twiti okumadım ama 15dk'da 8 saatlik uyku alabildiğimiz bi teknoloji çıksa çok ii olur keşke hz muhammed zamanında namaz rekatı yerine allahla bunun pazarlığını yapsaydı
ozempic ve mounjaro gibi ilaçların başlattığı devrim domino taşı giib vücudun her yerine sıçrayacak gözüküyor.
economist'in anlattığı şey baya ilginç:
beyinde uyanık kalmamızı sa��layan bişey varmış orexin adında.
bu orexin azaldıkça uykumuz geliyor.
şimdi ilaç şirketleri orexin'i taklit eden orexin agonistleri geliştiriyor. tıpkı iştahı dizginleyen glp'ye yaptıkları gibi.
abd'de de hatta geçen haftalarda narkolepsi için ilk orexin agonisti onaylanmış. ilk deneylerde de oldukça iyi sonuçlar alınmış. yani bu orexin'i taklit ederek uykunun bastırması engellenmiş.
dolayısıyla gün içinde aşırı uyku rahatsızlığı çekenlere, uyku bozukluklarına uygulanacak bu ilaçlar.
sadece bununla da kalmayacak, adhd, uyku apnesi, depreson, motivasyonsuzluk vs her türlü beyinsel konsepte uyarlanabilecek
economistin attığı manşet bu noktada anlamlı: beynin ozempic anı.
ozempic/mounjaro bence çok yeni bi dönemin kapılarını araladılar kimbilir daha neler göreceğiz
artık vücudumuz bize değil biz yani insan nihayet vücuduna hükmetmeye başlıyor
hayırlı olsun
Cumhuriyet bir devrim sürecine doğdu. İleriye doğru atıldı. Büyük dönüşümler yaşandı. Bazı meselelerse çözümsüz kaldı, geriye gidişin dinamikleri bu tarihsel sıçramanın içine sinsice yerleşti.
Kürt meselesi çözülemedi örneğin. Karmaşık nedenlerle.
Şimdi bir karşı-devrim gündemde ve devrimin çözemediğini karşı-devrimin çözeceğine inanmamız isteniyor.
Olmaz, asla olmaz.
Hayat böyle parçalı değil.
Bu Türkiye her konuda bir yöne gidecek ama Kürt yurttaşlarımızı başka bir yöne, özgürlüğe, demokrasiye götürecek.
Bu olmaz.
Karşımıza çıkarılan hukuki çerçeve kendi başına bir anlam taşımıyor. Oraya sıkışıp kalınamaz.
Konu bir seçimi daha kazanma çabasından ibaret değil.
Konu “yeni” bir Türkiye’dir! “Yeni” Türkiye, eskidir, Yeni-Osmanlı’dır.
Türkiye etnik temeller üzerinde hiçbir sorununu çözemez. Dile getirilen Türk-Kürt ittifakı ya da Türk-Kürt-Arap ittifakı ancak bir emperyalist projenin kodlanması olabilir.
Bugün yaşananları “terör örgütüne taviz” diye okuyanlar yanılıyor. Tanık olduğumuz, çok kapsamlı bir dönüşümde yeni bir evreye geçiş girişimidir. Bu girişimin aktörleri doğru tespit edilmeli, tek bir noktaya odaklanılmamalıdır.
Bu sürecin başında doğrultu önemli demiştik. Çok alametler belirdi üstüne. Sadece şu son bir aya sıkışanlara bakmak yeterli. Ha bakınca “Ankara NATO planlarını bozuyor” sonucuna ulaşanları tarihe havale edebiliriz.
Hayır demek için fazlasıyla neden var. “Siz demokrasi istemiyorsunuz” diyenlere de söyleyecek çok sözümüz.
Ömer Koç, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları da yazabilirdi:
12 Eylül'de dedesinin idamların hızlandırılması için cuntacılara mektup yazdığını
12 Eylül'ün Türk-İslam sentezinden gayet memnun olduklarını
Özal'la birlikte işçilerin haklarını, sosyal devleti, kamu kaynaklarını talan ettiklerini
2002'de Erdoğan'ın iktidara gelmesini sağladıklarını, karşılığında 2003'te TÜPRAŞ'a çöktüklerini
TESEV'i kurarak Fethullahçılar ile AKP'nin rejim değişikliği için platform sağladıklarını
Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçmesinde bile parmakları olduğunu...
Geçen yıl iki büyük şirketlerinde kar patlaması yaşarken binde 1 vergi verdiklerini, o sırada işçilerin yüzde 17 vergi ödediğini, vs. vs.