gelir. Acilde tedavi sonrası taburcu edilir. Eğer ki hasta kötüleşirse yeniden aynı acil servise mümkünse aynı hekime tekrar gitmelidir. Hastane hastane doktor doktor gezmemelidir. Bir acil servise 2 ve daha fazla giriş var ise aynı hastada o hasta taburcu edilmez.
Ve merak etmeyin böyle büyük olaylarda her hekim savunma veriyor. Yani sizin anlayacağınız dilde söyleyeyim soruşturma geçiriyor. Tıbbi açıdan hiç bir eksiklik malpraktis olmadığı için içeri alınmıyor.
Niye içeri alınmadı diye sorgulayan insancık inşallah doktor yok mu diye ….
Doktorsuz kal!!!!
@miraskaIan 1-sadece kadın doğum değil tıbbın kendisinde KESİN diye bir yol izlenmez kontrol ve takip gerekir
2-madem sağlığına bu kadar düşkünsün(?)doğum kontrol hapı kullanırken 6 ayda bir kontrolüne gitmen gerekir
3-kadın doğuma gittiğinde muayene oldugun aletin adına ultrason denir
Doktorluk öyle garip bi meslek ki bi hasta hocam çok güzel ilgileniyosunuz çok iyi doktorsun allah razı olsun diyoken bir sonraki hasta sana bağır çağır serum yapmadın diye sövebiliyo sevincek misin üzülücek mi