Ey Rabbine İtaat Edip Huzura Eren Nefis! Hem Hoşnut Edici, Hem de Hoşnut Edilmiş Olarak Rabbime Dön. Uyanık ol. Ülken Üzerinde Oynanan Kirli Oyunları Gör...
ARKADAŞLAR BU GÜN ÜLKEMİZ VE MİLLET OLARAK TARİH BOYUNCA YAŞAYACAĞI EN ÇETİN VE ZOR GÜNLERİNİ YAŞAMAKTAYIZ. AŞAĞIDAKİ YAZI OLAYI BÜTÜN ÇIPLAKLIĞI İLE GERÇEKLERİ ANLATMAKTADIR. DEFALARCA DA OKUSANIZ TEKRAR OKUYUNUZ..!
ÇOK DEĞERLİ MESAJDIR…!
İçilmedi.
Çünkü 28 Ağustos 2014 itibarıyla alkollü içecek ikramı kaldırıldı.
Bundan rahatsız olan bir tane yabancı devlet adamına da rastlamadım.
Misafir ev sahibine tabidir.
🟥 İzlanda Başbakanı Frostadottir:
"Türkler beni çok mütevazi karşıladı hayranlıkla izledim artık burası benim ikinci evim."
+Kaç kişisiniz
- 400 000
+Sorun yok gelin 🤣
NATO Zirvesi, Türkiye’de 24 yıl önce başlayan normalleşme ve demokratikleşme sürecinin yansımalarının da görüldüğü bir zirve oldu aynı zamanda.
Bu ülkede 22 yıl önce düzenlenen NATO Zirvesine ülkenin seçilmiş Başbakanının eşiyle beraber katılmasına izin verilmemişti..
Çünkü dönemin Cumhurbaşkanı öyle uygun görmüştü. Çünkü Başbakanın eşi başörtülüydü!! Ne büyük kusur!! Emine Erdoğan, Dolmabahçe’deki yemeğe Ahmet Necdet Sezer tarafından davet edilmedi!
Yani koca ülke kendi isteğiyle dünyaya “Benim milletim bu adama ülkeyi yönetme yetkisi verdi ama bunun bir önemi yok. Onu ciddiye almayın” diyordu. Hem de Cumhurbaşkanı düzeyinde bunu yapıyordu!
Peki Erdoğan nasıl bir yol izledi?
O da Topkapı Sarayı'nda liderlere özel bir yemek verdi ve onları Emine Erdoğan ile birlikte karşıladı..
Sezer o yemeğe katılmadı! Sezer’in çok öykündüğü Batılılar başörtülü bir lider eşine takılmıyordu ama Türkiye’nin Cumhurbaşkanı için bu büyük bir sorundu!
İnanması zor ama 22 yıl önce devletin dışarı verdiği görüntü buydu! Çift başlı, aralarında uzlaşmaz çelişkiler olan, millet iradenin hiçe sayıldığı bir ülke. Böyle bir devleti kim ciddiye alır?
Şimdi soru şu… 2004’teki Türkiye mi? 2026’daki Türkiye mi? Hangisi daha derli toplu, daha demokratik, daha devlet gibi devlet? Ve dünya genelindeki imajımız o zaman mı daha iyiydi, şimdi mi?
▪️Trump bu zirve için Türkiye’ye gelmeseydi: Gördünüz mü dostum Trump’ı.. Türkiye’yi umursamıyor!!
▪️Trump “Erdoğan için gideceğim” deyip Ankara’ya indiğinde: Amerikan emperyalizmin kölesi olduk!
▪️Trump, Ankara’da yaptımların kaldırılması ve F35’lerle ilgili olumlu mesajlar vermese: Elimiz boş kaldı. Turistik geziye gelmiş. Aşağılandık!
▪️Trump, yaptrımların kaldırılacağını açıklayınca: E ne var bunda? Bir parmak bal çaldı ağzımıza… O yaptırımlar kalkmaz!
📌Kim ne derse desin. Sadece Türkiye-ABD ilişkileri için değil bölgenin geleceği açısından da tarihi bir dönüm noktası bu ziyaret.
Türkiye büyük iş kotardı.
🇹🇷BİR KEZ DAHA LİDERİMLE, DEVLETİMLE VE ÜLKEMLE GURUR DUYDUM!
Dün, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan dünya lideridir.” dediğimizde bize gülenler, bunu abartı bulanlar vardı.
Dün, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bu milletin itibarıdır, Türkiye’nin devlet aklının ve gücünün sembolüdür.” dediğimizde, “Oraya üniversite yapılsaydı.” diyerek küçümseyenler vardı.
Bugün ise aynı Külliye, dünyanın en güçlü liderlerini ağırlayan; küresel diplomasinin yön verdiği, Türkiye’nin devlet vakarını bütün dünyaya gösteren bir merkez hâline geldi.
Dünyanın gözü Ankara’daydı…
Amerika’dan Avrupa’ya kadar birçok ülkenin lideri Türkiye’nin kapısını çaldı.
Türkiye artık olayları uzaktan izleyen değil, masayı kuran, sözü dinlenen ve çözüm üreten bir ülke olarak öne çıkıyor.
İşte vizyon budur!
Devlet yönetmek; günü kurtarmak değil, yarını inşa etmektir.
Bugün yaşananlar, yıllar önce kurulan büyük hedeflerin ve güçlü devlet anlayışının bir sonucudur.
Şimdi herkes elini vicdanına koyup şu soruya samimiyetle cevap versin:
Bugün Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine muhalefetten hangi isim olsaydı, Türkiye aynı saygınlığı, aynı diplomatik ağırlığı ve aynı küresel etkiyi ortaya koyabilirdi?
Bu sorunun cevabı,
Türkiye’nin bugün ulaştığı noktada saklıdır.
Ben ise bugün bir kez daha liderimle, devletimle, ülkemle ve bu büyük yürüyüşe emek veren kadrolarla gurur duydum.
Çünkü güçlü Türkiye, sadece sözle değil; kurduğu masalarla, yürüttüğü diplomasiyle, kazandığı itibarla ve dünyaya verdiği güvenle büyüyor.
Allah bu millete güçlü devletini, birlik ve beraberliğini daim etsin.
Büyük devletler tesadüfen kurulmaz; büyük vizyonla, güçlü iradeyle ve kararlı liderlikle yükselir.
Tarih de, milletler de günü geldiğinde vizyon sahibi liderlerin bıraktığı izleri konuşur.
Nice güçlü günler dileğiyle, kalın sağlıcakla..
İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi, geçen günlerde sokak köpeklerinin yüzde sekseninin barınaklara alındığından bahsetmişti.
Sayın Bakanımızdan ricamız; bu iki ayaklı kuduz köpekleri de toplayın lütfen.
"Arlı arından korkar, arsız 'Benden korktu.' der."
Bu azgın azınlık iyice kudurdu. Ulan şılfıntı, senin kovduğun başörtülü kadınlar bu vatan için bedel ödediler. Sen ise Selanik'ten geldin, pınarın başına oturdun. Ülkenin en güzide yerleri size bedava peşkeş çekildi. Şimdi gelmiş, köpek kovar gibi insanları kovuyorsun.
Eğer yetkililer senin hakkında soruşturma açmazsa, onlara da yazıklar olsun.
@mustafaciftcitr@abakingurlek@iletisim
Dün gece Şırnak’ta Cudi Dağı semaları, Hz. Nuh tufanını ve gemisinin Cudi’ye oturuşunu anlatan kutlu hatırayla aydınlandı.
Yükselen 500 dronun oluşturduğu görkemli gösteriyi bütün Şırnak, büyük bir coşku, heyecan ve kardeşlik ruhu içinde izledi, izledik…
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “…Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi üzerine oturdu…” (Hud Suresi, 44).
Bu ilahi hakikat, Cudi Dağı’nı sabrın, kurtuluşun, umudun ve yeniden dirilişin sembolü hâline getirmiştir.
Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş ile birlikte Cudi Dağı’na çıkarak Hz. Nuh’u Anma Merasimi’ne katılacak, bu kutlu mirası birlik, kardeşlik ve ortak geleceğimiz adına hep birlikte yâd edeceğiz.
Bu anlamlı geceyi büyük bir emek ve vizyonla hayata geçiren Şırnak Valiliğimize ve Şırnak Belediyemize gönülden teşekkür ediyor, bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz.
Hepimiz aynı gemideyiz,
birlikte çok güzeliz,
birlikte güçlü, büyük Türkiye’yiz! 🇹🇷
Deniz Göktaş isimli zibidi tabiki yanlız değildir. Nerde bir Allahsız, kitapsız, mezhepsiz, terörist varsa hepsi onunla beraberdir.
Şurada bağıranların hiç biri Türk değil, Müslüman değil, bu topraklara ait hiç değil
"Hepisi Ermeni olanlar" işte bunlar...
İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi anlatıyor:
-"Kore gazilerimizden Ömer Amca vardı. Ömer Amca'yla ayrı bir gönül bağımız vardı. Ben aşağı yukarı her bayramda kendisini ziyaret ediyordum. Gazi Ömer Amca'nın evine gittim. Neyse, Ömer Amca'yla biraz sohbet ettik. İzzetüikramda bulundular. Nereden icap etti bilmiyorum, hiç, yani o güne kadar aramızda öyle bir konuşma cereyan etmemişken bana dedi ki: 'Vali Bey,' dedi, 'sana bir vasiyetim var.' 'Buyur Ömer Amca,' dedim. Dedi ki: 'Bir gün bana emr-i hak vaki olduğunda, eğer burada olursan cenazeme geleceğini biliyorum,' dedi. 'Ama tayinin çıkar da başka bir yere gidersen mutlaka,' dedi, 'benim cenazeme geleceksin, benim cenaze namazımı kıldıracaksın, beni sen defnedeceksin,' dedi. 'Bunu sana vasiyet ediyorum,' dedi. Ben de: 'Ömer Amca, Allah gecinden versin, yani inşallah daha uzun yıllar başımızda olursun, hayır dualarını eksik etmezsin,' dedim, oradan ayrıldım. İçine mi doğdu bilmiyorum; bir ay sonra vefat etti. Ömer Amca vefat etti. Konaklı Köyü'nden kaldırılacaktı cenazesi de. Başkanımızla beraber öğle namazına Konaklı Köyü'ne gittik. Namazdan çıktıktan sonra baktım, Müftü Bey, Muharrem Hocam, tabutun başında, cenazenin başında. Dedim ki: 'Hocam,' dedim, 'Ömer Amca'nın bana bir vasiyeti var. Siz bir adım geriye gelin, ben Ömer Amca'nın vasiyetini yerine getireyim,' diye. Ömer Amca'nın cenaze namazını ben kıldırdım. Ardından kabristana gittik. Orada kendi ellerimle de defnettim. Böylece vasiyetini yerine getirdim Gazi Ömer Amca'nın."
Ömrümüzü adadığımız bu davanın sonunda böyle bir İçişleri Bakanına sahip olduğumuzu görmek,yaşadığımız tüm acılara,ödediğimiz bütün bedellere değdi.
Duâmız;
Allah sayınızı arttırsın Sayın @mustafaciftcitr
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımızla güçlü koordinasyon içinde, uluslararası suç organizasyonlarına, siber dolandırıcılık ağlarına ve suç gelirlerinin aklanmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Çekya adli makamlarınca uluslararası adli yardımlaşma kapsamında iletilen bilgi ve belgeler doğrultusunda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde yürütülen soruşturma neticesinde uluslararası bir dolandırıcılık şebekesi çökertilmiştir.
İstanbul’da kurulan bir çağrı merkezi üzerinden yapay zekâ destekli yazılımlar kullanılarak Avrupa ülkelerinde yaşayan kişileri polis, savcı, asker ve banka görevlisi sıfatlarıyla arayan şüphelilerin; çok sayıda Çekya vatandaşını ve Avrupalıyı dolandırarak yüksek miktarda haksız menfaat temin ettikleri anlaşılmıştır.
Maslak’ta bir iş merkezinde faaliyet gösterdiği belirlenen çağrı merkezinde, 80 yabancı uyruklu şahsın bulunduğu; mağdurlardan elde edilen suç gelirlerinin banka hesapları ve kripto varlık platformları üzerinden transfer edilerek aklanmaya çalışıldığı belirlenmiştir.
Bu kapsamda İstanbul’da eş zamanlı 3 ayrı adrese operasyon düzenlenmiş; suçta kullanıldığı tespit edilen çok sayıda dijital materyale incelenmek üzere el konulmuştur.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızı, operasyonu başarıyla icra eden İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimizi tebrik ediyorum.
Suçla mücadelede ulusal ve uluslararası iş birliğimizi güçlendirerek, hukuk güvenliğini ve kamu düzenini koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz.
Komedi adı altında Mustafa Kemal Atatürk'ün şahs-ı manevisi rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenlerle;
Komedi adı altında Alevi vatandaşlarımız rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenler;
Komedi adı altında İslamın kutsallarına hakaret edildiğinde, bir bakıyorsunuz ne var bunda ifade hürriyeti deyip, utanmadan üzerine iktidarı suçluyorlar.
Hadi oradan ikiyüzlüler!
👏👏BİR HAYALİN İLK ADIMLARINI GÖRMEK…
Belediye başkanlığı yaptığım dönemde en büyük hayalim, Ağrı Dağı’nı dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri hâline getirecek Büyük Ağrı Dağı Projesi idi.
Bu, yalnızca bir turizm projesi değil; Ağrı’nın ve bölgemizin kaderini değiştirecek, Doğu Anadolu’yu dünyaya açacak büyük bir kalkınma vizyonuydu.
Bu hayal için gece gündüz çalıştık.
Projenin tüm fizibilite çalışmalarını hazırladık.
Dönemin valileri Sayın Dr. Süleyman Elban ve Sayın Dr. Osman Varol, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Abdülhalik Karabulut, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, teknik ekiplerimiz ve birçok uzman isim bu projeye büyük emek verdi.
Projeyi, İl Belediye Başkanları Toplantısı’nda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a arz etme fırsatı buldum.
Sayın Cumhurbaşkanımız projeyi büyük bir ilgiyle dinledi, vizyonunu çok değerli buldu ve yakından ilgilendi.
Bu destek hepimize moral verdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Fatma Şahin de projeye paydaş olmak istedi ve önemli katkılar sundu.
Projemiz yalnızca Ağrı Dağı’ndan ibaret değildi.
Ağrı Dağı’nın yaklaşık 3.500 metre yüksekliğinde kurulması planlanan dünyaca ünlü marka kafeler, seyir terasları ve sosyal yaşam alanlarıyla ziyaretçilerin bulutların üzerinde eşsiz bir deneyim yaşaması hedefleniyordu.
Ağrı Dağı üzerinde gerçekleştirilecek balon turizmi de projenin en önemli ayaklarından biriydi.
Bu konuda,Nevşehir’de balon turizminin duayeni rahmetli Halil Üluer ile uzun görüşmeler yapmış, projeyi kendisine sunmuştuk.
Büyük bir heyecan duymuş ve projeyi çok beğenmişti.
Bununla da yetinmedik. Hazırladığımız proje sadece Ağrı’yı değil; Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı’yı kapsayan dev bir bölgesel turizm koridoru oluşturuyordu.
Projenin önemli ayaklarından biri de bu beş ili birbirine bağlayacak iç hat tren ağı idi.
Böylece yerli ve yabancı turistler tek bir seyahatle beş şehrimizi gezebilecek, her ilin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini yaşayabilecekti.
Projenin içinde;
Ağrı’da kurulması planlanan Hazreti Nuh Panoramik Müzesi,
İshak Paşa Sarayı,
Meteor Çukuru,
Buz Mağarası,
Diyadin Kaplıcaları,
Taşlıçay Balık Gölü ve kırmızı pullu alabalıkları,
Hani Baba başta olmak üzere inanç turizmi merkezleri,
yayla turizmi, doğa sporları, kayak merkezleri, teleferik ve köy turizmi gibi birçok yatırım da yer alıyordu.
Amacımız sadece turist getirmek değildi; bölgemizin ekonomisini canlandırmak, gençlerimize yeni iş alanları oluşturmak, esnafımızın yüzünü güldürmek ve Doğu Anadolu’yu dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri hâline getirmekti.
Ne yazık ki pandemi ve o günkü ekonomik şartlar nedeniyle gerekli yatırımcıyı bulamadık. Bu büyük hayalimizi o gün gerçekleştiremedik.
Bugün ise Ağrı Dağı semalarında balonların yükseldiğini görmek beni tarifsiz şekilde mutlu etti.
Çünkü yıllar önce hazırladığımız vizyonun ilk adımlarının atıldığını görmek, verilen emeğin boşa gitmediğini gösteriyor.
Bu projeye dün emek veren, bugün de katkı sunan başta çalışkan Valimiz sayın Önder Bozkurt olmak üzere herkese gönülden teşekkür ediyorum.
İnanıyorum ki balon turizmi bunun sadece başlangıcıdır.
İnşallah bir gün teleferiğiyle, 3.500 metredeki marka kafeleriyle, panoramik müzesiyle, hızlı ulaşım ağıyla ve bölgesel turizm rotasıyla Büyük Ağrı Dağı Projesi bütünüyle hayata geçecek;
Ağrı, Erzurum, Kars, Ardahan ve Iğdır birlikte kazanacak, kazanan ise Türkiye olacaktır.