İspanya, İtalya, Almanya vb. Avrupa ülkelerinin vize randevularını bot yazılımlarla kapatan sözde vize şirketleri:
Vatandaşın ücretsiz olan vize randevu hakkını 250 Euro’dan 400 Euro’ya kadar satıyor. Siz aylarca bekleyi, alamazken bunlar sizin hakkınızı pazarlıyorlar.
Kısaca: Bir karaborsa sistemi kurmuşlar.
Bu şirketlerden randevu almazsanız randevu bulmanız neredeyse imkânsız. Randevular saniyeler içinde tükeniyor.
Bu korsan vize şirketleri yılda milyonlarca dolar kazanıyor.
Avrupa Birliği yetkililerine bu hafta gönderdiğim delillerin ardından inceleme başlatıldığını söylediler.
Umarım bu video bir ihbar olarak kabul edilir ve Türkiye’de bu kişiler hakkında soruşturma başlatılır.
Yaptığım bu çalışmaların gündem olması ve devamı için beni takip edip, videolarımı paylaşabilirsiniz.
Basit bir sey var: Onlar bize vize serbestligi saglamak istemiyor degil. Iktidar, Turk vatandaslarinin serbest vizeyle avrupayi gezebilmesini istemiyor sadece.
NATO müttefiki olup anlaşmalar gereği korumakla mükellef olduğumuz ülkelere vize almadan giremiyor olduğumuzu biliyor musunuz? Buna muhatap olan tek NATO ülkesi biziz.
Hey White House, please remove the Tropic Thunder clip. We never gave you permission and have no interest in being a part of your propaganda machine. War is not a movie.
30 euroluk gümrük muafiyetinin kaldırılmasını sağlayarak vatandaşların yurt dışından alışveriş yapmasını engelleyen, İstanbul Ticaret Odası yönetimi hala tatmin olmamış. İTO Başkanı Şekib Avdagiç şimdi de vatandaşların yurt dışına çıkmasından ve orada alışveriş yapmasından dolayı duydukları rahatsızlığı dile getirmiş.
Anlaşılan o ki, milyonlarca vatandaşın görevi bir grup sermaye sahibini zengin etmekten, onlara para kazandırmaktan ibaret. Vatandaşlar yaşadıkları hayatı bu yüzden yaşıyorlar. Şekib Avdagiç ve etrafındaki tüccarlar, kimleri zengin etmemizi, bu hayatı hangi firmalar için yaşamamızı istiyorlarsa bunları bir liste haline getirip kamuoyuyla paylaşsınlar. Vatandaş da günlük hayatını bu beyefendilerin keyfine göre düzenlesin.
Bu konuşma aynı zamanda Türk vatandaşlarının çektiği vize sıkıntısının kaynağını da açık ediyor. Meğer Türkiye’de bir vize kısıtlaması varmış. AB ülkelerinin Türk vatandaşlarına vize vermemesinin nedeni anlaşılıyor ki bizzat bizim hükümetimizin ve bizim tüccarlarımızın isteğiymiş.
Hürriyet Partisi’ne göre Türkiye, vatandaşını içeride tutarak değil; özgür dolaşan, karşılaştıran ve talep eden bireylerle, çalışan, rekabetten çekinmeyen, üreten, yasakçı değil özgürlükçü girişimcilerle güçlenir. Ekonomi, mecburiyetle değil tercihle; refah, yasakla değil rekabetle büyür.
Hürriyet Partisi olarak bu hürriyet düşmanı ve rantçı zihniyetin tam karşısında, vatandaşın yanındayız. Türkiye’yi adım adım Kuzey Kore’ye dönüştürmek isteyenler, karşılarında Hürriyetçi gençleri bulacaklar.
Yasaklamak yerine kaliteyi arttırsak, fiyatları rekabetçi seviyelere çeksek, müşteriyi kazıklayanı doğduğuna pişman etsek, über ve benzeri servislere yol açıp turistlerin kazıklanmasını engellesek, sahilleri işgalden kurtarıp halka açsak işe yarar sanki?
İlker Canikligil: (Uyuşturucu operasyonları)
"Gazeteciler yine çok kötü bir sınav veriyor. İsmail Saymaz ve Özlem Gürses'e kırgınım. Haberi veriş şekilleri çok kötü.
'Vay içmediği bir kolonya kalmış' falan. Siz polis misiniz? Devlet tarafından verilen metni mi okuyorlar?"
Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
Kanada’da yaşayan bir Türk, askerlik tecili için gittiği Türkiye Büyükelçiliği ile yaşadığı sorunları paylaştı.
“Elçilikten bana bir telefon numarası verdiler. Numara, Toronto’da yaşayan bir Nijeryalının.
Dünyanın öbür ucundayım ama bana ülkemde hissetiriyorlar.”
Rezan Epözdemir, Mattia Ahmet Minguzzi davasının 4. duruşması öncesi kendisine ve eşine gelen tehdit mesajlarını tek tek okudu
💬"Ölümle tehdit edeceksin!"
💬"Keleşle tehdit edeceksin!"
💬"Savcılık tespit edip sevk edecek tutuklamaya ama suç ceza hakimliği adli kontrolle bırakacak!"
İrfan Değirmenci ve yanındakilerin gözaltına alınışının en net görüntüsü
Polis dağılın uyarısı yaptığında zaten forum sona ermiş. İrfan Değirmenci defalarca polise bunu anlatıyor. Ablukayı açın, zaten dağılıyoruz diyor. Buna rağmen gözaltına alınıyorlar. Açık bir hak ihlali!
Bu ne rezillik ne rezillik. Utanmazlar. Fetöcülere yaptıkları muameleyi yapıyorlar özellikle. Yakında don atlet soyup yerlerde oturtmaya kalkacaklar. Kendi hırsızlıklarınıza bakın. Görevden aldığınız belediye başkanlarınızın, bakanlarınızın çalıp çırptıklarınıza bakın. Vicdansızlar.