Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
Köfteci Yusuf olayı hakkında farklı düşünüyorum.
Milyonlarca Dolar değerine ulaşmış bir işletme SALAK mı da BİNDE BİR oranında domuz eti kullansın?.
Domuz eti, normal etin yarı fiyatına olsa bile (ki değil), 1000 Birim maliyeti olan köfte 999.5 Birim maliyete iner.
Böylesine küçük bir oran için Milyonlarca dolar değerindeki işletme ÖYLE BÜYÜK bir riske girer mi?
Bu işin altından işletmeyi UCUZA satın almaya çalışan mafyavari gruplar çıkabilir mi?
Bir düşünelim isterim!…
Mekke Allah'ın evi değildir.
Allah kişi değildir ki evi olsun.
O ev Hz. İbrahim'in Hacer ile ondan doğan İsmail için yaptığı evdir.
Hiçbir kutsallığı yoktur.
Peki, Hacer kimdir...?! Kur'anda ismi geçen Mısırlı kadındır.
Çocuğu olmayan Sare tarafından İbrahim'e sunulduğunda henüz genç yaştaydı, İsmail'i doğurdu.
İslam kaynaklarına göre, Mısır firavunlarından Senan bin Ulvan'ın İbrahim'in karısı Sare'ye hediye ettiği bir köledir. İbrahim, çocuğu olmayan Sare'nin izniyle Hacer'le evlenir.
Peki, İbrahim kimdir...?!
Urfalı bir Aramidir.
Hz. Muhammed'den 2500 yıl önce yaşamış Yahudilerin atası, İsrail'in kök kurucusudur.
O dönemde İslamiyet yok ki Müslüman olsun.
Put perestti.
Peki, Herkesin ona tapmasını istediği putunun adı neydi?
Elilah(Allah).
Peki, Erkeklerde sünneti çıkaran kimdi?
İbrahim.
Peki, Sünnet olmayan kişi kimdi?
İbrahim? (Abraham)
Peki! Sünnet ne anlama gelir?
Ben de İbrahim'in putuna inanıyorum demektir.
Peki, Biz kimiz?
Türk.
(Neden sadece Yahudi ve Müslüman erkekleri sünnetlidir?)
Hani namaza dururken 'döndüm kıbleye' diyorsun ya kardeş, İşte o aslında döndüm, Kibele 'ye demektir.
Gerçi namaz da İslamiyetten bin yıllar önce pagan dinlerinde yapılan bir tür tapınma ayinidir de o konuya hiç girmeyeceğim şimdilik.
Kibele ise Friglerin bereket tanrısının adıdır.
Cennetten gelmiş diye ağlayarak kafanı içine soktuğun, Hacerul Esved isimli taş da, Kibele'nin vajinasını {doğurganlığı} temsil eder.
Şekline bakarsan anlaman zor olmayacaktır.
Sonra cehennem diye bir yerin varlığına inanıyorsun.
Yok öyle birşey..
Senin cehennem dediğin şey, bu gün ki İsrail topraklarında bulunan ve tabanından petrol ve metan gazları çıktığı için sürekli yanan G-hinnom isimli vadinin adıdır, ve 'azap verici yer' anlamına gelir.
Sümerler döneminde ağır suçluları oraya atıp yakarlarmış.
Sonra bu vadinin ismi Sümerlerden Tevrat'a ordan da senin inandığın kitaba kopyalanmış
Zaten inandığın dinin tamamı Sümer, Mısır ve Yunan mitolojilerinden kopyalanmış.
Azıcık okusan, merak etsen anlayacaksın ama işte. Neyse..
Bir de Allah var tabi İslamiyet öncesi arapların çok tanrılı dinlerindeki en kudretli tanrısı olan Elilah. Namı diğer ay tanrısı
Yani bugün senin Allah diye inandığın şey aslında Ay tanrısı El-ilah'tan başkası değildir.
Hani şu minarelerin tepesindeki ay var ya ?? Hah işte o ay tanrısını temsil eder...
Muhammed çok tanrılı dinlere son verdi ve kabedeki en kudretli put olan Al-ilah'ı tek tanrı olarak kabul ettirdi yaşadığı topluma.
Allah diye bir yaratıcının olduğu Muhammed'e ayetlerle bildirilen yeni bir durum olsa babasının adı "Abdullah' olmazdı.
Aynı şeyi zamanında, Mısır firavunu, Akheneton da yapmak istedi.
Çok tanrılı dinleri ve firavunların kutsiyetini yok etmeye kalkıştı ama sarayın ileri gelen rahipleri ve yobaz halkı tarafından linç edildi maalesef..
Tüm firavunların ihtişamlı mezarları varken, Akheneton'un mezarı dahi yoktur.
Ha bir de Yahudilerden nefret ediyorsun, kullandığın isimler bile onların isimleri
Josef - Yusuf
Jackop - Yakup
Abraham - İbrahim
Tothmoses- musa
Elyesa - İlyas
Daha liste uzar gider...
Ne Arap, ne de Yahudi soyuyla hiç bir ilgimiz yoktur.
Peki, Neden onların efsanelerine uyup bu tür tapınım işlerini yapıyoruz?
Bir Arap ile Yahudi inancı ki Cumhuriyetimizi batırıyor.
Biz halen gerçekleri göremiyoruz.
Yerin dibine batsın kör cehalet.
Bir dinin ayakta kalabilmesi, onun ekonomik olarak da güçlü olmasına bağlıdır.
Çorak bir arazide olan Mekke’nin gelir kaynağı da, kutsal olan Kâbenin tavaf edilmek için dünyanın her yerinden gelen müslümanların ziyaretiyle sağlanıyor.
Devamı +++
Tarihi Eserleri Sergileyecek Yer Mi Kalmadı?
Hatay Arkeoloji müzesindeki eserler Gaziantep Zeugma müzesine taşınarak orada sergilenmeye başlamış.
‼️Yahu bu nasıl iş bilmezlik!
‼️Hatay'da eserlerin sergileneceği ilçe mi kalmadı!
‼️Neden kendi değerlerimizi başka illere taşıyorsunuz?
‼️Bir şehirden bu kadar mı vazgeçtiniz?
İskenderun, Arsuz gibi ilçeler dururken neden?
Bir şehrin kültürü bu kadar ucuzlatılamaz‼️
#hatay #antakya #müze
1553 yılında Hans Dernschwam isimli bir Alman asilzadesi Viyana'dan yola çıkar ve Amasya'ya kadar gidip geri döner. 2 yıl süren seyahati süresince her gördüğünü detaylı bir şekilde yazar. Bu seyyahın yazdıklarından günlük hayata dair olanları burada sizinle paylaşayım istedim. Buyrun+
Bu kararı verenler, okutanlar, destekleyenler darbecidir. Bugün TBMM eliyle anayasaya darbe yapılmıştır. Can Atalay onurumuzdur. Size asla boyun eğmeyeceğiz.
📣 Emekli aylıklarındaki düşüşün iç yüzü!
➡️ Emekli aylıklarının GSYH'ye oranı yüzde 5,9'dan 4,5'e geriledi.
➡️ SGK'ye yapılan b��tçe transferleri yüzde 3,5'ten 2,6'ya geriledi.
➡️ Bu arada emeklilerin nüfusa oranı ise yüzde 12,2'den yüzde 16,3'e çıktı.
📉 Böylece sayısı ve oranı artan emeklilere GSYH ve bütçeden daha az kaynak ayrıldı.
📉 Sonuçta emekli aylıkları düştü, amekli yoksulluğu arttı.
✏️Ayrıntılar @BirGun_Gazetesi yazımda.
https://t.co/L408c3TPXP
Canım Eskişehir, değerli hemşehrilerim,
1999 yılında çıktığımız ve sizlerin de büyük destekleri ile içerisine çok büyük hizmetler sığdırarak 25. yılını doldurduğum belediye başkanlığı yolculuğumun son durağına gelmiş bulunuyorum. Çeyrek asırlık bu süreçte Eskişehirlilerin yaşamaktan mutlu ve huzurlu oldukları bir kent yaratmak için var gücümle çalıştım. Görüyorum ki hepimizin gurur duyduğu, Türkiye’de parmakla gösterilen bir kent kimliği oluşturduk. Bu yüzden son derece mutlu ve gururluyum.
Son durak demişken sanmayın ki bu yolculuk sona eriyor, bu hikaye yarım kalıyor. Şimdi tüm şehir, kadın, erkek, yaşlı, genç, hep birlikte, Eskişehir’e çok yakışacağına yürekten inandığım kadın bir belediye başkanı ile bu güzel hikayeyi sürdürmek için var gücümüzle çalışacağız. Büyükşehir Belediyemizde yıllardır genel sekreterlik görevini başarıyla yürüten, yol arkadaşım, değerli kardeşim Av. Ayşe Ünlüce; benim önerim, Genel Başkanımız @eczozgurozel ve Parti Meclisimizin de takdiriyle dün gerçekleştirilen toplantı sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı olarak ilan edilmiştir. Hem Genel Başkanımızı hem de Parti Meclisimizin tüm üyelerini aldıkları bu karar için kutluyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.
Çok kıymetli hemşehrilerim,
25 yıldır bana göstermiş olduğunuz teveccüh, duyduğunuz güven, hissettirdiğiniz sevgi ve saygı için her birinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Bunca yıldır beni desteklediğiniz gibi, başkanlığımı devretmekten büyük mutluluk ve onur duyacağım sevgili Ayşe Ünlüce’yi de destekleyeceğinize, bu yolculukta bizleri yalnız bırakmayacağınıza yürekten inanıyorum.
Sizleri çok seviyor, hepinizi ayrı ayrı gözlerinizden öpüyorum.
Yolumuz açık olsun. @ayseunluce