Batı Trakya’nın Yunanistan’da olması kadar saçma bir durum yok. 1912’de Yunan yokmuş orada.
Girit köylüsü Venizelos çakalı bu bölgelerde daimi olarak tutunmak için mübadele fikrini ortaya attı ve başarılı oldu.
Evet şimdi Eko aday olamayacak, Mansur da sonsuza kadar belediye başkanı kalması için ikna edildi. Bir sonraki seçimde Tayip'in karşısına konacak en güçlü aday Zıttırıbok Götoğlu'na oy vermeyeceğimi söyleyeceğim için beni AKP'li ilan etmeye şimdiden hazırlanın. :)
Avusturya’nın Tirol eyaletinde yaşayan Türk bir ailenin evinin önüne, domuz kafası bırakıldı.
Kapıya ise “Mutlu Ramazanlar maymunlar” yazılı bir not asıldı.
Senegalli Komedyen Musti Kusti:
"Türkiye'de durup dururken, bir şikayet yokken, 'Zencilere zenci demeyelim, siyahi diyelim' dediler.
Bana zenci desen, ben siyah olduğumu daha az algılarım. Asıl 'Siyahi, siyahi' deyince her seferinde siyah olduğumu hatırlıyorum."
Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa için İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold'a şöyle diyor. ''Onu çok iyi tanırım. Londra’da 20 ya da 30 sene oturtsanız, sonra 24 saatliğine dağın tepesine götürseniz derhâl eski hâlini alır.''
3 Kanunievvel (16 Aralık 1912)
“Bu sabah saat beşte yola çıktık. Yunan'a muharebeye gidiyormuşuz. Halbuki her neferde yüz fişek bile yok. Bu kadar cephane ile muharebeye değil, ava bile gidilmez.
Bundan başka, topumuz yok, süvarimiz yok. Hâsılı fırkanın ekmeğe, tuza varıncaya kadar hiçbir şeyi yok.
Bu fakir fırkamızla akşama doğru Permed'in önünden geçtik.
Burası her Arnavut kasabası gibi soğuk ve taştan idi. Uzaktan görene bir menfa hissi veriyordu. Köprü yıkık olduğu için girmek mümkün değildi. Uzaktan büyücek bir binanın üzerinde Arnavutların kara kartallı istiklâl bayrakları sallanıyordu.
Ahali derenin öbür tarafında öbek öbek toplanmıştı. Ta uzaktan eğlendiklerini, bizim perişanlığımıza sevindiklerini hep anladık. "Ah bu Arnavutlar!" Şimdi herkes böyle söylüyor.”