@turkbirefendi Evet burası Arabistan değil, zaten en büyük özelliğimiz de bu. Orada başın açık şarkı söyleyemezsin ama burada ister açık ister kapalı yaşar, şarkını da dilediğin giyimle söylersin. Atatürk’ün Cumhuriyetinin en büyük özelliği de budur. Saptırmayın, anlamadan konuşmayın.
Dili tembel olduğu için artikülasyonu (sesletimi) berbat olan bir gazeteciyi uyarmak, "dil polisliği" değildir.
O kişi, takdir ettiğim iyi bir gazeteci, ancak "hafriyat" diyeceği yerde "harfiyat" derse ben düzeltirim, polis değilim, sadece dile özen gösteriyorum.
Siz koskoca Doçent Doktor sıfatı taşıyorsunuz. Makalelerinizde Türkçe dil bilgisi kurallarına uymuyor musunuz?
Yorum yaptığınız canlı TV programlarında sözdizimine özen göstermiyor musunuz?
Dil canlıdır, evrilir, doğru. Ama "kurallarına boş verin" demek, çok tuhaf!
Dil kurallarına özen gösterenlere saygı gösterelim lütfen!
@Haberturk Tüü senin şerefini si.... Savunma yaparken söylediğin her cümlenin a.k. Suratına tükürsen yetmez, s.ksen adamdan sayarlar. Allahın belaları.
Başarılı çalışmalarıyla Türkiye’nin en iyi şehir tiyatroları arasında yerini alan Alanya Belediye Tiyatrosu, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü, Nikolay Gogol’un unutulmaz eseri Palto ile kutladı.
Salonu dolduran seyirciler tarafından ayakta alkışlanan ekibe, Başkan Yardımcımız Murat Levent Koçak ve Meclis Üyemiz İrem Yunusoğlu teşekkür plaketi takdim etti.
Tiyatrocularımızın, sahne arkasındaki emekçilerimizin ve tüm seyircilerimizin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.
Millet kolayını bulmuş. Hazırlıyor anonim bir bayram tebriği, yolluyor herkese, oldu bitti.
Yani 5 dakikada Beşiktaş!..
Aslında bu samimiyetsiz ve zahmetsiz mesajlara hiç cevap vermemek gerek.
Ama yapamıyorum.
Dünden beri hepsine tek tek, ismen hitap ederek cevap verdim ve henüz bitirebildim.
Gelecek bayramda lütfen bu tür salla gitsin türünden bayram tebriği göndermeyin, zira cevaplamayacağım.
Not: Telefonla arayan, ya da ismime özel mesaj gönderenlere çok teşekkür ediyorum.
ÇANAKKALE RUHU
111. Yıldönümünü kutladığımız Çanakkale savaşları, kendi kulvarında dünyanın en büyük olaylarından birisidir. Yokluk, varlığı... iman, küfrü... tevazu ve mahviyet, kuru gururu... perişan etmiştir.
Çanakkale Zaferi, dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuş, tarihin akışı üzerinde Türk Milleti, belirleyici bir rol oynamış, Millet olma bilincinin tohumları atılarak, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasına zemin hazırlayan, bir prestij ve azmin mücadelesinin adı olmuştur.
Nitekim kazanılan zafer hakkında devrin önemli liderleri şunları söylediler : Mesela Churchill, “Türkler, Çanakkaleyi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir” diyor.
Sör Kombet ise, “Çanakkalede her şeyimiz kusursuzdu. Fakat başarılı olmadık. Zira Türkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim”.
Bu bakımdan çocuklarımıza Çanakkale’yi anlatırken, Çanakkale’nin normal bir savaş olmadığını belirtmeliyiz. Gerçekten de Çanakkale, göğüslerin düşmana siper edildiği, havada kurşunların birbiri ile çarpıştığı sıradışı bir savaştı. Çanakkale aynı zamanda yaralı düşmanını savaş alanından alıp düşman siperlerine götürüp teslim edecek kadar insan olduğunu unutmayanların savaşıydı.
Çanakkale’de sadece bir cesaret örneği gösterilmemiş, aynı zamanda insan onur ve haysiyetinin zirve yaptığı bir nitelik de sergilenmiştir.
Çanakkale Cephesi Savaşları sonucu, Anadolu'daki her 3 evin 1'inden şehit çıkmıştır. 3 kadından birisi ise dul kalmıştır.
Çanakkaleyi geçilmez yapan, Çanakkale Savaşı'nda şehid olan insanların torunları olan bizler, bu savaşın tarihi, siyasi, askeri ve diplomatik yönlerini iyi bilmeli, günümüze ulaşan etkilerini iyi değerlendirmeliyiz. Bayrağın teslimiyetini, her keresinde gerçek varlığın ilânı olan ezanın susmasını, ata kanlarıyla sulanmış kutsal vatan topraklarının düşman çizmesi altında ezilmesini kabul etmeyip, inanç ve iman dolu göğüslerin düşmana siper edildiğini unutmamalıyız.
Mukaddes vatan toprakları için, canlarını seve seve vererek; bir ulusun kaderini değiştiren, vatanımızı, istiklalimizi, sarsılmaz imanları, eşsiz cesaretlerine borçlu olduğumuz, aziz şehitlerimiz, dünyada eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır. Onlar, şairin dediği gibi, toprakları uğruna toprağa düşüp, bir hilâl uğruna tertemiz alınlarından vurulup, makber yerine, Yüce Peygamberin kendilerine açılan kollarına yol almıştır.
Vatanın her karış toprağını kanlarıyla sulamış bu destanı yazanlara karşı, ehl-i sâlib’in temsilcileri olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne ve değerlerine düşman olan günümüz zihniyetlerini iyi tanımalıyız.
Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, Çanakkale’de destan yazan komutanından erine kadar verdiğimiz tüm şehitlerimizi ve ahirete göçmüş gazilerimizi, o günden bugüne dek vatan için can veren şehitlerimizi, bir kez daha saygı ve şükranla anıyor, Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan donanma Çanakkale Boğazını zorla geçmek amacıyla; Şubat 1915’ten itibaren, zaman aralıklı olarak bir seri saldırılara başladılar. Ancak bir sonuç elde edemediler. Birleşik donanma 18 Mart 1915’te, 270 ton ağırlığında, 247 ağır topa sahip zırhlı gemilerden oluşan armada ile en büyük hücumu yaptılar. Ancak ağır kayıplara uğrayarak deniz harekatından vazgeçtiler… İlk yumruğu Deniz harekatında, ikinci yumruğu da 25 Nisan 1915’ten sonra kara harekatında yediler.
Dönemin ünlü İngiliz gazetecesi Asmet Bartlet : “Çanakkale Savaşı devler ülkesinde, devler savaşıdır. Savunulan Vatan’ın Öz topraklarıdır. Ve bu toprakları ülkenin Öz çocukları olan Devler savunmuştur.”