Binlerce ceza dosyasına şahit olduktan sonra;
- Hayatınızdaki insanların çok azını gerçekten tanıdığınızı,
- İyi sandığınız insanların kötü, kötü sandıklarınızın ise iyi olabileceğini,
- Dürüst sanılan pek çok zengin, başarılı, popüler vs. kişinin bile sadece henüz yakalanmamış olmaları nedeniyle saygınlıklarını koruyabildiklerini,
- Bir insanın yaptığı bir hatayı benzer koşullar altında kalsa başka bir insanın da kolaylıkla yapabileceğini, kusurun, hatanın, suçun insana özgü olduğunu,
- Hiç kimseye kayıtsız şartsız güvenilmemesi, güvenin asla sorgulamaya engel olmaması gerektiğini,
- Hiçbir şeyin, insanın, hatta yansıtılan duygu durumunun, dışardan göründüğü gibi olmadığını,
- Bizzat ve “o konuda” daha önce sınamadığınız insanlara güvenmemeniz, güveninizi kazanan samimi insanları ise asla kaybetmemeniz gerektiğini (çünkü nesilleri tükenmek üzere)
Kolaylıkla söyleyebilirim.
Bir taşra ağır ceza mahkemesindeki bir duruşma tecrübesi:
1. Aşama
Tanık dinleniyor. Tanığa soru soruyorum.
-B(başkan): bu soruyu reddediyorum
+M(Müdafii): soru cevabının dosyaya katacağı katkı ve AYM’nın tanıklarla ilgili kriterlerini ve AİHS 6. Maddesindeki güvenceleri anlatarak sorunun gerekçesi ve haklılığını detayları ile anlatmaya çalışıyorken
-B: ben soruyu reddettim başka sorunuz var mı?
+M: Var. Ama bundan önce sorulmasının reddine karar verdiğiniz sorumun usulünce zapta yazılmasını ve sorunun sorulmasını reddediyorsanız da bunu bir ara karar kurmak suretiyle reddedilmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.
-B: TALEBİNDE DAHA FAZLA ISRAR EDERSEN DURUŞMA DÜZENİNİ BOZMAKTAN DURUŞMADAN ÇIKARTIRIRIM
(Hayda)
(Müvekkilim duruşmada yanımda olmazsa, dosyaya yetki belgesi ile girmesem tam da burada ne söylediğimi hangi hukuksal mekanizmaları mekanizmalara başvuracağımı iyi biliyordum da…)
Sayın @adalet_bakanlik@yilmaztunc@HSKKurumsal@TCYargitay@AYMBASKANLIGI
Hepiniz görün. Nasıl hakimleriniz var görün. Biz yargıyı kötülemiyoruz. Yargıçlarınız yargıyı kötü gösteriyor. Bizden bunlara nasıl davranmamızı bekliyorsunuz? Duruşmada ben bunların yaşandığını nasıl ispatlayacam. Üstelik böyle başkanların hakimlerin sayısı az da değil. Ağır ceza başkanı yaptığınız adamın uygulaması bu!
Bizden böyle yargıç diyemeyeceğimiz başkanların temsil ettiği yargıya nasıl saygı duymamızı bekliyorsunuz?
2. Aşama
Duruşmanın devamında tanıkların dinlenmesi safahatı geçti. Söz savunmaya geçince tanıklara soru sorma hakkının sağlanmamasının tanıklara soru sorma hakkı bağlamında AYM kararlarıyla belirlenen asgari kriterler çerçevesinde silahların eşitliği ilkesi, adil yargılanma hakkını ihlal ettiği kısmında “soru sorma hakkının verilmediği sorularımızın zapta geçirilmediği” beyanlarım da başkanca zabıttan sildirildi.
Bunlar benim beyanlarım ve savunmam olarak zapta yazılacak şeklindeki ısrarım da sonuç vermedi.
Yine o silahı kullandı: Daha fazla ısrar edersen duruşmadan çıkarırım.
3. Aşama
Duruşmada tanıklardan biri müvekkil lehine olacak şekilde beyanda bulundu.
Sıra zabıt istemeye geldi.
(Şimdi bu kadar keyfi davranan hukuksuzluk yapan bir başkan kalkıp lehe verilen tanık beyanlarını da silebilir)
M: duruşma zaptını alabilir miyim?
B: zaptı onaylamadan kimseye vermiyoruz.
M: bu duruşmanın yapıldığının tek delili zabıttır. Zaptı istiyorum.
B: uygulamamız bu şekilde. Kimseye vermiyoruz.
M: ben kimse değilim. Duruşmaya katılan bir avukat olarak zaptı istiyorum. Uygulamanız da doğru bir uygulama değil. Doğru olan zaptın taraflara verilmesidir.
Üye: zabıt onaylanınca uyaptan alırsınız. Bugüne kadar kimseye vermedik.
M: ben kimse değilim. İstanbuldan geldim. Yetki belgesiyle girdim duruşmaya. Duruşma zaptını istiyorum.
Üye: bize güvenmiyor musun?
M: sorularımı sordurtmadınız. Soruları zapta geçirtmediniz. Zırt pırt duruşmadan atarız dediniz. “Soru sorma hakkının ihlal edildiği” şeklindeki beyanımı bile zabıtan sildirdiniz. Nasıl güveneyim.
(Yaklaşık beş dakika katip koruma ve üye ile tartıştık ve sesler de yükselmeye başladı)
M: Ne ikide bir duruşmadan atarım. Zabıt vermiyorsanız bizi niye duruşmaya çağırıyorsunuz. Duruşma yapılacağını tebliğ ediyorsunuz. Vermiyorsanız zabıt da tutmayın. Kendi kendinize duruşma yapın geçin. Vermek zorundasınız. Taleplerimi zapta geçirin ısrarla zaptı talep ettiğimi ve vermeyeceğinizi buna mukabil duruşmadan atacağınızı…
Odasına gitmiş olan başkan sesler üzerine içeri girdi. “Ya verin uzatmayın tamam. Verin zaptı” dedi.
Bu duruşmadaki tek başarım: tanıklara sorduğum ve lütfedilip izin verilen bazı soruları sormam(sorular gerçekten netice vermişti) ve duruşma zaptını almam oldu.
Ya duruşmada biz avukatlara sesli kayıt yapma hakkı tanınmalı. Ya da SEGBİS ile kayıt tüm duruşmalarda zorunlu hale getirilmeli. Yoksa makamların büyüsüne kapılan hakimlerin keyfine kalırız.
Tekrarla vurguluyoruz: Duruşmaların SEGBİS ile kaydedilmesi zorunlu hale getirilmeli.
Baronun ilgili davayla tam olarak alakası ne? Ayrıca, ilgili davada failler de üst sınırdan ceza aldı. Şöyle ne yaptığının hiç farkında olmadan şuursuzca yaşayacaksın.
@2crserhatinci Avukatın üstü de aranmaz mesela sevgili 1. sınıf vatandaş. Biraz da bunun için ağlayabilirsiniz. Ya da gidip Havana Kurallarını okumak da bir tercih tabi
AAÜT günün koşullarına uygun olmadığı gibi ücretin zamanında (aynı yıl içerisinde) tahsil kabiliyeti olmadığından para pul olmaktadır. Bu nedenle artık sistem değişmelidir.
• Yargılamalarda nihai kararın verildiği andaki AAÜT vekalet ücretine hükmedilmelidir.
• Öte yandan CMK kapsamında yapılan görevlendirmeler için de makul bir yargılama süreci belirlenmelidir. Bu celse sayısı olabilir ay, yıl cinsinden olabilir. Bu süreyi aşınca o dönemki tarifeye uygun yeni bir ücret belirlenmelidir. Zira 2013 yılında CMK'dan atanan meslektaşın o gün aldığı cüzi bir miktar ücretle bugün olmuş aynı ceza dosyasını takip etmesi kabul edilemez. 12 yıl boyunca çay parası yapsa sanırım kendisi zararlı çıkacaktır. Hak ve nısfet ilkesiyle bağdaşmayan bu sistem kökten degişmelidir.
Yıllar geçiyor, dosyalar kapanıyor...
Ama bir şey değişmiyor: Avukat yine emeğini arıyor. 2020’de 3.400 TL olan vekalet ücreti bugün 30.000 TL. Ama hala o 3.400 TL’yi tahsil etmeye çalışıyoruz. Tahsil tarihinde GÜNCEL TARİFE uygulanmalı!
"Tecavüz cinayeti" bu.
Bir toplumun bir kadına yapacağı en aşağılık kötülük. Üstelik intihar süsü verilmiş bir tecavüz cinayeti.
Şu kızın yüzüne bakın. Babasına bakın.
Birkaç aşağılık herifin üç beş dakikalık aşağılık zevkini toplumdan saklamak için bir masumu katletmeyi göze alışını hazmedemiyorum.
Böyle şaibeli intihar süsü verilmiş her tecavüz cinayeti için o masum yüzlerin susturulduğu dili olmak zorundayız.
#RojineSesOluyorum
Hala bu topluluğa “havana kurallarını” anlatıyorsunuz. Hiç gerek yok, anlatamazsınız. Yorumlara bakın, avukatlar bile daha taraf ve vekilliği sıfatını ayrıştırmış değil. Mesleğin geldiği noktada her gün avukatları hedef tahtasına oturtmak adaleti getirmez, anlayın artık.
sırf etkileşim uğruna en temel hukuk kurallarını görmezden gelen, doğrusunu bilmesine rağmen yanlışın alkışına tutunan ve sosyal medya lincine ortak olan m*slektaşlar… tamam kardeşim en vicdanlı sizsiniz.
AVUKAT DAVANIN TARAFI DEĞİL
ADİL YARGILAMANIN GÜVENCESİDİR
Hiçbir acı ve haklılığın hiçbir şekli, savunma hakkının reddi için gerekçe olamaz.
Maktul, katil, hırsız, mağdur, haklı ya da haksız demeden herkesin adil yargılanma hakkının temini ve adaletin gerçek anlamda tecellisi için savunma hakkından yararlanma hakkı mutlaktır.
Bu hakkın yerine getirilmesinin güvencesi olan avukatlara saldırılmasını,
avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini,
bir gün herkesin ihtiyaç duyabileceği avukatların hedefleştirilmesini kabul etmiyor ve kınıyoruz!
Meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileğimizi sunarız.
#AvukatlıkSuçDeğildir
#AvukataŞiddeteSon
#AvukatlarınAvukatıyız
#AvukatHakları
Bu küstah yorumları kabul etmiyoruz siz kim oluyorsunuz da Avukatlara bu yorumları yapabiliyorsunuz savunulma hakkı kutsaldır siz yargı merci değilsiniz bunu kabul edin
MANEVİ TAZMİNAT DAVASINDA KARŞI VEKALET OLMAZ
Açtığımız 1 Miyon TL bedelli manevi tazminat davasında 60 Bin TL için kabul 940 Bin TL için red kararı verilmesine rağmen, mahkeme AYM kararına atıfta bulunarak, henüz yasalaşmamış olsada karşı vekalete hükmetmemiştir.