@Vatan_Partisi Perinçek, doğal. :-)
Ondan evvel neymiş Türkiye yani? Arkadaş, Türkiye, gücünü milli iradeden alan anayasal devlet! Seçilmişler dahil,herkes anayasaya uymak zorunda.
İktidarlar bir sonraki seçime kadar devleti yönetir. Memurlar herhangi bir partinin değil, devletin memurlarıdır!
@avcemilcicek@adem1336622 “Aklı referans almayan, dolayısı ile muhasebe yetisini yitirmiş kişiler siyaset yapmamalı” deseniz anlarım da, yaşla ne alakası var? Ve unutmayınız ki, ülkemizde siyaset yapanları da Mars’lılar değil, halk seçiyor. Bir şekilde destek verilmese herhalde orada olamazlar, değil mi?
@kilicdarogluk@necdetsarac Salt zekâ, mevcut tablo üzerinden hüküm verir.
Oysa akıl; zekâyı muhasebe yetisiyle buluşturarak geçmişi, bugünü ve cereyan eden hadiselerin ülkemiz için gelecekte doğuracağı sonuçları birlikte okur.
“Yurttaşlık bilinci” denilen, tam olarak budur.
Şükür, muhasebe yetimiz var!
@szctelevizyonu Hele bir bakayım, iş nereye varacak…
Mesele tüm yönleriyle netleşmeden “Ne şiş yansın ne kebap” siyaseti yapma devri çoktan bitti. Sayın vekil bunun farkında mı acep?
Dahası, izlediği siyasi stratejinin fark edilmeyeceğini sanması da işin ayrı bir ironisi. :-) :-) :-)
@Cetin__1978 CHP arınacak, ondan hiç şüpheniz olmasın!
Fakat kimlerden arınacağı hususunda acele hüküm vermeyin, derim. :-)
Çünkü akıl, muhasebe yetisine sahip olmaktır; sadece mevcut olup bitene bakmak değil, geçmişi, bugünü ve geleceği neden-sonuç ilişkisi içinde birlikte okuyabilmektir!
@durbunhaber Aklımızla dalga geçebileceğini sanıyor.
Oysa zekâ kurnazlık üretebilir; akıl ise hakikatin izini sürer. Çünkü akıl, sadece söylenene değil, söylenmeyene de bakar.
Çok şükür ki yalnızca zekâya değil, akla da sahibiz!
@rradarchp Aklınca aklımızla dalga geçiyor.
Oysa zekâ aldatabilir; akıl ise aldanmaz. Çünkü akıl, sadece görüneni değil, niyeti ve sonucu da tartar.
Çok şükür ki yalnızca zekâya değil, akla da sahibiz.
@pskolojirehberi Haluk Bilginer çok değerlidir; ifade ettikleri de öyledir, fakat ifade ettiği yalnızca ona münhasır değildir. “Kendini bilmek”, özelikle de Doğu ve Uzak Doğu felsefelerinin en temel mihenk taşlarından biridir.
@Destinahaber Aptallık,
neden–sonuç ilişkisi kuramamak,
sorgulamayı reddetmek,
kısa vadeli dürtülerle hareket etmek, öğrenmeye kapalı olmak, muhakeme eksikliği,
aklı kullanmama tembelliğidir.
Aptalları anlamaya çalışmak büyük yanılgı, vahim hatadır. Onları alamaya çalışmayın, huzura erin. ;-)
@ilavetvAntalya Partiler ve ideolojiler üstü:
Bilgisizlik ile önyargının ürünü olanı kendilerince bir fikrin ürünü sanaları anlamaya çalışmayın. Bir ömür geçti anlamadım; siz en baştan hiç anlamaya çalışmayın derim. Zira, anlamsız sözlere anlam yüklemeye çalışmak, başlı başına anlamsızlıktır. )
@abunajdarrashe1@radialpro Ja das stimmt; er ist natürlich auch ein super Boxer, aber seine Fäuste waren eben nicht stark genug gewesen, um Mohammed Ali umzuhauen. Deshalb ist er auch Mohammed Ali… :-)
@abdussamet_@Tekyolbilim Ritüeli amelden üstün gören toplumların hâli ortada.
Akıl ile (muhasebe) his (vicdan) arasında sağlıklı senkronizasyon yoksa, kişide ibadetin etkisi “o an”dır; ancak hayatta karşılığı pek yoktur.
İnanç kötülükten arınmaktır, sıraladıklarınız şart! Salt ritüelle erişilmez.
Syglr
@_karabasan___ Vatan his ile sevilir;
devlet akıl ile yönetilir!
Milli irade tercihi sonucu ile devlet yönetilen rejimlerde memleketi yönetmek isteyenler, milletin kalbini değil aklını ikna etmekle mükelleftir! İşte tam da bu yüzden seçen/seçilen arasında his bağı değil, akıl iletişimi şart!
@Nergiz25Kara %25, bir bütünün 1/4’ü demektir.
Eğer bir sayının 1/4’ü 50 ise, tamamı: 50 × 4 = 200
İlkokul seviyesinde:
%25 —>
4 eş parçadan 1 parça demektir.
O halde, 1 parça 50 ise,
4 parçanın tamamı:
50 + 50 + 50 + 50 = 200
Yani sayı 200’dür.
@Nergiz25Kara İki de bir emir kipi kullanarak
“Bu böyle biline”… diyor; Lozan Antlaşması’nın 100 yılı devirmesi ise 3 yıla yakın oldu. Merak konusu: Bu hususta şu an ne düşünüyor acaba? :-)
@Nergiz25Kara Fanatikliğin her türü gerçekten berbat ötesi; çünkü fanatiklikte akıl susar, duygular konuşur. Dahası, duyguların dili aklın ürünüymüş gibi sunulur.
Zaten Ortadoğu’nun temel meselesi de bu değil mi? His ile akıl arasındaki sınırı bir türlü netleştiremeyişimiz…