TERÖR ÖRGÜTÜNÜN FESHİ VE SİLAH BIRAKMASI SÜRECİ KANUNUNA KARŞIYIM..
Bu kanuna hem siyaseten, hem hukuken karşıyım.
I. SİYASETEN KARŞIYIM
1. Millet bunun için oy vermedi
Siyasi çoğunluk seçimden önce PKK, Öcalan, terörle mücadele ve af konusunda bugün yaptığının tersini söyleyerek oy istedi.
Tersini söyleyerek alınmış bir yetki, böylesine köklü bir politika değişikliğine siyasi meşruiyet sağlar mı?
2. Terörist Öcalan siyasi muhatap haline getirilemez
Halkın ezici çoğunluğunun, hatta Kürtlerin önemli bir kısmının tüylerini diken diken eden Öcalan’ın çağrısıyla PKK adım atıyor; devlet de hukuki ve siyasi düzenlemeleri tartışıyor.
3. Silah bırakmak, örgütün tasfiyesi değildir
Kadrolar, mali kaynaklar, örgütsel ilişkiler ve yeniden yapılanma kabiliyeti devam ediyorsa PKK tasfiye edilmiş sayılabilir mi?
4. PKK’nın tasfiye edildiğine kim karar verecek?
Türkiye, Irak, Suriye ve Avrupa’daki örgütsel yapıların geri dönülmez biçimde dağıldığını kim, hangi ölçüyle tespit edecek?
5. Başka bir isim altında yeniden kurulmasını ne önlüyor?
Aynı kadroların yeniden örgütlenmesini ve bu kanunla Türkiye’ye dönen örgüt mensuplarının yeni yapının insan kaynağı olmasını önleyen güvence nedir?
6. Devlet vazgeçiyor; PKK neden vazgeçmiyor?
Devlet cezadan vazgeçiyor, davaları düşürüyor, hak yoksunluklarını kaldırıyor.
PKK silahla birlikte terörü siyasi yöntem olarak kullanmaktan ve yeniden örgütlenmekten de vazgeçiyor mu?
“Terörü reddediyoruz, bir daha silahlı örgütlenmeye dönmeyeceğiz” taahhüdü neden yok?
7. Şehitlere, gazilere ve mağdurlara ne söyleyeceğiz?
Devlet, kendisi adına bedel ödeyen insanlara neden politika değiştirdiğini ve karşılığında ne elde ettiğini açıklamadan bunu yapabilir mi?
8. Siyasete dönüşün sınırı nedir?
Örgüt yönetiminde bulunmuş veya terör faaliyetlerinde sorumluluk taşımış kişilerin siyasete dönüşünün sınırı nedir?
Silahla ulaşamadıkları siyasi hedefleri aynı kadrolarla siyaset yoluyla sürdürmeleri kabul edilebilir mi?
II. HUKUKEN KARŞIYIM
9. İnfaz mı, özel af mı?
Cezalar kalkıyor, davalar düşüyor, hak yoksunlukları kaldırılıyor.
Bu hâlâ infaz düzenlemesi mi, yoksa sonuçları itibarıyla özel af mı?
Özel af ise Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluk gerekmez mi?
10. Pişmanlık neden aranmıyor?
Terör yöntemini reddetmeyen, pişmanlık göstermeyen bir kişinin cezasından devlet neden vazgeçiyor?
11. Etkin pişmanlık neden tersine çevriliyor?
Bir kişinin cezasından kurtulması, kendi tutumuna değil örgütün topluca aldığı silah bırakma kararına bağlanabilir mi?
12. Bireysel ceza sorumluluğu ne olacak?
Ceza sorumluluğu kişiselse, kişinin hukuki durumu örgütün kararına göre değişebilir mi?
13. Ağır suçlar ne olacak?
Kapsam dışında yalnızca kasten öldürme ile 1 Haziran 2005 öncesi müebbet gerektiren suçlar tutuluyorsa;
yaralama, bombalama, adam kaçırma ve diğer ağır suçlar ne olacak?
14. Eşitlik ilkesi ne olacak?
PKK mensubu olmak, aynı veya daha hafif suçu işleyen vatandaşa göre hukuki avantaj sağlayabilir mi?
Aynı imkân diğer terör örgütlerinin mensuplarına neden tanınmasın?
15. Kim yararlanacak?
Kim yararlanacak; hangi suç ve tarihler kapsamda; örgüt mensubiyeti ve örgütten ayrılmayı kim, hangi ölçüyle tespit edecek?
16. Meclisin yetkisi yürütmeye bırakılabilir mi?
Kimlerin hangi şartlarla yararlanacağı Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurula bırakılırken TBMM’nin yalnızca bilgilendirilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliğiyle bağdaşır mı?
17. Davalar düşüyor, hak yoksunlukları kalkıyorsa hâlâ infaz mı?
Devlet infazı mı değiştiriyor, yoksa mahkûmiyetin hukuki sonuçlarından mı vazgeçiyor?
İkincisiyse bunun adı özel af değil midir ve Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluk gerekmez mi?
A middle school basketball player gets body-slammed so hard he tears ligaments in his knee and ends up on crutches. The kid who slammed him down on the court faced no consequences at school…absolutely none.
The family of the injured player files criminal charges.
The case is dismissed.
And the other family walks out of the courtroom laughing.
Forget the ruling for a moment. There is something deeply wrong when a child is seriously injured—and the people responsible can still find something funny about it.
That isn’t sportsmanship. It isn’t accountability. And it certainly isn’t something to laugh about.
We all know injuries happen in sports, but that isn’t what happened here. The kid in this video literally picked up his opponent and slammed him to the ground.
What rule allows that in basketball?
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi
Tarihçi Aydın Ayhan, Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgelere ulaştı.
Tarihçi Ayhan çarpıcı bir detay da verdi:
Yunan askeri mahkemesi, Bandırma’da 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılıyor; yani işgal yıllarında.
Bunlar yargılama tutanakları. Önü arkalı, hepsi Yunanca. Çok ilginç. Bu da savcının kararı. Tabii bunlar orijinal belgeler; ben bunları satın aldım.
Burada Yunanlılar gizli tanık kullanmış. Öyle ki mesela Ahmet oğlu Mehmet hakkında, “23 numaralı ve 45 numaralı tanıklar bunları söyledi.” deniliyor.
70 tane gizli tanık var. Bunların beşi gayrimüslim, 65’i Müslüman. Hainler. Bunların listesini eksiksiz şekilde aldım. Kaçarken bunu unutmuşlar, kimse de bulamamış.
Atina Ziraat Mektebinden mezun bir ziraat mühendisi bulduk, para verip bunları çevirttirdik. Ben de bunlarla ilgili bir kitap yazdım.
Sonra bir çocuk geldi, baktı ve, “Ben bu köydenim. Bunların çocuklarını, bu aileleri tanıyorum. Bu ailelerin çocukları hâlâ haindir hocam.” dedi.
Görüntü kaynağı: Rueya Mostafavi
TOGG Almanya'da 6 ayda 197 araç sattı.
Aynı 6 ayda Almanya'da 368 bin elektrikli araç satıldı. Tarihin en iyi yarıyılı.
Pazar payı: on binde 5.
Sorun ne donanım ne yazılım. "Baskı hissetmiyoruz" diyen yönetim.
Yazılım, navigasyon, kararan ekranlar. Bu sorunları herkes biliyor, detaya girmeye gerek yok.
Çünkü çözümü basittir. Ya yaparsın, beceremiyorsan hazır alırsın. Bunlar mühendislik ve maliyet meselesidir.
Hedef 2026 sonuna kadar 1.000 araçtı. Pazar analizini nasıl yaptınız? Her 3.000 gurbetçiden 1'i alır mıydı? Sadece 9.000'de 1 aldı.
Bayi yok, servis ağı yok, online satacaksın.
Tesla ile de kimse kıyaslamasın. Tesla o modeli 20 yıllık marka ve kıtayı saran şarj ağıyla taşıyor.
Leapmotor kendi bayisini kurmadı. Stellantis'le anlaştı, araçlarını Opel ve Peugeot bayilerine koydu. Bu yılın ilk 4 ayında Almanya'da 4.500 araç sattı.
TOGG'un 10 ayda sattığının 13 katı.
TOGG Almanya'ya 41 bin euro ile girdi. Alman müşteri o paraya bayisi, servisi, ikinci el piyasası hazır VW ve Skoda alıyor.
Kia 7 yıl garanti veriyor. MG 7 yıl. BYD 6 yıl.
TOGG 3 yıl.
Kia o 7 yılı Avrupa'da tutunmak için verdi. Mesajı netti: markamı tanımıyorsun ama ben arkasındayım.
Kimsenin tanımadığı marka, yazılım şikayetleri ortadayken, güven vermesi gereken yerde Mercedes gibi davranıyor.
Bilinmeyen marka ya ucuz girer, ya güçlü ortakla girer, ya da uzun garantiyle girer. TOGG üçünü de yapmadı.
Ne yapmalı?
Kurulu ağa ortak ol. Yıllardır küçülen Opel'in bile Almanya'da 771 bayisi var. Türklerin en yoğun yaşadığı eyaletlerde yüzlerce bayisi duruyor.
Private lease sun. Balon ödemeli finansman sun. Almanya'da bireysel alıcının 4'te 3'ü peşin almaz, finansman veya leasing kullanır. TOGG'un Almanya sitesinde bugün ikisi de yok, sadece klasik kredi var.
Garantini uzat.
Bu listedeki hiçbir madde rocket science değil. Kia 15 yıl önce, Çinliler 2 yıl önce uyguladı.
Ders ortada. Okuyacak yönetim lazım.
@elektriklihayat O km içinde geri kazanılan enerji de var ve sen ısrarla yok diyorsun. Nereden biliyorsun? Bende plug in 330e BMW var. Kârlı olduğunu her türlü kanıtlarım.
Murat Ağırel: "İzmit Belediyesi'nde işe alınan AKP’li yakını sahte diplomayla girmiş işe, sahte diplomayla...
Fatma Hürriyet Kaplan bununla ilgili dava açıyor. O alacakların tahsiline uğraşıyor. Kim tutuklanıyor? Fatma Hürriyet Kaplan tutuklanıyor.
Peki bu operasyonlar siyasi değil diyoruz, değil mi? Bu kişilere de soruşturma açıldı mı? Bir operasyon duydunuz mu?"
This is Mario, a 72 year old Italian man sentenced to 14 years in prison for shooting and killing two criminals who had robbed his jewelry store. Mario does not deserve prison; he deserves a medal for civic valor.
BREAKING:
The Belgian fmr professional footballer Karel Snoeckx is fighting for his life in hospital after having been repeatedly stomped on the head by a migrant who accused him of racism.
Karel won the Belgian league with Lierse SK in 1997 and also played for the Belgian national team.
He was attacked on Saturday while out driving with his wife and pregnant daughter.
A verbal altercation started with 2 pedestrians accusing him of racism after he honked at them for crossing the street in a dangerous way.
He was punched in the face, put in a chokehold and then repeatedly stomped on the head.
He was resuscitated on-site for 20 minutes and placed in an artificial coma at AZ Turnhout hospital with suspected brain damage.
A 35-year-old man has been arrested and charged with attempted homicide.
The attack comes just days after the Swedish football supporter & off-duty police officer Christian Zedig was beaten to death by African migrants while watching the World Cup at a fan zone in Copenhagen
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Sencer Solakoğlu Türk tarımına büyük katkılar veren, idealist, yurtsever bir iş insanı. Parasından çok ülkesini seviyor.
Sayın Solakoğlu, İmamoğlu’na tarım konusunda danışmanlık yapmasının ve Tarım Bakanlığınn politikalarını eleştirmesinin bedelini dün işletme ruhsatının iptal edilmesi ile ödedi.
Düşman ceza hukuku iktidarın muhalefete karşı kin ve düşmanlığının sonucu olarak sadece mahkemelerde değil hayatın her alanında uygulanıyor. @zaferpartisi
20 ay önce PKK ve elebaşı Öcalan ile başlayan "müzakere" süreci, ne yazık ki bir "teslimiyete" dönüşmüş durumda.
PKK silah bırakmadığı halde Doğu ve Güneydoğu'daki 2.763 güvenlik noktası kaldırıldı.
Üstelik Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre Öcalan ve PKK'lılar için çıkarılacak yasa taslağı, TBMM'ye sunulmadan önce terör örgütü elebaşı Öcalan'ın onayına sunulacak.
AKP'li Bülent Turan, "bir 40 yıl daha mı kaybedelim?" diyor.
Bülent bey biz 40 yıl kaybetmedik; vatanımızı savunduk, bölünmesini engelledik! Şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkını kimseye yedirmeyiz.
Zafer Partisi olarak tekrar ilan ediyoruz; Bebek katillerine, Mehmetçik katillerine AF YOK!
Türkiye terörü tamamen yok edecek güçtedir.
Deniz Göktaş tutuklandı. Ama bu kadına soruşturma bile açmadılar..
Bu kişini adı: Amal Zaamta. Aslen Suriyeli. İstanbul'da yaşıyor. Kendi sayfasındaki beyanına göre TRT World ve El Cezire kanalında çalışıyor. Bir video konuşmasını yayımladı ve videoda şöyle dedi:
"Aleviler tüm dünyada katledilmelidir."
Gözaltına alınmadı, soruşturma açılmadı!
Swedish father:
"My son has been robbed 3 times. Twice by Somalis, once by Arabs. He's 19 and marked for life. He doesn’t dare to go out on his own anymore.
If I had a daughter, I would follow her with a loaded gun."
No one should have to live like this.
✍🏻 AVRUPA’DAN KAÇ KAT PAHALIYIZ?
Portekiz’den sipariş ettiğim çoraplarım geldi. 1966’dan beri çorap üreten Pedemeia, dünyanın en iyi çorap üreticilerinden biri olarak gösteriliyor. Ben de Pedemeia’nın klasik erkek çoraplarını yıllardır kullanıyorum. En üst kalite merserize pamuk ipliği ile üretiliyorlar. Tasarım, malzeme, dokuma sıklığı, burun, topuk, lastik ve gövde… hepsi en iyisi.
Çorap deyip geçmeyin, hayatın en önemli detaylarından biridir. Erkek çorabı hakkında çok daha uzun yazabilirim. Ama konumuz bu değil. Niyetim, Portekizli tekstilcilerin reklamını yapmak da değil.
Daha başka bir konuyu, bir tekstil ülkesi olarak üretim kalitemizi ve fiyatlarımızı konuşmak istiyorum…
Eskiden, tüm giyim kuşam ürünleri gibi çorap alışverişimi de Türkiye’den yapardım. Adı herkesçe bilinen bazı çorap markalarımız vardı ve gerçekten de çok kaliteli çorapları gayet iyi fiyatlarla satarlardı.
Sonra her ne olduysa o kaliteli çoraplar bir anda üretilmez oldu. Ucuz iplikle üretilen kalitesiz çoraplar piyasayı istila etti. Merserize sadece “business” “exclusive” gibi havalı İngilizce isimler altında, boyut ve kalınlığı düşürülerek “malzemeden çalınmış” hali ile bulunur oldu.
Yani daha fiyat konusuna gelmeden, Türkiye’de kaliteli çorap üretilmez, bulunmaz oldu.
Gelelim fiyata….
Zar kadar ince, bileği birazcık geçecek kadar kısacık üretilen, merserize iplik kalitesi de hayli tartışmalı olan yerli çoraplarımız, mağazalarda 400 - 500 TL bandında satılıyor. Kullanım ömürlerini de ayla yılla ölçmeye kalkmayın, 3 - 5 kullanımdan sonra renkleri soluyor, gevşiyor, yamuluyor.
Peki demin anlattığım, “dünyanın en kaliteli çorapları” arasında sayılan bu ürünleri Portekiz’den kaç paraya aldım dersiniz? Aklınız çok yüksek rakamlarda gezinmesin, çiftine bizim para ile 240 TL verdim. Yani bizdeki “sözde muadillerinin” yarı fiyatı.
Peki neden böyle dersiniz? Bizim malzeme maliyetimiz mi pahalı, işçiliğimiz mi pahalı, ters giden ne var da daha kalitesiz ürünleri Portekizliden daha pahalıya satıyoruz?
Buyrun beraber bakalım… Ne zaman böylesi bir konu açsak bizim iş adamlarımız hemen işçilik maliyetlerini gündeme getiriyorlar ya hani… Portekiz’de asgari ücret yaklaşık 56.900 TL. Yani bizdeki 28.075 liranın 2 katından fazla! Asgari ücretin işveren maliyeti açısından da durum farklı değil.
Peki acaba yakıt fiyatları nasıl? Portekiz’de benzinin litresi 101 TL, Türkiye’de ise 63 TL.
Elektrik enerjisi? Portekizde kW saati ortalama 7,15 TL, Türkiye’de 5 TL.
Acaba vergide durum ne?
Çorap için KDV oranı Portekiz’de %23, Türkiye’de ise %10. Aradaki fark yine 2 kattan fazla.
Hülasa…
Maliyetleri Türkiye’den 2 kat yüksek olan Portekizde çorap, Türkiye’nin yarı fiyatına satılıyor. Üstelik ürün kalitesi de “tekstil ülkesi” Türkiye’dekinden daha yüksek.
Maliyet yarı yarıya, fiyat iki kat. Yani basit bir erkek çorabında bile Avrupa’dan 4 kat daha pahalıyız.
Sebebi ne olabilir siz takdir edin.