Bu adam bir cerrah. Haydutların neden olduğu tıbbi malzeme eksikliği yüzünden, anestezi yapmadan oğlunun bacağını kesti. Ancak oğlan dayanamadı ve öldü. Baba dayanmak zorunda.
Nasıl maçları izliyor musunuz bakalım... Video: @trtworld
"When children are starving, the enemy is hunger."
TIME's new cover goes inside the crisis unfolding in Gaza—and what needs to happen next https://t.co/95KdsdroaN
Photograph by Ali Jadallah—Anadolu/Getty Images
Orman yangınlarının sıfır noktasındaki şu emeğin, şu alın terinin, şu adanmışlığın tarifi yok.
Dualarımız, İzmir’deki çok şiddetli rüzgara karşı alevlerle savaşan Orman Teşkilatının isimsiz kahramanlarıyla..
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının hukukla bir ilgisi yok. Zaten bunu herkes biliyor.
Tutuklamanın asıl nedeni, İmamoğlu’nun giderek büyüyen ve bu rejimi sarsmaya başlayan tabandan yayılan bir toplumsal dalgayı sürükleyebilme gücünün ortaya çıkmasıdır.
Belli ki dalga çığa dönüşmeden bastırmak istediler. Bu operasyon için uluslararası ortamın da müsait olduğunu düşündüler. (Bahçeli açılımı da bu bağlamda değerlendirilmeli).
Amaç, mahpus hâline getirilen İmamoğlu ve ekibinin bir şekilde gücünü yitirmesi, zamanla unutulması ve bu yükselen dalganın sönümlenmesi ya da en azından kontrol altına alınmasıydı. (Dalga daha çok büyüyor, ama konumuz o değil)
İmamoğlu’nun tutuklanmasını nasıl açıklıyorlar. Hukuk zeminine kimse inanmıyor. Açık açık “Korktuk, panikledik, büyümeden bastıralım dedik” diyecek halleri de yok.
Bunun yerine bazı “ideologlar” devreye girerek bir anlatı geliştiriyorlar: “Efendim, 15 Temmuz’da yeni bir nizam kuruldu, bir devrim oldu. İmamoğlu’nu içeri atan irade bu Anadolu ihtilalinin ta kendisidir. Halkın muhalefete desteği geçici, anlık bir tepkiden ibaret. Asıl olan, Türkiye’yi yöneten ittifakın tarihsel koşulları değiştirmesi ve yeni bir düzen kurmasıdır. Siz hâlâ eski Türkiye’ye de yaşadığınızı sanıyorsunuz, yeni Türkiye’yi anlayamıyorsunuz, vesaire vesaire…”
Evet, yeni bir “düzen” kurma hayali içinde oldukları apaçık. Bunu biraz aklı ve gözü olan herkes anlıyor ve görüyor. “15 Temmuz rejimi” ifadesini kullanan ilk kişilerden biriyim muhtemelen. 15 Temmuz’un, bu yeni nizamın devrim günü olarak görüldüğünü defalarca yazdım. Başkaları da yazdı.
Mesele şu: Kurulmak istenen bu nizam, bir şeye benzemiyor. Olsa olsa eski nizamın molozları üzerine, el yordamıyla inşa edilmiş bir gecekonduyu andırıyor. Yeni bir siyayasal ve toplumsal nizam kurmak öyle kolay değil. Tarihsel bir birikim, gelecek tahayyülü, kurumsal ve ahlaki zemin aynı zamanda savaş gibi dönüştürücü bağlamı olmadan o iş olmaz. Halkın desteği ve rızası ya da büyük bir başarı almadan olacak bir şey hiç değil. Hele başarısızlık ile yeni nizam hiç kurulmaz.
Türkiye bugün şu durumda: Evet, eski düzenin kolonları yıkıldı. Eski Türkiye kısmen çöktü. Çöken yerler moloz halinde. O molozlar üzerine derme çarpma bir rejim kuruldu. Nizam değil, nizamlaşamayan, geçicilik halinden kurtulamayan, toplumsallaşamayan, istikrarlaşamayan bir rejim.
Yeni nizam safsatası Ekrem Bey’in deyimiyle bu “bir avuç insanın” ülkeye tahakküm etme girişiminden ibaret. “Yeni nizam” ancak o “ideologların” kapasitesi, bilgisi ve hayal gücü kadar derin ve kalıcı olabilir.
Türkiye sabahını bekliyor.
Başkanımız @ekrem_imamoglu ve bizlerin haksız tutuklanmasından sonra uzman iktisatçıların yaptığı hesaplamaya göre döviz artışını engellemek için yaklaşık 27 milyar dolar harcandı.
Peki bu para ile ne yapılabilirdi?
📌 405 bin adet 100m2 sosyal konut yapılıp tam 1 milyon 250 bin vatandaşımıza güvenli, nitelikli konut verilebilir, şehirlerimizin afet direnci arttırılabilirdi.
📌 Emeklilerin bayram ikramiyesinin 3000 liradan 4000 liraya çıkmasının maliyeti 30 milyardı. Bu kaynakla emeklilerin bayram ikramiyesi 3000 liradan 35 bin liraya çıkartılabilirdi.
📌 86 milyon vatandaşımızın her birine, bir kereye mahsus 12 bin lira ikramiye verilebilirdi.
📌 Her ilçemize 15 adet toplamda 13 bin 500 tane 100 kişilik öğrenci yurdu yapılabilirdi.
📌60 şehrimize 1600 yataklı hastane kazandırılabilirdi.
Ne yazık ki bu kadar büyük bir kaynağı, haksız, hukuksuz ve toplum vicdanında asla karşılık bulmayan bir kötülük yüzünden harcadık.
15,5 milyon vatandaşımızın Cumhurbaşkanı adayı Sn. @ekrem_imamoglu başta olmak üzere diyoruz ki: "Artık Türkiye'nin kaynakları kötülük yüzünden heba olmasın, millet için harcansın."
İnancımız yüksek. Sandık gelecek, Türkiye yeni bir sayfa açacak. Bir daha bu ülkenin güzel insanlarının zorlukla ürettiği 1 kuruş bile kötülük yüzünden heba olmayacak, yalnız halkımız kazanacak.
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
Kenya’da Birleşmiş Milletler Sivil Toplum Örgütleri toplantısında aslında Ahbap faaliyetleri konusunda konuşmam istenmişti.
Ama son dakikada konuşma metnimi değiştirme kararı aldım. İsrail’in Gazze ve Refah soykırımını protesto edeceğiz.
Her yerde edeceğiz.
CHP iktidar olsaydı ve bir polis, İsrail protestosunda örtülü bir genç kızı tokatlasaydı, İslamcılar sokağa dökülmüştü.
Fatih Camisi, tekbirlerle yıkılıyor…
Ayasofya beddualarla inliyordu.
İsrail’le ticari ilişkiyi sürdüren AK Parti olunca koca bir “tıss” sesi geliyor.